2022 yılına ilişkin indirim ve istisnalardan alınan ek vergi
12 MART 2023 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan 7440 sayılı Kanunun 10.maddesinin 27. fıkrasıyla; kurumlar vergisi mükelleflerinin 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinde kurum kazancından indirim konusu yaptıkları bazı indirim ve istisnalar ile Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesine göre indirimli kurumlar vergisine tabi tutulan matrahları üzerinden bir defaya mahsus ek vergi ödenmesi zorunluluğu getirilmiştir. 15 Nisan 2023 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 3) de ek vergiye ilişkin açıklamalar yapılmıştır.
Kanun maddesindeki hükümler uyarınca, beyanname üzerinde kurum kazancından indirilen bazı indirim ve istisnalar ise ek vergi dışında tutulmuştur. Örneğin; Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 14. maddesi kapsamında dönüşüm desteği kapsamında açılan kur korumalı mevduat hesaplarının gelirlerine ilişkin istisnadan yararlanan kazançlar, kurum kazancından indirilen bağış ve sponsorluk harcamaları ek vergiye tabi değildir. Diğer taraftan; Kahramanmaraş ve çevresindeki depremden etkilenen illerde ve ilçelerdeki kurumlar vergisi mükellefleri de ek vergi ödemeyeceklerdir.
Ek vergi oranı genel olarak %10 olmakla birlikte, bazı istisna yurtdışı kazançlar ile iştirak kazançları istisnası (Kurumlar Vergisi Kanunu Madde:5/1-a) tutarları üzerinden %5 olarak belirlenmiştir. Bu vergi, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde hesaplanmış ve kurumlar vergisi tahakkuk fişiyle tahakkuk ettirilmiştir. İlk taksitinin beyanname süresi içinde ödenmesi gerekmektedir. İkinci taksitin vadesi Ağustos ayıdır.
2022 yılı hesap dönem kapandıktan sonra ek verginin Kanunlaşması ve 2022 yılına ait kazançtan indirilen indirim ve istisnalar üzerinden alınması, 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan edilerek tahakkuk ettirilmesi hususları dikkatte alındığında, bu verginin geçmişe yürütüldüğü bu nedenle Anayasamıza aykırı olduğu iddiaları ileri sürülmüştür.
Diğer taraftan; gelir vergisi mükellefleri ile istisna ve indirim uygulamayan kurumlar vergisi mükellefleri ek vergi ödemezken, sadece indirim ve istisna uygulayan kurumlar vergisi mükelleflerinden ek vergi alınmasının eşitlik, genellik ve verginin mali güce göre alınması ilkeleriyle uyumlu olmadığı bu açıdan da Anayasamıza aykırı olduğu da yine gündeme gelen iddialardır.
Bunun dışında, aşağıdaki belirttiğimiz iki istisnanın durumu ek vergi açısından özellik arz etmektedir.
Tam mükellef kurumların başka bir tam mükellef kurumun sermayesine iştirak etmesinden kaynaklanan iştirak kazançları (kâr payları) istisnası Kanun gerekçesinde de belirtildiği üzere;
Aynı kazancın iki ayrı kurumda vergilendirilmesini önlemek, mükerrer vergilemeye yol açmamak amacıyla getirilmiş düzenlemedir. Dolayısıyla, mahiyet itibariyle diğer istisnalardan farklıdır. Kurumlar vergisine tabi kazançlar ile iştirak kazançları esas itibariyle benzer niteliktedir. Bu durumda; kurumlar vergisine tabi kazançlar üzerinden ek vergi ödenmezken iştirak kar payları üzerinden ek vergi alınmasının haksızlığa yol açtığı düşünülebilir.
Anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları payların bedelinin itibari değeri aşan kısmı kurumlar vergisinden istisna kazanç sayılmıştır. (Kurumlar Vergisi Kanunu Madde:5) Emisyon primi olarak bilinen bu tutarlar aslında Türk Ticaret Kanununa göre “yasal yedek akçe” niteliğindedir. Mevcut ortaklarla yeni giren ortakların pay değerlerinin korunmasını sağlayan bir mekanizmadır. Emisyon priminin ortaklara dağıtılması özü itibariyle kurumun elde ettiği kazançtan ziyade ortakların şirkete yatırdıkları paraların yine ortaklara ödenmesi mahiyetindedir. Bununla birlikte, sırf Kanun maddesindeki istisnalar içinde tanımlanmış olmasından dolayı ek vergiye tabi tutulması da haksızlık olarak görülebilir.
