Olası İstanbul depreminde tahmini toplam hasar 120 milyar lira
İBB’nin Boğaziçi ve Orta Doğu Üniversiteleri ile ortaklaşa hazırladığı raporlara göre olası İstanbul depreminden sonra yapısal hasarlar 68 milyar liraya, toplam hasar ise 120 milyar liraya ulaşabilir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), geçtiğimiz haziran ve temmuz ayları içerisinde iki rapor birden yayımladı. Raporlar, olası İstanbul depremine odaklanıyor. İlk rapor, yıkılacak olan binaları ve can kayıplarını tahmin ederken ikinci rapor tsunami sebebiyle zarar görecek ilçelere odaklanıyor.
İBB, Boğaziçi Üniversitesi desteği ile hazırlanan “İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi” isimli 341 sayfalık kitapçığı yayımladı. 7.5 magnitude (Mw) büyüklüğünde senaryo depremi ve benzetim yoluyla elde edilen 15 farklı deprem senaryosu göze alınarak yazılan rapor; bina hasar, can kaybı ve yaralı sayıları ile altyapı ve yol hasar tahminlerini kapsıyor. Ortaya konan senaryo depremin, İstanbul’a mesafe olarak yakın ve henüz deprem meydana gelmemiş tüm fay segmentlerinin bir kerede kırılması ihtimalini kapsadığı belirtiliyor.
200 BİN BİNA YIKILIP TEKRAR İNŞA EDİLMELİ
Rapora göre, gerçekleşmesi beklenen senaryo depreminde İstanbul’daki bir milyon 166 bin binadan %57’si hasar görmeyecek; %26’sı hafif, %13’ü orta, %3’ü ağır ve %1’i çok ağır hasar görecek. Yani yaklaşık 500 bin bina hasar görecek. Bazılarında can kayıplı ve yaralanmalı hasarlar olurken hemen hemen hepsi, deprem sonrası yıkılıp tekrardan yapılmak zorunda kalacak ya da onarılması gerekecek. Şu an onarılamayacak boyutta olan binalar “ağır” ve “çok ağır” hasarlı olarak ifade ediliyor. Rapor bu binaların yıkılıp tekrar yapılması gerektiğinin altını çiziyor. Yani yaklaşık 50 bin bina bugün yıkılıp tekrar yapılmak zorunda. Ayrıca orta hasarlı olarak tarif edilen binaların da onarımı ya da güçlendirilmesi yerine yıkılıp yeniden inşasının yapılmasının daha düşük maliyetli olacağı raporda belirtiliyor. Bu durumda bugün İstanbul’da yıkılıp tekrar inşa edilmesi gereken bina sayıs yaklaşık 200 bine yükseliyor. Binalardaki kat sayısı ile birlikte her dairede yaşayan insan sayısı hesaba katıldığında milyonlarca insanın geçici olarak başka yerlere yerleştirilmesi gündeme geliyor.
Senaryo depremi yerine, benzetim yöntemiyle üretilen en kötü olasılığa bakıldığında hasarlı bina rakamları kat be kat artıyor. Çok ağır hasarlı bina oranı %4’e, ağır hasarlı bina oranı %6.9’a, orta hasarlı bina oranı
%20.2’ye yükseliyor. Yani yıkılıp tekrar inşa edilmesi gereken bina sayısı 363 bine varıyor.
EN KÖTÜ SENARYODA CAN KAYBI 206 BİN
7.5 büyüklüğündeki senaryo depreminin gece saatlerinde gerçekleşmesi halinde can kaybı sayısının 14 bin 150 olması bekleniyor. Ancak üretilen bir diğer senaryoda can kaybı sayısı 49 bin 281’e yükseliyor. Ağır yaralı sayısı, senaryo depreminde 8 bin kadar tahmin edilirken 28 bine kadar yükselebilecek olması da not düşülüyor. Hastanede tedavi görmesi gereken yaralı sayısı da raporda hesaplanmış. Senaryo depremindeki rakam 39 bin iken en kötü durumda hastanede tedavi görmesi gereken yaralı sayısının 129 bine kadar yükselebileceği belirtiliyor.
Ancak çok seyrek meydana gelen 2 bin 475 yıl yinelenme periyotlu depremin gece gerçekleşmesi durumunda can kaybı sayısı 206 bin, ağır yaralı sayısı 121 bin, hastanede tedavi edilecek yaralı sayısı ise 516 bin olarak hesaplanıyor. Raporda, İstanbul’a komşu olan Tekirdağ, Kocaeli ve Yalova gibi şehirlerde ne gibi bir yıkımın ve can kaybının yaşanacağını dahil edilmemiş olması, tahmin edilenin üstünde negatif sonuçların doğabileceğini gösteriyor.
İstanbul’daki hastanelerin yatak kapasitesi yaklaşık 40 bin olduğunu da not düşmek gerekiyor.

DEPREM SONRASI ALTYAPIDAN GELEN TEHLİKE
Deprem sonrası doğal gaz ve su şebekesinin göreceği zarar; yol, köprü ve viyadüklerin nasıl etkileneceği can kaybını dolaylı olarak artırabilecek diğer hasarlar olarak gündeme geliyor. Özetle İGDAŞ boru hatlarında, kent çapında 355 noktada onarım ihtiyacının oluşabileceği tahmin
ediliyor. Bu rakam, doğal gaz boru hatlarında meydana gelecek tekil sızıntı veya kırılma vakalarının sayısından ziyade hücre başına hesaplanan onarım ihtiyacı sayılarının toplamını ifade ediyor. İGDAŞ istasyonlarının yaklaşık %60’ının hasar almayacağı veya hafif zarar göreceği belirtiliyor. 86 bin 500 civarında orta ve daha üst seviyedeki hasarlı binalarda bulunan doğal gaz servis kutusunun devre dışı kalması ise olasılık dahilinde.
İSKİ su şebekesinde ise 463 noktada, atık su şebekesinde ise 1045 noktada onarım ihtiyacının oluşabileceği hesaplanıyor. Bu rakamlar da tekil sızıntı ve kırılma vakalarını kapsamıyor.
İstanbul elektrik şebekesi nakil hatlarının %95’inin senaryo depremini hasarsız veya hafif
hasarlı durumda atlatması bekleniyor. Şebekenin %5’inde ise orta düzeyde hasarlar olabilir. Trafoların %31 kadarının ise orta hasar ve üstü seviyede hasar alacağı tahmin ediliyor.
Tek ve çift şeritli yolların 30’a varan noktada, bina hasarına bağlı olarak kapanabileceği öngörülüyor. Üç ve daha çok şeritli yollarda ise kısmi kapanmalar meydana gelebileceği belirtiliyor. Deprem sonrasında, yolun kendisinde veya yol üzerindeki köprü ve viyadüklerde bir hasar olmaması durumunda kullanılabilir durumda olacakları tahmin ediliyor.
Ayrıca raporda sanayi tesislerinin, İstanbul’da kentsel deprem riskini artıran önemli bir yapı grubu olduğunun altı çiziliyor. Özellikle yanıcı, patlayıcı, parlayıcı ya da zehirli maddeleri üretimde kullanan, depolayan ya da üreten işletmelerin oluşturacağı risklere ilişkin analizlerin gerekli yoğunlukta yapılmadığı vurgulanıyor.
TSUNAMİ 6 METREYE YÜKSELEBİLİR
İBB, aynı zamanda ODTÜ ile ortaklaşa olarak da “İstanbul Tsunami Eylem Planı”nı hazırladı. İstanbul’daki 17 ilçenin tsunami riski altında olduğu belirtiliyor. Tsunami kaynaklı su baskınları yanında dolaylı riskler de mevcut. Boğaz’daki tanker türü gemiler, sürüklenerek sahil şeridinde bulunan binalara hasar verebilir. Ayrıca su altı heyelan kaynaklı, sahil şeridinin denize doğru kayması da risklerden bir diğeri. Deniz suyunun içeri girmesi, depremden yaralı olarak kurtulan kimi vatandaşların hayatını kaybetmesine yol açabilir. Bununla birlikte asıl tehlike, suların geri çekilmesi sırasında yaşanacak. Zamanında tahliye gerçekleşmezse birçok insanın, park halindeki araçların denize doğru sürüklenmesiyle sonuçlanabilir. İstanbul kıyılarında oluşması olası en büyük dalga yüksekliğinin 5.56 metre olduğu rapora not düşülürken hasarı en aza indirebilmek için tsunami konusunda İstanbulluların bilinçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
KOBİ’LER SU ALTINDA KALABİLİR
Deprem ve sonrasında meydana gelme ihtimali olan tsunami, sadece binaların yıkımı veya can kayıpları açısından değil, KOBİ’lerin göreceği zararlar açısından da dikkat edilmesi gereken bir afetler zinciri olarak karşımıza çıkıyor.
CBi Türkiye Platformu’nun Ağustos 2019’da yayımladığı “KOBİ’lerde Dayanıklılık: Yeni Riskler, Yeni Öncelikler” başlıklı rapor, KOBİ’lerin deprem sonrası yaşadıklarına odaklanıyor. Raporda KOBİ’lerin %99’unun aile işletmesi olduğunun ve bu aile işletmelerinin doğal afet riskleri konusunda yeterli bilince sahip olmadığının altı çiziliyor. Yapılan araştırmalarda afetlerden etkilenen KOBİ’lerin %80’inin kapandığı, kalanların %15’nin ise afetten sonraki 24 ay içinde domino etkisi sebebiyle iflas ettiği tespit ediliyor. Aynı raporda KOBİ’lerin sigorta şirketleri ile ortaklık kurmasının önemi vurgulanıyor. Bu anlamda sigorta, risk farkındalığını yükseltip risk anlayışını ve risk azaltma davranışını geliştirmede etkili bir kanal olarak görülüyor. İstanbul, ülkenin gayri safi milli hasılasının (GSYİH) %28’ini temsil ederken; ulusal sınai üretimin %38’ini ve vergi gelirinin %44’ünü oluşturuyor. Bu da olası deprem ve tsunami sonrası hasar görmüş KOBİ’lerin tüm ülkeyi etkileyeceğini ortaya koyuyor. Çünkü ulusal üretimin %34’ü İstanbul’da üretilen hizmetleri veya malları kullanıyor. Ayrıca 2017 rakamlarına göre, toplamda 82 milyar dolar ile ihracatın %52’si ve toplamda 135 milyar dolar ile ithalatın %57’si İstanbul’da gerçekleşti.
“İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi” sadece yıkılma olasılığı olan binalara odaklanıyor. KOBİ’ler veya fabrikalarla ilgili ayrı bir başlık açılmamış. Ancak tsunami raporunda depremden zarar görmeden kurtulsa bile hasar görecek ticari işletmeler, imalat atölyeleri ve fabrikalar ortaya konuyor. Buna göre İstanbul genelinde deprem sonrası tsunamiden hasar görecek ticari işletme sayısı 2 bin
611, imalat atölyelerinin sayısı 295, fabrikaların sayısı 507 olarak hesaplanıyor. Yani toplam 3 bin 413 iş yeri. Bu da gerekli önlemler alınmazsa deprem sonrası istihdam sorunu, ekonomik faaliyetlerde aksama, ticaret hacmi kaybı, birçok işletmeyi ilgilendiren ekonomik darboğaz gibi sorunların ortaya çıkacağı anlamına geliyor. CBi’nin raporunda ise KOBİ’lerin yaklaşık %30’unun sigorta kapsamında olduğu düşünüldüğünde deprem sonrası geri dönüşün zor olacağı belirtiliyor.
SİGORTA ŞİRKETLERİNİ NASIL ETKİLENECEK?
İBB’nin hazırladığı rapor, sadece yapısal hasara bağlı mali kayıpların ortalama 68 milyar lira olacağını ortaya koyuyor. Bu sadece bina zararlarını kapsayan bir rakam. Deprem sonrası ortaya çıkma ihtimali olan; doğal gaz ve elektrik kaçakları ve bunlar kaynaklı ortaya çıkan yanma ve zehirlenme vakaları, yıkılan binaların altında kalan araçlar, yağma ve hırsızlık olayları, tsunami etkisiyle boğulma vakaları, iktisadi yapılarda meydana gelen hasarlar, işletme zararları, AVM gibi toplanma yerlerinde meydana gelecek olan cam kırıkları kaynakları yaralanmalar, hastaneye ulaşım ve doluluk sebebiyle gerçekleşecek olan tedavi hizmetlerinde aksama ve buna benzer birçok riskin yarattığı hasar bu 68 milyara dahil edilmemiş. Bu hasarların sadece bir kısmı sigortalı olsa da sigorta sektörüne yükleyeceği tazminat henüz hesaplanmış değil. Deprem, sigorta şirketlerini kasko, hayat, sağlık, işletme, hayat gibi birçok branşta da etkileyecek. Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) yayımladığı 2020 yılının birinci çeyreğine ilişkin teknik gelir rakamlarına göre, hayat dışı sigorta şirketlerinin toplam özsermayesi 19 milyar 187 milyon lira. 2019’un Eylül ayında DASK’ta birikmiş deprem rezervi ve reasürans imkanları 20 milyar lira tutarında. Bu iki rakam sektörün ayakta kalması için destek sağlayacak olsa da öz sermayesi yetersiz birçok şirket için risk çok yüksek.
ENKAZ VE MALİ KAYIPLAR
Yapılan hesaplar İstanbul’da senaryo depremi sonrası 25 milyon ton ağırlığında bir enkaz ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Yine rapora göre, sadece yapısal hasara bağlı mali kayıpların ortalama 68 milyar lira olması bekleniyor. Yapısal olmayan hasarlara bağlı kayıplar da göz önüne alındığında mali kaybın 120 milyar liraya ulaşması tahmin ediliyor.
ACİL BARINMA İHTİYACI
Yaralılar ve can kayıpları kadar bir diğer önemli konu da deprem sonrası ortaya çıkacak olan acil barınma ihtiyacı. Senaryo depremi sonrası yaklaşık 640 bin hanelik acil barınma ihtiyacının ortaya çıkacağı tahmin ediliyor. Hane başına 3 kişilik nüfus kabulüyle, yaklaşık 2 milyon kişinin acil barınma ihtiyacı içinde olması bekleniyor.

