Boring Company (Sıkıcı Şirket)

DÖNEMİNİN çok ötesinde bir mucit Nikola Tesla, kendisine ait 700’den fazla patent ile dünyadaki en çok patente sahip bir bilim adamı olarak 1943 yılında, New Yorker otelindeki odasında, beş parasız olarak ölü bulunur. O günden bugüne bilim dünyasında ve kaynaklarında halen yeteri kadar saygı görmemiş olan Tesla, 1971 yılında Güney Afrika’da dünyaya gelmiş ve Google’ın kurucusu Larry Page tarafından “Bir gün servetimi bir yere bağışlamaktansa, ona bırakmayı tercih ederim. Adam Mars’a gitmek istiyor; dünyayı değiştirecek” dediği Elon Musk, ona saygının en büyüğünü gösterdi ve geleceği inşa ettiği en önemli markalarından birine adını verdi.
Dünyaca ünlü kültür, moda ve politika dergisi Vanity Fair tarafından “Dünyanın 1 numaralı ezber bozan adamı” seçilmesinde elbette vizyonu kadar vizyonunu gösterdiği yatırımları ve girişimleri var.
Bu vizyonun geldiği en son noktadaki şirketine verdiği isim onun nelere sıkıldığının ve sıkıntılarına nasıl çözümler üretmek istediğinin en açık örneği.
Boring Company (Sıkıcı Şirket) adını verdiği girişimi ile Elon, Los Angeles trafiğinden ne kadar sıkıldığından bahsediyor ve buna çözüm olarak da yer altında inşa edeceği 3 boyutlu tüneller ile arabaları taşıyacak ve saatte ortalama 200 km ile gidecek platformlar üreteceğini söylüyor. Pendik sahilde aracımızı park edeceğimiz platform, asansör şeklinde yer altına inecek raylı sistem üzerinde hareket edecek ve 80 km uzaktaki Beylikdüzü’ne 15 dakika içerisinde varmamızı sağlayacak. 0 emisyon, 0 trafik, 0 kaza riski, 0 yorgunluk.
Çok bilim kurgu duran bu girişim Elon’un şimdiye kadar yaptıklarına bakınca çok da uzak bir hayalmiş gibi durmuyor. Üstelik bu hayalini, 2013 yılında “Uçak kadar hızlı, tren kadar ucuz” şeklinde lanse ettiği Hyperloop projesinin bir tamamlayıcısı olarak sunması biz dünyalılar için heyecanı bir kat artırıyor. Yere değmeyen ve içindeki bir miktar havanın alındığı tüplerin içerisinde, sürtünmesiz şekilde hareket ederek saatte 1.200 km hıza ulaşan tüpler ile İstanbul – Ağrı arası bir mesafeyi 1 saat 15 dakikada alabileceğimiz Hyperloop, Sıkıcı Şirket ve tabii ki elektrikli otomobil üreticisi olarak Tesla, ulaşım sorunsalını bambaşka bir yere taşıyor.
Sadece son modeli Tesla Model 3’ten 10 milyar dolarlık ön sipariş almış olan Musk’ın otomobil devi haline gelen şirketinin esas bombayı sürücüsüz araçları ile patlatacağına ise hiç şüphe yok. İstanbul Kadıköy’de bulunan evinizin önünde bineceğiniz Tesla sürücüsüz aracınızdaki hiçbir şeye dokunmadan, Bodrum’da bulunan yazlığınıza gidebileceğiniz günlere 5-6 ay kaldı. Direksiyon tutmak, frene basmak, yoruldum bir kahve alayım demeden aracınızla yolculuk yapacağınız günlerden bahsediyoruz. Otonom araçlar olarak tanımlıyor Elon bu yeni tür araçları ve bu araçların yaygınlaşması ile birlikte Paylaşımlı Otonom Araçlar dünyasına geçeceğimizden ve bunun yepyeni bir ulaşım çağı açacağından bahsediyor. Sürücüsüz araçlarımızı birer toplu taşıma unsuru olarak sunabileceğimiz günler.
Elon otonom araçlar ile ilgili başarının arkasındaki teknolojiyi tek bir cümle ile özetliyor. “Eğer kamera ve görüntüleme ile ilgili her şeyi çözerseniz otonom araçları da çözersiniz.” Evet, Elon sürücüsüz araçlarında ne bir radar ne de bir sensör kullanıyor. Sadece kameralar ve görme zekası. Etrafında her bir objeyi gören 8 kamera ile araçların sürücüsüz bir şekilde gidebilmesini sağlayan Tesla model otonom araçlardan sadece 6 ay kadar uzağız. Üstelik Elon, sürücüsüz araçlar ile yaptığımız bu yolculuk esnasında tamamen uyuyabileceğimiz günlere de 2 yıl içerisinde geleceğimizi söylüyor.
Dünyaca ünlü fantastik film serisi Iron Man’in yönetmeni Jon Favreau, verdiği röportajda filmin baş kahramanı Tony Stark’ın karakterinin oluşumunda Elon Musk’tan ilham aldıklarını açıklamış ve hatta Iron Man serisinin ikinci filminde SpaceX fabrikası filmde mekan olarak kullanılmıştı. Dolayısıyla filmin bize söylediklerinden Elon’un var olduğu bir dünyadan çok da uzak sayılmayız.
Gelecekte görüşmek üzere….

Yorum yazın