Jet yakıtı krizi havacılığı vurdu
Allianz Research’ün yayımladığı yeni rapora göre Orta Doğu’daki kriz, küresel jet yakıtı arzında ciddi daralma yarattı. Jet yakıtı fiyatları ikiye katlanırken, havayolu şirketleri bilet fiyatlarını artırmaya ve kapasite düşürmeye başladı. Rapor, Avrupa’nın yapısal yakıt bağımlılığı nedeniyle en kırılgan bölgelerden biri olduğuna dikkat çekiyor.
Orta Doğu’da derinleşen jeopolitik gerilim, yalnızca enerji piyasalarını değil küresel havacılık ve turizm sektörünü de sarsmaya başladı. Allianz Research tarafından yayımlanan “Tatil yerine evde kalma yazı mı? Jet yakıtı krizi yoğun tatil sezonunu yeniden şekillendiriyor” başlıklı rapora göre, jet yakıtı arzında yaşanan daralma havayolu şirketlerini fiyat artırımı ve kapasite kesintilerine zorlarken, Avrupa başta olmak üzere birçok bölgede yaz sezonuna ilişkin dengeler yeniden kuruluyor.
Raporda, mevcut krizin önceki petrol şoklarından farklı olarak doğrudan ham petrol arzından değil, rafineri kapasitesi ve ürün lojistiğindeki kırılmalardan kaynaklandığı vurgulandı. Küresel deniz yolu jet yakıtı ticaretinin yaklaşık yüzde 25’inin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın çevresindeki belirsizlik, özellikle havacılık sektöründe ciddi baskı yaratıyor.
JET YAKITI FİYATLARI İKİYE KATLANDI
Allianz Research verilerine göre jet yakıtı fiyatları çatışmaların başlamasından bu yana iki katına çıktı. Rafineri marjlarının varil başına 100 doların üzerine çıkması ise piyasadaki baskının yalnızca ham petrol fiyatlarından kaynaklanmadığını ortaya koyuyor.
Raporda, jet yakıtının havayolu şirketlerinin toplam operasyonel maliyetlerinin yaklaşık yüzde 30-35’ini oluşturduğu belirtilirken, maliyetlerdeki sert yükselişin doğrudan bilet fiyatlarına yansıdığı ifade edildi.
Uluslararası uçuşlarda fiyat artışlarının şimdiden yüzde 5 ila 15 seviyesine ulaştığına dikkat çekilen çalışmada, kısa ve orta mesafeli uçuşlarda 20-60 dolar, uzun mesafeli uçuşlarda ise 80-150 dolar arasında ek yakıt ücretlerinin uygulanmaya başlandığı kaydedildi.
AVRUPA YAPISAL RİSK ALTINDA
Rapora göre Avrupa, jet yakıtı arzı açısından en kırılgan bölgelerin başında geliyor. Bölge, ihtiyaç duyduğu kerosenin yalnızca yarısını kendi üretimiyle karşılayabiliyor. Kalan bölüm ise büyük ölçüde Körfez ülkelerinden ithal ediliyor.
Özellikle Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve İtalya’nın yapısal arz açığı nedeniyle risk altında olduğu belirtilirken, Orta Doğu’dan Kuzeybatı Avrupa’ya yapılan kerosen sevkiyatlarının mart ayında yüzde 90 düştüğü, nisan ayında ise neredeyse tamamen durduğu aktarıldı.
ABD’den Avrupa’ya yapılan sevkiyatlarda sert artış görülse de toplam arzın hâlâ ciddi biçimde daraldığına işaret eden rapor, yaz sezonunda fiziksel yakıt sıkıntısı yaşanabileceği uyarısında bulundu.
DÜŞÜK MALİYETLİ HAVAYOLLARI BASKI ALTINDA
Çalışmada özellikle düşük maliyetli havayolu şirketlerinin mevcut tablo karşısında daha savunmasız olduğuna dikkat çekildi. Yakıt maliyetlerindeki yükselişin kısa mesafe uçuş ağırlıklı çalışan şirketlerde kârlılığı doğrudan baskıladığı belirtilirken, Avrupa’daki hızlı tren alternatiflerinin de bu şirketler üzerindeki rekabet baskısını artırdığı ifade edildi.
Rapora göre Avrupa’daki kapasite kesintileri şimdilik sektör genelinde yüzde 2 ila 5 seviyesinde kalıyor. Ancak bu kesintiler daha çok düşük gelirli kısa mesafe rotalarda ve ikincil havalimanlarında yoğunlaşıyor.
GÜNEY AVRUPA’YA TALEP ARTIYOR
Allianz Research, yükselen uçuş maliyetleri nedeniyle bazı tüketicilerin yurtdışı seyahat yerine daha yakın destinasyonlara yönelmeye başladığını belirtti. Özellikle İspanya, İtalya, Yunanistan ve Portekiz gibi Batı Akdeniz ülkelerinde rezervasyon hareketliliğinin arttığına dikkat çekildi.
Rapora göre İspanya’ya yönelik rezervasyonlar yıllık bazda yüzde 32 artarken, İtalya, Yunanistan ve Portekiz’de bu artış yaklaşık yüzde 20 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde Batı Akdeniz’de faaliyet gösteren turizm ve otelcilik şirketlerinin hisseleri de yüzde 36 yükseldi.
Ancak rapor, ABD ve Euro Bölgesi’nde zayıflayan tüketici güveni nedeniyle bu hareketin sınırsız olmayacağını vurguluyor. Birçok hane halkının iptal edilen uzun mesafeli tatiller yerine alternatif seyahat planı yapmak yerine toplam harcamalarını kısmayı tercih ettiği belirtiliyor.
ORTA DOĞU TURİZMİNDE GELİR KAYBI RİSKİ
Pandemi sonrası güçlü toparlanma yaşayan Orta Doğu turizmi ise en sert darbeyi alabilecek alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Rapora göre çatışmalar öncesinde bölgeye gelen uluslararası turist sayısının 2026’da yüzde 13 artması bekleniyordu. Ancak mevcut gerilimin bir ay daha sürmesi halinde turist sayısında yüzde 35-40 arasında düşüş yaşanabileceği tahmin ediliyor.
Bu senaryoda yaklaşık 70-75 milyar dolarlık turizm gelirinin kaybedilebileceği belirtilirken, turizmin milli gelir içindeki payının yüksek olduğu Lübnan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün gibi ülkelerin daha kırılgan durumda olduğu ifade edildi.
Raporda ayrıca Maldivler, Seyşeller ve Mauritius gibi Körfez aktarma merkezlerine bağlı ada ekonomilerinin de bağlantı sorunlarından doğrudan etkilenebileceği kaydedildi.
