Sigortacılık faaliyeti ve tüketici lehine yapılan sigorta sözleşmeleri

 Sigortacılık faaliyeti ve tüketici lehine yapılan sigorta sözleşmeleri

Sigortacılığın kapsamı, hangi sözleşmelerin sigorta sözleşmesi olduğunu düzenleyen “Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler Ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik” ihtiyari garanti taahhütleri gibi hizmetlerin satışı konusunda da önemli kurallar öngörüyor. İki ay boyunca yayınlanacak yazı dizimizin ilk bölümünde “Sigortacılık Faaliyeti ve Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri” hakkındaki değerlendirmelerimizi paylaşacağız.

31513 sayı ve 16 Haziran 2021 Çarşamba günlü Resmi Gazete’de yayınlanan (yeni) “Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler Ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik” (yayın tarihinde) yürürlüğe girmiş bulunuyor. Dört bölümden oluşan bu yönetmeliğin içerdiği en önemli düzenlemeler “Sigortacılık Faaliyeti ve Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri” başlıklı ikinci bölüm ile “Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri ile Mal ve Hizmet Satışı ile

Bağlantılı Olarak Sunulan Sigortalar” başlıklı üçüncü bölümde yer almaktadır. Aşağıda bunlarla ilgili bazı değerlendirmelerimizi sunacağız.

Yönetmeliğin 5’inci maddesi (özetle) şu kuralları getirmektedir:

  • l.Sigortacılar, ancak sigortacılık işlemlerini ve bunlarla doğrudan bağlantısı olan işleri yapabilirler (yönetmelik burada yasa hükmünü aynen tekrarlamaktadır).Sigorta sözleşmesinin konusu ile bağlantılı biçimde, borcunun ifasına yönelik yardımcı hizmet sunan sigortacı, bu hizmetin kullanılması için zorlama yapamaz. Ancak sigorta sözleşmesinin konusuna dahil edilmişse, o zaman sigortadan yararlananları bu hizmetin kullanılması için zorlayabilecektir (fk.2).
  • Sigortacı riziko taşıma ve rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta parasını ödeme borcunu başkasına devredemez. Ancak reasüröre devir, bunun istisnasını oluşturur (fk.3).

Yönetmelik m.5 fk.2 uyarınca sigortacı mesela hasarın onarılmasında sigorta ettirenden kendi belirlediği yedek parçaların kullanılmasını isteyemeyecektir. Fakat eğer sigorta sözleşmesinde bu yolda hüküm bulunmakta ise, durum değişebilecektir.

Yönetmelik m.5 fk.3 ise, mevcut durumu kurala bağlamaktadır. “Core business” (sigortacılığın esası) olarak tanımlanan hususlar sigortacı tarafından bizzat gerçekleştirilmelidir. Yönetmelik sigortacılığın esasına ilişkin olarak yalnızca “riziko taşıma” ve “tazminat ödeme” hususlarını saymakta ve bunlarla sınırlı bir kural koymuş bulunmaktadır. Öngörülen kural “hasar sürecini yönetme” özellikle tazminat ödenmesinin gerekip gerekmediğine karar verme hakkında devir yasağı içermemektedir.

Diğer taraftan, “rizikoyu taşıma ediminin reasüröre devredilmesi” zaten söz konusu değildir ve olamaz. Reasürans ilişkisinin varlığı sigorta ettiren ile reasürör arasında sözleşmesel herhangi bir bağ oluşturmaz. Reasüransa rağmen, sigorta ettirene karşı tek sorumlu sigortacıdır (sedan şirket).

Bundan başka, tazminat ödeme borcunun reasüröre devri de ancak (borcun üstlenilmesine ilişkin kurallar çerçevesinde) sigorta ettiren buna onay verdiği takdirde mümkün olabilir. Yoksa sigortacı sigorta ettirene karşı tek başına tazminat borçlusu olmaya devam edecektir. (Bununla birlikte “cut through” klozu ile reasüröre belirli koşullar altında doğrudan sigorta ettirene ödeme yapma hakkı tanınabilmektedir.

Yönetmelik m.6 hangi sözleşme ve faaliyetlerin sigortacılık kapsamında sayılmayacağını düzenlemektedir. Buna göre:

  • Karşı tarafın zararını gidermek yerine, (mesela eser sözleşmesinde olduğu gibi) bedensel veya fikirsel emeği konu alan ve bir ücret karşılığında iş görmeyi amaçlayan sözleşmeler sigorta sözleşmesi değildir (fk.1).
  • Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (ve ikincil düzenlemeler) çerçevesinde “ihtiyari garanti” taahhütleri, bedel karşılığı olsalar dahi, sigorta sözleşmesi sayılmaz (fk.2 cümle 1).
  • Bir malın veya aksamının “garanti belgesi kapsamı dışında” değiştirilmesi, onarımı veya bedelin geri verilmesi gibi, sigorta konusu rizikolardan doğan zararların tazminine yönelik işlemler sigortacılıktır (fk.2 cümle 3).

Yönetmelik m.6 fk.1’de zararı giderme amacını taşımayan, emeği konu alan ücrete tabi iş görme sözleşmelerinin sigorta sözleşmesi olmadığının neden belirtildiği pek anlaşılamamaktadır. Zarar karşılanmayacaksa bir zarar sigortasından söz etmek zaten mümkün olmayacaktır. Buna karşılık bir onarım firması, geniş bir araç filosunun bütün onarım işlerini filoya dahil her araç başına belirli bir tutar karşılığında taahhüt etmişse, yapılan sözleşme aynı zamanda bir eser sözleşmesi olarak nitelenmeye elverişli bulunsa dahi, bunun sigorta sözleşmesi sayılıp sayılmayacağı tartışmaya açıktır. Onarımın gerçekleştirilmesi bedensel emeğe dayansa da (mesela kaporta onarımı) zararın giderilmesini de içeren bir eser sözleşmesidir. Bu sözleşmeyi sigorta sözleşmesine yaklaştıran unsur ise alınacak ücretin sigorta tekniğine göre (büyük adetler yasası) hesaplanmasıdır. Filoya dahil her araç başına götürü olarak küçük bir ücretin alınması sigorta sözleşmesindeki primden farksızdır. Yapılan her araç onarımı karşılığında o onarım için piyasada alınmakta olan ortalama karşılığa eşit bir ücret ödenmesi ise sigorta tekniğinin devre dışında bırakıldığı anlamına gelecek ve bu da bir sigortacılık etkinliğinden söz etmemize engel oluşturacaktı. Kısaca gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsiz olaylar sebebiyle (araç kazası) ortaya çıkan zararların (onarım gereği) giderilmesi amacıyla yapılan ve çok sayıda araca ilişkin bulunan bir sözleşmeyi sigorta sözleşmesi olarak nitelendirmemizi sağlayan husus, bu sözleşmenin sigorta tekniğine (rizikonun dağıtılması esasına) dayanıp dayanmadığıdır.

İhtiyari garanti taahhütlerinin sigortacılık etkinliği sayılmayacağına ilişkin m.6 fk.2 cümle 1, tüketici mevzuatında satıcılar, hizmet sağlayıcılar, üreticiler veya ithalatçılar tarafından bu gibi taahhütlerde bulunulabileceğinin açıkça hükme bağlanmış olmasıdır (Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 57). Burada yasal bir olanak söz konusudur ve taahhüdü içeren sözleşme sigortacılık etkinliği biçiminde nitelenmeye elverişli olsa da, bunun mutlaka bir sigortacı tarafından verilmesi zorunlu görülmeyecektir.

Yönetmelik m.6 fk.2 cümle 3 yukarıda belirttiğimiz hususu (kısmen) doğrulamaktadır. Bu hükme göre, garanti taahhüdü kapsamında yerine getirilmesi gereken malın değiştirilmesi, onarımı veya bedelin geri verilmesi gibi edimler, garanti taahhüdünün söz konusu olmadığı hallerde sigortacılık kapsamında sayılabilecektir. Ancak bunun için bu edimlerin bir rizikodan doğan zararın söz konusu olması üzerine yerine getirilmesi de gerekli sayılmıştır. Kanımızca m.6 fk.2 cümle 3 şu bakımından aksamaktadır: Bir satış veya eser sözleşmesi ilişkisi uyarınca satıcının veya yüklenicinin malın değiştirilmesi veya onarılması yükümlülüğü altında olması (diğer tarafın uğradığı ve satıcı veya yüklenicinin sorumlu tutulduğu zararı bu şekilde giderme borcu altında bulunması) mümkündür ve bu olasılıkta sigortadan söz edilemez. Fakat üçüncü bir kişi, satıcı veya yüklenicinin sorumluluğuna yol açan bir durumun ortaya çıkması olasılığında, meydana gelen zararı karşılamayı sigorta tekniği çerçevesinde üstlenirse, bu halde sigorta etkinliğinin varlığı düşünülebilecektir.

Yönetmelik m.8 “tüketici lehine yapılan sigorta sözleşmeleri” hakkında aşağıdaki kuralları öngörmüştür:

  • Belli bir sözleşme ilişkisine bağlı olarak tüketici lehine sigorta sözleşmesi yapan bir sigorta ettiren, tüketicide sigorta teminatının kendisi tarafından verildiği izlenimini yaratamaz (fk.1),
  • Sigorta sözleşmesinin yapılmasına esas teşkil eden sözleşmede; tüketiciye, sigortacının kimliği ve sigorta tazminatının sigortacı tarafından ödeneceği açıkça belirtilir (fk.2 cümle 1),
  • Tüketici lehine sigorta sözleşmesi yapan kişiye, şirket ile yapılan sigorta sözleşmesinin bir örneği verilir ve tüketici, ilave bilgilere nereden ulaşabileceği konusunda bilgilendirilir (fk.2 cümle 2),
  • Belli bir sözleşme ilişkisine bağlı olarak tüketici lehine yapılan sigorta sözleşmelerinde, sigorta ettiren, sigortacıdan ücret veya komisyon veya benzeri menfaat elde edemez (fk. 3 cümle 1 baş kısım),

lSigorta ettiren, sigortacıya prim geliri sağlamak amacıyla tüketici lehine sigorta sözleşmesi akdedemez (fk.3 cümle 1 son kısım),

  • Sigorta sözleşmelerinin bir hizmet paketi içerisinde sigortalıya hediye edilmesi halinde söz konusu sigorta ürününün prim tutarı herhangi bir ad altında doğrudan ya da dolaylı olarak tüketiciden tahsil edilemez; edilirse yetkisiz aracılık faaliyeti sayılır ve Sigortacılık Kanunu m.35 uyarınca ceza yaptırımı uygulanır (fk4).

‘YETKİSİZ SİGORTA ARACILIĞI’

Bazı yorumlarımız aşağıdadır:

  • Yönetmelik m. 8 fk.2’de “sigorta ettirene tüketici lehine yapılmış olan sigorta sözleşmesinin bir örneğinin verileceği” öngörülmüştür. Buna gerek yoktur. Sigortacı sigorta ettirene zaten poliçeyi vermek zorundadır. Asıl hükme bağlanması gereken husus, bu sözleşmenin bir örneğinin tüketici lehine sigorta sözleşmesi kurmuş olan sigorta ettiren tarafından tüketiciye verilmesidir.
  • Bir hizmet paketi içinde, alıcıya sigorta hediye edilmesi olasılığında, bu sigortaya ilişkin primin tüketiciden herhangi bir şekilde tahsil edilemeyeceği; edilmesi durumunda bunun “yetkisiz sigorta aracılığı” oluşturacağı ve ceza yaptırımı uygulanmasını gerektireceğine ilişkin m.8 fk.4 hükmü kanımızca amacını aşan bir hükümdür. Hizmet paketi içinde alıcıya hediye edildiği ileri sürülen bir sigortanın priminin o alıcıdan tahsil edilmesi (bu, çoğunlukla paketin satış fiyatının sigorta primini de içerecek şekilde belirlenmesi yoluyla söz konusu olacaktır) alıcının “dolandırılması” olarak nitelenebilir. Bu durumda haksız yere alıcıdan tahsil edilmiş olan prim tutarının da ödeyene geri verilmesi lazım gelecektir. Paket satıcısının “yetkisiz sigorta aracılığı” yapmış sayılması ise mümkün görünmemektedir. Hediye edilen sigortayı, paket satıcısı (sigorta ettiren sıfatıyla) sigortacıdan satın almakta, böylece sigorta ilişkisi (paket alıcısı lehine = sigortalı paket alıcısı olmak kaydıyla) bu ikisi (paket satıcısı ve sigortacı) arasında kurulmuş olmaktadır. Daha sonra sigorta ettiren hizmet paketi satıcısının, hediye ettiğini ileri sürdüğü sigorta için hizmet paketi alıcısından (sigortalıdan) örtülü biçimde (paket satış bedelini yüksek tutarak) prim tutarını tahsil etmesi, hizmet paketi alıcısını (sigortalıyı) sigorta sözleşmesinin tarafı konumuna getirmez. Burada hizmet paketi satıcısının “aracılık ettiği” bir sigorta sözleşmesi (paket satıcısının, sigortacı için (paket alıcısı ile) gerçekleştirdiği bir aracılık etkinliği) mevcut değildir. Yalnızca hizmet paketi alıcısının “sigortanın hediye edildiği” beyanıyla yanıltılması ve kendisinden dürüstlüğe aykırı biçimde haksız para tahsil edilmesi söz konusudur. (Hizmet paketi alıcısı, pakete dahil hizmetler için ödeme yaptığını sanmakta, fakat gerçekte sigorta için de ödeme yapmış olmaktadır).

* Yazının “Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri ile Mal ve Hizmet Satışı ile Bağlantılı Olarak Sunulan Sigortalar” ile ilgili olan 2’nci kısmı eylül sayımızda yayınlanacaktır.

Avatar

Prof. Dr. Samim Ünan

samim@sigortacigazetesi.com.tr

İlginizi Çekebilir