2026’nın ilk yarısında doğal afet bilançosu 112 milyar dolara ulaştı

2026’nın ilk yarısında doğal afet bilançosu 112 milyar dolara ulaştı

Münih Re’nin 2026 yılının ilk yarısına ilişkin değerlendirmesine göre, 2026’nın ilk yarısında doğal afet bilançosu 112 milyar dolara ulaştı. Kayıpların yalnızca 44 milyar dolarlık bölümü sigorta kapsamında kalırken, sigorta açığı %60 olarak gerçekleşti. İlk 6 aylık kayıplar son 10 yıllık ortalamanın biraz altında kalsa da Münih Re, iklim değişikliği ve artan risklerin gelecekte daha büyük kayıplara yol açabileceğine dikkat çekti.

2026’nın ilk yarısına ilişkin Münih Re, Swiss Re ve Aon değerlendirmeleri, doğal afet kaynaklı ekonomik ve sigortalı kayıpların farklı göstergeler üzerinden benzer bir tabloya işaret ettiğini ortaya koyuyor. 3 raporda da toplam kayıpların uzun dönem ortalamalarının altında kaldığı görülürken, sigorta koruma açığı, şiddetli hava olayları ve artan risk maruziyeti öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Münih Re’nin değerlendirmesine göre, yılın ilk 6 ayında doğal afetler dünya genelinde yaklaşık 112 milyar dolarlık kayba neden oldu. Kayıpların 44 milyar dolarlık bölümü sigorta kapsamında karşılanırken, %60 oranında sigorta açığı oluştu. Toplam kayıp, son 10 yılın aynı dönemine ilişkin enflasyona göre düzeltilmiş 113 milyar dolarlık ortalamasının hemen altında kaldı. Sigortalı kayıplar da 50 milyar dolarlık 10 yıllık ortalamanın altında gerçekleşti. Son 5 yıl dikkate alındığında ise fark daha belirgin hale geldi. 5 yıllık ortalamada yılın ilk yarısındaki toplam kayıplar 136 milyar dolar, sigortalı kayıplar ise 66 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Münih Re Yönetim Kurulu Üyesi Thomas Blunck, yılın ilk yarısındaki tablonun önceki yıllarda yaşanan yüksek doğal afet kayıplarının ardından bir rahatlama sağladığını belirtirken, bunun risklerin azaldığı şeklinde yorumlanmaması gerektiğine dikkat çekti. Blunck, iklim değişikliği ve artan risklerin gelecekte daha büyük kayıp ihtimalini yükselttiğini vurgulayarak, kayıpların azaltılmasında yüksek riskli bölgelerde yapılaşmadan kaçınılması ve önleme yatırımlarının sürdürülmesinin önemine işaret etti.

EN YIKICI DOĞAL AFET VENEZUELA DEPREMİ

Yılın ilk yarısındaki en yıkıcı doğal afet 24 Haziran’da Venezuela’da meydana gelen çifte deprem oldu. Başkent Caracas’ın yaklaşık 200 kilometre batısındaki Morón kasabası yakınlarında dakikalar içinde 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde 2 güçlü deprem yaşandı. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’na (USGS) göre depremler, yüksek deprem riskine sahip bölgeyi 1900’den bu yana vuran en güçlü sarsıntılar oldu. Binlerce kişinin hayatını kaybettiği depremlerde toplam zararın yaklaşık 30 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Buna karşın sigortalı kayıpların 1 milyar doların altında kalacağı tahmin ediliyor. Ekonomik kayıpla sigortalı kayıp arasındaki büyük fark, afetlerde sigorta koruma açığını da bir kez daha gündeme taşıdı

ABD’DE FIRTINALAR KAYIPLARDA ÖNE ÇIKTI

Sigortacılar açısından yılın ilk yarısındaki kayıpların en büyük kaynağı ABD’de meydana gelen şiddetli fırtınalar oldu. Fırtınaların neden olduğu toplam kayıp yaklaşık 30 milyar dolar olarak hesaplanırken, bunun 22 milyar dolarlık bölümü sigortalı kayıplardan oluştu.

SWISS RE: DOĞAL AFET KAYIPLARININ %42’Sİ SİGORTA TARAFINDAN KARŞILANDI

Swiss Re Enstitüsü’nün Kıdemli Afet Veri Analisti Lucia Bevere ve Afet Veri Analisti Shivangi Singh tarafından hazırlanan değerlendirmesine göre, 2026’nın ilk yarısında doğal afetlerden kaynaklanan 100 milyar dolarlık küresel ekonomik kaybın yaklaşık %42’si sigorta tarafından karşılandı. Bu oran, %33 seviyesindeki 30 yıllık ortalamanın üzerinde gerçekleşti. Küresel sigortalı doğal afet kayıpları 42 milyar dolar ile 2020’den bu yana en düşük ilk yarı seviyesinde kaldı ve 66 milyar dolarlık trend tahmininin altında gerçekleşti. Şiddetli konvektif fırtınalar ise 28 milyar dolarlık sigortalı kayıpla yılın en büyük sigortalı risk kaynağı oldu. Buna rağmen şiddetli hava olaylarının sayısı 30 Haziran itibarıyla 2016-2025 ortalamasının %20 üzerinde gerçekleşti. Swiss Re, düşük kayıpların fırtına aktivitesindeki azalmadan değil, yüksek etkili olayların yoğun nüfuslu ve yüksek sigortalı bölgeleri daha sınırlı etkilemesinden kaynaklandığına dikkat çekti. Swiss Re Enstitüsü, ilk yarıdaki görece düşük kayıp tablosunun uzun vadeli görünümü değiştirmediğini vurguladı. Artan risk maruziyeti, yükselen varlık değerleri, yeniden inşa maliyetleri ve değişen tehlike modellerinin uzun vadeli sigorta kayıplarında yıllık yaklaşık %5-7’lik artışa katkıda bulunabileceği tahmin ediliyor birlikte söz konusu rakamlar da son 10 yıllık ortalamaların altında kaldı. ABD’deki fırtınaların son 10 yıllık ortalama toplam kaybı 34 milyar dolar, sigortalı kaybı ise 26 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Münih Re, kasırga ve dolu olaylarının beklenen aralıklarda gerçekleşmesine rağmen kayıpların ortalamanın altında kalmasına dikkat çekti. Mevcut fırtına aktivitesinin normal koşullarda daha yüksek kayıplara işaret edebileceği belirtildi.

SICAKLIKLAR AVRUPA VE ABD’Yİ OLUMSUZ ETKİLEDİ

Yılın ilk yarısında kayıpların bir diğer önemli başlığını Kuzey Amerika ve Avrupa’da görülen rekor sıcaklıklar oluşturdu. Özellikle Haziran ayında Orta ve Batı Avrupa’nın büyük bölümünü etkileyen sıcak hava dalgasında birçok noktada yeni sıcaklık rekorları kaydedildi. Doğu Almanya’daki Möckern kasabasında sıcaklık 41,8°C’ye ulaşarak ülkenin 2019’da kaydedilen önceki rekorunu 0,6°C aştı. Avrupa’da Mayıs ayında yaşanan ilk sıcak hava dalgasında da aylık sıcaklık rekorları kırılmıştı. Münih Re’nin aktardığı çalışmalara göre, sıcak hava dalgaları ile iklim değişikliği arasında açık bir bağlantı bulunuyor. Avrupa’daki son sıcak hava dalgasının 50 yıl önce meydana gelmesi durumunda sıcaklıkların yaklaşık 3,5°C daha düşük olacağı tahmin ediliyor. Avrupa, küresel ortalamanın 2 katından daha hızlı ısınan kıta konumunda bulunuyor. Haziran ayında ABD’de yaşanan sıcak hava dalgasında da sıcaklık ve nemin birleşimi, iklim değişikliği olmadan neredeyse imkânsız kabul edilen seviyelere ulaştı. ABD’nin doğusundaki birçok eyalette gece sıcaklıkları dahi 27°C’nin altına nadiren indi.

SICAK HAVA EKONOMİYİ YAVAŞLATIYOR

Sıcak hava dalgaları en fazla can kaybına yol açan doğal afetler arasında gösterilirken, ekonomik etkilerinin ölçülmesi doğrudan fiziksel hasara neden olan afetlere göre daha güç oluyor. Robert Koch Enstitüsü’nün tahminlerine göre yalnızca Almanya’da Nisan-Haziran döneminde sıcağa bağlı ölümlerin sayısı 5 bini aştı. Sıcaklıkların ekonomik etkisi ise ağırlıklı olarak verimlilik düşüşü, üretim kesintileri, altyapı hasarı, ulaşımdaki aksamalar ve tarımsal kayıplar üzerinden ortaya çıkıyor. OECD’nin 23 gelişmiş ekonomideki şirket verilerine dayanan araştırmasına göre, sıcaklığın 35°C’nin üzerinde olduğu 10 ilave gün yıllık işgücü verimliliğinde ortalama %0,3’lük düşüşe neden oluyor. Bu etkinin enerji fiyatlarında yaklaşık %5’lik artışın yarattığı etkiye yakın olduğu belirtilirken, yüksek nemin sıcaklık stresini daha da artırdığı ifade ediliyor.

SÜPER EL NIÑO İÇİN UYARI YAPILDI

Münih Re, 2026’nın ikinci yarısının El Niño iklim fenomeninin etkisi altında şekillenmesini bekliyor. Pasifik’teki sıcaklık ve atmosfer koşullarında dönemsel değişikliklere yol açan ENSO döngüsünün bir parçası olan El Niño, dünyanın farklı bölgelerinde farklı aşırı hava olaylarını tetikleyebiliyor. Avustralya, Orta Amerika ve Güneybatı Afrika’da kuraklık ve orman yangını riskini artırabilen El Niño; Batı Güney Amerika, Brezilya’nın bazı bölgeleri ve ABD’nin güneybatısında ise şiddetli yağış ve ani sel riskini yükseltebiliyor. El Niño’nun Kuzey Atlantik’te kasırga aktivitesini azaltırken, Kuzeybatı Pasifik dahil Kuzey Pasifik’in çeşitli bölgelerinde tropikal siklon aktivitesini artırabileceği belirtiliyor. İklim değişikliğinin etkisiyle zaten yüksek seyreden sıcaklıklara El Niño’nun da eklenmesiyle küresel ortalama sıcaklıkların daha da yükselmesi bekleniyor. Küresel ortalama deniz yüzeyi sıcaklıkları halihazırda rekor seviyelerde bulunurken, mevcut tahminler yıl sonuna doğru rekor düzeyde El Niño koşullarına işaret ediyor. Münih Re Baş İklim Bilimcisi Tobias Grimm, küresel ısınmanın devam ettiği bir dönemde dünyanın sıcaklıkları daha da artırabilecek bir Süper El Niño’ya doğru ilerlediğine dikkat çekti. Etkilerin yılın ikinci yarısında belirgin biçimde hissedilebileceğini belirten Grimm, zamanında alınacak önlemlerin can kayıplarının önlenmesi ve afetlerin ekonomik etkilerinin sınırlandırılması açısından önem taşıdığını vurguladı.

AON: EKONOMİK KAYBI 1 MİLYAR DOLARI AŞAN 23 AFET MEYDANA GELDİ

Aon’un 2026 Yıl Ortası Küresel Doğal Afetler Raporu’na göre, yılın ilk 6 ayında doğal afetlerden kaynaklanan küresel ekonomik kayıplar 111 milyar dolara ulaştı. Bu rakam 21. yüzyıl ortalamasının %25 altında kalarak 2018’den bu yana kaydedilen en düşük ilk yarı ekonomik kaybı olurken, kayıpların %57’sinin sigorta kapsamı dışında kalması koruma açığının yüksek seyrini sürdürdüğünü gösterdi. Yılın ilk yarısında ekonomik kaybı 1 milyar doları aşan 23 afet meydana geldi. Bu sayı uzun dönem ortalamasıyla aynı seviyede kalırken, en az 1 milyar dolar sigortalı kayba neden olan 13 afet yaşandı ve milyar dolarlık sigortalı kayıp yaratan afetlerin sayısı tarihsel ortalamanın üzerine çıktı. ABD’deki doğal afetler yaklaşık 36 milyar dolarlık sigortalı kayıpla küresel sigortalı kayıpların %75’ini oluşturdu. Ülkede meydana gelen 11 milyar dolarlık sigortalı afet olayının dokuzu şiddetli konvektif fırtınalardan, ikisi ise kış fırtınalarından kaynaklandı. 23-29 Nisan arasında yaşanan şiddetli konvektif fırtına ise 5 milyar doların üzerindeki sigortalı kayıpla yılın ilk yarısındaki en büyük sigortalı doğal afet olayı oldu. İklim değişikliği afet risklerinin modellenmesini zorlaştırıyor Willis Towers Watson(WTW) tarafından yayımlanan değerlendirmeye göre iklim değişikliği, doğal afetlerin sıklığı ve şiddeti üzerindeki etkisini artırırken, şirketlerin karşı karşıya olduğu fiziksel risklerin modellenmesini de daha önemli hale getiriyor.

Farklı coğrafyalarda faaliyet gösteren kuruluşlar açısından risklerin geçmiş verilere dayanarak sabit kabul edilmesi, gerçek maruziyetin olduğundan düşük hesaplanmasına yol açabiliyor. Fiziksel risklerin değerlendirilmesinde iklim, afet ve hava tehlikesi modellerinden yararlanılıyor. İklim modelleri gelecekteki değişimleri öngörürken, afet modelleri doğal tehlikelerden kaynaklanabilecek finansal kayıpları hesaplıyor. Hava tehlikesi modelleri ise sel, kuraklık ve orman yangını gibi olayların gerçekleşme olasılığını değerlendiriyor. Ancak tek bir modelin bütün riskleri eksiksiz biçimde ortaya koyamadığı belirtiliyor. Bu nedenle kuruluşların doğal afetlerin potansiyel etkilerini değerlendirirken farklı araç ve yaklaşımlardan yararlanması gerekiyor. İklim değişikliğinin etkileri tehlike türlerine ve bölgelere göre farklılaşıyor. Güney Avrupa, Avustralya ve ABD’de sıcak ve kuru hava koşullarının yaygınlaşması orman yangını riskini artırırken, ısınmanın devam etmesi durumunda Amazon havzası, Batı Akdeniz ve Orta Asya’da yangınların daha sık görülmesi bekleniyor. Küresel ısınma tropikal siklonların daha fazla yağış üretmesine ve güçlü fırtınaların daha sık görülmesine neden olurken, yükselen deniz seviyeleri kıyı taşkını riskini de büyütüyor. Daha sıcak bir dünyada büyük dolu taneli fırtınaların artabileceği öngörülüyor. Buna karşın dolu fırtınalarının belirli bölgelerde nasıl değişeceğinin tahmin edilmesinde belirsizlikler sürüyor. WTW, fiziksel risklerin değerlendirilmesinde güncel verilerin, farklı modelleme yöntemlerinin ve olası belirsizliklerin birlikte dikkate alınmasının önem taşıdığını vurguluyor. Değişen iklim koşulları nedeniyle geçmiş deneyimlere ve mevcut risk seviyelerine dayanarak geleceğe yönelik değerlendirme yapılmasının tek başına yeterli olmayacağı belirtiliyor.

Yorum yazın