Çifte bayram
AYNI anda milli ve dini bayramımızın birlikte kutlandığı çok özel ve çok güzel bir durum yaşandı bu yıl. Ramazan Bayramı ile Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutladık.
Nisan ayı bu yıl tam anlamıyla on bir ayın sultanlığını yaşadı. Ramazan Bayramı ile 103’üncü yılını kutladığımız Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının aynı günlere denk gelmesi hepimize çifte bayram sevinci yaşattı.
Geçirmekte olduğumuz bu zor günlerde bayramlara ihtiyacımız var. Dini bayramlarımız ve milli bayramlarımız hepimiz için çok önemli.
İslam aleminde 1400 yılı aşkın bir süreden beri Ramazan ayı boyunca oruç tutulduktan sonraki Şevval ayının ilk üç günü bayram olarak kutlanıyor. Bayramdan önce yardıma ihtiyaç duyanlara fitre verilmesi zorunluluğu da getirildiğinden Ramazan Bayramı’na Idü’l-fıtr (fitre bayramı) denilmiş.
Yüce Peygamberimiz, daha o zamanlar, Ramazan Bayramı’nda namazdan önce hurma, şeker gibi tatlı yiyecekler yenilmesini önermiş, bu da bayramın halk arasında Şeker Bayramı olarak anılmasına sebep olmuş. Bu durum geçmişte hangisinin doğru olduğu hakkında toplumda bir fikir ayrılığı doğmasına neden olmuşsa da; araya giren büyükler, ‘Kültürümüzde her iki isim de vardır; ama daha çok Ramazan Bayramı olarak biliniyor, biz de öyle diyoruz’ diyerek konuyu tatlıya bağlamışlar. Zaten şeker fiyatlarındaki artış kimsede bayram şekeri alacak hal bırakmadığından ‘Şeker Bayramı’ yerini tartışmasız olarak ‘Ramazan Bayramı’na terk etmiş bulunuyor.
Deprem derken, ekonomi derken Ramazan Bayramı’nın bir başka milli bayramla birlikte yaşanması dertlerimizi bir nebze olsun unutturdu.
Bundan tam 103 yıl önce Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK Samsun’dan başlamak üzere ülkenin çoğu ilinde kongreler düzenleyerek “Tek bir egemenlik var, o da milli egemenliktir. Milletin egemenliğini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” ilkesiyle, yurdun her tarafından gelen ulus temsilcilerini 23 Nisan 1920 günü Ankara’da toplayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurdu.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulmasıyla egemenliğin ulusa dayandığı bir sistem olan cumhuriyet yönetiminin temeli atılmış ve 29 Ekim 1923 günü Türkiye Devleti’nin yeni yönetimi biçimi “Cumhuriyet”, yeni ismi de “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” olarak belirlenmiştir. Atatürk, kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olmuştur.
Gerek parlamenter seçime geçiş, gerekse cumhuriyetin kuruluşu ulusumuz için bir milattır. Bu nedenle bu iki önemli olayın yaşandığı günler Milli Bayram olarak kutlanmaktadır ve ilelebet coşkuyla kutlanacaktır.
Bu yıl, TBMM’nin kuruluşunun 103. yılını Ramazan Bayramı ile birlikte kutladık; her iki bayramımız da kutlu olsun.
Yine bu yıl, Ekim ayında Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağız.
Bu günlere kolay gelmedik. Cumhuriyet’te, egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus, kendini yönetme yetkisini, kendilerine temsil eden milletvekilleri aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde, yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu hakkın kullanıldığı yerdir.
Mayıs ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Seçimler ülkemize hayırlı sonuçlar getirsin.
Her şeyin güzel olması ümidi ve dileğiyle…
İstanbul, 19 Nisan 2023
