Babalar için

HAYAT normale dönüyor mu? Biraz problemli olsa da dönecek gibi gözüküyor. İnternette bir haber okudum, doğruysa Kuşadası’nda denizde yüzenlere otomobil çarpmış; sonuç bir ölü, dört yaralı… Demek ki ülke normalleşme yolunda.
Tabii hiçbir şey eskisi gibi olamayacak. Ofis hayatı ağırlıklı olarak ev hayatına dönecek gibi gözüküyor. Benim, yıllardır İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesinde canlı olarak internet üzerinden yaptığım ve adına pijamalı eğitim dediğim benzeri uygulamalar artık her eve girmiş durumda. Bu eğitime pijamalı eğitim dememin sebebi; ekran başına geçiyorsunuz, üstte kravat ve gömlek, altta ise pijama. Başta şirket toplantıları olmak üzere birçok toplantı “Zoom” ve benzeri uygulamalar üzerinden internet ortamında yapılıyor. Her şey Zoom üzerinden yapılmaya başlandı. “Zoom” üzerinden masa kurup “zom” olanlar var mıdır acaba?
Konumuz ‘Babalar’ olduğu için ben olaya erkekler yönünden bakıyorum. Yaz aylarına girdiğimiz için alta pijama yerine şort giyilebilir. Hanımlar nasıl bir çözüm buluyorlar orasını bilmem, ama muhakkak toplantı öncesi makyaja ayırdıkları vakit, toplantı için öngörülen süreden daha fazladır. Biz erkekler; “ocakta yemeğim var” veya “makineye çamaşırları yeni koydum” durumlarını göz önüne alarak toplantı saatlerini ayarlıyor, cam silme saatlerini toplantı saatlerine denk getirmemeye çalışıyoruz. Artık hepimiz daha ev erkeği olduk. Fabrika ayarlarına, yani normale ne zaman döneriz bilmiyorum. Bildiğim tek şey hiçbir şeyin bundan sonra eskisi gibi olmayacağı. Birçok şey değişeceği gibi alışkanlıklarımız da değişecek. Bakalım bizi kısa ve orta vadede neler bekliyor? Bununla birlikte değişmeyeceğini düşündüğüm şeyler de yok değil. Mesela “Günler” gibi. Neredeyse yılın 365 günü çoğu ticari amaçla oluşturulmuş bu “günler”e ayrılmış. Kimi çeşitli meslek gruplarına ayrılmış, Tabipler Günü, Eczacılar Günü, Mühendisler Günü gibi, kimi daha manevi değerler dikkate alınarak tespit edilmiş; Anneler Günü, Sevgililer Günü gibi…
Bana göre aralarında en önemli olanı ‘Anneler Günü’. Peki, biz babalar kel miyiz? Aramızda kel olan babaların sayısı az değildir, ama kel olmadığımız varsayımı göz önüne alınarak ve biraz da anneler gününden esinlenerek, “bari bu güngörmez babaların da şu fani dünyada bir günleri olsun” görüşüyle bir de ‘Babalar Günü’ ihdas edilmiş ve bugünün haziran ayında kutlanması kararlaştırılmış.
Böyle bir günün oluşturulmasında gerçek neden; sahiden babaların gönüllerinin alınması mı, yoksa yapılacak alışverişlerle ticarete bir gaz verilmesi mi, orası bize karanlık, ama bilinen şey paralarının babaların cebinden çıktığı hediyelerle yine gariban babaların memnun edilmeye çalışılması. Sebebi ne olursa olsun, amaç güzel.
İçinde bulunduğumuz haziran ayı içinde de çocuklar babalarına hediyeler alarak, hiç olmazsa bir gün, onlara evlerinin direği olduğu hissini vermeye çalışacaklar. Olsun bir gün, bir gündür. Babaları rahmeti rahmana ulaşan benim gibiler ise, parasal bir külfete katlanmadan, onu çok özleyerek, ruhuna bir Fatiha hediye etmekle manevi huzura ermiş olacaklar.
Peki, baba dediğimiz figür kim? Baba kelimesi birçok dilde ‘ba’ çocuk sesinden türetilmiş. Aslında kızan, karışan, zaman zaman sinirlenen, zaman zaman da sinirlendiren, buna karşın koruyan, seven, özlenen ve yokluğunda manası daha iyi anlaşılan kişidir baba. Baba kavramıyla ilgili çeşitli yorumlar yapılmış. ‘Baba Çınar gibidir, meyvesi olmasa da gölgesi yeter’ diyen mi ararsın; ‘Baba evde yokken varlığı aranan, varken de varlığı ağır gelen adamdır’ diyen mi? Hatta Sigmund Freud, ‘Tanrı, abartılmış bir baba figüründen başka bir şey değildir’ diyerek, işe bir başka boyut kazandırmış. Psikologlar, anneliğin kadına bahşedilen doğal bir mucize, babalığın ise öğrenilen bir kavram olduğunu söylüyorlar. Ben babalığı ne kadar öğrendim bilmiyorum.
Bu konuda Nazım;
Ben sadece ölen babamdan ileri,
doğacak çocuğumdan geriyim
ve bir kavganın adsız neferiyim.
demiş. Gerisini siz yorumlayın artık. Yeni baba olanlara ve olacaklara bu yolda kolaylıklar diliyorum. Kimisi babası hayattayken kıymetini bilir, kimi öldükten sonra değerini anlar. Tüm babaların önünde saygıyla eğiliyorum. Ölen babalarımıza rahmet, sağ olanlara sağlıklı ve mutlu uzun ömürler diliyorum.
Siz çocuklar; sizler de babalarınızın kıymetini iyi bilin.
Sevgili babalar, geçmiş Babalar Gününüz kutlu olsun.