Sektör olası Marmara depreminde kritik bir rol üstleniyor
Yüzyılın felaketi olarak adlandırılan Kahramanmaraş Depremi sonrasında başarılı bir sınav veren ve hayatın normale dönmesinde oldukça aktif bir rol oynayan sektör, olası bir Marmara depreminde de ortaya çıkacak hasarların hızlıca tazmin edilmesinde ve deprem sonrası ortaya çıkan yaraların en hızlı şekilde sarılmasında kritik bir öneme sahip.
Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle aktif bir deprem kuşağı üzerinde yer alıyor. Bu nedenden dolayı ülkemiz, her an deprem tehlikesiyle karşı karşıya. 1939 Erzincan, 17 Ağustos 1999 Marmara, 12 Ekim 1999 Bolu-Düzce ve son olarak ise Kahramanmaraş depremleri, ülkemizin tarih boyunca birçok deprem felaketine maruz kaldığının örnekleri olarak karşımıza çıkıyor. Henüz acısı çok taze olan 6 Şubat tarihinde saat 04.17’de merkez üssü Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ilçesi olan 7.7 büyüklüğünde ve yine aynı gün saat 13.24’te merkez üssü Kahramanmaraş ilinin Elbistan ilçesi olan 7.6 büyüklüğünde meydana gelen deprem felaketleriyle birlikte depremden önce önlem almanın ve sigortanın ne kadar önemli olduğunu gördük. Yüzyılın felaketi olarak adlandırılan depremler bize, riskin ne kadar gerçek olduğunu gösterirken aynı zamanda olası bir hasarda, hasarın eksiksiz karşılanabilmesi için poliçe bilgilerinin doğru olmasının da ne denli önemli olduğunu ortaya çıkardı.
Depremin hemen ardından ihbarları almaya başlayan ve 24 saat geçmeden ilk tazminat ödemesini yapan Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) yaptığı son açıklamaya göre 18 Temmuz itibarıyla depremlerden etkilenen illerde 581 bin ihbar yapılırken tazminat ödemeleri ise 30 milyar liraya ulaştı.
DEPREMDEN ÖNCE SİGORTA YAPTIRMANIN ÖNEMİ BÜYÜK
Yaşanan bu iki acı felaketten sonra olası bir Marmara depremi de tüm ülkenin tekrar gündemine oturdu. Meydana gelen bu iki büyük deprem felaketiyle birlikte depremden sonra sigorta sektörünün hayatın hızla normale dönme sürecindeki önemini bir kez daha gördük.
MARMARA’DA SİGORTALILIK ORANI
%67 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nden sonra geçen 24 seneye rağmen Marmara Bölgesi’nde sigortalılık oranı sadece %67. Bölgeyi il bazında değerlendirecek olursak; İstanbul %65,30, Bursa %61,40, Kocaeli %71,30, Tekirdağ %85,40, Balıkesir %64,10, Sakarya %84, Çanakkale %65,90, Yalova %87,60, Edirne %63,50, Kırklareli %60,90, Bilecik %49,50 seviyesinde sigortalılık oranına sahip.
İstanbul, nüfus yoğunluğu en fazla ilimiz olması nedeniyle olası bir depremde en fazla hasarı alacak şehir olarak karşımıza çıkıyor. Uzmanlar, deniz kıyısında bir şehir olması nedeniyle İstanbul’da çoklu afetlerin de meydana gelebileceğini söylerken olası bir Marmara depremine her bakımdan hazır olunması gerekliliğine dikkat çekiyor.
2 milyon 710 bin konutun sigortalı olduğu İstanbul’un ilçelerindeki sigortalı konut sayısına baktığımızda ise, 27 bin binanın bulunduğu Beyoğlu’nda 41 bin konut Zorunlu Deprem Sigortası’na sahip. 25 bin binanın bulunduğu Kadıköy’de Zorunlu Deprem Sigortalı konut sayısı 153 bin. Diğer bazı ilçelere bakacak olursak; 27 bin binanın bulunduğu Ataşehir’de 76 bin konut, 16 bin binanın bulunduğu Beşiktaş’ta 60 bin konut, 6 bin binanın bulunduğu Adalar’da 8 bin konut, 34 bin binanın bulunduğu Eyüp’te 76 bin konut, 21 bin binanın bulunduğu Çekmeköy’de 56 bin konut, 20 bin binanın bulunduğu Şişli’de 78 bin konut, 52 bin binanın bulunduğu Ümraniye’de 115 bin konut, 23 bin binanın bulunduğu Bahçelievler’de 97 bin konut, 51 bin binanın bulunduğu Beykoz’da 23 bin konut, 30 bin binanın bulunduğu Kartal’da 89 bin konut, 41 bin binanın bulunduğu Üsküdar’da 85 bin konut, 43 bin binanın bulunduğu Fatih’te 79 bin konut, 27 bin binanın bulunduğu Avcılar’da 72 bin konut, 49 bin binanın bulunduğu Sarıyer’de 60 bin konut Zorunlu Deprem Sigortası’na sahip.
SİGORTA BİLİNCİNİN ARTMASI ÖNEM TAŞIYOR
Topraklarının %92’sinin deprem bölgeleri içerisinde bulunduğu ülkemizde, nüfusun %70’den fazlası birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde yaşıyor. Nüfusun büyük çoğunluğunun önemli deprem bölgelerinde yaşamasına bağlı olarak büyük ölçekli depremlerde ortaya çıkan kayıpların giderilmesinde ise sigorta çok önemli bir rol üstleniyor. Meydana gelen depremlerden sonra hayatın normale dönmesini sağlamak ve yaraları hızla sarmak için sigorta bilincinin artması ve sigortalılık oranlarının yükselmesi büyük önem taşıyor. DASK’ın yayınladığı verilere göre toplam 20 milyon konutun bulunduğu Türkiye genelinde 11 milyon sigortalı konut bulunuyor. Sigortalılık oranının ise %58,50 olduğu Türkiye genelinde her an kapımızda olan deprem gerçeğine karşı %100 sigortalılık oranına ulaşmak oldukça önemli.
TÜRKİYE SİGORTA BİRLİĞİ:
Kahramanmaraş Depremi sonrası eksik sigorta problemi ortaya çıktı
“KAHRAMANMARAŞ DEPREMİ SONRASI TABLODA, SİGORTA SEKTÖRÜYLE İLGİLİ PEK ÇOK DONE ORTAYA ÇIKMIŞTIR. BUNLARIN EN ÖNEMLİLERİNDEN BİRİ, EKSİK SİGORTA PROBLEMİDİR. KAHRAMANMARAŞ DEPREMİNDE DE ÜLKEMİZDE FARKLI TARİHLERDE YAŞANAN GEÇMİŞ DEPREMLERE BENZER ŞEKİLDE BİRÇOK SİGORTALI TARAFINDAN POLİÇE TANZİM SÜRECİNDE METREKARELERİN DOĞRU BEYAN EDİLMEMİŞ OLDUĞU ANLAŞILMIŞTIR.”
Kahramanmaraş Depremi sonrasında ortaya çıkan eksik sigorta problemi hakkında açıklamalarda bulunan Birlik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Yakın zamanda yaşadığımız Kahramanmaraş Depremi sonrası tabloda, sigorta sektörüyle ilgili de pek çok done ortaya çıkmıştır. Bunların en önemlilerinden biri, eksik sigorta problemidir. Kahramanmaraş depreminde de ülkemizde farklı tarihlerde yaşanan geçmiş depremlere benzer şekilde; birçok sigortalı tarafından poliçe tanzim sürecinde metrekarelerin doğru beyan edilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda, sigorta bedelinin doğru belirlenmesi ve olası bir hasarda, hasarın eksiksiz karşılanabilmesi için poliçe bilgilerinin doğru olması büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte, yaşanan felaket sonrasında, sigorta şirketlerinin katastrofik riskleri karşılamak üzere dengeleme karşılığı olarak tutmuş olduğu rezervin ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılmıştır.”
‘ŞİRKETLERİN ÖZ KAYNAKLARI GÜÇLENDİRİLMELİ’
Sektörün olası Marmara depremi öncesi, finansal açıdan daha da güçlü hale gelmesi adına çalışmaların sürdürüldüğünü belirten Birlik, “Gerek SEDDK ile ihtiyari deprem teminatı konusunda, gerekse de kapasite artışı ihtiyacıyla ilgili olarak sektörümüzce yapılan çalışmalar devam etmektedir. Olası Marmara depremi de göz önüne alındığında, gelecek dönemlerde meydana gelebilecek büyük ölçekli katastrofik risklere karşı sigorta şirketlerinin öz kaynak yapısının güçlendirilmesi önem arz etmektedir” ifadelerine yer verdi. Birlik, Zorunlu Deprem Sigortası’nın (ZDS) kapsamının genişletilerek doğal afet sigortasına dönüştürülmesiyle ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Doğal Afet Sigortaları Kurumu bünyesinde teminat kapsamının genişletilerek, zorunlu afet sigortası kapsamında sel ve yer kayması başta olmak üzere, diğer afetler için de teminat sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edilmektedir. Bu kapsamda, diğer afetlerin de teminat kapsamına dahil edilmesine ilişkin değişiklik SEDDK tarafından 01.01.2024 tarihine ertelenmiştir.”
‘BİLİNÇ ARTIRICI AKSİYONLAR OLDUKÇA ÖNEMLİ’
“Ülkemizde son yıllarda yaşanan afetler sonrasında afetzedeler ile yapılan görüşmelerde çok büyük oranda, vatandaşlarımızın doğal afetler sonucu oluşan zararların sigorta teminatı altına alınması konusunda bilgilerinin olmadığı görülmüş olup bu alandaki sigortalılık oranı maalesef oldukça düşük seviyelerdedir” ifadelerini kullanan birlik, “Ayrıca, yaşadığımız büyük afet sonrası ihtiyari deprem teminatının önemi de bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bilindiği gibi, Doğal Afet Sigortaları Kurumu poliçedeki teminat limitine kadar ödeme yapmaktadır. Bu sebeple, konutlar için isteğe bağlı yangın sigortası düzenlenerek DASK tarafından sağlanan teminat limitinin üzeri için deprem teminatı alınıp binanın yeniden inşa değerine kadar güvencenin yanı sıra, evin içerisindeki eşyalar için de deprem teminatı sağlanabilmektedir. Bununla birlikte, isteğe bağlı düzenlenen poliçelerde enflasyon klozuyla enflasyona karşı da koruma alınabilmektedir. Doğal afetlerin yaratacağı yıkıcı maddi zararların giderilmesinde ve riskin uluslararası piyasalarla reasürans aracılığıyla paylaşılmasında sigorta sektörünün oynadığı rol dikkate alındığında bilinç artırıcı aksiyonların oldukça önemli olduğu değerlendirilmektedir. Bu anlamda okullarda, sınai ve ticari işletmelerde bilinci arttırmak amacıyla eğitimler düzenlenmesi, kamuda güven yaratabilmek amacıyla kamu spotları ve sosyal sorumluluk projesi gibi uygulamalar yapılmasının önemli olduğu değerlendirilmektedir” açıklamasında bulundu.
DASK KOORDİNATÖRÜ ERDAL TURGUT:
Yaşanılan depremler sonrası sigorta önem kazanıyor
“HER DEPREM ACI TECRÜBELERİ DE BERABERİNDE GETİRDİĞİNDEN YAŞADIĞIMIZ DEPREMLER SONRASI SİGORTA ÖNEM KAZANIYOR. AMACIMIZ, ACI TECRÜBELER YAŞAMADAN VATANDAŞLARIMIZIN SİGORTA KONUSUNDA BİLİNÇLENMESİ VE KONUTLARINI DASK İLE GÜVENCE ALTINA ALMALARI.”
DASK olarak deprem öncesinde attıkları önemli adımlar sayesinde operasyonel ve finansal olarak olası büyük bir depreme hazır olduklarını kaydeden DASK Koordinatörü Erdal Turgut, “Kahramanmaraş depreminin hemen ardından, Ankara Olağanüstü Yönetim Merkezimizdeki ekiplerimize, İstanbul ekiplerimizin de katılımıyla tam kadro çalışmalarımızı başlattık. Hasar ödemelerinin çok hızlı yapılabilmesi için, yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı binalarda sigortalıların ihbarını dahi beklemeden T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından resmi hasar tespitleri tamamlanmış konutların listelerinden hasar dosyaları resen açarak hasar süreçlerini yürüttük. Böylece depremin üzerinden henüz 24 saat geçmeden ilk hasar ödememizi gerçekleştirdik. Ankara Olağanüstü Yönetim Merkezi’mizde bulunan DASK Tırı ve hasar ekiplerimizden bir grup aynı gün bölgeye intikal etti. Sigortalılarımıza daha hızlı ve yüz yüze hizmet sunmak amacıyla bölgedeki illerimize DASK konteyner ofislerimiz kuruldu ve şu anda Malatya, İskenderun, Osmaniye, Şanlıurfa, Adıyaman, Hatay, Gaziantep, Elazığ, Kahramanmaraş illerinde faaliyetlerini sürdürmektedir” açıklamasında bulundu. 18 Temmuz 2023 tarihi itibarıyla tarafımıza 581 bin 122 adet hasar ihbarının iletildiğini söyleyen Turgut, tazminat ödeme tutarının ise 30 milyar liraya ulaştığını ifade etti.
TÜM DOĞA KAYNAKLI AFETLER İÇİN TEMİNAT
DASK olarak şu anda Zorunlu Deprem Sigortası ile deprem ve depremden kaynaklanan hasarlara karşı sigortalı konut sahiplerine maddi güvence sağladıklarını belirten Turgut, “Son yıllarda sıklaşan ve gittikçe şiddetlenen doğa olaylarına tanıklık etmeye başladığımız bu süreçte, Kurum olarak üzerimize düşen sorumluluğun farkındalığı ile DASK yapısında büyük bir dönüşüm adımı atarak başta sel olmak üzere diğer tüm doğa kaynaklı afet türlerinin DASK’ın kapsamına dahil edilmesi ile ilgili çalışmalarımızı başlattık. Zorunlu Deprem Sigortası’nın Zorunlu Afet Sigortası’na dönüştürülmesi konusunda çalışmalarımızı 2023 yılında tamamlamayı hedefliyoruz. Böylece, tek bir poliçe üzerinden tüm doğa kaynaklı afetler için vatandaşlarımıza teminat sağlayacağız” şeklinde konuştu.
‘FARKINDALIK ÇALIŞMALARI YÜRÜTÜYORUZ’
“Her depremin acı tecrübeleri de beraberinde getirdiğinden yaşadığımız depremler sonrası sigorta önem kazanıyor” diyen Turgut, “Kahramanmaraş depremleri sonrasında da benzer bir eğilim gözlemledik ve yaklaşık 1 milyon adet yeni poliçe sisteme dahil oldu. Bu durum elbette vatandaşlarımızın Zorunlu Deprem Sigortası’na sahip olma ihtiyacıyla hareket ettiğini ve kuruma olan güveni de gösteriyor fakat bizim Kurum olarak amacımız, acı tecrübeler yaşamadan vatandaşlarımızın sigorta konusunda bilinçlenmesi ve konutlarını DASK ile güvence altına almaları. Bu noktada sosyal sorumluluk projeleri ve depreme dair farkındalığı artırma çalışmaları, büyük önem taşıyor. Ülkemizdeki deprem gerçeğinin ve risklerin farkında olarak ve sigortalılık bilincini, bu riskler karşısında yarattığı güvenceyi daha çok insana anlatarak farkındalık çalışmaları yürütüyor ve %100 sigortalılık hedefi doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz” dedi.
DOĞA SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ COŞKUN GÖLPINAR:
Dikkat edilmesi gereken en önemli konu reasürans korumalarının yeterliliği
“MARMARA’DA OLASI BİR DEPREMİN ETKİ ALANI SADECE BÖLGEDE DEĞİL ÜLKE GENELİNDE OLACAKTIR. SEKTÖR AÇISINDAN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN EN ÖNEMLİ KONU REASÜRANS KORUMALARININ YETERLİLİĞİDİR.”
Kahramanmaraş Depremi’nin öğretileri hakkında konuşan Doğa Sigorta Genel Müdürü Coşkun Gölpınar, “Toplumu bilinçlendirme adına yürürlüğe alınan bazı hizmetlerde poliçe varlığı sorgusu, kamuoyu spotları ve kampanyaların yeteri kadar amacına ulaştığını söylemek mümkün değil. Sigorta bilinci olmaksızın zorunluluk sebebiyle yapılan poliçelerin yenilenmediği ve bu sebeple sigortalılık oranlarında artış olmadığını söyleyebiliriz. Depremin modellemesi yapıldığında ise; yerleşimlerin bilimsel olarak tespit edilecek risk verileri doğrultusunda yapılmasının önemi ortaya çıktı. Basında çıkan birçok haberde aynı site içerisinde yan yana inşa edilen binalardan bir kısmının deprem sonrasında yıkılırken, diğerlerinin ayakta kaldığını okuduk. Aslında, inşa edilecek yapılanmanın olacağı yerlerin bilimsel çalışmalarla; zemin etüdü ve fay hatlarına mesafesi seçilerek yapılmasının ne kadar gerekli olduğu bir kez daha tecrübe edildi. Yaşanan afet sürecinde, sektör olarak bu konuda oldukça başarılı bir sınav verdik. Ülkemizin yaralarının sarılarak normal hayata dönülmesinde oldukça aktif bir rol oynadık. Yaşanan bu üzücü süreç içinde çabalarımız sayesinde toplumun sigortaya inancı ve güveninde artış sağlandı. Fakat rakamsal verilere baktığımızda hem deprem hasarları hem de hızla artan maliyetler sebebiyle performansın finansal açıdan çok olumlu olduğunu söylemek ne yazık ki mümkün değil. Sektörümüz yüksek maliyet artışlarına rağmen yetersiz prim artışları sebebiyle kârlılık anlamında ilk yarı hedeflerinden çok uzak kaldı. Bir diğer önemli konu ise sektörün bu tür afetlerde reasürans korumasının yeterliliği oldu ve bu konuda da sektör başarılı bir sınav verdi” dedi.
OLASI MARMARA DEPREMİ BÜYÜK BİR TEHDİT’
Olası Marmara depreminin sadece bölge için değil tüm ülke için büyük bir tehdit oluşturduğunu kaydeden Gölpınar, “TÜİK’in 2022 yılsonunda yayınladığı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları’na göre 85 milyonluk Türkiye nüfusunun %18,65’inin yani 16 milyona yakın kişinin ikamet ettiği İstanbul, olası bir depremde en büyük riski barındıran şehir. Marmara Bölgesi’nin toplam nüfusu ise 25-26 milyon civarında seyrediyor. Bunun yanında sanayi ve ekonomi bakımından en gelişmiş bölge olan Marmara Bölgesi; ticaret, ulaşım, tarım, otomotiv, turizm, sağlık ve eğitim sektörlerinde de önemli gelir kaynakları ile göç ve istihdam alan bir bölgedir. Özellikle Gebze ve civarında yer alan organize sanayi bölgeleri, tersaneler ve petrol rafineleri de olası bir depremden etkilenecek konumda yer almaktadır. Bu bilgiler göz önünde bulundurulduğunda Marmara’da olası bir depremin etki alanı sadece bölgede değil ülke genelinde olacaktır. Sektör açısından dikkat edilmesi gereken en önemli konu reasürans korumalarının yeterliliğidir ve bu konuda SEDDK yönlendirmesiyle tüm şirketler bir çalışma yaptılar, gerekli gören şirketler ise ilave koruma aldılar. Deprem sonrasında acil hizmet vermesi gereken bir sektör olması sebebiyle sektörümüz acil eylem planlarını zaten hazırlamaktaydı, bunlar da yeniden gözden geçirildi. Kriz yönetim süreçleri dahilinde insan kaynakları, bilgi teknolojileri, acente iletişim ve kurumsal iletişim alanlarının her birinde eylem planlarımız hazır. İstanbul dışında farklı illerde bölge müdürlükleri ve ekibimizin olması, sistem yedeklemelerinin de düzenli alınması sebebiyle, olası bir deprem sonrasında hemen öncelikli belirlediğimiz konularda hizmet verebiliyor olacağız” ifadelerini kullandı.
Olası Marmara depreminin hem sigorta şirketleri hem de reasürans şirketleri tarafından beklenen bir risk olduğuna dikkat çeken Gölpınar, “Son yaşadığımız depremler, yapılan modellemelerin etkisini ve en kötü senaryoların nasıl hesaplandığını gündeme taşıdı. Modellemelerin sektör genelinde yeterli olduğunu ve sektörün böyle büyük bir deprem sınavından başarıyla geçtiğini söyleyebiliriz. Şirket olarak her zaman düzenli modellemeler yaptırıyor ve korumalarımızı modellemelerin gerektirdiği seviyenin üzerinde alarak güvende olmayı tercih ediyoruz” dedi.
‘%100 SİGORTALILIK ORANINA ULAŞILMALI’
Kamunun denetimleri ve aksiyonları haricinde bireysel tedbirler konusunda da gerekli adımların atılması gerektiğini vurgulayan Gölpınar, sözlerine şöyle devam etti: “DASK tarafından yapılan ZDS, deprem ve deprem kaynaklı meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kayması sonucunda oluşan hasarları poliçede yer alan teminat limitleri dahilinde karşılanmakta. Fakat zorunlu olmasına rağmen bu branşta %100 sigortalılık oranına ulaşılmış değil. Deprem gerçeği ile yaşamaya alışmış bir ülke olsak geçmişte ve günümüzde yaşanan acılara rağmen deprem öncesinde alınan tedbirlerin ve bilinç düzeyinin yeterli olmadığını söyleyebiliriz. Deprem, sel, yangın ve diğer afetleri sıkça yaşayan bir ülke olsak dahi afet bilincinde ve sigortalılık oranlarında daha gidilecek çok yolumuz olduğunu görüyoruz. Meydana gelen afetlerin ardından kısa süreli olarak penetrasyon artışı yaşansa da bu ivmenin kısa süreli olduğunu görmekteyiz. Toplumu bilinçlendirme adına yürürlüğe alınan bazı devlet dairelerinde poliçe varlığı sorgusu, kamuoyu spotları ve kampanyaların yeteri kadar amacına ulaştığını söylemek mümkün değil. Sigorta bilinci olmaksızın zorunluluk sebebiyle yapılan poliçelerin yenilenmediği ve bu sebeple sigortalılık oranlarında artış olmadığını söyleyebiliriz.”
AKSİGORTA GENEL MÜDÜRÜ UĞUR GÜLEN:
Sektör olarak riskleri aktararak görevimizi yerine getiriyoruz
“KAHRAMANMARAŞ DEPREMİ RİSKİN NE KADAR GERÇEK VE ACİL OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ. SİGORTA SEKTÖRÜ OLARAK BU RİSKLERİ AKTARARAK TOPLUMSAL GÖREVİMİZİ YERİNE GETİRİYORUZ.”
Kahramanmaraş Depremi’nin toplumsal düzeyde riskin ne denli olası olduğunu, eksik sigortanın tehlikesinden bahsederken aslında ne demek istendiğini, risk transferinin önemini öğrettiğini ifade eden Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, “Bu deprem hepimize, riskin ne kadar gerçek ve acil olduğunu bir kez daha gösterdi. Sektör açısından baktığımızda ise, biz de bu riski transfer ediyoruz. Reasürans sistemimizin önemi bu tür büyük afetlerde de daha çok ortaya çıkıyor. Bu anlamda deprem sonrası, koasürans anlaşmalarının önemi de anlaşıldı. Bu nedenle, sigorta sektörü olarak bu riskleri aktararak toplumsal görevimizi yerine getiriyoruz” dedi.
‘SEKTÖR YÜKSEK BİR YÜK ALTINA GİRECEK’
Olası Marmara depremi hakkında görüşlerini paylaşan Gülen, “Uzmanlar, İstanbul’da 2030 yılına kadar 7 büyüklüğündeki bir depremin olma olasılığının %64 olduğunun altını çiziyor. Depremin İstanbul başta olmak üzere, çevresindeki 7 kentte hasara neden olması bekleniyor. Araştırmalara göre İstanbul için beklenen olası depremde 100 bini aşkın ev yıkılacak, milli gelir kaybı %10-12’ye ulaşacak. Deprem sonrası 6 milyon kişinin evsiz kalması, mali kaybın ise 120 milyar lira seviyelerinde gerçekleşmesi öngörülüyor. Ancak bu depremin getireceği ekonomik kayıp sadece binalardaki hasarla sınırlı kalmayacak. Marmara Bölgesi’nin ülke ekonomisindeki payını göz önünde bulundurursak, kaybın çok daha ağır olacağını söylemeliyiz. Sigorta sektörü ise tazminat ödemeleriyle yüksek bir yük altına girecektir. Bu risklerin önlenmesi veya azaltılması için ise yapı stoğunun depreme dayanıklılığının artırılması, daha katı denetimler ve yapı standartlarının iyileştirilmesi, deprem sigortasının yaygınlaştırılması, altyapının depreme dayanıklı hale getirilmesi, halkın bilinçlendirilmesi ve iş dünyasının acil durum planları yapması büyük önem taşıyor. Çünkü önlem alınmazsa bunun bedelini tüm Türkiye ödeyecek. Yaşanması oldukça muhtemel olan bu büyük depremin, Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri olduğu kesin. Hepimizin bugünden önlem alması gerekiyor. İstanbul depremi için inanın kaybedecek zamanımız yok. Diğer deprem ülkeleri afetlerle yaşamayı nasıl öğrendiyse biz de doğaya karşı koymadan onunla birlikte, afetlere dirençli kentler kurabilme gücüne sahibiz” şeklinde konuştu.
“Sigorta sektörü olarak bizler kara gün dostuyuz, bugünler için varız. Sigorta sektörümüz yapısı gereği bugünlere çok önceden hazır” diyen Gülen, sözlerine şöyle devam etti: “Sektörümüz bu depremi de bundan sonra yaşanabilecek afetleri de karşılayacak güç ve teminat yapısına sahip. Bizler ilk günden bu yana deprem bölgesindeydik. Yaşanan hasarın bir nebze de olsa onarılması, yaraların sarılması için sahada tüm gücümüzle mücadele verdik, vermeye de devam edeceğiz. Ancak Türkiye’deki her 5 konuttan yalnızca 1’inin depreme karşı güvence altında olduğunu biliyoruz. Sigorta bilincinin artması, olası büyük bir depremde karşı karşıya kalınacak hasarın boyutunu azaltması açısından da büyük önem taşıyor.” Yıkıcı etkiye sahip bir depreme karşı önlem alınabilmesi için, öncelikle doğru bilinç seviyesine ulaşılması gerektiğinin altını çizen Gülen, “60 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren bir kurum olarak, toplumu böylesi önemli bir konuda aydınlatmayı görev addettik. Öncelikli olarak, nasıl bir riskle karşı karşıya olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. İstanbul depremi bekleniyor evet ama yalnızca bir bölgeye odaklanmak bizi savunmasız bırakacaktır. Aktif fay hatları üzerinde bulunan bir ülkenin fertleri olarak, depremin bir gerçek, önlem almanın ise kaçınılmaz olduğunu aklımıza kazımamız gerek” ifadelerini kullandı.
EY TÜRKİYE FİNANSAL HİZMETLER SEKTÖR LİDERİ VE VERGİ BÖLÜMÜ ŞİRKET ORTAĞI LEVENT ATAKAN:
Sigortanın ve sigortalılığın önemi daha net anlaşıldı
“KAHRAMANMARAŞ’TA MEYDANA GELEN DEPREMLER SONRASINDA SİGORTANIN ÖNEMİ DAHA NET ANLAŞILDI. SİGORTA ŞİRKETLERİ AÇISINDAN İSE HASAR ÖDEMESİNİN ZAMANLAMASININ, MÜŞTERİ RİSKİNİN VE DOĞRU ÜRÜNÜN TANIMLANMASININ ÖNEMİNİN ANLAŞILDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM.”
Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerden sonra, sektörün yaklaşık 75-80 milyar lira tutarında bir ödeme sorumluluğuyla karşılaştığını ancak bir sorun ve gecikme yaşanmadan bu tutarın büyük kısmının da ödendiğini belirten EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri Ve Vergi Bölümü Şirket Ortağı Levent Atakan, “Yaşanan zorlu dönem içerisinde tabii bazı şikayetler oldu ve olmaya da devam ediyor ama toplumsal olarak bu sürecin sigorta şirketleri tarafından doğru yönetildiğini düşünüyorum. Bu dönemde tabii ki herkes ve her sektör kendi adına derslerini çıkardı. Genel olarak, sigortanın ve sigortalılığın öneminin daha net anlaşıldığı bir dönem olduğunu söyleyebiliriz. Sadece bireyler özelinde değil, sanayiciler tarafında da sigortalı olma kavramı ciddi ölçüde öne çıktı. Sigorta şirketleri açısından ise hasar ödemesinin zamanlamasının, müşteri riskinin ve doğru ürünün tanımlanmasının öneminin anlaşıldığını düşünüyorum” diye konuştu.
RİSK TÜM TÜRLERİ İLGİLENDİRİYOR’
“Her ne kadar DASK deprem konusunda konutlar için temel koruma olsa da bu kapsamdaki risklerin sadece konut ile sınırlı olmadığı açık” diyen Atakan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kahramanmaraş merkezli depremler; risklerin deprem durumunda hayat sigortası, ferdi kaza, yangın sigortası, kasko, özel sağlık sigortası gibi birçok farklı poliçe kapsamında olduğunu gösterdi. Bu nedenle, riskin tüm sigorta türlerini ilgilendireceğini mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor. Nakit yönetimi, ödeme süreci ve deprem sonrası oluşacak ekonomik süreçte ödenen hasarın ekonomik değeri gibi konuların sigortalılar ile sigorta şirketleri arasındaki önemli konular/sorunlar olacağını düşünmek büyük önem taşıyor.”
‘KENTSEL DÖNÜŞÜM UYGULAMAYA ALINMALI’
Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası, sigorta sektörünün de alması gereken ekstra önlemlerin olduğunu gördüğünü belirten Atakan, “Bu doğrultuda, sigorta şirketleri tarafından yeni yol haritaları oluşturuluyor. Ayrıca bu depremler sonrasında reasürans şirketlerinin beklentileri karşıladığını söylemek ve onlara geçer not vermek gerektiğini düşünüyorum. Ancak Kahramanmaraş merkezli depremler, doğal olarak reasürans tarafında 2024 yılı boyunca ve sonrasındaki dönemde ciddi fiyat artışlarına sebep olacak. Bu durum da sigorta şirketlerindeki kârlılık problemine olumlu yansımayacak. Reasürans kalitesinin korunması, 2024 ve 2025 yıllarının en önemli konusu olarak görülüyor. Bunun yanı sıra sadece sigortanın bir çözüm olarak görülmemesi, deprem dirençli kentlerin oluşturulması adına kentsel dönüşüm ve deprem riskini azaltıcı politikaların da uygulamaya alınması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
‘EĞİTİMLER İLE FARKINDALIK ARTIRILMALI’
Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında farkındalık seviyesinin, konunun canlı olması ve sosyal medyada sürekli işlenmesi nedeniyle oldukça yüksekti olduğunu vurgulayan Atakan, “Ancak zamanla ne yazık ki deprem öncesi döneme dönüş başladığını gözlemliyoruz. Kamu ve sigorta şirketi iş birlikleri, deprem eğitimleri ve çeşitli kampanyalar ile farkındalığının artırılması gerektiğini düşünüyorum” açıklamasında bulundu.
QUICK SİGORTA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI SERDAR KARAYEL:
Sektör risklerin tespiti ve önlenmesinde de rol üstlenmeli
“SİGORTA SEKTÖRÜ SADECE RİSK GERÇEKLEŞTİKTEN SONRA HASAR ÖDEYEN BİR YAPI OLMANIN YANI SIRA, ÖNLEYİCİ SİGORTACILIK KAPSAMINDA RİSKLERİN TESPİTİ VE ÖNLENMESİ ROLÜNÜ ÜSTLENMELİ VE DE AKREDİTASYON VE RATING UNSURU OLARAK SÜRECİN AYRILMAZ BİR PARÇASI OLMALIDIR.”
Yüzyılın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen depremler sonrasında sektör olarak hasar süreçlerinin çok iyi yürütüldüğünü belirten Quick Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Serdar Karayel, “Sektör olarak hasar sonrası tespit ve ödeme süreçlerinde hızlı bir şekilde ödemeleri sağlayarak iyi bir sınav verdiğimizi söyleyebiliriz. Fakat bu felaket depreme karşı hem öncesinde hem sonrasında yapılması ve ele alınması gereken birçok konuyu sektör gündemine getirdi. Zorunlu Deprem Sigortası’nda (ZDS) deprem bölgesindeki sigortalılık oranı yaklaşık %50 seviyesinde. 2 milyon 310 bin konuttan 1 milyon 150 bini sigortalı. İhtiyari deprem teminatlı poliçe sayısı çok daha düşük seviyelerde. Bu rakamlar penetrasyonun ne kadar düşük olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Her anlamda penetrasyonu artırmalıyız. Penetrasyon konusu her zaman bizim gündemimizde ve bu şekilde olduğunu biliyorduk. Fakat yaşanan afet sonrası bu konunun önemi tekrar ortaya çıktı. Yine bu afet sonrası, doğru poliçe dizaynı yani sigortalanan rizikonun doğru bilgi ve veriler ile yapılması gerektiği ortaya çıktı. Doğru sigorta bedellerinden yapılmayan doğru m2’ler ile tanzim edilmeyen poliçeler sigortalılara hasarlarını eksik almaları sonucunu getirdi. Mağduriyet arttı. Burada tüm taraflar hem sigorta şirketleri, hem poliçeye aracılık edenler hem de poliçe sahipleri sorumluluk sahibi. Bundan sonra bu tür mağduriyetler olmaması adına SEDDK’nın da başkanlığında çalışmalar yapılıyor. En kısa sürede sonuçlanacağına inanıyoruz” dedi.
Sigortanın, afetlerden kaynaklanan ekonomik kayıpları karşılayan ve kaynak yaratan bir mekanizma olduğunu ifade eden Karayel, “Bu konuda üzerine düşen görevi de bu depremde layıkı ile yaptı. Fakat sigortanın rolünün, aslında sürecin en başında yani yapıların inşaat aşamasında daha etkin olması gerektiğini gündeme almalıyız sektör olarak. Sigorta da bu süreçlerde, yapım sonrası teminat veren taraf olarak bir denetim mekanizması olarak konumlanmalı. Yani sigorta sektörü sadece risk gerçekleştikten sonra hasar ödeyen bir yapı olmanın yanı sıra, önleyici sigortacılık kapsamında risklerin tespiti ve önlenmesi rolünü üstlenmeli ve de akreditasyon ve rating unsuru olarak sürecin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Bunlar yapılırken de yapı denetim, finansman ve sigorta süreçleri birlikte ele alınmalıdır. Bunların yapılmadığı noktada her doğal afette ülkemizin kaynaklarının boşa harcandığı bir durum ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı.
‘OLASI MARMARA DEPREMİ EN ÖNEMLİ GÜNDEM’
Kahramanmaraş depremi sonrası olası Marmara depreminin de hem ülkede hem de sektörde en önemli gündem maddesi olduğunun altını çizen Karayel, “Kahramanmaraş depreminde oluşan sigorta hasarının yaklaşık %95’inin reasürans şirketleri tarafından karşılanacağı tahmin ediliyor. Kahramanmaraş depremi sonrası, deprem gibi katastrofik riskler ile ilgili yapılan ve kapasite ihtiyaçlarını belirleyen modellemeler ve reasürans korumaları gündeme oturdu diyebiliriz. Bu noktada sektörün tüm taraflarında beklenen Marmara depreminde sektör kapasitelerinin yeterliliği konusunda ciddi bir farkındalık oluştu. Maraş depremi sonrası beklenen Marmara depremi bizler gibi kapasite sağlayıcıları olan reasürörlerin de en önemli gündemi oldu. 2023 yenilemelerinde reasürans maliyetlerinin arttığını ve daralan kapasite arzını görmüştük. 2024 yenilemelerinde, yaşanan deprem sonrası beklenen Marmara depreminin etkisini hem kapasite arzının daralması hem de ciddi maliyet ve fiyat artışları olarak göreceğiz” açıklamasında bulundu.
MARSH TÜRKİYE CEO’SU YEŞİM AKSÜT:
Olası Marmara depremi için önleyici tedbirlerin alınması elzem
“OLASI MARMARA DEPREMİNDE YAŞANACAK OLAN TÜM HASARLAR VE HASAR SONRASI SÜREÇLERİN UZUN YILLARA YAYILMASI EKONOMİK KAYIPLARA YOL AÇABİLECEĞİNDEN ÖNLEYİCİ TEDBİRLERİN ALINMASI ELZEM.”
Kahramanmaraş Depremi sonrası ortaya çıkan tabloda, binaların mevcut durumlarında doğal afet risklerinin belirlenerek doğru bir risk yönetim sürecinin yapılmasının önemli olduğunun görüldüğüne dikkat çeken Marsh Türkiye Ceo’su Yeşim Aksüt, “Sigortalının ticari tesislerinde iş sürekliliğinin devam edebilmesi adına bakım ve onarım maliyetlerine gerekli bütçeyi ayırması ileride yaşanabilecek olası deprem senaryosunda hasarın minimize edilebilmesi açısından son derece kritik. Yerinde tespit çalışmaları ve gerekli durumlarda binaların güçlendirilmesi ileride yaşanacak depremlerde can ve mal kaybının minimize edilebilmesi açısından önemli hamleler olarak görünüyor. Ek olarak, depremin kendisi yıkıcı olmakla birlikte sonrasında yaşanacak olası yangın ve iş durması senaryoları da hasarın maliyetini artırıyor. Bunun önüne geçebilmek için deprem gerçekleşmeden hasarın önlenebilmesi adına politikalar uygulanması, konusunda uzman müşavir firmalara risk analizi çalışmaları yaptırılması, yapılan çalışmalar sonucunda çıkan aksiyonların hızlı bir şekilde tamamlanması önemli. Sigorta sektörü Kahramanmaraş Depremi ile daha önce üzerinde çalışılan deprem senaryolarından çok daha geniş bir coğrafi alanı etkileyen bir tecrübe edindi. Bu anlamda bir taraftan olası deprem etkilerini öngörmek için kullanılan deprem modellemelerinde yapılması gereken ayarlamaları tespit etti, diğer taraftan geniş bir coğrafya ve çok sayıda insanı etkileyen böyle bir afet durumu için hazırlamış oldukları acil durum eylem planlarının ne kadar efektif olduğunu gözlemlemek suretiyle bu planları daha iyi ve etkin hizmet verecek şekilde revize etme imkânı buldu” dedi. Kahramanmaraş depremleri sonrası depreme karşı bilincin artması ile birlikte endüstriyel işletmelerde de katastrofik afetlere karşın deprem ve olası deprem sonrası yangın risklerinin değerlendirilmesinin önemli hale geldiğini açıklayan Aksüt, “Türkiye’de uygulanan zorunlu deprem sigortaları haricinde, tesislerin depremden sonra yaşanabilecek yangın riskine karşı gerekli önlemleri alması, olası bir deprem durumunda yaşanabilecek iş durması durumunda faaliyeti en kısa sürede ayağa kaldırabilmek için ‘İş Süreklilik Planları’ hazırlaması ve bunların düzenli tatbikini yapması gerekiyor” diye konuştu.
‘DOĞRU BİR RİSK YÖNETİM STRATEJİSİ İZLENMELİ’
Deneyimlenen depremlerin yıkıcı etkileri göz önüne alındığında, yaşam alanlarının yeniden inşa edilmesi sürecinde, olası bir depremde yaşanacak geçici barınma alanlarının planlanması, enkazların kaldırılması, yeni sosyal ve kültürel şehirlerin yaratılması süreçlerinin bilimsel veriler ışığında değerlendirilerek adımlar atılmasının önemine dikkat çeken Aksüt, “Olası Marmara depreminde yaşanacak olan tüm hasarlar ve hasar sonrası süreçlerin uzun yıllara yayılması ekonomik kayıplara yol açabileceğinden önleyici tedbirlerin alınması elzem. Bu hususta, makroekonomik açıdan bakıldığında depremin büyüklüğü, hasarın boyutu ve enflasyonun da etkisi ile hasar sonrası süreçlerin efektif bir şekilde yürütülebilmesi büyük bir öneme sahip. Sigorta şirketleri beklenen bu deprem için, doğru bir risk yönetimi stratejisi izleyerek, sigortalıların deprem riski bilinçlerini artırmaya özen göstermelidir” dedi.
T-RUPT TEKNOLOJİ BAŞ MODELLEMECİSİ PROF. DR. SİNAN AKKAR
Marmara Bölgesi deprem riski açısından ayrı bir öneme sahip
“MARMARA BÖLGESİ NÜFUS YOĞUNLUĞU, TİCARİ, SINAİ, TURİZM VE KÜLTÜREL ETKİNLİK AÇISINDAN ÜLKEMİZ EKONOMİSİNE BÜYÜK KATKILAR VERMESİ DOLAYISIYLA DEPREM RİSKİ AÇISINDAN AYRI BİR ÖNEME SAHİP. SİGORTA SEKTÖRÜNÜN BU ANLAMDA RİSKLERİNİ KORUMAYA YÖNELİK TEDBİRLERİ, KAHRAMANMARAŞ DEPREMLERİ SONRASI KAZANDIKLARI TECRÜBEYLE ALMAYA BAŞLADIKLARINI DÜŞÜNÜYORUM.”
6 Şubat tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş depremlerinin deprem modellemesi açısından gerçekçi poliçe hasar kestiriminin ne denli önemli olduğunu tüm sektöre bir kez daha hatırlattığını ifade eden T-Rupt Teknoloji A.Ş. Baş Modellemecisi Prof. Dr. Sinan Akkar, “İnsan ömrü içinde görülme ihtimali çok az olan bu tip katastrofik olaylar bir kez meydana geldiğinde hasar boyutunun ne ölçekte olabileceği, operasyonel zorluklar, sigorta ve reasürans anlaşmalarının doğru temellerde oluşturulmasının önemi, nakit akışı gibi konular mevzuatı düzenleyen otorite ve uygulama içindeki yöneticiler için önemli öğreti ve tecrübeler kazandırdı. Bu depremler sonrası önemli öğretilerden biri de benzer ölçekte olabilecek, örneğin Marmara Denizi’nde beklenen deprem gibi, katastrofik bir deprem için nasıl önlemler alınması gerektiğinin de sektör tarafından dikkate alınması oldu” diye konuştu.
‘RİSKLERİ KORUMAYA YÖNELİK TEDBİRLER ALINMALI’
Marmara Bölgesi’nin nüfus yoğunluğu, ticari, sınai, turizm ve kültürel etkinlik açısından ülkemiz ekonomisine büyük katkılar vermesi dolayısıyla deprem riski açısından ayrı bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akkar, “Marmara Denizi içinde olması beklenen ve yerbilimciler tarafından büyüklüğü 7-7.5 arası olarak öngörülen bu deprem özellikle sanayinin, ticari merkezlerin ve nüfus yoğunluğunun çok yüksek olduğu İstanbul ili için dikkate alınmalıdır. Sigorta sektörünün bu anlamda risklerini korumaya yönelik tedbirleri, Kahramanmaraş depremleri sonrası kazandıkları tecrübeyle almaya başladıklarını düşünüyorum. Bu anlamda düzenleyici otoritenin de ciddi tedbirler için politikalar geliştirmesi gerekecektir. Konu, deprem riski açısından yalnızca sigorta sektörünü değil, aynı zamanda finans sektörünün kendi içindeki girift yapısından kaynaklı da büyük önem arz etmektedir. Örneğin, bugün bankacılık sektörünün gayrı menkul, ticari ve sınai krediler anlamında İstanbul ili ve civarına büyük mali kaynaklar aktardığını düşünüyorum. Bu sistemin böyle bir deprem sonrası birbirini zincirleme olarak tetiklemesi ülkemiz için çok büyük ekonomik riskler doğurur. Bunun yanı sıra Marmara Denizi içinde beklenen söz konusu depremin nüfus yoğun yerleşimlerde ciddi seviyelerde can kaybına sebep olması ülkemizin toplumsal psikolojisini çok sarsacaktır” dedi.
İLK ULUSAL DEPREM MODELLEME PLATFORMU: CATMOD
Katastrofik deprem modellemesinin ileride oluşması muhtemel depremlerin konumlarındaki, büyüklüklerindeki, yaratacakları yer hareketi şiddetlerindeki ve bu yer hareketi şiddetlerinin oluşturacağı yapısal ve muhteviyat hasarlarındaki belirsizlikleri ihtimal teorisi kapsamında değerlendirdiğini ve hesaplamalar yaptığını belirten Prof. Dr. Akkar, “Bu kadar bileşenin arz ettiği belirsizlikleri gerçekçi ve savunulabilecek varsayımlarla ihtimal teorisi kapsamında hesapladığı için de hesap sonuçlarını farklı seviyeler için yıllık aşılmalar cinsinden verir. Örneğin, her 250 yıl içinde en az bir kez aşılma ihtimaline sahip mali hasar veya bir yıl içinde %0.4 aşılma ihtimaline karşılık gelen mali kayıp gibi. CatMod bu tanıma uygun şekilde hesap yapabilme kapasitesine sahip olarak tasarlanmıştır. Sigorta ve reasürans sektörüne hizmet amacıyla ülkemizin ilk ulusal deprem modelleme platformu olma özelliği taşıdığı için de ilk hedef olarak ülkemizin deprem aktivitesine ve ülkemizdeki sigorta şirketlerinin deprem teminatları kapsamında bulunan risklerinin hasar görebilirliği üzerine ülkemiz inşaat pratiğine uygun modeller geliştirmiştir. Bu modelleri de ulusal ve uluslararası pek çok ortamda şeffaflık prensibine uygun şekilde sunmuştur ve sunmaya da devam edecektir. Katastrofik bir deprem sonucu sigorta portföylerinin maruz kalacağı mali kaybı gerçekçi olarak kestirmek ve buna yönelik korumalar almak sigorta ve reasürans şirketleri için finansal risklerini azaltmaya yönelik en önemli donelerden biridir. Kısacası CatMod öncelikle ülkemizde sigorta sektörümüzün bu ihtiyacını karşılamaya yönelik geliştirilmiş bir hesaplama platformudur. Amacımız ülkemizden başlayarak bu alandaki uzmanlığımızı uluslararası arenaya da taşımaktır” açıklamasında bulundu.








