‘Sıfır Noktasında Sigortacılık’

Sigortacı Gazetesi Instagram sayfası üzerinden canlı olarak gerçekleştirilen ve COVID-19 sonrasında sektörü bekleyen değişikliklerin masaya yatırıldığı yayınlarımızda uzaktan ekspertizden reasürans piyasalarına, sigortacılıkta dijital tanımından uzaktan mesafeli sigorta sözleşmelerine çok sayıda konuyu değerli isimlerle konuştuk. Canlı yayınlarımızı /sigortacigazetesi Instagram sayfamızdan takip edebilirsiniz.

COVID-19 sektöre yeni yetkinlikler kazandıracak

Canlı yayın üzerinden röportaj yaptığımız isimlerden biri Milli Reasürans Genel Müdürü Fikret Utku Özdemir oldu. COVID-19 döneminde değişik bir tecrübe yaşadıklarını ifade eden Özdemir, “Türkiye’de finans sektörü yaşanan olağanüstü duruma hızlı bir şekilde uyum sağladı. Bizim dışarıda iş yaptığımız, gelişmiş ülkelerde faaliyet gösteren pek çok şirket bu refleksi gösteremedi. Genel olarak bakıldığında hızlı bir şekilde uyum sağlayıp, reaksiyon gösterdiğimizi söyleyebilirim” dedi. Reasürans işinin insan teması üzerine kurulu olduğunu söyleyen Özdemir, “Uzaktan görüşme uygulamalarını kullanmaya başlayacağız. Bununla ilgili de nasıl konferans yapılır, nasıl uzaktan toplantı yapılır gibi yetileri öğrenmeye çalışacağız. Çok fazla uluslararası etkinliğe katılıyoruz. Güvenlik açısından da uluslararası fuarların online yapıldığı bir evreye gireceğiz” dedi.

‘SERMAYE PİYASALARI COVID-19 NEDENİYLE HASAR GÖRECEK’

Özdemir, ilk çeyrek verilerinde COVID-19 yansımalarının kaygı verici boyutta olduğunu ifade etti. “Ülkemizde ise henüz etkileri görecek durumda değiliz diye düşünüyorum” diyen Özdemir, “Lloyd’s, 100 milyar dolar civarında bir hasar ödemesi olabileceğini hesapladı. İktisadi aktivitenin bu kadar arttığı bir ortamda prim üretimimiz düşecek. Bunun yanında COVID-19 bağlantılı çok hasar ödenecek ve bu para çıkışını etkileyecek. Sermaye piyasaları bundan çok hasar görecek. Faiz indirimleri yapıldı. Bu da ciddi bir etki yaratacak” şeklinde konuştu. 


Dijitalde esas olan tüm sigortacılığı geliştirmek

Quick Sigorta Genel Müdürü Ahmet Yaşar, pandemi döneminde dijital sigortacılık uygulamalarını ve acentenin rolünü değerlendirdi. “Benim üzerinde durduğum konu çoklu kanal yapısıdır” diyen Yaşar, “Bizim için esas olan tüm sigortacılığın gelişmesi. Zaten gelişen bir sektörde herkes payını alır. Anadolu’da gittiğiniz her yerde kuyumcular çarşısı diye bir gerçek vardır. Rekabetten fayda sağlanmasaydı kuyumcular çarşısı diye bir yer olmazdı. İnsanlar zaten hep bir arada bulunmayı tercih etmişler. Kendi içlerinde rekabet etmişler serbest piyasaya bırakmışlar” diye konuştu. “Sigortacılığın Dijital Hali” derken sadece internetten sigorta satmayı kastetmediklerini de ekleyen Yaşar, “Tüm süreçlerle ve kanallarla birlikte dijitalleşmeyi kastettik. Bu noktada da, kısa süre içinde ne anlattığımızı yaptıklarımızla gösterdik” diye konuştu.

‘EN İYİSİNİ BULMAYA ÇALIŞIYORUZ’

Her zaman gelişmekte olduklarını söyleyen Yaşar, “Hep daha iyilerini yapmaya çalışıyoruz. Agent değil acente diye bir proje başlattık. 1-2 yıldır üzerinde çalışıyoruz. Adından da anlaşılacağı üzere, bizim bir satış call center’ımız yok. Biz sadece online işlem yapmak isteyene bu özgürlüğü tanıyoruz ama bu insanlar geldiğinde bize bir soru sormak istediğinde acentelerimize yönlendiriyoruz. Bunu otomatik hale getirecek şekilde, müşterileri acentelerimize yönlendirecek bir sistem geliştirdik” dedi. Insurtech tarafında gençlerle de çalıştıklarını söyleyen Yaşar, “Gerçekten inandığımız gençlere yatırım yaptık” diye konuştu. 


Uzaktan ekspertize alışmak için bir süre daha gerekiyor

Canlı yayınlarımıza katılan bir diğer konuğumuz da TOBB SEİK ve TÜSED Başkanı Ahmet Nedim Erdem oldu. Hasar süreçleri açısından bakıldığında sigorta eksperlerinin oynadığı çok kritik bir rol olduğunu belirten Erdem, yeni dönemin sigorta eksperleri için ifade ettiklerini şöyle anlattı:  “Oto dışı tarafında sigortalının akıllı bir cep telefonuna sahip olması gerekiyor. Siz sigortacıya buradan direktif veriyorsunuz aslında. Kamerayı çevir, görüntüyü yakınlaştır vs. diyorsunuz. Herkesin bunu bir anda kabul etmesi normal değil. Müşteri bir süre sonra düğmeye basıp operasyonu gel kendin yap diyebiliyor. Burada toplumun da alışması için 1-2 yıllık sürece daha ihtiyacımız var. Aynı süreç oto tarafı için de geçerli. Ekspertiz yaptığınız aşamada bir zaman harcıyorsunuz. Bir servise birden fazla eksper aynı taleple başvurabiliyor. Bunun için ayrı bir kişinin görevlendirilmesi gerekiyor. Bu da ek bir maliyet oluşturuyor.”

‘UZAKTAN EKSPERTİZE DE ALIŞILACAK’

Pandemi sonrasında gerçekleşen bazı uygulamaların sektörün gelişmesi için önemli olduğunu da dile getiren Erdem, “Pandemi ile canlı yayınlar ve online toplantılar arttı. Eskiden böyle kullanılmıyordu. Geçenlerde Ticaret Bakanı ile yaptığımız toplantıya 393 kişi katıldı. Başka bir dönemde Bakan’ın da uygun bir tarihine göre bu kadar kişinin toplantısını, uçağını ayarlamak imkansızdı. Bu zaman maliyeti açısından da çok önemli. İnsanlar uzaktan sistemlere alışmaya başladıkça uzaktan ekspertize de alışacak” dedi. 


Satıcının yetkilerinin düzenlenmesini bekliyoruz

Sigortacı Gazetesi hukuk yazarımız Prof. Dr. Samim Ünan’ı ağırladığımız Instagram canlı yayınımızda mesafeli akdedilen sözleşmelerle ilgili çok konuşulan düzenleme masaya yatırıldı. Sigorta satma yetkisinin sadece sigortacılarda ve aracılık yetkisinin sadece acente ve brokerlerde olduğunu söyleyen Samim Ünan, “Bunların dışındakilerin uzaktan da olsa bir sigorta sözleşmesi satma ya da pazarlama gibi bir yetkileri yok. Ancak sigorta şirketleri ve onlar tarafından yetkilendirilen acenteler bunu yapabiliyorlar. Brokerle ilgili de burada net bir düzenleme görmüyoruz” dedi. 

KOMİSYON DEĞİL HİZMET BEDELİ

Yeni düzenleme ile yapılan satışlarda, satışı yapana primle bağlantılı ödeme olmayacağını belirten Ünan, şunları söyledi: “Primin bir yüzdesi olarak komisyon verilemeyecek. Bu şekilde vermeseniz bile bu noktaya getirilebilecek bir sürü yöntem bulunabilir. Bunu sınırlamış görünmenin uygulamada nasıl bir karşılığı olacağını bilemiyoruz.” Ünan, satıcının yetkisiyle ilgili yeni bir düzenlemenin daha önümüzdeki günlerde beklendiğini dile getirdi: “Diyelim bir telefon satıldı ve üzerine sigorta satıldı. Bu müşteri için kolaylık. Normal şartlarda müşteriye bir belge ya da poliçe verilmeli. Tahsilat da yapılabilmeli. Ama bunlara prim düzenleme, poliçe kesme yetkisi getirilebilir mi? Aracı olmayacaklar ama yapacakları iş aslında bir tür aracılık. Bunu yaparken hangi noktaya kadar satıcının yetkisi olacak, bu düzenlemeden anlamıyoruz. Bu ayrıntıların ayrıca düzenlemesi ihtiyacı var. Bu düzenlemeyi önümüzdeki günlerde Hazine’nin yapacağını düşünüyoruz.”
Samim Ünan aynı zamanda bu düzenleme ile mal ve hizmetle bağlantılı olarak sigorta sunulması yetkisinin malın satıcısına ya da hizmet sunucusuna tanındığını ancak satıcının, sattığı mal ya da sunduğu hizmet dışındaki bir sigorta ile faaliyeti olamayacağını belirtti. Ünan, “Oto, hayat, sorumluluk sigortası satamayacaklar” ifadelerini kulandı.


Mevzuatta değişiklik beklentisi var

Sigortacı Gazetesi Instagram canlı yayınında Ekonomist & Yazar Prof. Dr. Emre Alkin’i de konuk ettik. Koronavirüsün sektöre olan ve olacak etkilerini yorumlayan Alkin, “Bugün dünyanın en büyük yaşadığı dert güvensizlik. Çok büyük bir güven sorunu var. Bu sorun sebebiyle insanlar ellerindeki tüm aktifleri satıp dolar ve dolar cinsinden varlıklara gidiyorlar” dedi. Sigortacılık için en önemli unsurun data (veri) olduğunu söyleyen Alkin, “Güvensizlik nedeniyle insanlar data’yı kendilerine saklıyor ve akış yaşanmıyor. Kalkınma planları da enflasyon hedefleri de bilgi akışı olmadığı için gerçekleşmiyor” şeklinde konuştu.

‘İŞE DÖNÜŞ PLANLARI YAPILMALI’

“Salgın süreci düşünmek için bir fırsat yarattı. Sigortacılar için ‘Doğru sigortacılık yaptım mı, müşteri kitlesinin evrilmeye başladığından haberim var mıydı, database’imi yeterli tutuyor muydum, internet sitem yeterli miydi, sesli yanıt sisteminde nasıl gidiyordum’ sorularını bu süreçte kendilerine sordular” diyen Alkin, işe dönüş planının yapılması gerektiğini tavsiye etti. Koronavirüs salgınının bir iktisadi kriz olmadığını aktaran Emre Alkin, “İktisadi krizlerde para biter, likidite krizi çıkar, bu nedenle de borçlar ödenemez. Bu virüs ise 100 yıl evvelki İspanyol gribine de benzemiyor” dedi. Okuduğu bir rapordan örnek veren Alkin, “Önümüzdeki 5 yıl içerisinde, sigortacılık sektörü dağıtım kanallarında %69’luk bir değişiklik olacak. Müşteri davranışlarında %71 değişiklik olacak. Mevzuatta %88 değişiklik yaşanacak. Yeni normali anlamak için düzenleyici otoritenin bir mevzuat değişikliğine gideceğini bilip ona göre de tasarlanmak lazım. Bu değişiklikler mobiliteye doğru gidecek” şeklinde konuştu. 


Salgın hastalıklar iklim değişikliğiyle birlikte artış gösterecek

Instagram canlı yayınımıza katılan İTÜ Meteoroloji Mühendisliği ve Afet Yönetim Merkezi Öğretim Üyesi ve İstanbul Valiliği Afet ve Acil Durum Yönetimi Danışmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu; iklim değişikliği, koronavirüs salgını ve diğer salgın hastalıklar üzerine konuştu. Kadıoğlu, pandemi nedeniyle azalan trafiğin, hava kirliliğinde büyük bir azalma yarattığını dile getirdi. Koronavirüs salgınının birçok zararı olacağını aktraran Kadıoğlu, “Evlere kapandığımız bu dönemde orman katledilmesi artacak, Amazonlar’da orman katli %150 artmış durumda. Salgın nedeniyle tek kullanımlık eldiven, maskelerin kullanımı arttı, bu durum da doğayı kirletmeye başladı. İklim değişikliği ile mücadelede bireylere 3R kuralını aşıladık. Reduce (azalt), reuse (yeniden kullan) ve recycle (geri dönüştür). Koronavirüs salgını bu durumu mahvetti. Virüsün bulaşma riski nedeniyle yeniden kullanım söz konusu olamıyor. Restoranlar açıldığında plastik kullanımını giderek artacak. Hayat normale döndüğünde de toplu taşımaları kullanmaktan çekinen insanlar, özel araçlara yönelerek trafik yoğunluğunu artıracak” dedi.

‘SİGORTA SEKTÖRÜ DE ADAPTE OLMALI’

Türkiye’de daha önce sıcak bakılmayan evden çalışma sisteminin, salgın süreciyle birlikte bu imkanı öğrettiğini söyleyen Kadıoğlu, “Sigorta sektörü de mümkün olan işleri evden çalışmaya yönlendirebilir” dedi. Kadıoğlu, “İklim değişikliğinden dolayı salgın hastalıklarda artış olacağını daha önce de söylüyorduk. En büyük artışlar hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda ve tropikal hastalıklarda yaşanacak. Türkiye tropikal bölgede bulunmasa bile Güneydoğu Anadolu bölgesinde tropikal hastalıklar görülüyor. 2050-2080 yılına kadar bu hastalıkların Avrupa’nın kuzeyine kadar yayılacağı öngörülüyor” dedi. Salgın hastalıkların sıcaklıkların artmasıyla beraber artış göstereceğinin beklendiğini dile getiren Kadıoğlu, “Sıcaklık hijyeni zorladığı gibi parazit ve larvaların daha uzun süre yaşamasına neden oluyor. İklim değişikliği aynı zamanda gıda zehirlenmesini de beraberinde getiriyor. Daha fazla cilt kanseri, daha fazla katarakt görülecek” diyerek sözlerini noktaladı.