Tatil izlenimleri

MART’IN hemen başında bir hafta sonu kaçamağı yapmıştık. Sonra Temmuz’a kadar ev-ofis dışında kayda değer bir yolculuk olmadı. Oynatmaya az kalınca da geçen Perşembe arabaya atlayıp Bodrum’a gittik birkaç günlüğüne. Sizler bu yazıyı okuduğunuzda Kurban Bayramı idrak edilmiş olacak ama yine de yolculuk izlenimlerimi yazayım biraz…
Öncelikle yollar çok rahat. Mola yerlerinde biraz birikmeler olsa da trafik kuralları ve hız limitlerine uyarak öngörülen sürelerde gidip gelinebiliyor birçok yere.
Bu gidişte Bodrum’a sadece bir kez indik ve “Zai” adlı yeri görmüş oldum bu sayede. Hava 30 küsur olmasına rağmen cennet gibi bir yer duygusu edindim. Yüzlerce yıllık ağaçlar arasındaki bu kültür ve yaşam alanı gerçekten çok iyi düşünülmüş ve gerçekleştirilmiş bir proje.
Bunun dışında Yalıkavak – Gündoğan hattında 5 gün geçirdik ve gittiğimiz her yerde COVID-19’un etkilerini çok net olarak gördük. Sürekli gittiğimiz yerlerde özellikle 65 üstü olmak üzere önceki yıllardan aşina olduğumuz birçok müdavim yoktu bu gidişimizde. İlçedeki yollar eskisi kadar olmasa da yine kalabalıkçaydı ama bu kalabalık etraftaki tesis ve işletmelere yansımamıştı. Yani büyük olasılıkla o trafikteki insanlar çoğunluk olarak ya bir evden diğer bir eve giden yazlıkçılar, ya da yazlıkçıların işlerini yapmak için sağa sola giden usta, esnaf vs grubuydu.
Yalıkavak limandaki bir düzine lokantadan hala açılmamış (muhtemelen de bu yaz hiç açılmayacak) olanlar vardı. Açık olanlarda da 1-2 tanesi hariç kayda değer bir doluluktan bahsetmek mümkün değildi.
Denize girmek için günübirlik gittiğimiz sahil tesisi önceki yıllardaki kalabalığı mumla arıyor durumdaydı. Tabii bu yemek saatlerinde müzdarip olduğumuz hizmet gecikmesini bertaraf ediyor ve tüm siparişlerimiz hızlıca geldiği için bizler için beklenmedik bir mutluluk kaynağı oluyordu.
Yarımada genelinde belli başlı tüm market, AVM ve diğer ticarethanelerde maske ve mesafe kuralı olabildiğince uygulanıyordu. Bunun tek istisnası Marina’ya zaman geçirmek için gelen bazı gençlerdi gördüğüm kadarı ile.
Ve fiyatlar. Medyada çıkan dudak uçuklatıcı fiyatlı yerlere gitmedik ve bu nedenle o fiyatlar hakkında bir tespit yapamam ama gittiğim her yerde geçen seneye göre bariz fiyat artışları var. Fakat bu fiyat artışı hemen her yerde enflasyon/maliyetlerdeki artış ayarlaması olarak yapılmış gibi hissettim. Yani COVID-19 kaynaklı özel bir fiyat artışı yapıldığı gibi bir gözlemim olmadı.
Denize gelince. Hep aynı yerden girdik denize. Ve her seferinde geçen seneye göre çok daha temizdi deniz. İskelelerde ve sahile yakın yerlerde geçici insan kümelenmeleri oluyordu denizde ama birkaç kulaç atıp az açılınca fazlasıyla fiziksel mesafeli bir yüzme keyfi yaşamak mümkün oldu.
“Herkes otel yerine ev kiralıyor, yazlık evlerde kira fiyatları uçtu” söyleminin bir balon olduğunu da gördüm. Belki belli bölgelerde özellikle pahalı konaklama bütçesi olan aileler böyle bir piyasa yarattı ama resmin bütününe bakınca hala bir umut kiralanmayı bekleyen, ya da kiraya bile çıkmadan sezonu kapatmış binlerce boş ev var her yerde.
Ve yabancı turist. 6 günde gördüğüm yabancı turist sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Esas can sıkıcı olan konulardan biri de bu bence. Hem oraları hem de ülkenin geneli için. Az önce gazetede okudum. Mayıs 2020 boyunca İstanbul’a gelen yabancı turist sayısı 900’ü bile bulamamış. Doların 7 TL, Euro’nun 8 TL civarında gezindiği bu dönemde belki de en büyük avantajımız bu kurlar ile yabancı turist için cennet sayılabilecek bir yer olma şansını yitirmiş görünüyoruz, en azından bu yıl.
Bu arada yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarından da yaz tatili için bölgeye gelen kişi sayısı da çok düşüktü gördüğüm kadarı ile. Gelemediler ya da gelmediler bilmiyorum ama bu durum da turizm ve ekonomi için ayrı bir kayıp tabii.
2020 tuhaf bir yıl oldu birçok açıdan. Ne olursa olsun bu yıl da bitecek ve bu sıkıntıları atlatacağız ama ders almak şart.
Görüşmek üzere.