“Yeni bir şey üretmek için eski kalıpları yıkmak gerek”
3 boyutlu yazıcı teknolojisinin belirli kalıpları yıkacağını söyleyen Robotel Kurucusu Zeynep Karagöz, “Kapalı devre yaşamaya, çalışmaya ve üretmeye alışmış bir mantalitenin değişime, yenilenmeye, hatta gerekirse yıkıma açık olması asıl devrim. Yeni bir şey üretmek için eski kalıpları yıkmak gerek” dedi.
“Türkiye’nin Yardım Eli” sloganıyla ihtiyaç sahiplerine robot el edindirmeyi amaçlayan bir yardımlaşma grubu olan Robotel, teknolojiyi son derece değerli bir görev için kullanıyor. Bu Üst uzuv deformasyonu olan bazı çocuklara pahalı ve zor bir işlem olduğu için protez takılmıyor ve çocuklar ellerini kullanamıyorlar. Üst uzuv deformasyonu olan çocuklara parmak hareketi sağlayan protez kollar üreten Robotel; pratik, hızlı ve ekonomik bir çözüm sağlıyor. Robotel ile protez kollar 3 boyutlu yazıcıdan kişiye özel formda basılıp hızlıca monte ediliyor. Tıbbi bir sürecin söz konusu olmadığı işlemde, bilek hareketi ile parmaklar kavrama yapıyor. Bu değerli girişimin kurucularından Zeynep Karagöz ile 3D yazıcıları ve bu teknolojinin geleceği hakkında konuştuk.

Zeynep, öncelikle 3D yazıcı dünyasıyla tanışma hikayeni dinlemek isteriz. Seni bu teknoloji yolculuğuna iten süreci anlatabilir misin?
Mimarlık mezunu iki girişimci olarak eşim Serdar Okumuş ile birlikte kendi işimizi kurduğumuzda buralara geleceğimizi pek hayal edemiyorduk doğrusu. Ama tüm projelere geniş perspektiften bakmak, yeni nesil araç, yöntem ve teknolojileri kullanmak konusunda hep bir ısrarımız oldu. Zamanla bu tavrımız mimarlık ve iç mekân tasarımları yaptığımız KOMA’nın 5 Dakika ajansı ile birleşmesine sebep oldu. Bu şekilde kurumsal kimlik, ürün, mekân ve hatta etkinlikler gibi geçici deneyimler tasarlayan bir tasarım ajansına dönüştük. Kullandığımız araç ve teknolojiler de giderek çeşitlendi ve çoğaldı. Anamorfik projeksiyondan dokunmatik ekranlara, interaktif uygulamalardan ara yüz tasarımlarına kadar pek çok alanda butik projeler ürettik.
Bu süre içerisinde sürekli yenilik peşinde dünyada olup bitenleri takip ederken 3 boyutlu yazıcı teknolojisi ile karşılaştık. Biraz araştırdıktan sonra özellikle tasarım süreçleri açısından ne kadar devrimsel olduğunu anlayarak mutlaka denemeli, bir ucundan bulaşmalıyız dedik. Ama herhangi bir projenin içinde yer vermeden önce kendimiz anlayıp çözümlememiz gerekiyordu. Bu sırada devreye makine mühendisi arkadaşımız Hakan Pakten girdi. Bir yıl boyunca Serdar ve Hakan 3 boyutlu yazıcıları kurcaladılar; makine aldılar, birleştirdiler, bastılar, söktüler, yeni makine tasarladılar… Yani bir nevi tersine mühendislik. Ben de bu sırada çalışmaların tasarım boyutunda sahada uygulanabilir modelleri üzerinde çalışıyordum. Birlikte 3 boyutlu tarama, modelleme ve baskı teknolojilerini kullanarak kurumsal projeler geliştirdik.
Ürün tasarımı, geliştirmesi ve üretimi süreçlerinde doğrudan bir değişim yaratacağı konusunda hemen her 3D yazıcı uzmanı hemfikir gözüküyor. Bize bu teknolojiyi anlatır mısın?
Şimdilerde 3 boyutlu yazıcı teknolojisi dediğimiz teknolojinin asıl adı eklemeli üretim ve de aslında epey zamandır dünyada kullanılan bir teknoloji. 80’li yıllarda tasarım ve prototip üretiminde devrim yaratan bu cihazlar ortaya çıkıyor. Hakikaten de bugüne kadar kullanılan tüm üretim süreçlerinden farklı; çünkü malzemeyi bir blok, kitle, levha gibi bütünün içinden değil tamamen modelin kendisini ince katmanlar halinde üst üste koyarak ortaya çıkarıyorsunuz. İlk bakışta çok basit gibi görünse de pek çok açıdan üretim süreçlerini temelden etkiliyor. Bunlardan en önemlisi prototiplerin üretim hızı ki, bu cihazlar aynı zamanda Hızlı Prototipleme Makineleri olarak geçiyor.
‘BİR TASARIMCI İÇİN MUCİZEYE YAKIN GELİŞMELER’
Örneğin ilk kez fiziki bir modeli ortaya çıkarılacak eşi benzeri olmayan bir tasarımın geleneksel yöntemlerle yapılması günler, haftalar, hatta aylar sürerken bu cihazlar süreci saatlere indirgeyebiliyor. Üstelik üzerinde yapılacak her modifikasyon için yeniden model üretmek gerektiğini düşünürseniz toplamda bir ürünün ilk fikir aşamasından seri üretime geçene kadar geçirdiği süreçleri inanılmaz kısaltan ve kolaylık sağlayan bir teknoloji. Bununla kalmayıp kişiye özel tasarımın önünü açan bir devrim… Çünkü eğer özelleştirilmiş bir ürün istiyorsanız geleneksel yöntemlerle bunun yapılması ya zanaat ya da sanat oluyor. Tek defalık bir tasarımın üretimi verimli olmadığı içinde maliyetler inanılmaz yükseliyor.
Üstelik işin bir de sürdürülebilirlik tarafı var. Eklemeli üretimde kullanılan malzemede israf minimize ediliyor. Dijital ortamda hazırlanan bir model, ince katmanlar halinde üst üste bağlanan malzeme sayesinde kimi zaman sıfır, çoğunlukla sıfıra yakın talaş ile ortaya çıkıyor. Ayrıca birden fazla parçadan oluşan sistemlerde bir parçanın kırılması / bozulması durumunda sistemin bütününü yeniden almak / kurmak gerekirken 3 boyutlu yazıcılar ile sadece bozuk parçayı üretip değiştirebiliyorsunuz. Örneğin çarkı kırılan bir bebek arabasını tamamen yenilemek yerine sadece o çarkı basıp kullanabilirsiniz. Hele bir de cihazlarda kullanılan malzemelerin de geri dönüştürülebilir olması, yanlış veya kullanılmayan ürün ve baskıların bile yeniden değerlendirilebilmesine imkân tanıyor. Bir tasarımcı için bunların hepsi mucizeye yakın gelişmeler. Eğer teknolojiyi hayatlarımızı kolaylaştırmak için kullanıyorsak, 3 boyutlu yazıcıların bu sistemde artık çok önemli bir yeri var.
ESKİDEN İMKANSIZ OLAN PARÇALAR ÜRETİLEBİLİYOR
Yeni teknolojileri konuşurken hep uzak gelecekten bahsediyormuşuz gibi bir algı oluyor ama artık birçok teknoloji hali hazırda pek çok alanda kullanılıyor durumda. 3D yazıcı ile neler yapıyoruz şu an?
3 boyutlu yazıcı teknolojisi o kadar çok alanda kullanılmaya başlandı ki artık saymak mümkün olmayabilir! Zaten ilk çıktığı zamandan beri tasarım, ARGE ve prototipleme alanlarında kullanılıyordu. Ancak zamanla bazı patentlerin açığa çıkması, cihazların çeşitlenmesi, yeni baskı tekniklerinin açık inovasyon ile çoğalması, malzemelerin çeşitlenerek ucuzlaması gibi faktörler ile daha erişilebilir hale geldi. İlk cihazlar milyonlara satılıyorken şimdi 100-200 dolar gibi maliyetlerle kendi cihazınızı kurabiliyorsun. Tabii bu ne basmak istediğinize bağlı!
Örneğin kuyumculuk sektöründe inanılmaz yoğun şekilde kullanılıyor. Kişiye özel ve tek defalık üretim avantajı, değerli malzeme ile birleştiğinde fazladan bir katma değer yaratmış oluyor. Aynı şekilde dişçilikte de yoğun olarak kullanılan cihazlar var.
Tek defalık üretim dışında konvansiyonel yöntemlerle üretimi imkânsız olan parçaların 3D yazıcılar ile üretilmesi ayrıca bir alan oluşturdu. Örneğin uçak motorlarında, geleneksel yöntemlerle parçalar halinde üretilen bazı karmaşık parçalar, daha mukavemetli, güçlü olması nedeniyle artık 3 boyutlu yazıcıdan tek parça halinde çıkıyor. Her ölçekte her malzemenin üst üste bağlayıcılar ile gelmesinden üretim mantığı makroda olduğu kadar mikroda da çığır açtı. Kişiye özel protez üretimi ile başlayan 3D teknoloji kullanımı tıp alanında da hızla ilerledi. Masaüstü cihazlarda kullandığımız plastik yerine kök hücre kullanan cihazlar artık damar gibi insan vücuduna yedek parça üretmeye doğru gidiyor. Ama bütün bu uç örneklerin yanında beni ve sokaktaki insanı en çok ilgilendiren konu ihtiyacımız olan nesneleri istediğimiz şekilde üretebiliyor olmamız.
‘İNANILMAZ BİR BÜYÜME OLASILIĞI VAR’
Peki ne tip bariyerler görüyorsun? Her şekilde önü açık bir teknolojiden mi bahsediyoruz yoksa aşmamız gereken sıkıntılar mevcut mu?
Her teknolojide olduğu gibi burada da bariyer çok. Hangi alanda ne amaçla kullandığınıza bağlı olarak bu sorunun cevabı çeşitlenebilir. Ama bence önü inanılmaz açık. Çünkü teknolojinin kendisi bir açık inovasyon ürünü. Yani patentleri, lisansları açığa çıktıktan sonra çok sayıda geliştirici tarafından farklı yönlerde ve alanlarda tasarımlar üretilmesine imkan sağlayan, sürekli varyasyonlar, iterasyonlar üreten bir teknoloji. Ben açık inovasyonu anlatırken ansiklopedi – Wikipedia örneğini çok seviyorum. Sınırlı sayıda insanın, kaynağın kontrolünde bilgi ile tabana yayılmış bilginin yarattığı değişim çok farklı oluyor. İnanılmaz bir büyüme, gelişme ve çeşitlenme olasılığı var. Bahsettiğim bariyer ve zorlukların içinde aşması en zor olanı insanların zihinlerindeki. Kapalı devre yaşamaya, çalışmaya ve üretmeye alışmış bir mantalitenin değişime, yenilenmeye, hatta gerekirse yıkıma açık olması asıl devrim. Zaten bu nedenle 3 boyutlu yazıcılar gibi teknolojiler yıkıcı teknolojiler olarak da tanımlanıyor. Bazen yeni bir şey üretmek için eski kalıpları yıkmak gerek!
3D yazıcılar ile üretilen parçaların ya da ürünleri sigortalanması ya da sigortaladığımız ve hasar sonucu tamir ihtiyacı duyan ürünleri parçalarının 3D yazıcılarla üretmek… Sigortacı olmayan biri gözüyle bu teknolojinin sigorta endüstrisi üzerinde ne tip etkiler yaratabileceğini ön görüyorsun?
Sigortacı olmayan bir gözle bu dünyada ne etki yaratabileceğini kestirmek gerçekten güç. Çünkü sistemin komple baştan ele almak lazım. Bozulan bir parça, ürün için yenileme yerine bu teknolojiyi kullanarak tamir etme imkânları giderek çoğalacak. Bununla birlikte kişiselleştirilmiş üretimlerde 3D yazıcılar ile yapılmış parçaların, seri üretimden çıkanlarla aynı kefeye konulması imkânsız olacak. Standartların değiştirilmesi yenilenmesi gerekecek; ama bu da oturup tek defada yapılabilecek, yaratılabilecek bir şey olmayacak. Çünkü teknolojinin ilerleme, gelişme hızına mevzuatların yetişmesi mümkün olmayacak. Bunun yerine esnek, uyarlanabilir, hatta kişiselleştirilebilir sistemlerin geliştirilmesi gerekecek. Sanırım bu yapay zekâ ile mümkün olacak.
Bize son olarak sosyal girişimin olan Robotel Türkiye’den ve 3D yazıcı teknolojisiyle hayatları nasıl değiştirdiğinden de bahsedir misin?
Tasarım ajansında 3D yazıcıları kullandığımız süreç içerisinde bu devrimsel üretim tekniğinin insan hayatını nasıl değiştireceğini anlatmak için proje arayışı içindeydik. Araştırmalarımız sırasında, o sıralarda yeni kuruluş olan Enable The Future isimli bir gruba rastladık. O zamanlar -yani 2014’te- yaklaşık 500 kişiden oluşan; imkân, emek, zaman ve kaynaklarını, ihtiyaç sahibi olanlara açık kaynak tasarımlarla mekanik eller yapmak üzere Google Plus üzerinde bir araya gelen bir grup idi. Tam da 3 boyutlu yazıcı teknolojisinin kişiye özel üretim avantajını bir sosyal faydaya dönüştürdükleri için bizler de denemeye giriştik. Yani aslen yaptığımız işin içinden bir aracın gerçekten fayda amaçlı kullanımını gösteren bir sosyal sorumluluk projesi olarak ortaya çıktı. İlk vakamızı 17 yaşında olan matbaada çalışırken iş kazasında dört parmağını kaybeden Mehmet Ali Toprak kardeşimize yaptık. Yaptıklarımızı da kaynak dosyaları, videoları, dokümanları ile birlikte www.robotel.org diye bir site açıp Türkçe olarak yayınladık. Hazır tasarımlar açık kaynak, herkes yapabilsin dedik. Bu süre zarfında hızla büyüdük. Türkiye’nin her yerinden gelen gönüllü başvuruları ile bugün 3 bin kişiye ulaştık; sistemde de yaklaşık 600 3D yazıcı oldu. 2017 yılında Sabancı Vakfı tarafından Fark Yaratan seçilmemiz bir sivil toplum örgütü haline gelmemize vesile oldu; resmi bir dernek haline geldik. Hayalimiz bir gün her çocuğun Robotel’e erişimi olduğu, ihtiyacı olduğunda kolaylıkla ulaşabileceği bir sistemi oturtmak ve yaygınlaştırmak.
Çalışmalarınız nasıl ilerliyor? Kimler destek sağlayabilir?
Aslında dernek olarak ana hedefimiz bu konuda farkındalık uyandırmak, mümkün olduğunca çok sayıda gönüllüye ulaşarak elimizden geldiğince çok kardeşimize destek vermek. Gönüllülerimiz her alanda destek verebiliyor. İlla 3 boyutlu yazıcı sahibi olmaları ya da tasarım bilmeleri gerekmiyor. Ayrıca kurumsal Robotel kampanyaları, Robotel takımları ve farkındalık projeleri sayesinde hem kurum içinde sosyal sorumluluk hedefine hem de takım çalışması, sosyal fayda amaçlı teknoloji kullanımı, karmaşık sorunlara birlikte yaratıcı çözümler getirme gibi becerileri geliştiren çalışmalar yapıyoruz. Bu model derneğe gelir kaynağı oluştururken katılımcıların hem bireysel hem de kurumsal ölçekte insanların hayatında gerçek etki yaratarak değişimin bir parçası olma imkanı sağlıyor.
Zira el yapmak kadar duyurmak da bizim için önemli; çünkü proteze erişimi olmayan çocukların –özellikle ABS (Amniyotik Band Sendromu) rahatsızlığı nedeniyle doğuştan uzuv gelişim bozukluğu olanların– ülkemizde pek istatistiği bulunmuyor. Onlara ve gönüllülere ulaşmak için tek yolumuz görünür olmak.
Ayrıca İstanbul gönüllüleri ile düzenli olarak her ay buluşuyor, yeni gönüllülere bilgi verip güncel konularda paylaşım yapıyoruz. Ankara ve İzmir’de de çok sayıda gönüllümüz organize oldu. Onlar da aralıklı olarak toplanıyorlar. Gönüllü veya destek olmak isteyen, toplantı ve etkinliklere bizi sosyal medyada takip ederek ulaşabiliyorlar.
