Sektör doğal afet kaynaklı hasarlardan dolayı artık her yıl 100 milyar doların üzerinde kayba maruz kalıyor
Willis Towers Watson’ın 2025’in ilk yarısını ele aldığı Doğal Afetler İncelemesi’ne göre isedünya genelinde doğal afetlerden kaynaklanan sigortalı kayıplar artık her yıl düzenli olarak 100 milyar doları aşıyor. Daha önceki 10 yılda, yüksek kayıplı yıllar (özellikle 2011 ve 2017) düşük veya orta düzeyde ‘sessiz’ kayıplarla geçmişti. Sigorta sektörü, son 6 yıldır sessiz bir yıl yaşamadı. 2025’te şimdiye kadar yaşanan olaylar, bu serinin en az 1 yıl daha süreceğini gösteriyor.
YANGIN RİSKİ KÜRESEL ÖLÇEKTE ARTIYOR
Raporda, yangınların dünyanın birçok bölgesinde giderek büyüyen bir tehdit olmaya devam ettiği belirtiliyor. Bu yıl Los Angeles yangınlarından sonra Japonya ve Güney Kore’de, en az bir nesildir görülmeyen en kötü orman yangınları yaşandı. Daha uzun ve sıcak yangın mevsimleri ile genişleyen kentsel yerleşimler, gelecekte daha büyük sigortalı kayıplar için güçlü bir potansiyel oluşturuyor. Kanada’da ise 2023’teki rekor seviyenin gerisinde kalınsa da, yangınlar 4,6 milyon hektardan fazla alanı yaktı, on binlerce kişinin tahliyesine neden oldu ve ülkenin merkezi ile doğu kesimleri ve komşu Amerika Birleşik Devletleri’ne sağlıksız hava taşıdı.
SİGORTA KORUMA AÇIĞI TEHLİKELİ DÜZEYDE
Raporda, ABD’de 2 yıl üst üste 50 milyar doların üzerinde sigortalı kayba yol açan şiddetli konvektif fırtınalar (SCS), artık ‘ikincil’ bir risk olarak görülemeyeceği belirtiliyor. Rapora göre, hızla artan maruziyet ve fırtına oluşumu için daha elverişli koşullar, şiddetli fırtına kaynaklı kayıpları son dönemde kasırga hasarlarıyla aynı seviyeye getirdi.
Rapora göre, 2025’in ilk yarısı yerel yıkıcı rüzgâr raporlarında tarihin en aktif 2’nci veya 3’üncü yılı oldu. Dolu raporları ise uzun dönem ortalamasına yakın seyretti; Teksas, Oklahoma, Minnesota ve Wisconsin’de büyük dolu taşları kaydedildi. Güçlü rüzgâr ve dolunun doğrudan verdiği zararın yanı sıra, şiddetli konvektif hava olayları aşırı veya yaygın sel felaketlerini de tetikleyebiliyor. Nisan başında Orta Büyük Ovalar’ı geçen bir fırtına sistemi, 150’den fazla hortum üretti ve Arkansas, Tennessee ve Kentucky’de rekor seviyede sellere yol açarak yolları kapattı ve köprüleri yıktı. Bu bölgede sel sigortasının düşük yaygınlığı, sigorta koruma açığının daha da büyümesini önlemek için yeni yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
SON KASIRGALAR OLAĞANÜSTÜ DEĞİL AMA SIRA DIŞI
Raporda, Kuzey Yarımküre’de yaz ayları tropikal siklonların ana dönemi olsa da, 2025’in şimdiden yoğun geçtiği ifade ediliyor. Pasifik kasırga sezonu hızlı başladı; 19 Haziran’da Meksika’ya ulaşan Kasırga Erick, ülke tarihindeki en erken karaya ulaşan kasırga oldu. Güneybatı Hint Okyanusu’nda 2024/25 siklon sezonu, 1967’den bu yana üçüncü en yoğun dönem olarak kayda geçti ve özellikle Mozambik, Malavi ve Mayotte’yi vuran Siklon Chido büyük yıkıma yol açtı. Avustralya bölgesi ise 2005/06’dan bu yana en aktif siklon sezonunu yaşadı ve 18 yıllık ortalama veya düşük aktiviteli dönem sona erdi.
Rapora göre, tarihsel olarak Avustralya’da siklonlar ülkenin kuzey kıyılarında karaya çıkıyor. Ancak 50 yıl aradan sonra ilk kez Brisbane ve Gold Coast yakınlarında güneyde bir tropikal siklon karaya ulaştı. Alfred Kasırgası, tahminen 2,6 milyar Avustralya doları tutarında sigortalı kayba yol açtı. Bu kayıplar, bölgenin tropikal fırtınalara alışık olmaması ve yeni yapılarda rüzgâr dayanıklılığının düşük olması nedeniyle artmış olabilir. İklim değişikliğiyle birlikte tropikal siklonların daha güneye inmesi beklendiğinden, Alfred Kasırgası’nın etkileri benzer olaylara daha sık hazırlıklı olunması gerektiğini gösteriyor.
Yüksek enlemler, sıcaklık ve nemde hızlı değişimler yaratan çok büyük alçak basınç sistemleri olan dış tropikal siklonların alanı. Raporda, 2025’in en güçlü dış tropikal siklonunun, 24-25 Ocak’ta İrlanda, Büyük Britanya ve Norveç’i vuran Éowyn fırtınası olduğu belirtiliyor. Éowyn fırtınası, İrlanda’da şimdiye kadar ölçülen en yüksek rüzgâr hızına ulaştı ve 1959/60 kışından bu yana Britanya Adaları’nı etkileyen en yoğun siklon olarak kayda geçti. Rüzgâr hasarı, bir milyondan fazla kişinin elektriksiz kalmasına neden oldu. Ancak fırtına yüksek gelgit ile çakışsaydı veya Belfast ya da Dublin’e daha yakın bir rota izleseydi zarar çok daha büyük olabilirdi.
DEPREM TEHDİDİ DEVAM EDİYOR
Willis Tower Watson’ın raporuna göre, yeryüzü yüzeyinin ani hareketleri, hava kaynaklı tehlikeler kadar sık olmasa da, uzak mesafelerde önemli zararlara yol açma potansiyeli nedeniyle göz ardı edilemez. 28 Mart’ta Myanmar’da meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki deprem, 5 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu ve 1930’dan bu yana ülkeyi etkileyen en ölümcül sismik olay oldu. Deprem, merkez üssünden bin kilometreden fazla uzaklıktaki Tayland’ın Bangkok kentinde güçlü sarsıntılar yarattı ve yapım aşamasındaki 30 katlı bir kulenin aniden çökmesine neden oldu. Bu tür uzun mesafeli felaketler, risk değerlendirmelerinde geniş coğrafi bir bakış açısının önemini ve yerel jeolojinin uzak depremlerin etkilerini nasıl artırabileceğini hatırlatıyor.
Rapora göre, Kuzey Atlantik’te 2025 kasırga sezonu için en son tahminler, bu yıl da fırtınalı bir sezon olacağı yönünde. Kuzey Atlantik suyu geçen yılki kadar aşırı sıcak olmasa da, çoğu tahminler Kasım sonuna kadar 7 ila 9 kasırga (bunların 3 veya 4’ü büyük kasırga) bekliyor. Karaya ulaşma oranları veya yerlerini tahmin etme kabiliyetimiz hâlâ sınırlı olduğundan yaklaşan kasırga sezonunun genel karakterini tahmin ederken temkinli olunması gerekiyor.
