Erkeği doğum yapan tek canlı

AT kafasına benzeyen bir başı, uzayarak hortum biçimini almış burnu, küçük ağzı, birbirinden bağımsız hareket eden gözleri, kemik plakalarla kapalı vücudu, öne kıvrılan kavrayıcı kuyruğu ve yüzgeçlerinin varlığı ile bilim adamları bu canlıyı hangi sınıfa sokacakları konusunda şaşkınlık içindeler. Daha önemlisi, embriyolarını dişilerin yerine erkeklerin kuluçka keselerinde taşıması, suda yaşayan bu hayvanın hangi sınıfa girebileceği konusunda zihinleri epey uğraştırmışa benziyor.
Yüzme konusunda pek becerikli olmayan denizatları, daha çok kıyılarda yaşıyor ve çoğunlukla yosunlara, mercanlara tutunarak hareketsiz olarak duruyorlar. Denizatları, son derece korunmasız canlılar. En iyi korunma silahları, renk değiştirmek. Denizatlarının ‘‘bukalemundan bile daha güçlü’’ bir renk değiştirme özelliğinin olduğu düşünülüyor.
Denizatları, etobur canlılar. Küçük karidesler ve diğer kabuklularla besleniyorlar. Tuzlu sularda olduğu kadar tatlı sularda yaşayan türleri de bulunan denizatları, pek çok akvaryum balıkçılığı meraklısının ilgi duyduğu bir canlı; ancak bilim adamları akvaryumculara bu işe pek heveslenmemelerini tavsiye ediyorlar. Bunun nedeni, denizatlarına uygun ortam koşullarının sağlanmasının oldukça zor olması. Ayrıca, bu narin hayvanların bakteri, mantar ve parazitlerin neden olduğu hastalıklara kolayca yakalanmaları da onların akvaryumda kısa sürede ölmelerine yol açıyor.
Bir bilim adamı beni en çok etkileyen özelliklerini şu şekilde ifade ediyor: “Aralık 1991’di. İki denizatının çok yakınına yaklaşmış, onları izliyordum. Hamile olan erkek denizatı, bilinmeyen bir hayvan, belki bir yumuşakça tarafından saldırıya uğramış durumdaydı. Saldırgan, kuluçka kesesini parçalamış ve içindeki embriyoları yağma etmişti. Yaranın iyileşmesi birkaç hafta sürdü. Eşinin başka bir eş arayacağını bekliyordum. Ancak dişi denizatı, şaşırtıcı bir biçimde tüm taliplerini azimle reddederek erkeğine sadık kaldı. Erkek iyileştikten sonra yeniden çiftleştiler ve erkek, tekrar hamile kaldı.“
Denizatları, balıklar arasında tek eşli olarak bilinen tek örnek. Boşanma yok, aldatma yok, eşleri yalnızca ölüm ya da kaybolma ayırıyor. Ölüm nedeni, bazı balıklar ya da yengeçler tarafından avlanma olabilir. Kaybolmaya ise güçlü bir fırtına neden olabiliyor. Fırtınayla açıklara sürüklenen denizatları çoğunlukla bitkinlikten ölüyor. Denizatlarının neden tek eşliliği sürdürdüğüne gelince; Amanda Vincent, bu konuda şu yorumu yapıyor: Yavaş hareket eden canlılar olduklarından, yeni bir eş bulmak onlar için hem zaman hem de enerji kaybı demek oluyor.
Dünyada başka hiçbir canlıda görülmemiş bir durumun tek örneğini denizatları oluşturuyor ve embriyolar gelişimlerini erkeğin vücudunda tamamlıyorlar. Pek çok balık türünde erkek, bakım işini üstleniyor, su akımı yaparak yumurtalara oksijen sağlıyor ya da onları koruyor. Ancak erkek denizatlarının bu türlerden önemli bir farkı var. Denizatlarının erkeği, dişiden aldığı yumurtaları saklayabileceği bir kuluçka kesesine sahip. Erkek, bu yumurtaları gelişip minik birer denizatı olana kadar kesesinde bekliyor. Bu durum, memelilerde görülen embriyo gelişiminin anne karnında gerçekleşme olayıyla benzerlikler gösteriyor.
Erkek denizatı, kuluçka kesesinin iç dokusunda bulunan kılcal damarlar aracılığıyla memelilerde olduğu gibi, yumurtalara oksijen sağlıyor. Kesenin içindeki plasenta benzeri sıvı yumurtalarla temas ediyor ve besin sağlıyor. Böylece embriyolar tamamen erkeğin kesesine bağımlı olarak gelişimlerini sürdürüyorlar. Döllenmeden sonra, kesenin ağzı adeta mühürlenmiş gibi kapanıyor.
Denizatlarını korumada insanlara bazı görevler düşüyor:
Kurutulmuş denizatlarını satın almayın.
Deneyimli olsanız bile denizatlarını akvaryumda yetiştirmeye kalkışmayın.
Denizde gördüğünüz denizatlarını yaşadığı alanından ayırmayın, su yüzeyine çıkarmayın.
Denizatlarının yaşadıkları alanların bozulmasına izin vermeyin.
Ve yavaş hareket eden bir kocanız var ise lütfen hızlansın diye onu zorlamayın.