İnsan Olmak

MARKETİN açık otoparkına girdim. Aracımı park etmek üzereydim ki tam karşımdaki park yerine geri geri girmeye çalışan sürücüyü görüp onun park hareketini bitirmesini bekledim kendi yerime girmek için, beklediğimi görünce de uzaktan teşekkür etti bana.
Aracımı park ettim, bagajdan alışveriş torbamı, kapıdan da market arabasını aldım, içeri girerken aynı sürücüyle karşılaştım ve girişte de yol verdim kendisine. “Ne kadar naziksiniz” dedi ve teşekkür edip içeri girdi…
Bu teşekkür hoşuma gideceğine düşündürdü beni. Düşünceli olmak, alttan almak, öncelik kovalamamak, sabırlı ve geniş yürekli olmak günümüzün değerleri değil artık. Üstelik hala bu tavırlara sahip bir insansanız gösterdiğinizin beşte birini bile göremediğiniz için üstüne sinirleniyor, hayıflanıyorsunuz bir de…
Olmadığım bir insan haline gelemem. Ama bir süreliğine gözlerimi kapayıp, hislerimi söndürüp beynimi kilitleyebilirim diye düşünüyorum.
Ne mi yaparım? Mesela bir süreliğine aracımı yoldan sokağa sapmak ya da sokaktan yola çıkmak isteyenlerin tüm görüşünü kapatacak şekilde tam sokak başlarına bırakırım.
Bir daha markete ya da AVM’ye gittiğimde aracımı yandaki aracın şoför kapısı ile azami 10 cm aralık kalacak şekilde park ederim.
Evde ya da ofiste su ısıtıcısındaki suyu bitirip benden sonrakiler için su ilave etmeden çıkar giderim mutfaktan.
“Ummadığım bir rahatsızlık ya da acil bir son dakika işi nedeniyle ofise sabahtan gidemeyebilirim, ortalık dağınık kalmasın, kötü görünmesin” diye akşamdan ortalığı toplamadan çıkarım ofisten.
Camları açık ya da farları açık unutulmuş araçların sahiplerini bulup bilgilendirmek için çok kıymetli zamanımı tüketmem.
Arkamdaki araçtan korna yememek için son anda kendini yola atan yaya için aniden durmam, ya da yoldaki su birikintilerini görüp etraftaki yayalar ıslanmasın diye şerit değiştirip kenarından geçmem o birikintilerin, dalarım içlerine.
Birisine yol tarifi verirken, çoğu yakınımın bana takıldığı şekilde “ana caddeden gelirken 2. sokaktan sola dön, döneceğin yerde ağaç dallarının arasına saklanmış bir durak levhası var..” gibi detaylara girmem.
Market kasası kuyruğunda kimseye sıramı vermem, sıram gelince de ne kadar önemli insan olduğumu herkese göstermek için rast gele birisini arar geniş geniş konuşmaya başlarım birden.
Tabii bu düşüncelerimi eyleme geçirmeyeceğim, çünkü o zaman ben olmam.
İnsan olmak yaptıkların kadar yapmadıkların. Toplumda bir birey olabilmek düşünmek kadar düşünemediklerin. Herhangi bir günü verimli bitirebilmek demek maddi kazanımlar, her türlü başarı kadar o güne dair hiçbir pişmanlık yaşamamak.
Gece başını yastığına koyduğunda tüm dünya sensin. Ne sıranı verecek bir başkası, ne alttan almanı gerektirecek bir sorun, ne de sabırlı olmanızı gerektirecek bir yoğunluk kalmıyor etrafta.
İşte o anda kendi ile baş başa kalıyor insan. O günün bilançosunda varlık ve yükümlülükler tutuyorsa kısa sürede uykuya geçiyorsun. Aksi takdirde zor bir gece, yorgun bir sabah bekliyor insanı.
İnsan olmanın asgari gereklilikleri var. İyi insan olmak, dürüst insan olmak, ahlaklı olmak bu gerekliliklerden değil çünkü zaten bunlar olmadan insan adayı bile olunmuyor.
Zekâ veya eğitim de insanlara yüklenmek için geçerli şartlar değil çünkü genetik ya da sunulan fırsatlar bağlamında kaçınılmaz farklılıklar var.
O zaman yapılacak tek şey kişinin kendini çok büyük bir çarkın dişlisi, veya çok büyük bir panorama tablosundaki bir detay olarak görüp tutum ve davranışlarını bu büyük çarkı veya panoramayı düşünerek belirlemesi.
İnsan olmak demek başkalarının da var olduğunu hiçbir zaman unutmadan yaşamak demek.
Görüşmek üzere,

Yorum yazın