On yıllık yazı
Önceki on yıla nasıl başlamışım diye o yılların Ocak yazılarından kısa pasajlar seçtim sizler için. Buyurun bakalım:
Ocak 2012 “İtina İle Yazılır” “Cüzdanınızın düşme olasılığı var” demişti birisi bir zamanlar. Oysa dün gibi hatırlıyorum 15 cm’lik cüzdanın yarısının pantalonumun arka cebinin dışında düşmek ve çalınmak arası bir konumda durduğunu; “dikkat edin düşebilir” dese daha net ve doğru bir iletişim değil mi sizce de?..
Ocak 2013 “Has Hoşaf” Sağduyu kullanan, bilgi ve becerisini işine uygulayan; öngörülü davranıp önlemlerini alan, aptallık veya çılgınlık yapmayanlar için hiçbir şey kötü olmaz. Ama medya ve iletişim kanallarının “İstanbul’a Kar Geliyor” manşetlerini görmeden yarım santimlik sulusepkende yolda kalıp “Yetkililer çalışmıyor, rezalet” denirse bu ancak yarıçaplar arasındaki hoşaf olur, sektör değil.
Ocak 2014 “Hamili Kart” Sistemin ağırlığından, tıkanmışlığından, fırsat eşitsizliğinden, kayırmacılıktan kaynaklanan büyük sıkıntılar oldu hep. Bir kısmı halledildi ama yenileri de çıktı. Yukarıdaki yaşadıklarım bile bazen sistem dışına çıktığımı, çıkmamış olsam da kurulu diğer düzenleri denediğimin örnekleri. Kanımca sorun bunlar bilinse, her şey düzgün ve sağlıklı olsa bile kazançlarını kaybedecek olanların direnmesi.
Ocak 2015 “Saatli Maarif Takvimi” Oscar Wilde: “Çağdaş takvimlerin çoğu her günün aslında geçmişteki muazzam derecede yavan bir olayın yıldönümü olduğunu anımsatıp yaşamlarımızın tatlı sadeliğinin tadını kaçıyorlar.”
Ocak 2016 “Öyle bir Poliçe Olsun Ki” Eskiden eline hasar istatistiklerini alır, “olsa olsa” çalışmaları yapar, bulduğun rakamların üzerine masraf ve biraz da kâr ekler ve fiyatlarını belirlerdin. Ama şimdi şirketler beklenmedik ödemeler ile karşı karşıya ve buzdağının altını ölçebilecek bir yöntem de yok ellerinde. Belirsizliği gidermek için fiyatlara abansalar karşılarına sosyal devlet, sivil toplum kuruluşları, tüketici dernekleri ve poliçe sahipleri çıkıyor. Fiyatlara ölçülü abanmak için giderlerini kısmaya çalıştıklarında ilk akla gelen acente komisyonları olduğu için bu defa karşılarına iş ortakları çıkıyor.
Ocak 2017 “S.G.S.H.” Sade ol, gülümse, sev ama hayal etmeyi de bırakma. Çünkü hayali olan insanlar kendilerini ve toplumları geliştirirler. Bu şu an içinde olduğumuz birçok çıkmazın da ilacı çünkü ters bir bakış açısıyla, hayali olmayanlar yeterince sevmiyor, sevgisiz insanlar daha az gülüyor, bu sıkıntılı ruh halleri de kendilerinin olmayan, kendilerine yakışmayan karmaşık yaşamların içine bırakıveriyor insanları.
Ocak 2018 “Şampiyonlar” Yanıtı kısa ve netti; “Vadelerinizi uzatmanız ve eğitim seferberliği başlatmanız gerek” ve ekledi “Biz II. Dünya Savaşı’ndan bu yana hiçbir komşumuz ile en ufak bir gerginlik bile yaşamadık, bu sayede de işimize odaklanıp uzun vadeli planlar yapabildik, savunma bütçelerinden yaptığımız tasarruf ile de çok iyi mühendisler ve bilim adamları yetiştirebildik.”
Ocak 2019 “Like” Gerçekçi beklentiler, hoşgörü ve empati, biraz da algı açıklığı ve gözlem yeteneği ile aslında kendini mutlu edecek çok şeyi fark edebiliyor insan. Yeter ki bunu yapmak, bu duyguyu yaşamak istesin.
Ocak 2020 “Risk 101” Kişinin algısı ve sezgisi arttıkça daha duyarlı ve yapıcı yaklaşabiliyor olaylara. Ama diğer bireyler benzer bir gelişme göstermediği zaman bu sefer de artan risk algısı mutsuzluk, tepki ve yılgınlığı da getirebiliyor.
Ocak 2021 “Yap(a)mamak” İnsan sağduyu ile, teknoloji sayesinde, bilim ve aklın yön göstericiliği ile kendini her yeni duruma uyarlayabiliyor ve bunu çok kısa sürede yapabiliyor ama başta da yazdığım gibi zorunlu yaşanan bu değişimin en önemli sorunu alışılan birçok şeyden bir süre için mahrum kalmak değil, sorun bunları bilinmeyen bir süre boyunca yapamayacak olma bilincine sahip olmak.
Yeni yılın sağlıklı, keyifli ve mutlu olmasını dilerim hepiniz için.
Görüşmek üzere.
