Belirsizliğin bilimi

GEÇEN yazımızda belirsizliğin bilimi istatistik ve olasılıklarla ilgili görüşlerimizi aktarmaya devam edeceğimizi söylemiştik.
Hepimizin malumu olduğu üzere sigortacılık matematikçiler tarafından olasılık hesaplarının ele alınmasıyla profesyonel bir meslek haline gelip tüm Avrupa’da yayılmaya başladı. Öyleyse bu yazımızın konusu istatistikçiler ve olasılıkçılar. Aslında hepsi matematikçi; büyük bir bölümü ise aynı zamanda filozof.
‘Tanrı daima matematik kullanır’ diyerek, evrenin düzenini kuran Tanrı ile evren arasında sıkı bir matematiksel ilişki olduğunu söyleyen Platon değil miydi? Birçok matematikçinin bakış açısı da Platon’un bakış açısıyla örtüşüyor ve çoğu matematikçi, matematiğin evreni tanımlayan ve düzenleyen kanunların dili olduğu konusunda ortak bir sonuca varıyor. Varmasına varıyor da bu sefer zihinlerini başka bir soru kurcalamaya başlıyor. Matematik sadece doğanın düzenini mi kurguluyor; yoksa sosyoloji, ekonomi, nüfus, demografi, politika gibi diğer sosyal alanlarda, hatta tıp, biyoloji, meteoroloji, astronomi gibi diğer bilimsel alanlarda da insan doğasıyla ve yaşamıyla ilgili rolü var mı? Matematik kanunlarına başvurarak insan davranışlarını irdeleyip gelecekleri ile ilgili modellemeler yapmak mümkün mü?
Buyurun bakalım matematikte yani bir dal doğuyor ve bu dal biz sigortacıların temel taşını, kutup yıldızını oluşturuyor. İstatistik ve olasılık hesapları…
Bazı matematikçiler, evrensel denilebilecek kanunlar olmasa bile bazı matematik ilkelerin kullanılmasıyla sosyal davranışların modellenebileceği görüşünde birleşmişler. Örneğin matematiksel fizikçi Pierre Simon de Laplace ‘Olasılık Hakkında Felsefi Denemeler’ adlı eserinde ‘Bütün olaylar, hatta önemsiz oldukları için doğanın muhteşem kanunlarına bağlı değilmiş gibi görünenler de dâhil olmak üzere, o kanunların güneşin döngüleri kadar kaçınılmaz bir sonucudur. Her şeyi evrenin sistemi altında birleştiren bağları dikkate almamak, onları şansa ya da tesadüflere dayandırmak anlamına gelir’ diyerek çok iddialı bir yorum getirmiş. O halde iş matematik düzen içinde oluşan geçmişi irdeleyip geleceğe yönelik tahminler yapmaya kalıyordu. Yani olasılık hesapları ve onun temelini oluşturan istatistik.
Bu konudaki çalışmaların 1600’lü yıllarda başladığını 1700 ve 1800’lü yıllarda artarak hızla geliştiğini görüyoruz. İlk önemli istatistik çalışmasının on yedinci yüzyılda Londra’da tuhafiyecilik yapan John Graunt (1620-1674) tarafından yapılmış olması ilgi çekici. Tuhaf bir adam olmalı ki, matematikçi olmamasına rağmen bizim tuhafiyeci sayılara merak sarmış ve ölüm raporları üzerinde çalışarak ilginç tespitlerde bulunmuş. Araştırma sonuçlarını Ölüm Raporları Baz Alınarak Hazırlanmış Tabii ve Politik Tespitler Endeksi adında bir kitapçıkta toplamış. Kitapçıkta altmış üç hastalık ve ölüm sebebini listelemiş. Kraliyet Bilim Akademisi’ne yazdığı bir yazıda bu çalışmasında, ‘Hava Durumu, Ülkeler, Mevsimler, Hasat Verimi, Sağlık, Hastalık, Uzun Ömür, Cinsiyet ve Yaş Oranı’ gibi faktörleri göz önünde bulundurduğunu belirtmiş.
Graunt yaptığı çalışmalar sonucunda çocuk ölüm oranları ile yaşlıların ölüm oranlarını da tahmin etmiş, son olarak ölüm oranı ile yaş arasındaki bağlantı hakkında matematiksel bir tahminde bulunmuş. Hazırladığı liste de ilk mortalite ve morbidite tablosu olmalı. Yaptığı çalışmaların hepsi güvenilir sonuçlar vermemekle birlikte kendisi istatistik biliminin temelini atan kişi olarak tanımlanabilir. Bana göre kendisine demografi biliminin kurucusu ve aktüeryanın babası diyebiliriz.
Çok ilginç, bazen bilim adamı olmayanlar da bilime çok büyük katkı sağlayabiliyor. Bizim tuhafiyeci tuhaf bir adammış vesselam.
Graunt’u takip edip istatistiğin kullanımına matematiksel yaklaşım getirenlerin başında bir astronom geliyor: Edmond Halley. Hani Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ‘Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ adlı romanında konu edilen kuyruklu yıldıza ismini veren kişi. Gökyüzünden yeryüzüne ayırdığı vakit için de o da kişilerin yaşam tablolarına ilgi duymuş. ‘Breslau Kentindeki Doğum ve Cenaze Kayıtlarından Faydalanılarak Hazırlanmış Tahmini Ömür Ortalamaları ve Ölüm Aylıklarının Maliyeti’ adlı çalışması 18. yüzyılda faaliyete geçen hayat sigorta şirketleri tarafından kullanılmış. Bizim astronom da böylece sigortacılığa da el atmış.
Sonra gelenler kimler mi? Yerimiz kalmadı, izninizle sonrakilere gelecek yazımızda yer verelim.

Yorum yazın