“Toplumun sigorta bilinci gelişmeli”

 “Toplumun sigorta bilinci gelişmeli”

56 yıl önce sigortacılığa adım atan Mehmet Aydoğdu, yarım asırdan fazladır tecrübesiyle sektöre yol gösteriyor. Ülkedeki sigorta potansiyelinin yüksek olduğunu ve sektörün daha da büyüyeceğini belirten Aydoğdu’ya göre büyümenin yolu sigorta bilincinin geliştirilmesinden geçiyor.

Sektörün duayen isimlerinden Mehmet Aydoğdu, yarım asırdan fazla süren çalışma hayatında yaptıklarıyla Türk sigortacılığına önemli katkılar sağladı. 1966 yılında Güneş Sigorta’da sigortacılığa adım atan Aydoğdu, tecrübesiyle sektöre yol göstermeye devam ediyor.

1966 yılında başladığı Güneş Sigorta’da “40 yıl severek, zevk alarak çalıştım” diyen Aydoğdu, aynı zamanda bu süreç içerisinde 22 yıl yorulmadan genel müdürlük yaptığını da sözlerine ekliyor. 56 sene önce başladığı sigortacılık hayatında Groupama Sigorta Yönetim Kurulu Üyeliği ve Dubai Group Sigorta Yönetim Kurulu Başkanlığı da yapan Aydoğdu, şu an da ise Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’in Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyor. Emeklilik hayatını kitap okuyarak, yürüyüş yaparak, seyahat ederek değerlendiren Aydoğdu, 40 yıl önce birlikte olmaya başladığı sektörün duayenleriyle de düzenli olarak buluşuyor.

“Duayenlerle Dünden Bugüne” söyleşi dizimizin bu ayki konuğu Mehmet Aydoğdu ile sektöre giriş sürecini, sektörün değişim ve dönüşümünü ve emeklilik hayatıyla ilgili detayları konuştuk.

Öncelikle neler yaptığınızı sormak istiyorum, vaktinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Emekli olduğum için günlük icra görevim yok ama Türkiye Sigorta’nın ve Türkiye Hayat Emeklilik’in Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyorum. Mümkün olduğu kadar kitap okuyorum, film izliyorum ama televizyonla çok fazla ilişkim yok. Eşimle birlikte yürüyüşe çıkıyorum. Pandemiden önce çok fazla seyahat ediyorduk, pandemi biraz bizim hareketliliğimizi kısıtladı. Maşukiye’de bir evimiz var bazen orada kalıyoruz. Sporun her türlüsünü çok seviyorum ve futbol maçlarını izlemeyi kaçırmıyorum. Voleybol maçlarına fırsat bulabilirsem gidiyorum.

TARİHE KARŞI MERAKIM VAR

Kitap okuduğunuzdan bahsettiniz, en son hangi kitabı okudunuz?

Çok kitap okuyorum ağırlıklı olarak tarih kitapları ve dünyadaki dinlere dair kitapları okuyorum. En son Halil İnancık’ın yazdığı ‘Atatürk ve Demokratik Türkiye’ kitabını okudum. Tarihe karşı aşırı bir düşkünlüğüm var ve çok fazla kitap okuyorum.

Sektörden arkadaşlarınızla görüşüyor musunuz?

Sektörden arkadaşlarımın hepsiyle görüşüyorum. Milli Reasürans’ın eski Genel Müdürü Cahit Nomer, Ray Sigorta’nın eski Genel Müdürü Çetin Alanya, Halk Sigorta’nın eski Genel Müdürü Erhan Dumanlı, Allianz eski Genel Müdürü Günel Başer, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği eski Genel Sekreteri Bilgi Kongar, Türkiye Sigorta Şirketleri Birliği’nin eski Genel Sekreteri Erhan Tunçay, Levent Nart, Servet Gürkan. Bundan 40 yıl önce birlikte olmaya başladığım arkadaşlarımın hemen hemen %90’ı ile bugün temas halindeyim.

En son ne zaman bir araya geldiniz?

Bizim 6’lı bir grubumuz var. Günel Başer, Cahit Nomer, Çetin Alanya, Erhan Dumanlı, Bilgi Kongar ve ben. Ayda bir görüşüyoruz. En son 10 gün evvel görüştük, bu sefer Londra’dan gelip Muzaffer Aktaş aramıza katıldı. Bu grupla sık sık bir araya geliyoruz.

SİGORTACILIK KONUŞMUYORUZ

Sektörün duayenleri olarak bir araya gelip neler yapıyorsunuz?

Mümkün olduğu kadar sigortacılığı konuşmamaya çalışıyoruz. Ben 56 yıldır sektörün içerisindeyim. Bu arkadaşlarımızla en az 40 yılımızı sigorta sektöründe geçirdiğimiz için ne kadar sigortacılık konusuna girmesek bile yine az da olsa konusu oluyor. 3-4 saatlik zaman dilimi içerisinde genellikle ekonomi, dünya koşulları, dünyadaki hareketlilikler, buna benzer diğer aktüel konular veya tarihle ilgili konuları, çeşitli meseleleri konuşuyoruz.

SİGORTA BİLİNCİ ÇOK DÜŞÜKTÜ

Sigortanın değişim ve dönüşümünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sigortacılığa 1966’nın Temmuz ayında başladım. Yaklaşık 56 yıl. Başladığımda yüksek ticarette 2’nci sınıfta talebeydim. Liseden sonra çalışmaya başladım. Üniversiteyi çalışarak bitiren biriyim. Yüksek tahsilimi de öyle tamamladım. 1966 yılının sigortacılığı ile 2022’nin sigortacılığına baktığım zaman çok büyük değişiklik var. Sigorta şirketlerinin sayısı sabitti. Anadolu Sigorta, Nordstern İmtaş Sigorta, reasürans şirketi olarak da Milli Reasürans vardı. Onun dışındaki sigorta şirketlerinin büyük bir bölümü 55’li yıllardan sonra kurulmuş. Türk sigorta şirketleri o yıllarda devreye giriyor. Küçük binalarda ve küçük ofislerde faaliyet gösteriyorlar. Sermayeleri küçük, genellikle bankalar tarafından kurulmuş sigorta şirketlerinden meydana geliyordu. Sigorta bugünkü kadar bilinen bir sektör değildi. Sigorta şirketleri trafik sigortasından ciddi kâr elde ederdi. Kasko sigortaları çok az da olsa satılıyordu. Sigortacıyım dediğin zaman hangi tür meslek yaptığınız sorulurdu, ‘sigorta tamircisi mi’ yoksa ‘Sosyal Sigortalar Kurumu’nda mı çalışıyorsunuz’ diye. Sigorta bilinci bu kadar düşüktü maalesef. Bugüne geldiğinizde sigortanın bilinmemezliğini anlamakta zorlanıyorum. Sigorta bir ihtiyaç haline geldi. Bugün sağlık sigortalarından, bireysel emeklilikten, hayat sigortalarından, kefalet sigortalarından, dünyada satılan tüm sigorta ürününden bahsedebiliyoruz. Bu ürünlerin tamamı Türkiye’de satılabilir hale geldi. Teknoloji çok gelişmiş boyutta artık dijital sigortacılıktan bahsediyoruz. Bunlar, 70’li-80’li yıllarda hayal ettiğimiz, olabilirliğini takip ettiğimiz sigorta şekliydi. Şu an da sigorta sektörünün teknik, dijital ve insan kaynakları olarak gelişmiş ülkelerdeki sigortacılıktan hiç geri kalmış bir hali yok. Bizdeki sorun yeteri kadar ülkenin sigorta potansiyelini değerlendiremememiz. Hala istenilen seviyede değerlendirilemiyor. Türkiye’deki mevcut her şeyin sigortası yok ama bugün Fransa’ya gittiğinizde gözlüğe kadar sigorta yaptırıldığını görüyorsunuz.

SEKTÖR İSTİHDAMDA DOYUM NOKTASINDA DEĞİL

Mesleğe yeni başlayacak gençlere sigortacılığı önerir misiniz?

Öneririm. Sigorta şirketlerinin istihdamı her geçen gün genişliyor. Türk sigorta sektörü istihdam açısından doyum noktasında değil çünkü sigorta potansiyelinin yüksek olduğu bir ülkedeyiz ve bu sektör çok büyüyecek.

SİGORTACILIĞI FAZLA BİLMİYORDUM

Sektöre 1966 yılında Güneş Sigorta’da başlayarak adım atıyorsunuz. Bu süreçten de bahseder misiniz, sigortacılık hayalleriniz arasında var mıydı?

Sigortacılık hayalimde yoktu. Sigortacılığı da çok fazla bilen bir insan değildim. Mimar olmak istiyordum ama liseyi bitirdikten sonra iş hayatında kalmak zorunda olduğum için maddi nedenlerden dolayı devam istemeyen bir yüksekokulda okumak mecburiyetindeydim. Ben de o koşullarda daha uygun olur diye yüksek ticarete başladım ve iktisadi işletmecilik bölümünden 4 yıl sonra da mezun oldum. Sigortacılığa okuldaki sınıf arkadaşım Şeker Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Bedii Artun sayesinde başladım. O bana “Sigortacı olur musun?” diye sordu. O dönemde Beyoğlu Kazova mağazasında çalışıyordum ve aldığım ücret bana yeterli olduğu için gerek duymadım. Ayrıca hafta içerisinde çevrede bulunan diğer mağazalardan çok ufak defolu ürünleri toplayıp etiketlerini kestirerek hafta sonu pazarcılar geliyordu, onlara satıyordum. Oradan da para kazandığım için ekonomik olarak rahattım. Ondan dolayı da bir iş arayışı içerisinde değildim fakat 2’nci sınıfta bu iş okula zaman ayırmamı kısıtlamaya başladığı için rahmetli Bedii Bey’den beni Şeker Sigorta’ya alıp alamayacağını sordum. O da bana bundan sonra askerliğini yapmamış olanları şirkete başlatmayacaklarına dair yönetim kurulu kararı aldıklarını söyledi ama sana başka şirket ayarlarım dedi ve ben 15 gün sonra Güneş Sigorta’da işe başladım. Güneş Sigorta’da işe başlayışım da çok ilginç oldu. Genel müdürle görüşmeye gittiğimde bana kaza servisi demiş ben o sırada net anlayamamıştım. Dışarıya çıktığımda “Bu beyefendi bana kaza mı dedi, kazan mı dedi, benim kalorifer dairesinde ne işim var” diye tereddüte düştüm. O sırada Şeker Sigorta’da çalışan bir ağabeyim vardı, hemen onu aradım. “Beni imtihan ettiler ama anlayamadım kaza mı dediler, kazan mı dediler” diye. “Kazan olmaz oğlum kaza servisi. Trafik sigortalarının yapıldığı servis” dedi. Sigortacılığa o şekilde, kaza servisinde başladım.

GÜNEŞ SİGORTA’DA 22 YIL GENEL MÜDÜRLÜK YAPTIM

2006 yılında Güneş Sigorta’da genel müdürlük yaparken emekli oldunuz. 40 yıl aynı şirkette çalışmak size neler kattı?

Severek, çok zevk alarak çalıştım. Şirkette 40 yıl içerisinde her kademede başarılı olduğuma inanıyorum. Zaten başarılı olmasam 17-18 yıl sonra beni genel müdür yapmazlardı. Aşağı yukarı zevkle, yorulmadan 22 yıl genel müdürlük yaptım. Birçok teklifler oldu ama hiçbir zaman başka bir şirkete yönetici olarak geçmeyi düşünmedim. 60 yaşımı doldurduğumda ayrıldım. Arkasından da Groupama Sigorta’da yönetim kurulu başkan yardımcılığı yaptım. Ardından Çetin Alanya ile birlikte Dubai Group Sigorta’yı kurduk. Güneş Sigorta’da emekli olsam da sigorta sektöründe emekli olmadım. 56 yıl önce başladığım sigortacılık hala bitmedi bağlantım danışman bazında, yönetim kurulu bazında hala devam ediyor. Herhâlde bir gün sona erecek.

İLKOKULDAYKEN BU ŞEHİRDE DURMAYACAĞIM DEDİM

Nasıl bir çocukluk geçirdiğinizi de sormak istiyorum. Çocukluğunuzda neler yapmaktan hoşlanırdınız?

Sivas Divriği kazası Ulu Cami mahallesinde doğdum. O günkü koşullarda ortaokulu bitirene kadar da Divriği dışına çıkamadım. İlkokul ve ortaokulu orada bitirdim. Babamın ayakkabı dükkânı vardı. Hem imalat ederdi hem de satışını yapardı. Tatillerde dükkânda çalışırdım. Okulun bahçesine bir gün helikopter gelmişti, öğretmenimiz bizi helikopteri yerde görmemiz için bahçeye çıkarmıştı. Deniz görmemiştim. Köy, tarla, otomobil, tren görüyordum. Top oynuyorduk. İlkokulda annemiz okuldan geldiğimizde eskimesin diye önlüğü çıkartırdı, onun yerine başka kıyafet giydirirdi. Sinemaya giderdim. İlkokul 5’teyken sinemanın afişleri vardı o afişlerden birine baktım ve dedim ki ben bu şehirde durmayacağım, gideceğim. Hala bugün o düşüncemi hatırlıyorum. Ortaokulu bitirdikten sonra Sivas Lisesi’ne gittim. Sonrasında ise liseyi Elazığ’da bitirip İstanbul’a geldim. Annem ve babam Divriği’de kaldı. Büyük bir özlem çeksem de tek başıma hayatımın kararlarını vermeye başladım.

SİGORTA BİLİNCİ DAHA FAZLA GELİŞMELİ

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu meslekten, sigortacı olmaktan çok onur duydum ve çok mutluyum. Zevk aldım, hala da zevk alıyorum. Sektörün, sigorta şirketlerinin ve bütün satış organlarının teknik olarak ve insan kaynakları açısından gelişmiş ülkelerden de daha ötesinde olduğunu görüyorum ama isterim ki Türk toplumu da sigorta konusuna en az Fransa, İngiltere, Almanya’daki insanlar kadar yaklaşsınlar ve anlasınlar. Bunun için devlet, sigorta sektörü elinden geleni yapıyor. İnşallah daha fazlasını yaparlar. İnsanlarımızdaki bu sigorta bilincinin bir an önce çok daha fazla gelişmesini temenni ediyorum çünkü bireyler olarak da buna ihtiyaçları var. Potansiyeli ve geleceği çok parlak bir sektör. Burada akıllı, genç, sigortacılığı bilen ve insanlara daha iyi anlatabilen sigortacılara ihtiyacımız var. Eğitimli gençler ne kadar bu işleri öğrenebilirse çok daha mutlu olurum.

İlginizi Çekebilir