3 saatte 3 bin yıllık tarihe yolculuk…
BENİM için geç kalmış bir yolculuk oldu. Yıllardır görmek istediğim Miniatürk’ ü açılışından ancak 13 yıl sonra ziyaret edebildim. Antik Çağ’dan Roma’ya ve Bizans’a, Selçuklu’ya, Osmanlı’ya değin bu topraklarda hüküm sürmüş ve iz bırakmış her medeniyetin kültürlerinden günümüze kalan zengin mimari mirası bir araya getiren Miniatürk, 2 Mayıs 2003 tarihinde ziyarete açılmış. Kısaca ziyaret konusunda ben biraz gecikmişim…
Miniatürk’ü hayat arkadaşım Işıl Hanım’la birlikte bayram tatilinde gezdik. Oldukça sıcak bir gündü ve müzenin ziyaretçileri tahminimizden çok daha kalabalıktı. Ziyaretçilerin yaklaşık yarısını Arap turistler oluşturuyordu. Eserlerin önündeki açıklamalar Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak yer alıyordu, uygundu. Ama neredeyse her dakika başı ziyaretçilere yapılan, “Lütfen çimlere basmayınız ve maketlere dokunmayınız” anonsu Türkçe ve arada bir İngilizce yapılıyordu. Bence anonsun sadece Arapça yapılmasında fayda var, çünkü Arap dostlarımız maketlerin üzerine oturup fotoğraf çektirecek kadar sevmişlerdi Miniatürk’ü… Türkler ve Batılı turistlerse kurallara uyarak geziyordu müzeyi.
‘Büyük Ülkenin Küçük Bir Modeli’ sloganıyla yola çıkan Miniatürk’te, binlerce tarihi eser arasından, bilinirliğine, dönemini temsil yeteneğine göre Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilen İstanbul’dan 61 eser, Anadolu’dan 58 eser ve bugün Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından 12 eser olmak üzere 131 mimari eserin, 1/25 oranında küçültülmüş minyatür modellerine yer veriliyor.
Miniatürk, Türkiye ve Türk kültürü ile sınırlanmayan, Anadolu’yu Anadolu yapan tüm değerlerle birlikte, yakın coğrafyadaki bütün bir yaşanmışlığın izlerini taşıyor Haliç kıyısına. Ve siz üç saatte, 3000 yıl öncesine dek uzanan uygarlıkların bıraktığı izleri bir arada görebiliyorsunuz…
Bir yanda kervansaraylar, külliyeler, medreseler, köprüler, garlar, iskeleler, kaleler, surlar, türbeler, camiler, kiliseler, sinagoglar, saraylar, yalılar, dikilitaşlar, anıtlar, heykeller… Diğer yanda Pamukkale’den Peri Bacaları’na dünyada eşi olmayan doğal oluşumlar, uzmanlar danışmanlığında bir ekip tarafından, titiz bir çalışmayla seçilmiş ve sergileniyor. Tabii Nemrut Dağı’ndaki Agamemnon Krallığı’nın kalıntıları da…
Alanda, Anadolu’da inşa edilen ve bugün yerinde olmayan, dünyanın antik çağdaki yedi harikası arasında sayılan Artemis Tapınağı ve Halikarnas Mozolesi de sergileniyor. Ayrıca Mimar Hayreddin tarafından 1566-67 yıllarında inşa edilen ve Mostar’ın simgesi haline gelen ve dünyanın en büyük tek gözlü taş köprülerinden biri olan Mostar Köprüsü de sergilenen maketler arasında. 1993 yılında savaş sırasında yıkılan köprü, 2003 yılında, yeniden inşa edilerek hizmete açıldı.
Miniatürk’te, her şey aslına o kadar uygun ki, sanki doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün ülkeyi bir anda dolaşmış gibi hissediyorsunuz kendinizi. Tabii ki eserlerin aslını görmekle aynı şey değil bu. Ama minyatürleri görünce aslını da görmek için özlem duymak bir yana, o eşsiz yapıları bu açıdan seyredebilmek de başka bir keyif veriyor insana.
Miniatürk’ü gezerken beni en çok etkileyen Selçuklu eserleri oldu. Selçuklulardan kalma cami, medrese ve kervansaraylardaki taş işçiliğinin inceliğine ve güzelliğine şapka çıkarmamak elde değil. Gerçekten o eserleri yapanlar işinin ustasıymış. Tabii Mimar Sinan’ın ve Balyanlar’ın eserlerine de şapka çıkarmak üzere…
İnternet sitesinden edindiğim bilgiye göre, Miniatürk’ün toplam alanı 60.000 metrekare. Sitede şöyle deniyor: “Maketlerin yer aldığı 15.000 metrekarelik alanın yanı sıra Panorama Zafer Müzesi ve Kristal İstanbul Müzeleri, 500 araçlık otopark, restoran, kafeterya, hediyelik eşya, sergi salonu, açık hava gösteri alanı, çocuk oyun parkı, feribot, kumandalı tekne, gezi treni, masal ağacı, olimpiyat stadı, satranç ve labirent alanı, Türkiye-İstanbul Simulasyon Helikopter turu ile dev bir kompleks olan Miniatürk’te ziyaretçilerin hoşça vakit geçirmesi, eğlenirken öğrenmesi için gerekli her şey düşünülmüş durumda.”
Gücünü arkasındaki 3000 yıllık uygarlıklardan alan Miniatürk, hoş bir gezi parkı olmasının yanı sıra, aynı zamanda bir kültür ve sosyal sorumluluk projesi. Genç kuşaklar ne kadar köklü bir uygarlıkla beslendiklerini Miniatürk’te keşfediyorlar. Yerli ve yabancı turistlerin İstanbul turlarında ilk adres olan Miniatürk, kısa sürede muhteşem bir Türkiye turu atmak isteyenler için de ideal bir mekân. Miniatürk’ü hâlâ ziyaret etmediyseniz, tez zamanda gezin, görün derim. Benim gibi geç kalmayın. Esen kalın…
