Otomatik BES’e rötuş gerekir mi?

Caymak sözlük anlamıyla “verdiği karardan ya da sözden dönmek”. Eş anlamlısı ise “vazgeçmek”. Neden yazıma böyle başladım derseniz, bu kelimeyi son aylarda sıkça duymaya başlayınca net bir şekilde ne ifade ettiğini anlatmak istedim. Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) için ikinci milat olarak görülen 45 yaş altındaki tüm çalışanların kademeli bir şekilde sisteme dahil edildiği “Otomatik Katılım”da ilk dönemin rakamları netleşti.. Ajanslarda yer alan haberlere göre 1000 kişi üstünde çalışanı olan şirketlerin dahil olduğu ilk dönemde yaklaşık 1 milyon 700 bin civarında çalışanın sisteme girdiği bilgisi paylaşılırken, bu rakamlar üzerinden bakıldığında 3 Mart tarihli EGM verilerine göre 900 bin çalışanın yasal süresi olan 2 ay içinde cayma hakkını kullandığı görüldü. EGM’nin söz konusu tarihli verilerine göre 795 bin çalışan “Otomatik Katılım”da kaldı. Cayma hakkını kullananların içinde daha önce BES’i olanların da 150 bin civarında olduğu ve bunlar da düşüldüğünde 750 bin civarındaki çalışan ise “ben BES’e girmek istemiyorum” dediği görüldü. Oransal olarak baktığımızda her 2 kişiden 1’i cayma hakkını kullandı.
İlk dönem itibariyle yüzde 50’lik katılımla sisteme devam edilmesi başarısızlık olarak görülebilir. Fakat unutmayalım ki örnek olarak incelediğimiz birçok ülkede çok uzun yıllar denenerek oto katılıma geçilmiş olması, bizde ise  2 yıl gibi bir sürede hazırlanıp, 6 ay gibi bir sürede taraflarının altyapılarını hazırladığı bir yapıda ilk kademedeki rakamlar bir nebze de olsa umut verici. Evet ilk kademede en kötü senaryodaki beklentiler tuttu. Ama biz yine de bardağın dolu tarafına bakalım ve yüzde 50’lik bir devam kararına ve 90 milyon liralık toplamdaki tasarrufa haksızlık etmeyelim. Tüm taraflara, başta tabii ki sistemi tanıtma mücadelesi veren şirket ve kurumlara teşekkür edelim.  Şunu da unutmayalım bu bir maraton koşusu. Yol uzun…

İkinci kademe önemli gösterge olacak
Artık gözler nisan ayında. Nisan ayı itibariyle ikinci kademede yer alan 250-999 arası çalışanı olan özel sektör şirketleri ve kamu kuruluşları (genel ve özel bütçeli idareler) sisteme girmeye başlayacak. Bu kademe, gösterge olması açısından en önemlisi diyebiliriz. Çünkü kamu kurumlarında çalışanların da sisteme girecek olması ile birlikte, geleceğe yönelik öngörüler daha da tahmin edilebilir bir hal alacak.
Bu nedenle de ilk kademede cayma oranlarının yüksek olduğunu ve buna neden olarak kamuoyunda yeterli destek olmadığı yönlü eleştiri yapan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in kamu kurumlarında çalışanların tavrını sabırsızlıkla beklediğini düşünüyorum. Bu kesimin tercihi sistemin artı ve eksilerini görme anlamında daha belirleyici olacaktır. Fakat özellikle sektör temsilcilerinden gelen sistemin geleceğine yönelik tavsiye niteliğindeki uyarıları da göz ardı etmemek gerekiyor. Sektörün önde gelen şirketlerinden birinin yöneticisinin, sistemin yeniden kurgulanması gerektiği yönlü iyi niyetli açıklamalarını yetkili kurumların dikkate alması gerekiyor. Öte yandan en iyi gözlemcilerden biri de tabii ki vatandaşlar. Onlar ne istiyor, dinlemekte fayda var. Bir arkadaşım bana neden sisteme giriş yaşının 45’le sınırlandırıldığını sordu. BES’teki 10 yıl 56 yaş emeklilik şartının “Otomatik Katılım”da “daha esnek bir yapıda olması ne kaybettirir?” diye de ekledi. Bu nedenle sistemin henüz emekleme döneminde olduğunu unutmadan tüm paydaşları tekrar tekrar dinlemek gerekiyor diye düşünüyorum.  Belki o zaman hedeflenen rakamlara daha hızlı ulaşabilir ve yeni hedeflere yelken açabiliriz.

Yakup Sayar’ın 15 Mart 2017 tarihli Vatan Gazetesi’nde çıkan yazısıdır.

Yorum yazın