Denizi özleyenler için
Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik; baktı ki arpa boyu yol gitmemişiz ama gördük ki, sonunda bir Mayıs ayına daha ulaşıvermişiz. Maalesef ailemizde ve dost çevremizde ulaşamayanlar da oldu.
Mayıs ayı baharın ve önümüzdeki aydınlık günlerin müjdecisi. Yaşadığımız türlü sıkıntılara rağmen mayısla birlikte içimizdeki bahar sevinci tekrar tomurcuklandı. Benim gibi denizi özleyenler için ise rüyalarımız dalga dalga şahlandı.
Duygularımı anlatmak için şair olmam lazım ama maalesef değilim. Bunun için duygularımı Orhan Veli’nin “Denizi Özleyenler İçin” şiiriyle sizlere iletmeye çalışacağım.
Denizi Özleyenler İçin
Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret,
“Bakar bakar ağlarım”
Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,
Bir midye kabuğunun aralığından;
Suların yeşili, göklerin mavisi,
Lapinaların en harelisi…
Hala tuzlu akar kanım
İstiridyelerin kestiği yerden,
Neydi o deli gidişimiz,
Bembeyaz köpüklerle açıklara!
Köpükler ki fena kalpli değil
Köpükler ki dudaklara benzer;
Köpükler ki insanlarla
Zinaları ayıp değil.
Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret.
Madem Orhan Veli’yle başladık duygularımızı dile getirmeye;
yine O’nun dizeleriyle bitirelim; yelkenimizi rüzgara açalım.
Açsam Rüzgara
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgâra yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz…
Mercan adalarda bir liman..
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Her gün aheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş, ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün.
Denizüstü ve yüreğimiz köpürüyor. Bakalım gemilere binip,
yelkenimizi rüzgâra açabilecek miyiz?
İstanbul, 19 Nisan 2024
