Sektör 2025 yılını 1,2 trilyonluk dev prim üretimiyle kapattı
2025 yılı Türkiye ekonomisinde dengelenme yılı olsa da sigorta sektörü 1 trilyon 223 milyar lira prim üretimi, nominal %45,8 (reel %11,4) büyümeyle ekonominin ne kadar hayati bir finansal dayanağı olduğunu bir kez daha gösterdi.
2025 yılı, Türkiye ekonomisinde dengelenme yılı oldu, dezenflasyon süreci devam ederken sıkı para politikasının likiditeyi daralttığı, reel sektörün finansmana erişimde vites küçülttüğü bu ortamda; sigorta sektörü 1 trilyon 223 milyar TL prim üretimi, nominal %45,8 (reel %11,4) büyümeyle ekonominin ne kadar hayati bir finansal dayanağı olduğunu bir kez daha gösterdi.
Sektörün ürettiği primin ortalama dolar bazlı karşılığı olan yaklaşık 31 milyar dolar, Türkiye ekonomisi için sadece bir ciro değil, devasa bir ekonomik güçtür.
Bu büyüklüğü Türkiye’nin lokomotif gelirleriyle kıyasladığımızda ülkemizin yıllardır ihracat şampiyonu olan otomotiv endüstrisinin 2025 yılı ihracatının (yaklaşık 41,5 milyar dolar) %75’ine, yıllık turizm gelirlerinin ise yaklaşık %50’sine denk gelmektedir (2025 beklenen veriye göre). Bu dinamikler, önümüzdeki dönem için de sigorta sektörünün Türkiye ekonomisinde stratejik bir aktör olmaya devam edeceğine işaret ederken aynı zamanda penetrasyonun artmasının ne kadar gerekli olduğunu da ortaya koyuyor.
REEL BÜYÜMEDE YILIN YILDIZI HAYAT BRANŞI, REKABETIN YENI MERKEZI ISE SAĞLIK BRANŞI OLDU.
Sektörün %85.4’ünü oluşturan hayat dışı sigortalar 1.044 milyar TL üretimle öne çıkarken, reel bazda sadece %8 büyüdü. Hayat sigortaları ise 178.9 milyar TL ile sektörün %14.6’sını oluşturdu ancak %36.8’lik reel büyümesiyle dikkat çekti.
Bu fark, hayat sigortalarının daha dinamik bir büyüme trendinde olduğunu gösteriyor.
Sağlık branşında %18,5 reel büyüme özellikle pandemi sonrası artan sağlık bilinci ve özel sağlık hizmetlerine taleple sigortalı sayısındaki yükseliş, tamamlayıcı sağlık ürünlerine olan ilginin güçlenmesi ve kurumsal çözümlerin yaygınlaşması kaynaklı oldu.
Oto Grubunda (Kasko ve Trafik) regülasyon etkisi şirketler arası önemli ayrışmalara yol açtı. Özellikle Kasko branşında Prim artışı olsa da reel olarak bir artış yaşanmaması dikkat çekti. Sermaye sınırlamaları nedeniyle şirketler “seçici” davrandı.
Sermaye gerekliliği Oto branşında küçük ve orta ölçekli oyuncuların agresif büyüme iştahını frenledi. Bu durum, sermaye yapısı güçlü olan ilk 5-10 şirketin pazardaki hakimiyetini iyice perçinlemesine neden oldu. Oto tarafındaki regülatif sınırlamadan etkilenen şirketler, rekabeti sermaye yoğunluğu daha yönetilebilir olan Sağlık ve yangın branşlarına yönlendirdi.
Hukuksal Koruma gibi kar marjı çok yüksek olan ürünler çapraz satış enstrümanı olarak öne çıktı ve rekor seviyede artışlar kaydetti.
EN ÇOK ZORLANANLAR (KASKO, KAZA, FINANSAL KAYIPLAR VE KEFALET)
Kasko’da büyümenin fiyat ve teminat güncellemeleri kaynaklı olduğunu ve yüksek rekabetin reel gelir üretimini baskıladığı görülüyor. Kefalet ve Kredi sigortaları ise ekonomik konjonktür ve risk iştahındaki azalma nedeniyle reel olarak en çok daralan branşlar arasında yer aldı. Kaza, Nakliyat, ve Finansal Kayıplar branşında da primler reel olarak küçüldü.
Hayat Dışı Pazarda İlk 10 şirketin pazarın %67sini kontrol etmesi, artık “ölçek ekonomisi” döneminin daha da etkili olduğunu ortaya koyuyor. Hayat Dışı Pazarın %48’ini ilk 5 dev (Türkiye Sigorta, Allianz, Anadolu, Axa ve Sompo) oluşturuyor. Türkiye Sigorta %14’lük payla liderliğini korurken, özel sektör oyuncularının teknik karlılık odaklı seçici büyüme stratejileri, pazar payı savaşlarının yerini sürdürülebilir sermaye yönetimine bıraktığının da bir göstergesi.
DAĞITIM KANALINDA ACENTELERIN HAKIMIYETI SÜRÜYOR.
1,2 Trilyonluk üretimin %53’ünü oluşturan Acenteler üretimdeki payıyla hala pazarın ana taşıyıcısı ancak Hayat dışı branşlarda bu oran daha da yüksek (%60). Özellikle branş bazlı bakıldığında daha çok bireysel branşlarda hakimiyet sürüyor, oto sigortalarında üretimin %81’i Acenteler kanalıyla yapılıyor.
Öte yandan Yangın ve Sağlık Branşlarında Broker ve Banka Kanallarının ağırlığı artıyor, ayrıca karmaşık risk yönetimi ve danışmanlık gerektiren branşlarda insan faktörü ve tecrübe hala pazarın tek hakimi. Geleneksel dışı alternatif dağıtım kanallarının (digital vb) sektörde henüz etkili olmadığını görüyoruz.
2026’YA BAKIŞ
2025 verileri bize net bir mesaj verdi: Sigortacılık artık sadece bir satış işi değil, bir sermaye ve risk mühendisliği işidir. Regülasyonun disipline edici etkisi sektörü daha sağlam bir zemine çekerken; rekabeti de fiyattan hizmet kalitesine yönlendirdi. 2026’da kazananlar; regülatif sermaye gereksinimlerini en verimli yöneten ve poliçe adetlerini reel olarak artırabilen ve teknolojinin getirdiği yeni risk alanlarına uygun ürünler geliştirebilen şirketler olacak.




