Ahmet Yaşar: Stratejimiz aynı, pozisyonumuz farklı
Sürdürülebilir bir şekilde piyasaya arz güvenliği sağlamaya devam ettiklerini ifade eden Quick Sigorta Genel Müdürü Ahmet Yaşar, “Stabil ve istikrarlı bir şekilde hedeflerimizle paralel olarak ilerlemeye devam ediyoruz” dedi. Yaşar, trafik sigortasında gelinen durumun geçtiğimiz yıllarda aldıkları kararları doğrular nitelikte olduğunu ifade etti.
Faaliyete başladıkları ilk yıl içerisinde trafik sigortalarında arz güvenliğinin sağlanması noktasında önemli adımlar atan ve sonrasında banka dışı finans ürünleriyle ekonomiye bir destek daha oluşturan Quick Sigorta, 2020 yılında da yeni ürünler ve girişimlerle sektörde fark yaratmayı hedefliyor. Fatura Koruma Sigortası, Q Kimlik, Basiretli Tacir ve dijitalde “Agent değil acente” gibi yeni uygulamalar hakkında bilgi veren Quick Sigorta Genel Müdürü Ahmet Yaşar, sektördeki pozisyonları hakkında: “Şu anda bazı şirketlerin aldıkları kararların doğru olarak kabul edilmesi bizim uyguladığımız politikaların ne kadar doğru olduğunu ispatlıyor” dedi.
Şirketinizin 2019 performansından ve 2020 hedeflerinizden bahsedebilir misiniz? Bu yıl nasıl bir Quick Sigorta göreceğiz?
Öncelikle, belirli parametrelere göre hareket eden bir sigorta şirketi olduğumuzu belirtmek isterim. Quick Sigorta olarak çok çevik hareket ediyor, piyasanın koşullarına hızlı bir şekilde uyum sağlıyoruz. Geçtiğimiz yıl trafik sigortalarını birinci sırada kapattık ama 2020 Ocak ayı sonuçlarına baktığımızda ilk sırada olmadığımızı görüyorsunuz. Bunun bir nedeni var, bir takım parametreler değişti. Parametreler değiştiğinde aslında oyun değişiyor. Bizim durduğumuz nokta ve bakış açımız değişmiyor. Geçen yıl bizi “trafikçi” olmakla nitelendirenler oldu. Trafik sigortasında piyasaya arz sağlamaktan yüksünmediğimizi hep söyledik. Temkinli olmaları lazım diyenler oldu. Biz de hesabımızı yaptığımızı söyledik.
STRATEJİLERİMİZ UZUN VADELİ
Geçen seneden bu seneye bazı parametreler değişti. Geçen sene %25 olan faizler şu an %9.5’lere geldi. Ortalama 700 lira seviyesinde olan primler 500-550 lira seviyelerine geriledi. Dolayısıyla, belirli parametreler değişti. Biz fiyat rekabetine girmediğimiz için başından beri sürdürülebilirlik ve arz güvenliği önemli dedik. Piyasaya arz güvenliği sağladığımızı söyledik. Stabil ve istikrarlı bir şekilde bunu yapmaya da devam ediyoruz. Peki, fiyatlarımız aynı seviyelerde devam ederken neden ilk sıralardan geriye geliyoruz? Bunun nedeni sektördeki bazı oyuncuların fiyat politikalarını ve stratejilerini değiştirmesi. Şu anda bazılarının aldıkları kararların doğru olarak kabul edilmesi bizim şu ana kadar uyguladığımız politikaların ne kadar doğru olduğunu da ispatlıyor.
Trafik hasarlarını takip etmek için kurguladığımız özel sistemlerimiz var. Teknolojiyi etkin kullanıyoruz.
Bize ihbar edilmemiş hasarların bile gölge dosyalarını oluşturuyoruz. IBNR’ı (gerçekleşmiş ancak bildirilmemiş hasarlar) gerçek manasında takip ediyoruz. Şimdi yeni bir oyun kurguluyoruz. Biz her defasında piyasadaki parametrelere göre anlık pozisyon alabiliyoruz. Bunun yanında kararlarımız ve stratejilerimiz uzun vadeli. Quick Sigorta teknolojiye dayanan, akılcı ve anlık yönetim stratejisiyle kararlarını uzun süreli, pozisyonunu ise anlık alabiliyor.
PİYASA HAREKETLERİNİ ÇOK İYİ TAKİP EDİYORUZ
Kefalet sigortasına baktığımızda da bunu görüyoruz. Biz neredeyse bir seneye yakındır piyasadaki sahteciliğe dikkat çekmeye çalıştık. Bugün gelinen noktada olay artık ülkemizde faaliyet gösteren küresel şirketlerin adının kullanılmasına kadar vardı. Bu konuda çok sayıda suç duyurusunda bulunduk. En sonunda Sigorta Bilgi Merkezi’yle beraber bir teyit mekanizması geliştirdik. Verilen mektupların teyidi hem www.quicksigorta.com.tr’den hem de Sigorta Bilgi Merkezi’nden yapılabiliyor. Biz kendimizce birtakım korumaları geliştirdik. Dikkat çekmeye çalıştığımız riskler birçok şirketin başına gelmeye başladı. Piyasadaki hareketliliği çok iyi takip ediyoruz, kamunun kaynaklarının suistimal edilmemesi için çaba gösteriyoruz ve ilgili odakları erken uyarı sistemimizle uyarıyoruz.
ACENTELER EKİBİMİZİN BİR PARÇASI OLACAK
2020’de trafik dışında hangi alanlara yoğunlaşacaksınız?
2020’de trafikte faaliyet göstermeye devam edeceğiz. Durduğumuz yer aynı. Daha önce söylediğimiz gibi bir işe girip çıkmıyoruz, başladığımız zaman stabil olarak devam ediyoruz. Bazıları yeni işlere girip çıkıyor. Böyle olunca da bizim pozisyonumuz değişebiliyor. Yine de baktığınız zaman gittiğimiz yol aynı yol.
2020 yılı için yeni ürünlerimiz başlıyor. Fatura koruma sigortasını şubat ayında hayata geçirmiş olacağız. Bu sigorta kefalet sigortasının bireylere hizmet sunan bir türevi. Artık ekonomideki hacmi artırmak için sadece kredi kartlı satışları değil taksitli ve senetli satışları da destekleyecek bir yapıya ihtiyacımız var. Böylece ekonomik daralmanın da kısmen önünü açmış olacağız. Hem esnafa ve tüccara kolaylık sağlayacak hem de bireylere destek olacak.
Kimlik sigortasına ilgi ne seviyede?
İlginin bizim için beklenen seviyede olduğunu söyleyebiliriz. Bu tür, algısı yüksek ürünleri ilk etapta sigortalının bilmesi ve bir anda anlaması zor. Maher Holding CEO’su Levent Bey’in bir sözü var, zorunlu sigortanın zorla satıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu nedenle Q Kimlik gibi nitelikli bir ürünün çok hızlı bir şekilde satılması zor. Yine de talep beklentilerimizin altında değil. Ben daha da ileri gideceğini düşünüyorum. Yine finansal sigortalarla bağlantılı türev ürünlerimiz piyasaya sunulacak. Bunun yanında geçtiğimiz yıl tamamlayamadığımız “Basiretli Tacir” ürünümüzü bu yıl piyasaya sunacağız. 2020 yılı Quick Sigorta olarak altyapılarımıza daha fazla yatırım yaptığımız, şirket içi teknolojilerimizi bir adım daha ileri götürdüğümüz bir yıl olacak. “Agent değil acente” kampanyamıza başlayacağız.
AGENT DEĞİL ACENTE
Dijital ve teknoloji alanlarında ne gibi yatırımlar yapıyorsunuz?
Quick Sigorta olarak faaliyete başladığımızda sadece internetten poliçe satacağımızı düşünen çevreler oldu. “Sigortacılığın dijital hali” derken sadece internetten poliçe satmayı kastetmediğimizi söyledik. Biz sigortacılığı tüm süreçleriyle ve tüm kanallarıyla dijitalleştirmeyi planlıyoruz. Bununla ilgili de bazı yatırımlar yaptık. Finansal sigortalarla başladık. Kredico ve Valde’yi bünyemize kattık. Bunun yanında bir insurtech’le daha çalışmaya başladık. Bu adımları atarken amacımız teknolojik tarafımızı hem kanallarımızla hem de süreçlerimizle örtüştürmek oldu. Geldiğimiz noktada ise acentelerimizi websitemizin bir parçası haline getireceğiz. Teknolojik mobil kanallarımızla acentelerimizin birleştirdiği, aslında dünyanın gitmekte olduğu yer olan sanal kanallarla fiziki kanalların birleştiği gerçek bir omnichannel deneyimi yaşatmayı hedefliyoruz. Çoklu kanal, yani omnichannel mantığını da yenilemiş oluyoruz. Biz sanal kanaldan başlayan işlemleri fiziki kanallarda devam ettirme olanağı tanıyacağız. Bu sayede süreci daha geniş kitlelere yayacağız. “Cepten netten acenteden” diye bir mottomuz var. Bizim call center’ımız yok. Eğer müşteri işlemini tamamen dijital yoldan tamamlayabiliyorsa bunu mümkün kılıyoruz. Ancak, işlemini gerçekleştirmekte zorluk yaşıyorsa bir uzmana ihtiyacı var demektir. Bu uzmanlar da acentelerimizdir. Sigortacı olmayan bir call center elemanının yani bir “agent”ın bu işi halledebilmesi mümkün değil. O zaman agent’a değil uzman bir acenteye ihtiyaç var. Bu yönde bir kampanya için çalışmaları başlattık. Acenteler bizim oluşturacağımız algoritmalar ile bir uzmana ihtiyaç duyan sigortalılarımıza anında ulaşabilecek. Bize internetten erişen sigortalı adaylarımız, istedikleri acente seçimini yapabilecek. Kendine yakın olanı mı istiyor, işin uzmanını mı istiyor, sempatik olan acenteyi mi istiyor buna kendisi karar verebilecek. Müşterinin neyi seçmek istiyorsa videosunu da seyredebileceği ve kendine bir acente seçebileceği bir yaklaşımı başlattık. İlk adımlarını attığımız yeni projemizin yakında lansmanını gerçekleştireceğiz.
SEKTÖRDE YAŞANAN GELİŞMELER OLUMLU
Kamu şirketlerinin birleşmesi, SEDDK ve Türk Re’nin kurulması ile kamuda sigortaya olan ilginin arttığını görüyoruz. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yaşanan gelişmeler şaşırtıcı değil. Aklın yolu bir. Hem Yeni Ekonomik Plan açıkladığında hem de Cumhurbaşkanlığı planlarında banka dışı finans alanının stratejik olarak önemsendiği ve bu alanlarda büyümenin hedeflendiği anlatılmıştı. Biz Quick Sigorta ve Maher Holding’in gelişim stratejilerinde bu hedefleri dikkate almıştık. Burada bazı rakamlara bakmamız gerekiyor. Ülkemiz 17’nci büyük ekonomi ama sigortacılıkta aynı seviyede değiliz. Sigortacılıkta, ekonomik büyüklüğümüze paralel bir konum sergileyebilmeniz için en azından 17’nci sıraya gelmeniz lazım. Hayat dışında 30’uncu sıralardayız, hayat tarafını da koyduğunuzda 60’lara geliyoruz. Özellikle hayat tarafında ülkemizin gitmesi gereken çok yol var. Dünyada genel olarak hayat sigortaları penetrasyonda önde gidiyor, bizde ise durum tam tersi. Hayat dışı önde ve hayat penetrasyonu yok denecek kadar az. Bunun yerine bireysel emeklilik biraz yol alıyor. Dolayısıyla banka dışı finans dediğiniz zaman finansal sigortalar ve hayat/emeklilik öne çıkıyor. Varlık Fonu’nun bültenlerini ve diğer basın açıklamalarını okuduğumda hem finansal sigortalar tarafında hem de hayat emeklilik tarafında bir büyüme, bundan da ziyade odaklanma ve konsantrasyonun söz konusu olacağını düşünüyorum. Bu açıdan Türk Reasürans’ın kurulması son derece olumlu. Ülkemize özgü birtakım risklerin de çözümlenmesi açısında da kamunun aksiyonlarını doğru buluyorum. Geçtiğimiz yıllarda aynı anda 4 reasürans şirketinin faaliyet gösterdiği dönemler oldu. Ben Türk Reasürans’ın doğru bir yolda olduğunu, doğru kurgulandığını ve ehil ellerde bulunduğunu düşünüyorum. Biz de Türk Reasürans ile çalışmaya başlayan ilk şirketler arasında yer alıyoruz.
Sektördeki birleşmeler hakkında görüşleriniz nedir? Rekabet nasıl etkilenecek?
Burada bir ölçek, belirli bir büyüklük yaratılmaya çalışılıyor. Doğru da bir şey yapılıyor. Bu stratejideki esas güdünün hayat ve emeklilik tarafı olduğunu düşünüyorum. Hayat dışında da finansal sigortalar ile ilgili bazı aksiyonların alınacağını kanısındayım. Quick Sigorta açısından ya da Maher Holding sigorta grubu tarafından bakarsak bu konsolidasyonlar bizim için olumlu. Aslında 6 tane şirket 2 şirkete düşüyor. Bizim açımızdan da olumlu bir gelişme. Bir iş düşünün, 6 şirketin 6 ayrı acenteyle teklif vereceği bir yerde şimdi 2 şirket teklif yapacak. Ülke genelinde baktığımızda da ölçek ekonomisi oluşturulduğu için gelişmeleri olumlu değerlendiriyorum.
