Sigorta şirketlerinin başarısı ne kadar hedef odaklı olabildiklerine bağlı
EY Türkiye Denetim Bölümü Şirket Ortağı Fatih Polat, sigorta şirketlerinin gelecekte organizasyonel dayanıklılıklarını artırabilme ve sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilmelerinin bugün doğru yatırımları yapmalarına bağlı olduğunu ifade etti.
EY Türkiye Denetim Bölümü Şirket Ortağı Fatih Polat, Küresel Sigorta Görünümü araştırması hakkında görüşlerini paylaştı. Polat, şu açıklamalarda bulundu: “EY (Ernst & Young) olarak tüm dünyada sigortacılık sektörünü yakından izliyor, ekonomi için büyük bir önem taşıyan bu sektörün nabzını her yıl gerçekleştirdiğimiz Küresel Sigorta Görünümü (EY Global Insurance Outlook) araştırması ile takip ediyoruz. EY araştırması, mevcut makroekonomik ve jeopolitik koşullar altında küresel sigortacılık sektörünün güncel durumuna ve gelecekteki büyüme beklentilerine odaklanıyor. Ayrıca araştırma; sektörü etkileyen karmaşık pazar dinamiklerini ve bu dinamiklerin sigorta şirketlerinin büyüme ve dönüşüm planlarına, sundukları ürünlere, yatırım portföylerine ve finansal performanslarına yönelik ne gibi etkileri bulunduğunu ele alıyor. Küresel çapta belirsizliğin hâkim olduğu, çalkantılı bir makroekonomik ve jeopolitik manzara ile karşı karşıyayız. EY araştırması, belirsizliğin hâkim olduğu bu dönemde hedef odaklı dönüşümün önemine ve bu dönüşümün nasıl sağlanacağına dikkat çekiyor. Günümüzün pazar koşullarını sektörün hedef ve öncelikleri perspektifinden değerlendiren araştırmanın öne çıkan bulgularına birlikte bakalım.
‘COVID-19 ETKİLERİ HALA SÜRÜYOR’
Sektörün genel görünümüne baktığımızda, COVID-19 pandemisi her ne kadar büyük ölçüde geride kalmış olsa da bu salgının iş gücü ve tedarik zincirlerine yönelik etkilerinin hâlâ sürdüğünü görüyoruz. Bunun yanı sıra; devam eden çatışmaların yıkıcı etkileri, küresel jeopolitik gerilimler, yüksek faiz, enflasyon ve dalgalanmaların da dahil olduğu etkenlerin yol açtığı karışıklıklar bu günlerin normali haline gelmiş durumda. Küresel ekonomik durgunluk ve gerileme de sigorta şirketlerinin üst düzey yöneticileri ve yönetim kurulları için en temel öncelikler arasında. Araştırmanın ortaya koyduğu bulgulardan biri de, güvenlik ve tasarruf alanındaki açıkların büyümeye devam etmesidir. İklim değişikliği ve siber tehditlere ek olarak, sosyal ve demografik değişikliklerin birleşimi, güvenlik alanında tüm dünyada önemli açıklara neden oluyor. Tehditlerin daha karmaşık hale gelmesi ve çoğalması ise sigortaya olan ihtiyacı artırıyor.
‘SEKTÖR BİRÇOK RİSK VE FIRSATLA KARŞI KARŞIYA’
EY Küresel Sigorta Görünümü 2023 araştırması, mevcut koşulların iş esnekliğini sigortacılar için en temel öncelik haline getirdiğini vurguluyor. Araştırmaya göre, müşterilerin değişen ihtiyaçlarına yanıt verme konusunda hızlı hareket eden ve bu talepleri yerine getirmek için inovasyon ile dönüşümü etkili biçimde kullanan sigortacılar, sadece mevcut çalkantılı ortamda değil, pazarın durgunluğu aştığı dönemlerde de daha başarılı olabilir.
Araştırma bulguları; dönüşüm odaklı yatırımlarını doğru bir şekilde yönlendiren sigorta şirketlerinin, bu şekilde organizasyonel dayanıklılıklarını güçlendirebileceklerini ve geleceğe daha hazır olacaklarını da gösteriyor. Bunu başarabilen şirketler ise, ekonomik koşulların önümüzdeki dönemlerde daha iyileşmesiyle birlikte, sürdürülebilir rekabet avantajına sahip olacak. Buna ek olarak, değişen müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için hızlı hareket eden sigortacılar, durgunluktan çıkmak için de en iyi konumda olma fırsatı bulacak. Araştırma, iklim riskleri ve siber riskler alanında büyümekte olan güvenlik açıklarının ve sağlık sigortası ile emeklilik tasarruflarındaki eksikliklerin, sigorta sektörü için cazip fırsatlar içerdiğine de dikkat çekiyor. Buna göre; sigorta şirketleri için büyümeye giden yol, müşterilere daha fazla değer sunmak için temel koruma teklifleri üzerinde inşa edilen yeni çözümler ve iş modellerinden geçiyor. Araştırmaya göre; iklimle ilgili riskler ve siber riskler, her ölçekteki şirket ve müşteri tipi için liste başı durumunda. Buna bağlı olarak, sürdürülebilirlik ve ESG (çevresel, sosyal ve yönetişim) etkenleri de giderek önem kazanıyor. Bu konudaki duyarlılığı her geçen gün artan tüketicilerin, markalardan sürdürülebilirliğe yönelik taahhüt ve çabalarını açıklamaları yönündeki beklentileri de artıyor. Sigorta şirketlerinin, bu talepleri dikkate alarak tüm ürün ve çözümlerine ESG etkenlerini dahil etmeleri önem taşıyor. Bunun aksi ise, müşteri ya da itibar kaybı gibi riskleri içeriyor. Ayrıca; makroekonomik koşullar, daha basit ve erişilebilir sigortaya olan talebi artırırken jeopolitik gerilimler iklimle ilgili riskleri artırıyor. Bu gerilimlerin, daha düşük karbon ekonomisine doğru ilerlemeye sekte vurması riski de söz konusu. Sektörü etkileyen ve yeniden şekillendiren birbiriyle bağlantılı olan trendler arasında; teknolojinin sürekli gelişimi, artan ve değişen tüketici beklentilerinin yanı sıra zorlu rekabet ortamı da yer alıyor. Bu ortamda, yeni değer önermelerine ve yenilikçi çözümlere yönelik ciddi bir ihtiyaç söz konusu. Sigorta şirketlerinin önünde yenilikçi ürün ve çözümler geliştirmek, müşterileri ve hissedarları ile bir bütün olarak topluma daha fazla değer yaratmak adına oldukça cazip fırsatlar da olduğunu görüyoruz.
‘SEKTÖR HEDEF ODAKLI DÖNÜŞÜMÜNÜ SÜRDÜRMELİ’
EY araştırması, zorlu makroekonomik koşullara ve pazar çalkantılarına rağmen sektörün dönüşüm yolculuğunu sürdürmesi gerektiğine işaret ediyor. Sigorta şirketlerine ilerleme ve büyüme yolunda yardımcı olacak değerli içgörü ve öneriler içeren bu araştırmanın detaylarına, EY sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.”
