Bu noktada…

REZİDANS özellikli (Türkçesi “Konut özellikli”) dairelerde yaşayıp, toplu taşımalara (toplu taşıma: sistemin bütününün adı, tüm metro hatları, tüm otobüsler, tüm uçaklar vs) binen, “sayı”ya da “oran”a da “rakam” diyenlerin diyarından merhaba.

En yakınımdakiler dahil birçok insan bir şeyleri yapıyor oluyor sürekli. “Teklifinizi hafta sonundan önce gönderiyor olacağız”, “Süreç takibimizde, en geç bu perşembeye kadar size geri dönüş yapıyor olacağız”, “Siparişiniz cumartesi teslim ediliyor olacak”. Fuzuli bir incelik mi, doğruyu söyleyemiyor ya da zamanlamayı öngöremiyor olmaktan dolayı yaşanan bir mahcubiyet taşması mı bilemiyorum. Ya da belki akut güvensizlik/özgüvensizlik refleksi…Yapıyor olma, yap kardeşim, dönüyor olma dön, küçülmezsin. Hem belki sözünü tutma anlamında bir katkısı da olur sana bu netliğin. Bir de tabii bu ağzın hizmet sektörü yoğunluklu kullanılıyor olması da “İş Etiği 101” dersinin konusu kesinlikle.

Benzer bir durum da eylemlerin uzatılması, eylemlere aşırı önem yüklemesi için kullanılan “giriş yapmak”, “dönüş yapmak” gibileri. “Konuşmacı salona giriş yaptı!”, “Hanımefendi konutuna giriş yaptı” Yapmasalar girmeyeceklerdi zaten o salona ya da o eve. Girmek mi önemli yapmak mı? Hani meşhur kural vardır dilbilgisinde. Cümleden bir kelimeyi çıkardın ama cümlenin ifadesi bozulmazsa aslında o kelime o cümlede etkisiz unsurdur: “Salona girdi” ya da “Salona veya salonu yaptı” oluyor seçenekler…

Şu veya bu nedenle birikimi, eğitimi, kültürü ile değil de ortama yaydıkları önem aurası ile fark edilen insanlar var etrafımızda. Her şeyi Whatsapp’tan yapıyorlar. Gözde mekanlarda son model akıllı cihazları ile dinleterek ve göstererek iletişiyorlar her daim. Bu insanlar “gerekli görüşmeleri” yapmazlar, “ilgili kişilerle görüştüm” demezler, ama sıkça “telefon trafiği” veya “görüşme trafiği” yaparlar. Diplomaside filan duyardık bu terimi; acil, beklenmedik durumlarda bir araya gelmeyi bekleyemeyecek son dakika sorunlarında yapılırdı o trafikler, ya da bize yanlış öğrettiler.

Süreç demek ağır geliyor da olabilir, süreç trafiğe göre daha yapıcı bir kelime; buna karşın süreç orta/uzun vadeli bir yatırım iken trafik kısa ömürlü bir “hızlı tüketilen mal”!

Lidere meydan okumak için pazara girmiş, dünya devi dijital platformun alt yazısını görünce bitti bu iş dedim: “…Fotoğraf çekinelim..”

“Fotoğraf çekilelim” ile at başı gidiyorlar dil bozukluğu borsasında. Fiilin kendisi düşmek. Düşmek fiiline -n ya da -l eklediğiniz zaman fiili dönüşlü hale getirirsiniz. Yani özne olarak bir şey yaparsınız, ve bu yaptığınız size döner bir şekilde, sizi de etkiler.

Bu tanımı ile birkaç kişiyle birlikte bir fotoğrafımızın olması ve benim çekmem kaydı ile (her şekilde kulağımı tırmalasa da) bir ölçüde doğru olabilir, ama yemek yediğin yerde elindeki telefonu garson arkadaşa uzatırken masaya dönüp “haydi bir fotoğraf çekinelim/ çekilelim” demek, yok artık Lebron!

Birine bir şey sordun, ya da bir şey rica ettin ondan. Yanıtın olumlu olacağını var sayarsak, Evet diyebilir, Peki diyebilir, Tamam diyebilir; ama Tabii derse daha sıcaktır aldığın yanıt, daha rahatlatıcıdır, hele hafif çekinerek soruyorsan bir şeyi. Şimdi o Tabii’ye önce bir – ki ekledik uzun yıllar boyunca, en sonunda -ki ye bir de -de eklendi, “Tabii ki de!”. “Tabii ki” belki bir yere kadar kabul edilebilir ama o -de anlamı pekiştirmek bir yana dahi anlamında da kullanılan -de’den hareketle acaba onay verenin bir beklentisi, bir çekincesi mi var diye düşündürtmüyor mu sizleri, “tabii ki, de bana ne zaman ödeyeceksin alacağın borcu?

Nerede sıkışırsak kendimizi “bu noktada” buluyoruz. O nokta nelere kadir ki yüzlerce kelimenin yerine kullanılabiliyor, bazen aşama, bazen yer, bazen dönem, bazen çerçeve, hatta bazen konjonktür filan oluyor o minicik nokta.

Biz de bu noktada bir es verip kalanları bir başka yazıya bırakalım…

Görüşmek üzere,