2026 yenilemeleriyle reasürans piyasasında yumuşama süreci hız kazandı

2026 yenilemeleriyle reasürans piyasasında yumuşama süreci hız kazandı

Sigorta sektörünü hem ulusal hem de uluslararası ölçekte son derece yakından ilgilendiren reasürans piyasası 1 Ocak 2026 yenilemeleri ile yeniden şekillendi. Sigorta şirketleri ile reasürans firmaları arasında gerçekleşen görüşmeler neticesinde reasürörlerin risk iştahının arttığı ve fiyatların genel anlamda düşüşe geçtiği bir tablo ortaya çıktı. Türkiye özelinde bakıldığında ise 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş depreminin etkisiyle başlayan sert fiyatlama döneminin son bulduğu, yeni dönemin daha rekabetçi bir ortam yaratacağı ön görüldü.

Küresel reasürans piyasasında 1 Ocak 2026 yenilemeleri, son yıllarda yaşanan sert fiyat artışlarının ardından daha dengeli ve ılımlı bir tablo ortaya koydu. Doğal afet kaynaklı hasarların görece azalması, sigorta bağlantılı yatırım fonlarının yeniden piyasaya yönelmesi ve yatırımcıların risk algısının değişmesi, reasürans piyasasında fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir eğilimi meydana getirdi. Yenilemelerin genelinde, reasürans talebinin daha uygun koşullarla karşılanabildiği; buna karşın reasürörlerin risk seçiciliğini ve teknik disiplinini koruduğu bir piyasa yapısı öne çıktı. Hem küresel ölçekte hem de Türkiye özelinde 2026 yenilemeleri, sertleşen piyasa koşullarının ardından daha ılımlı bir aşamaya geçildiğine işaret ediyor. Fiyatlar düşerken, kapasite güçlü kalmaya devam ediyor.

Bu tablo, sigorta sektörünün önümüzdeki dönemde daha sürdürülebilir teminat yapıları oluşturmasına ve risk transferinde daha dengeli çözümler geliştirmesine olanak tanıyacak.

GEÇTİĞİMİZ SENELERDE NE OLMUŞTU?

Geçtiğimiz senelerde gerçekleşen reasürans yenilemelerine kısaca bir hatırlatma yapacak olursak; küresel reasürans piyasası, 2022 ve 2023 yıllarında art arda yaşanan büyük doğal afetler ve artan hasar etkisi nedeniyle sert fiyatlama dönemine girdi. Özellikle 2022 yılında Avrupa’da yaşanan geniş ölçekli sel felaketleri, felaket reasüransı programlarında yalnızca fiyatları değil, muafiyet ve teminat yapılarını da belirgin biçimde etkiledi. Bu gelişmeler, 2023 yenilemelerinde Türkiye dâhil olmak üzere birçok pazarda reasürans maliyetlerinin yaklaşık 2 katına çıkmasına yol açtı.

Türkiye açısından ise tabloyu daha da ağırlaştıran gelişme, 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler oldu. Bu büyük kayıp, Türkiye’nin doğal afet risk profilini reasürörler nezdinde yeniden değerlendirmeye açarken, reasürans programlarında 2’nci kez ciddi bir fiyat artışını beraberinde getirdi. Böylece Türkiye piyasası, küresel reasürans piyasasındaki sertleşmeden 2 yıl üst üste ciddi biçimde etkilendi.

2024 yılında küresel reasürans piyasasında fiyat artış hızının azaldığı, 2025 yılında ise özellikle doğal afet reasüransında yaklaşık yüzde 8 seviyesinde bir geri çekilmenin yaşandığı gözlendi. Uluslararası reasürans toplantılarında ve 1 Ocak 2026 yenilemelerine ilişkin değerlendirmelerde, piyasanın daha dengeli bir yapıya doğru ilerlediği sonucu çıktı.

Küresel piyasalardaki bu görece yumuşama eğilimine karşın, Türkiye reasürans piyasası 2024 ve 2025 yıllarında dünyadan olumlu yönde ayrışan bir görünüm ortaya koydu. Artan reasürans talebi, büyüyen sigorta portföyü ve programların kârlılığının yeniden tesis edilmesi, Türkiye’yi reasürörler açısından daha cazip bir coğrafya haline getirdi.

KÜRESEL REASÜRANS PİYASASINDA YUMUŞAMA SİNYALLERİ

Küresel reasürans piyasasında 1 Ocak 2026 yenilemeleri, artan arzın talebi aştığı ve fiyatlama dengelerinin reasürans alıcıları lehine yeniden şekillendiği bir sürece işaret ediyor. Fitch Ratings analistlerine göre, geleneksel ve alternatif kaynaklardan sağlanan rekor düzeydeki reasürans sermayesi, yenileme sürecinde sigorta sektörünün talep ettiği miktarın üzerinde kaldı ve bu durum piyasalarda belirgin bir fiyat yumuşamasını beraberinde getirdi. Bu durum, fiyatlarda yumuşamayı beraberinde getirirken, reasürörler açısından kârlılığın 2026 yılında da güçlü seyrini koruyabileceğini gösterdi.

Fitch’e göre, artan sermaye ve genişleyen kapasite, reasürans piyasasının beklenmedik etkilere karşı dayanıklılığını artırmaya devam ediyor ve mevcut durum, sektör yeni bir krize girmediği sürece önümüzdeki yenilemelerde fiyat yumuşamasının sürebileceğine işaret ediyor.

Moody’s Ratings ise, 1 Ocak 2026 yenilemelerinde küresel reasürans fiyatlarının, piyasa beklentilerinin ötesinde bir düşüş gösterdiğini bildirdi. Kuruluşa göre, yılın başında Kaliforniya’da yaşanan orman yangınlarının reasürans piyasasında belirleyici bir etki yaratmaması ve 2025 Atlantik kasırga sezonunun sakin geçmesi, fiyatların esnemesinde etkili oldu.

Moody’s değerlendirmesinde, özellikle mülk sigortalarına bağlı katastrofik reasürans fiyatlarının öngörülenden bir miktar daha düşük seviyelere geldiğini vurgulandı. Küresel ölçekte 2025 yılında sigortalı doğal afet kayıpları 100 milyar doların üzerinde gerçekleşmiş olsa da, hasarların dağılımı ve niteliğinin fiyatlama üzerinde belirleyici olduğu ifade edildi.

Öte yandan, küresel reasürans piyasasında yalnızca reasüransa ayrılmış sermaye tutarı 2024 yıl sonu itibarıyla 769 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, bir önceki yılın revize edilmiş seviyesine göre %5,4’lük bir artış anlamına geliyor. 2025 yılında ise reasürans sermayesinin rekor düzeye çıktığı; geleneksel sermayenin yaklaşık  %8 artışla 710 milyar dolara yükseldiği, alternatif sermayenin ise yaklaşık %12 büyüyerek 128 milyar dolara ulaştığı kaydedildi.

AM Best’e göre, 2025 yılı boyunca reasürans fiyatları, 2023’te mülk sigortaları piyasasında yaşanan yeniden yapılanmanın ardından ulaşılan yüksek seviyelerden itibaren kademeli olarak azalmaya başladı. Bu eğilim, Ocak 2026 yenilemelerinde belirgin biçimde hız kazandı ve felaket reasüransı fiyatlarında ortalama %15 civarında bir düşüş kaydedildi.

Mülk katastrofik reasürans segmentinde rekabetin arttığı ve 1 Ocak 2026 yenilemelerinde arzın talebin üzerine çıktığı görülse de, reasürörlerin sözleşme şartları ve teminat koşulları konusunda kurallarını esnetmediği belirtiliyor. Ayrıca, tutulan kârlar ve ihtiyatlı sermaye yönetimi sayesinde, reasürörlerin risk ayarlı sermaye yapısının güçlü seyrini sürdürdüğü vurgulanıyor.

AM Best’e göre küresel reasürans piyasası, fiyatların zirve yaptığı dönemin ardından yeni bir fiyatlama dönemine girerken; 2025-2026 döneminde kârlılığın daha durağan seyretmesi bekleniyor. Bunun yanında kapsamın genişletilmesi ve teminat seviyelerinin aşağı çekilmesine yönelik baskılara rağmen, S&P Global Ratings, küresel reasürans sektöründe teknik disiplinin korunduğunu ve reasürörlerin güçlü sermaye yapılarını muhafaza ettiğini vurguladı. Howden tarafından yayımlanan yenileme raporuna göre ise, söz konusu indirimler reasürans fiyatlarını yaklaşık 4 yıl önceki seviyeye geri taşıdı. Raporda, 1 Ocak yenilemelerinde küresel ölçekte mülk katastrofik reasürans devretme işlemlerinde %14,7, mülk retrosesyon devretme işlemlerinde ise %16,5 oranında bir düşüş kaydedildiği belirtildi.

KÜRESEL REASÜRANS PİYASASINDA 2026 YENİLEMELERİNE İLİŞKİN ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLAR

1 Ocak 2026 yenilemelerinde küresel reasürans fiyatları, piyasa beklentilerinin ötesinde geriledi. Sermaye bolluğu, özellikle doğal afet kaynaklı reasürans fiyatlarını aşağı çekti; bu alanda oranlar ortalama %15 seviyesinde düştü.

– Kaliforniya’daki orman yangınları ile 2025 yılında küresel ölçekte 100 milyar doları aşan sigortalı doğal afet hasarları, fiyatları yukarı taşımakta etkili olamadı. Bunun temel nedeni, 2023 yılında piyasaların yeniden dengelenmesinin ardından, şiddetli konvektif fırtına kaynaklı hasarların büyük ölçüde doğrudan sigorta şirketleri üzerinde kalması oldu.

– Reasürans sermayesi rekor seviyelere ulaştı. Toplam reasürans kapasitesi 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 838 milyar dolara yaklaşarak arz ile talep arasındaki farkı daha da belirginleştirdi. Bu durum yenileme koşullarının sigorta şirketleri lehine dönmesini sağladı.

– Yenilemelerde teminatların devreye girdiği seviyeler genel olarak korunmakla birlikte, bazı reasürörlerin daha düşük seviyelerden teminat sağlamayı kabul etmesi ve toplam hasara dayalı ile ikinci ve üçüncü olay teminatlarına yönelik esneklik göstermesi, piyasada erken bir gevşeme sinyali olarak değerlendirildi.

– Katastrofik risklere yönelik reasürans yenilemeleri sigorta şirketleri açısından daha elverişli koşullarda gerçekleşirken, sorumluluk branşlarındaki fiyatlar ise dava süreçleri ve geçmiş hasar gelişimleri nedeniyle görece dirençli kaldı. Bu alandaki yenilemelerin büyük bölümü yatay ya da sınırlı artışlarla tamamlandı.

2026 YENİLEMELERİNDE REKABET ARTTI, FİYATLAR YUMUŞADI

Aon’un Ocak 2026 tarihli Reasürans Piyasa Dinamikleri raporuna göre, küresel reasürans piyasasında 1 Ocak 2026 yenilemeleri artan sermaye arzı ve güçlenen kapasite koşullarıyla daha ılımlı bir ortamda gerçekleşti. Raporda, özellikle felaket reasüransı programlarında rekabetin belirgin şekilde artmasının fiyatların düşmesinde etkili olduğu ifade edildi. Aon değerlendirmesinde, 2023 sonrası dönemde sıkılaşan piyasa koşullarının ardından, 2025 ve 2026 yenilemelerinde dengelenme sürecinin hız kazandığına dikkat çekildi. Artan reasürans sermayesi, sigorta bağlantılı yatırım araçlarının yeniden piyasaya yönelmesi ve görece sınırlı doğal afet hasarları, reasürans talebinin daha uygun koşullarla karşılanabilmesini sağladı. Buna karşın raporda, fiyatlardaki yumuşamaya rağmen reasürörlerin risk seçiciliğinden ve teknik disiplininden taviz vermediği, teminat yapıları ve muafiyet seviyelerinin büyük ölçüde korunduğu vurgulandı. Aon’a göre, 2026 yenilemeleri hem küresel ölçekte hem de bölgesel pazarlarda kapasitenin mevcut olduğu, ancak reasürans korumasının hâlen teknik kriterler çerçevesinde şekillendiği bir piyasa görünümüne işaret ediyor.

Rapora göre küresel reasürör sermayesi, 2024 yıl sonundan 30 Eylül 2025 tarihine kadar %6’dan fazla artarak 760 milyar dolara ulaştı. Bu artış, geleneksel ve alternatif sermayedeki büyümeden kaynaklandı. Bu büyüme, birikmiş kârlar ve yeni yatırımlardan kaynaklandı.

Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Gökalp:

Reasürörler 2026 yenilemelerine Türkiye kapasitelerini artırarak hazırlandılar

Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Gökalp, 2026 yılı itibarıyla felaketlere karşı reasürans fiyatlarındaki ortalama %15 seviyesinde gerçekleşen düşüşün, geçmiş 2 yılda %100’ün üzerinde artan reasürans maliyetlerine kıyasla oldukça mütevazı kaldığını belirterek; deprem öncesinde Türkiye pazarına ilgi duymayan Lloyds ve Bermuda piyasalarının, Türkiyedeki şirketlerin reasürans programlarına katılmaya başladığını söyledi.

Dünya genelinde 2022-2023 yıllarında felaketlere karşı reasürans koruması fiyatlarının yükseldiğini hatırlatan Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Gökalp, özellikle 2022 yılında Avrupa’da yaşanan sel felaketleri sonrasında reasüransta program muafiyetlerinin önemli ölçüde artış gösterdiğini ifade etti. Bu durumun 2023 yenilemelerinde Türkiye’yi de etkilediğini ve reasürans maliyetlerini yaklaşık 2 kat çıktığını söyleyen Gökalp, “Dünya genelindeki bu artışın ardından, Türkiye’de 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş depremi ile reasürans programı fiyatlarında ikinci kez iki kat artış oldu” dedi. 

Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Gökalp, yaptığı değerlendirmede dünya genelinde 2024 senesi fiyatlarının durağan seyrettiğini, 2025 senesinde yaklaşık %8 düştüğünü, bu nedenle de Türkiye piyasasının 2024-2025 yıllarında dünyadan önemli derecede ayrışarak reasürörlerin daha çok kapasite ayırmak istediği bir coğrafya haline geldiğini belirtti.

Erdinç Gökalp, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sektörün 2 senedir artan reasürans talebini ve reasürans programlarının kârlılığını gözlemleyen reasürörler, 2026 yenilemelerine Türkiye için kapasitelerini artırarak hazırlandılar. Her ne kadar 2026 yenilemelerinde felaketlere karşı reasürans korumalarının fiyatları %15 civarında düşmüş olsa da bu düşüş, kapasite üzerinde olumsuz bir etki yaratmadı. Ayrıca birçok reasürans programında da talep edilen kapasitenin üzerinde bir reasürans arzı yaşandığı görüldü. Deprem öncesinde Türkiye pazarına ilgi duymayan Lloyd’s ve Bermuda piyasalarının da ülkemizdeki şirketlerin reasürans programlarına katılmaya başladığı gözlemlendi. Bunun sebebi Türkiye piyasasının fiyat seviyesinin halen dünyadaki birçok coğrafyaya göre daha yüksek olması. Kapasite tarafındaki belirgin artış, Türkiye’deki sigorta şirketlerinin deprem gibi katastrofik riskler için daha kolay ve nispeten daha uygun koşullarda reasürans bulmasına imkân tanıdı. Bu durumun takip edecek reasürans yenilemelerinde de benzer bir eğilim göstermesini ve reasürans maliyetlerinin teknik fiyatlamalara yakın seviyelere geri dönmesini bekliyoruz.”

“2023 Kahramanmaraş Depremi sonrasında bölüşmeli reasürans anlaşmalarında reasürörler lehine önemli düzenlemeler yapıldığından, bu anlaşmaların da sonuçları söz konusu yıllarda kârlı oldu” diyen Erdinç Gökalp, bu kârlı sonuçlar neticesinde 2026 yılında, anlaşma koşullarında sigorta şirketleri lehine yapılan önemli düzenlemelere rağmen, reasürörlerin bu anlaşmalara ilgisini sürdürdüğünü ve birçok şirketin özellikle yangın branşında risk bazlı reasürans kapasitesini artırdığını belirtti.

RİSKE UYGUN FİYATLANDIRMA YAPILMASI GEREKİYOR’

Geçtiğimiz 2 senede depremin ardından sigorta sektörünün ağır reasürans maliyetleri ödediğinin altını çizen Erdinç Gökalp, direkt sigortacılık tarafında tam olarak bunu karşılayacak fiyat artışlarının ise yapılmadığını söyledi. 2025 yılının başından itibaren ise özellikle yangın sigortaları fiyatlarında yeniden aşağı yönlü hareket başladığını kaydeden Erdinç Gökalp “2026 yenilemelerinde reasürans maliyetlerinin bir miktar düşmesi sürdürülebilir bir sigorta sektörü sağlamak adına beklenen bir gelişme. Öte yandan, kaliteli reasürans kapasitesinin devamlılığını sağlamak için sigorta şirketlerinin kârlı portföylerini sürdürmeleri, doğru risk seçimi ve riske uygun fiyatlandırma yapmaları gerekiyor. Aksi takdirde bu kapasiteler piyasaya hızlı bir şekilde geldiği gibi tekrar piyasadan çıkma potansiyeli de taşıyor” dedi.

Yenilemelerin ardından fiyatlarda gerçekleşen aşağı yönlü eğilime de değinen Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Gökalp, olası bir fiyat gevşemesinin poliçe primleri ve nihai olarak sigortalılar üzerinde yaratabileceği etkiyi değerlendirdi. 

2023 Kahramanmaraş Depremi sonrası artan yangın sigortası fiyatlarının, 2025 yılı başından itibaren önemli ölçüde azaldığını kaydeden Gökalp, poliçe fiyatlarındaki düşüşlerin reasürans maliyetlerindeki düşüşlerden önce gerçekleştiğinin ve reasürans maliyetlerindeki düşüşlere göre daha yüksek seviyelerde olduğunun altını çizdi. “2026 yılı itibarıyla felaketlere karşı reasürans fiyatlarındaki ortalama %15 seviyesinde gerçekleşen düşüşün, geçmiş iki yılda %100’ün üzerinde artan reasürans maliyetlerine kıyasla oldukça mütevazı kaldığı görülüyor” diyen Erdinç Gökalp sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu faktörler göz önüne alındığında reasürans maliyetlerindeki sınırlı düşüşün, zaten geçtiğimiz sene oldukça düşmüş olan yangın poliçe fiyatları üzerinde doğrudan bir etkisi olmayacağını düşünüyoruz.  Ancak sigorta şirketlerinin risk kapasitelerinin artması ve trete şartlarının genişlemesi, özellikle ticari ve sınai müşterilere daha yüksek ve kapsamlı teminatlar sağlanmasını mümkün kılar.”

Aksigorta Genel Müdür Yardımcısı Deniz Ceylan:

Artan kapasite iştahı sayesinde sigorta ettirenler için daha geniş teminat sağlama fırsatı doğdu

Artan kapasite iştahı sayesinde sigorta ettirenler için daha geniş teminat sağlama fırsatının doğduğunu ifade eden Aksigorta Genel Müdür Yardımcısı Deniz Ceylan, reasürans maliyetlerindeki iyileşmenin, sigorta şirketlerinin üzerindeki maliyet baskısını hafifleterek primlerde daha istikrarlı bir dönemi destekleyebileceğini söyledi.

Aksigorta Kurumsal Teknik ve Reasürans Genel Müdür Yardımcısı Deniz Ceylan, 2026 yılı 1 Ocak reasürans yenilemelerinin, son dört yıllık döngüyle kıyaslandığında, piyasanın yeniden dengelendiği ve önceki yılların sert koşullarının yerini daha rasyonel ve ılımlı bir zemine bıraktığı bir dönem olduğunu söyledi. Deniz Ceylan süreci reasürans şirketleri açısından da değerlendirerek “Küresel ölçekte reasürörlerin özsermaye kârlılıklarının sermaye maliyetlerinin üzerinde seyretmesi, bileşik rasyolarının düşmesi ve dağıtılmadan elde tutulan kârların artması, piyasaya sunulan kapasitenin belirgin şekilde büyümesini sağladı. Bu durum, arzın talebi karşılamakta fazlasıyla yeterli olduğu, hatta birçok branşta rekabetin fiyatlara yansıdığı bir tabloyu beraberinde getirdi” dedi.

Piyasa genelinde özellikle katastrofik ve retrosesyon branşlarında risk ayarlı fiyatlarda %10–%20 bandında belirgin gerilemeler gözlemlendiğini aktaran Deniz Ceylan, bu yumuşama eğiliminin yalnızca yangın branşlarıyla sınırlı kalmadığını, siber ve sorumluluk gibi özel branşlarda da etkisini gösterdiğini belirtti. Deniz Ceylan bununla birlikte mevcut tablonun

2021 öncesindeki daha esnek bir teknik fiyatlama yaklaşımına geri dönüldüğü şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini de vurguladı.

2026 yılına yönelik öngörüsünü de paylaşan Deniz Ceylan “Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgeler özelinde, artan kapasite iştahı sayesinde sigorta ettirenler için daha geniş teminat sağlama ve volatiliteyi azaltmaya yönelik tamamlayıcı korumalar satın alma fırsatları doğdu. 2026 yılının geri kalanı için öngörüm; büyük bir katastrofik olay yaşanmadığı sürece bu pozitif arz dinamiklerinin korunacağı ve sektörün teknik kârlılığını sürdürerek yatırımcılar için ekonomik değer yaratmaya devam edeceği yönünde” ifadelerini kullandı.

ELVERİŞLİ KAPASİTE ORTAMIYLA DAHA NİTELİKLİ KORUMA

Fiyatlardaki aşağı yönlü eğilimin son yıllardaki güçlü fiyat artışlarının ardından gelen bir piyasa düzeltmesi niteliğinde olduğunu belirten Deniz Ceylan “Özellikle katastrofik reasüransında risk ayarlı fiyatların küresel ortalamada %14 oranında gerilemesi ve bunun 2014’ten bu yana görülen en belirgin düşüşlerden biri olarak öne çıkması, reasürörler arasındaki rekabetin daha fazla fiyat odaklı bir hatta ilerlediğini gösteriyor” dedi. Deniz Ceylan, bu durumun sadece ‘fiyat indirimi’ olarak değil, kapasite koşullarındaki iyileşme ve rekabet dinamikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Reasürans maliyetlerindeki iyileşmenin, sigorta şirketlerinin üzerindeki maliyet baskısını hafifleterek primlerde daha istikrarlı bir dönemi destekleyebileceğini söyleyen Deniz Ceylan, “Fiyat dinamiklerindeki değişimin poliçe primlerine ve nihai olarak sigortalılara etkisini konuşurken ise birkaç unsur birlikte ele alınmalı. Elverişli kapasite ortamı, sigortacıların daha yüksek limitli ve daha geniş kapsamlı teminatlar sunmasını kolaylaştırarak sigortalı açısından yalnızca fiyat değil, daha nitelikli bir koruma anlamına da gelebilir. Ancak bu iyileşmenin her branşa aynı hızla yansımasını beklemek doğru olmaz; örneğin sorumluluk tarafında sosyal enflasyon ve artan hasar maliyetleri daha temkinli bir çizgiyi zorunlu kılarken, yangın ve siber gibi alanlarda sigortalıların doğrudan avantaj görmesi daha olası. Özetle 2026 reasürans piyasasındaki bu ılımlı görünüm, sigorta şirketlerine operasyonel bir nefes alanı sağlarken; iyi yönetilen portföylerde oluşan maliyet avantajlarının, nihai tüketiciye sunulan ürünlerin rekabetçiliğini artıracağını öngörüyorum” dedi.

Neova Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Cem Salih Çelen:

Reasürans maliyetlerinin Türkiyede anlamlı ölçüde gerilediğini söylemek hâlâ mümkün değil

Reasürör bilançolarındaki iyileşmenin şirketlerin kapasitelerini artırmasına olanak tanıdığını ve bu durumun yeni bir rekabet ortamına zemin hazırlayacağını söyleyen Neova Sigorta Teknik ve Reasürans Genel Müdür Yardımcısı Cem Salih Çelen, bu durumun geçmişteki kontrolsüz yumuşak piyasa dönemlerine dönüş anlamına gelmediğini vurguladı.

2026 yenilemelerinin küresel ölçekte daha rekabetçi bir zeminde tamamlandığını ve reasürör bilançolarındaki iyileşmenin, şirketlerin rezervlerini güçlendirmesine ve kapasitelerini artırmasına olanak sağladığını vurgulayan Cem Salih Çelen, bu durumun doğal olarak bir rekabet ortamı yaratarak küresel ölçekte daha yumuşak piyasa koşullarına doğru bir geçişi mümkün kıldığını ifade etti. Ancak bu durumun geçmişteki kontrolsüz yumuşak piyasa dönemlerine dönüş anlamına gelmediğinin de altını çizen Cem Salih Çelen, disiplinli ve seçici underwriting yaklaşımının devam ettiğini de belirtti.

Türkiye özelinde ise özellikle CAT programlarında 6 Şubat Depremi sonrasında 2–3 kata varan fiyat artışları ve neredeyse iki katına çıkan kapasite ihtiyacı nedeniyle çok ciddi reasürans maliyetleriyle karşılaştıklarını söyleyen Cem Salih Çelen, “Bu sert tekrar fiyatlama, hasar geri ödemelerinin tahmin edilenden daha hızlı yapılmasını sağladı; dolayısıyla 2026 yenilemeleri için konuşulan yüzde 10–15 seviyesindeki maliyet düzeltmesi teknik olarak beklenen bir normalleşme niteliğinde. Bununla birlikte, reasürans maliyetlerinin Türkiye’de anlamlı ölçüde gerilediğini söylemek hâlâ mümkün değil” dedi.

Türkiye özelinde yenilemeler sonrası görülen aşağı yönlü reasürans maliyetinin ve artan kapasitenin doğal olarak rekabeti artıracağını belirten Cem Salih Çelen, “Ancak reasürans maliyetlerindeki sınırlı düzeltmenin piyasada teknik bakış açısının ve underwriting disiplininin ötesinde bir fiyat indirimine dönüştüğünü gözlemliyoruz, burada mali gelirlerin güçlü seyri şirketlere ek bir konfor alanı sağlıyor ve bu da fiyatlama davranışlarını teknik zeminden uzaklaştırabiliyor. Ancak bu yaklaşımın orta vadede sürdürülebilir olmadığı açık. Reasürans maliyetlerindeki görece sınırlı gevşeme ile primer taraftaki agresif indirimler arasındaki makas uzun süre korunamaz. Sağlıklı bir piyasa için teknik fiyatlama ve disiplinin yeniden merkezde olması kaçınılmaz olacaktır” görüşlerini paylaştı.

Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar:

Ucuz poliçe değil, doğru fiyatlanmış poliçe uzun vadede güven verir

Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar hem küresel öekte hem de Türkiye özelinde daha ılımlı bir zeminde tamamlanan reasürans görüşmeleri hakkında görüşlerini paylaşarak; hasar geçmişi dengeli, teknik disiplini güçlü ve riskini iyi anlatabilen şirketlerin daha uygun şartlarla yenileme yaptığını buna karşılık risk yoğunluğu yüksek, teminat yapısı ölçüsüz genişletilmiş portföylere karşı ise reasürans şirketlerinin seçici davrandığını vurguladı. 

2026 reasürans yenilemelerinin son 2 yıla kıyasla daha dengeli bir ortamda tamamlandığını ifade eden Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, küresel ölçekte büyük doğal afet hasarlarının sınırlı kalmasının ve sigorta riskine yatırım yapan kaynakların yeniden devreye girmesinin kapasiteyi artırdığını belirtti. Ancak bu rahatlığın kuralların gevşediği anlamına gelmediğini, reasörörlerin çerçeveyi koruduğunu da ekledi. Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar yaptığı değerlendirmede, “Fiyatlarda belirli bir esneme var; fakat bu her portföy için geçerli değil. Hasar geçmişi dengeli, teknik disiplini güçlü ve riskini iyi anlatabilen şirketler daha uygun şartlarla yenileme yapabildi. Risk yoğunluğu yüksek, teminat yapısı ölçüsüz genişletilmiş portföylerde ise seçicilik devam ediyor. Ocak ayı sonuçları da tabloyu tamamlıyor. Nominal prim artışı görülse de reel tarafta baskı hissedilmeye başlandı. Bu durum, fiyat artış temposunun yavaşladığını ve şirketlerin daha seçici üretim yaptığını gösteriyor” tespitlerinde bulundu.

2026 yılına ilişkin tahminlerini de aktaran Ahmet Yaşar,

“Reasürans tarafında erişim sorunu yok. Ancak fiyatlama ve teminat yapısı konusunda disiplin korunuyor. Bu da sigorta piyasasında daha kontrollü bir rekabet anlamına geliyor. Artık mesele reasürans bulmak değil;  mesele hangi şartlarla ve hangi teknik zeminde alınacağı” dedi.

‘BU DÖNEM ‘ÖLÇÜLÜ REKABET’ DÖNEMİ OLARAK TANIMLANABİLİR’

Kapasite artışının doğal olarak fiyat üzerinde baskı oluşturacağını ancak bu durum otomatik olarak agresif bir fiyat yarışına dönüşmeyeceğini belirten Ahmet Yaşar, reasürans maliyetlerinde görülen gevşemenin bazı segmentlerde primlerin dengelenmesine imkân tanıyacağını sözlerine ekledi. Ancak primlerin yalnızca reasürans maliyetiyle belirlenmediğinin de altını çizen Ahmet Yaşar, “Hasar frekansı, enflasyon, sermaye maliyeti ve operasyonel giderler hâlâ belirleyici unsurlar. Hasarsız ve iyi yönetilen portföylerde daha dengeli bir fiyat ortamı oluşabilir. Ancak risk yoğunluğu yüksek branşlarda aynı esnekliği beklemek gerçekçi olmaz. Bu dönemi ‘ölçülü rekabet’ dönemi olarak görmek daha doğru olacaktır. Sigortalı açısından bakıldığında; ani ve sert fiyat hareketleri yerine daha istikrarlı bir seyir beklemek gerekir. Ucuz poliçe değil, doğru fiyatlanmış poliçe uzun vadede güven verir.” dedi.

Corpus Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Serdar Karayel

Başarılı ve rahat bir yenileme dönemi geçirdik

2026 yılı reasürans yenilemelerinin 2023 depremi sonrası yaşanan sert piyasa koşullarının ardından, Türk sigorta sektörü açısından bir nefes alma dönemi olarak niteleyen Corpus Sigorta Teknik Genel Müdür Yardımcısı Serdar Karayel, küresel reasürans piyasasındaki yumuşama eğiliminin Türkiyeye de yansıdığını ancak ülkemizin kendine has risk profili nedeniyle bu geçişin dünya geneline göre biraz daha temkinli gerçekleştiğini ifade etti.

Corpus Sigorta Teknik Genel Müdür Yardımcısı Serdar Karayel, reasürans piyasalarındaki genel tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Dünya genelinde mülk hasarları reasürans fiyatlarında yüzde 10-20 civarında düşüşler görülürken, Türkiye ortalaması biraz daha aşağıda gerçekleşti. Bunun en önemli nedenleri arasında ülkemizin deprem bölgesi olması ve beklenen Marmara Depremi, enflasyonun etkisi ve reasürans talebindeki artışlar var. 2024 ve 2025’teki devasa artışların ardından, 2026 yenilemelerinde hasarsız programlarda %10’lar seviyesi indirimler görüldü. Reasürörler artık şirketin portföy kalitesine ve modelleme verilerine göre çok daha seçici davrandı. Teknik karlılığı yüksek şirketler daha iyi şartlar sağladı. Öte yandan kapasite sorunu 2026 itibarıyla büyük ölçüde çözülmüş durumda. Reasürörlerin iştahı, 2025 yılındaki yüksek kârlılıkları nedeniyle yeniden arttı.Türkiye’deki enflasyon ve döviz hareketleri nedeniyle sigorta bedellerindeki artış, şirketlerin reasürans ihtiyacının euro bazında yüzde 10-20 arasında artırmasına neden oldu. Bu ek kapasite talebi piyasa tarafından rahatlıkla karşılandı.”

Şirketlerin bölüşmeli anlaşmalardan ziyade, riski daha fazla kendi üzerlerinde tuttukları XoL – hasar fazlası korumalara yönelmeye devam ettiğini söyleyen Corpus Sigorta Teknik Genel Müdür Yardımcısı Serdar Karayel “Türkiye, yüksek penetrasyon potansiyeli ve artan teknik disiplini sayesinde, reasürans piyasasında ilgi görmeye devam ediyor. Daha önce kapasite kısıp bekle-gör politikası izleyen dev reasürörler Türkiye portföylerini koruma ve hatta bir miktar büyütme eğilimine girdi. Piyasaya tamamen yeni giren çok büyük bir küresel oyuncudan ziyade, özellikle Orta Doğu (MENA) ve Bermuda bazlı reasürörlerin Türkiye kapasitelerini artırdığı ve siber-finansal riskler gibi niş alanlarda yeni oyuncuların (örneğin bazı Lloyds sendikaları) daha aktif olduğu görüldü” dedi.

‘FİYAT DÜŞÜŞLERİ BELLİ BİR SEVİYEDE KALDI’

2026 yenilemesiyle birlikte sigorta şirketlerinin, özellikle kârlı programların “Reasürans bulabilir miyiz?” endişesinden kurtulup “En iyi şartı nereden alırız?” pazarlığına geri döndüğünü söyleyen Serdar Karayel bununla birlikte şu tespitlerde bulundu: “Reasürörler, Türkiye’nin deprem riskini hâlâ en üst risk grubunda değerlendirdikleri için muafiyet seviyeleri ve teknik şartlar konusunda taviz vermekten kaçındılar ve fiyat düşüşleri belli bir seviyede kaldı. Yine de başarılı ve rahat bir yenileme dönemi geçirdik.”

Bununla birlikte reasürans yenilemelerindeki bu gelişmelerin sigorta fiyatlarına ve müşteri tarafındaki maliyetlere yansımasının paralel ilerlemediğine dikkat çeken Serdar Karayel, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Özellikle büyük programlarda sigorta fiyatlarındaki düşüş oldukça fazla. Deprem tarifesindeki serbeste geçiş limitinin üzerinde sigorta bedeline sahip iyi riskler, bir önceki döneme göre oldukça yüksek fiyat indirimleriyle poliçe sahibi olabiliyor. Bu fiyat düşüşlerinin bir yerde stabilize olmasını bekliyoruz. Zira sert yükseliş ve sert düşüşler müşteri nezdinde güveni de etkiliyor. Sürdürülebilir bir fiyat seviyesi ve makul yükseliş ve düşüşler tüm sektör için güvenli bir zemin oluşturacaktır.”

Sompo Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Uğur Özer:

Dengeli bir piyasa yapısı sektör açısından daha sağlıklı olacaktır

Şirketlerin özellikle katastrofik risk kapasiteleri ile uyumlu bir risk/iş yazma kapasitesi olması gerektiğine dikkat çeken Sompo Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Uğur Özer, “Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde fiyat rekabetinin tek başına belirleyici olduğu bir ortamdan ziyade risk yönetimi, risk bazlı fiyatlama, teminat kapsamı ve hizmet kalitesinin birlikte değerlendirildiği dengeli bir piyasa yapısının sektör açısından daha sağlıklı olacağı kanaatindeyiz” dedi.

2023 Kahramanmaraş depremi sonrası hızla artan reasürans ve sigorta fiyatlarının ardından 2025 yılının sonuna doğru sektörün neredeyse deprem öncesi rekabet seviyesine geri döndüğünü ifade eden Sompo Sigorta Kurumsal Sigortalardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Uğur Özer, buna karşın deprem koruma maliyetlerinin 2024 yılında yaklaşık 2–3 kat arttığını, 2025 reasürans yenilemelerinde de bu seviyeyi koruduğunu belirtti.

“Reasürans maliyetleri henüz düşmeden ‘karlılık’ nedeniyle sigorta primlerinde geçen yıl içerisinde belirgin bir düşüş yaşandı. Bu nedenle 2026 reasürans yenilemelerinde koruma maliyetlerinin %15–20 oranında azalmasının sigorta fiyatları üzerinde sınırlı bir olumlu etkisi olması bekleniyor” diyen Uğur Özer sözlerini şöyle sürdürdü: Reasürans fiyatlarının yüksek olduğu dönemlerdeki en büyük risk, yetersiz koruma seviyesi ile sigorta şirketlerinin risk yazmak durumunda kalabilmesidir. Şirketlerin 2026 yılında, düşen maliyetlerin etkisiyle daha çok kapasite satın alarak olası açık pozisyonlarını büyük ölçüde kapatma imkânı bulduğunu düşünüyorum; bu da sektör için olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak deprem koruma maliyetleri halen olması gereken seviyenin üzerinde. Zira katastrofik reasürans maliyetleri deprem öncesi döneme kıyasla halen yaklaşık 2 kat seviyesinde seyrediyor; kapasite bolluğunun asıl nedeni de bu. Esasen 2023 depremi ile reasürörler uğradıkları zararları 2024 ve 2025 yıllarında telafi ettiler. Geri ödeme süresinin bu kadar kısa olduğu başka bir sigorta piyasası bulunmuyor.”

ORTAKLIKLAR ARTIK ÇOK DAHA KISA VADELİ’

Reasürans maliyetlerindeki bu gerileme 2026 yılına ilişkin iken, sigorta fiyatlarındaki düşüşün reasürans maliyetlerindeki düşüşten çok daha önce ve sert olması, sektörün sürdürülebilirliği ve kârlılığı açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor” diyen Uğur Özer, sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri arasındaki ortaklıkların artık çok daha kısa vadeli olduğuna dikkat çekti. Reasürörlerin potansiyel karlılığın yetersiz kaldığını değerlendirdiklerinde piyasadan kolaylıkla çıkabildiğinin altını çizen Uğur Özer, “Bu itibarla sürdürülebilir karlı büyüme sektörün önündeki en büyük stratejik bakış açısı olmalı. Zira sektörümüz özellikle kurumsal sigortalarda halen reasürans bağımlısı bir sektör” diye konuştu.

‘ARTAN KAPASİTE POLİÇE PRİMLERİNE YANSIYACAK’

Uğur Özer, yenilemeler sonrasında artan kapasitenin, özellikle kısa vadede fiyat rekabetine yansıyacağını, reasürans tarafındaki rahatlamanın sigorta şirketlerinin maliyet yapısını aşağı çektiğini, bu durumun da poliçe primlerine kaçınılmaz olarak yansıdığını vurguladı. Ancak fiyat gevşemesinin hangi ölçüde ve hangi risk segmentlerinde gerçekleştiğinin bu noktada ana belirleyici unsur olduğunun da altını çizen Uğur Özer, teknik kârlılık ve risk bazlı fiyatlama disiplininin korunmasının her zamankinden daha kritik hale geldiğini kaydetti.

Uğur Özer, buna ek olarak “Aksi halde teknik gerçeklerden kopuk fiyatlamalar, kısa vadede sigortalılar için avantaj yaratıyor gibi görünse de orta vadede hem teminat kalitesinin zayıflamasına hem de piyasa istikrarının bozulmasına yol açacak ve reasürans kapasitesinin yeniden daralması riskini beraberinde getirecektir” tespitinde bulundu. 

Uğur Özer, son olarak şu değerlendirmede bulundu: “Şirketlerin özellikle katastrofik risk kapasiteleri ile uyumlu bir risk/iş yazma kapasitesi olması gerekir. Bunun ölçümlenmesi ve takibine ilişkin yeni bir bakış açısına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde fiyat rekabetinin tek başına belirleyici olduğu bir ortamdan ziyade risk yönetimi, risk bazlı fiyatlama, teminat kapsamı ve hizmet kalitesinin birlikte değerlendirildiği dengeli bir piyasa yapısının sektör açısından daha sağlıklı olacağı kanaatindeyiz.”

Millî Reasürans Genel Müdürü Fikret Utku Özdemir:

Teknik disipline dayalı fiyatlama ve güçlü sermaye yapısı önemini korumaya devam edecek

Millî Reasürans Genel Müdürü Fikret Utku Özdemir, reasürans piyasasının son yıllardaki durumu hakkında kapsamlı bir değerlendirme yaparak 2026 yılı reasürans yenileme dönemini, hem bölüşmeli hem de bölüşmesiz anlaşmalar kapsamında artan kapasiteye bağlı olarak şirketlerin talep ettiğinden fazla teklif aldığı bir yenileme süreci olarak özetledi. 

2026 yılı reasürans yenileme dönemini, hem bölüşmeli hem de bölüşmesiz anlaşmalar kapsamında artan kapasiteye bağlı olarak şirketlerin talep ettiğinden fazla teklif aldığı bir yenileme süreci olarak değerlendiren Milli Reasürans Genel Müdürü Fikret Utku Özdemir, “Özellikle bölüşmeli anlaşma şartlarında, 2023 yılı depremi sonrası alınan aksiyonların sonuçları, bu anlaşmaların plasmanlarının tamamlanması açısından kayda değer önem arz etti. Hasar fazlası anlaşmaların plasmanları ise, her ne kadar riske göre ayarlanmış fiyatlarda düşüşler kaydedilmiş olsa da, küresel piyasalar ile karşılaştırıldığında, daha yüksek fiyat seviyelerinde tamamlandı” dedi.  

Reasürörlerin Türkiye’ye yönelik artan kapasite iştahının halihazırda var olan rekabet ortamını güçlendirdiğini ve bu rekabetin fiyatlamalar üzerinde etkili olmasının kaçınılmaz hale geldiğini söyleyen Fikret Utku Özdemir, fiyatlardaki düşüş eğiliminin yalnızca 2025 ve 2026 yıllarına özgü olmadığını, bu sürecin 2024 yılı itibarıyla başladığını kaydetti. Fikret Utku Özdemir mevcut piyasa koşullarının, bu seyrin benzer ölçekte devam edebileceğine işaret ettiğini de sözlerine ekledi.

2024 ve 2025 yıllarını gerek doğal afet hasarları gerekse risk hasarları açısından piyasa için görece şanslı yıllar olarak değerlendiren Özdemir, “Şirket portföylerini ve piyasayı yıpratacak ölçekte büyük hasarların yaşanmamış olması da piyasaya olan reasürör ilgisinin devamını sağlayan önemli etkenler arasında yer alıyor” dedi.

‘KAPASİTE DARALMASI GENİŞLEYEN RİSK İŞTAHI İLE YER DEĞİŞTİRDİ’

2025 yılı Türkiye sigorta sektörü açısından deprem sonrası dönemde oluşan sert piyasa koşullarının belirgin şekilde yumuşadığı ve rekabetin yeniden görünür hale geldiği bir yıl olarak değerlendiren Fikret Utku Özdemir “2023–2024 döneminde yaşanan kapasite daralması, yükselen reasürans maliyetleri ve seçici risk kabul politikaları; 2024 yılı son çeyreği itibarıyla başlayan fiyat düşüşlerini takiben 2025 yılı itibarıyla artan reasürans kapasitesi, genişleyen risk iştahı ve fiyat rekabeti ile yer değiştirdi” dedi.

“Yurt içi sigorta şirketleri arasındaki rekabete ek olarak, yurt dışı reasürörlerin fiyatlardaki gevşemeye rağmen Türkiye’ye kapasite sunmaya devam ettikleri görülüyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde de rekabet ortamının devam edeceğine ve yumuşak piyasa koşullarının süreceğine işaret ediyor” diyen Fikret Utku Özdemir, önümüzdeki dönemde sektörün nominal büyümesinin devam edeceğini, bununla birlikte mali gelir, enflasyon-hasar maliyetlerinin yönetimi ve reasürans piyasasındaki kapasite–fiyat dengesi gibi unsurların sektör performansının temel belirleyicileri olmaya devam edeceğini söyledi.

Fikret Utku Özdemir, iklim değişikliği, olası Marmara Depremi ve ekonomik konjonktürde yaşanabilecek olumsuzluklar karşısında sektörün sürdürülebilirliği açısından teknik disipline dayalı fiyatlama ve güçlü sermaye yapısının önemini korumaya devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Yorum yazın