Sigortacılıkta kârlılık eğilimi!

Sigorta şirketlerinde finansal performans ve finansal olmayan performans olmak üzere iki tür performans vardır. Boyutlardan birisi, şirketin üretkenliği veya girdilerini verimli bir şekilde çıktılara dönüştürmektir. İkincisi ise, şirket kazancının maliyetinden fazla olduğu ve doğrudan finansal raporla ilgili değişkenlere ağırlık verilen kârlılık boyutudur. Kârlılık terimi, kâr ve yetenek olmak üzere iki kelimeden oluşur. Kâr ve kârlılık kavramlarını bu noktada ayırmak gerekir. Muhasebe açısından kâr, bir işletmenin toplam gelirinden o geliri elde etmek için harcanan tüm tutarın düşülmesiyle elde edilmesi olarak ifade edilirken, kârlılık ise belirli bir yatırımın kullanımlarından getiri elde etme yeteneği olarak tanımlanır. Bu bağlamda, sigorta şirketinin kârlılığı, poliçe sayısı ve buna bağlı olarak üretilen prim hacmine, yatırımlarının geri dönüşüne, işletme maliyetlerine ve hasarlarda ne kadar ödemek zorunda olduklarına bağlı olarak açıklanabilir.

Her bir sigorta şirketinin kârlılık politikaları kendi içinde alınan yönetim kararlarına ve stratejik uygulamalarına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bununla beraber, kârlılık trendlerinin belirlenmesinde anahtar tahminlerin yapıldığı genel yaklaşımlar vardır. Bunlardan bazıları;

  • Sigorta şirketlerinin yatırım faaliyetlerinde elde ettikleri getirilere bağlı gelirlerde, üretilen poliçe sayısı ve hacim büyüklüğünün anlamlı olması gerekmektedir.
  • Sigorta şirketlerinin yüklendiği maliyetler, diğer işletmeler gibi gerçekleştirilen faaliyetlere bağlı olarak ortaya çıkan tipik maliyetlerdir. Sigorta sektöründeki şirketler de maliyetlere katlanmakta ve ürün satmakta ve işletme maliyetleri ile piyasanın katlanacağı fiyatlar arasında kârlı bir denge bulmak zorundadır. Ayrıca bu şirketler, sigortacılığın ekosistemi gereği oluşan hasar taleplerini de ödemek zorundadırlar. Örneğin; Hasar ödemelerinde sigortacının hizmet sağlayıcılara ödenen tutarlarda maliyetlerin önemli sayılabilecek kısmını oluşturmaktadır. Sağlık sigortacıları için bu, hastaneler, doktor, tıbbi tahlil gibi tüm tedavi kurumlarına yapılan ödemeleri kapsamaktadır. Ayrıca, oto-kaza sigortası söz konusu olduğunda, bu, antlaşmalı teknik servislere veya tamir atölyelerine yapılan ödemeleri ve hatta yaralanma söz konusuysa tıbbi masrafları içerir. Bununla beraber ürünün satışını kolaylaştıran, o ürün için hizmet zenginliği sunan ve çoğu dışardan tedarik edilen asistans hizmetleri için ödenen tutarlarda bu kapsam içerisinde sayılır.
  • Sigorta şirketlerinin net kâr marjları, pazara sundukları sigorta türüne bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Büyük şirketlerin çoğu, sigorta türlerinin büyük bölümü üzerinden üretim yaparken, küçük ve orta ölçekli sigorta şirketleri ürün çeşitliliğinde daha koruyucu politikalar izlemektedirler. Bunun yanı sıra yapılan araştırmalarda, sigorta şirketinin yaşı ve büyüklüğünün kârlılık ile olan ilişkisine bakılmış ve bu ilişkide kârın şirket yaşıyla anlamlı bir ilişkisi olmamasına karşın, şirket büyüklüğü ile pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğu belirlenmiştir.
  • Şirketin görünen büyüklüğünden bağımsız olarak, şirketin güçlü bir şekilde kâr elde etmesi o sigorta şirketinin pazarlamadan satışa, maliyet yönetimine ve risk modellerine kadar işini ne kadar iyi yaptığına bağlıdır.
  • Ürüne bağlı verilen hizmetlerdeki maliyetler, poliçe fiyatlarındaki değişikliklere ve oluşan hasar sayısındaki azlığa-çokluğa ilişkin olarak yıldan yıla değişerek etki eden faktörlere bağlıdır.
  • Maliyet disiplini, sigortacılar için kilit bir odak alanı olmaya devam etmektedir. Sigorta şirketinin kârını etkileyen en önemli faktörlerden biriside enflasyon yüksekliğidir. Fiyatlama gibi doğrudan kârı etkileyen enflasyon oranlarının yüksekliği buna bağlı kârlılık faktörlerini de etkilemektedir. Bunun yanı sıra, teknoloji, yasal düzenleme ve uyumluluk maliyetlerine yapılan harcamaların sürekli artmasına rağmen, sigorta şirketlerinin müşteri ve operasyonel mükemmellik arayışında otomasyona yatırım yapmaya devam etmeleri de yakın gelecek için şirket kârlılığını etkiyecektir.