Katılım sigortacılığında yeni yıldız Türkiye olabilir

 Katılım sigortacılığında yeni yıldız Türkiye olabilir

Katılım sigortacılığı (tekafül) Türk sigorta sektöründe hızlı bir şekilde büyüme gösteren ve gelecek vadeden bir sistem. Uzmanlar, Türkiye’nin hem coğrafik hem de demografik olarak bulundurduğu avantajlarla katılım sigortacılığında bölge lideri olabileceğini söylüyor. 

Ülkemizde gerek hükümetin bu konuda attığı adımlar ve gösterdiği çaba gerek sigorta şirketlerinin müşterinin bu yöndeki ihtiyaçlarını karşılamak için gösterdiği isteklilik sonucunda katılım sigortacılığı hızla büyümeye devam ediyor. Bu yıl Ağustos sonu rakamlarına göre geçtiğimiz yıla kıyasla %17,5’lik mütevazı bir büyüme gösteren katılım sigortacılığı, geçtiğimiz yıl aynı dönemde önceki yıla göre %71,5 büyümüştü. Hayat tarafındaki büyüme hayat dışı branşların gerisinde kalsa da yakın dönemde yıllık %100’lük artışa yaklaşan ve hatta geçen ivmesini koruyabilirse hayat ürünleri de katılım sigortacılığında değerli bir noktaya yerleşebilir. Hayat ve hayat dışına beraber bakıldığında tekafül ürünlerinden Ağustos sonu rakamlarına göre 2 milyar 650 milyon lira prim üretildiği görülüyor. Bazı beklentiler katılım sigortacılığının %5 seviyesindeki payının toplam üretimde %10’un üzerine çıkabileceği şeklinde. 

ÜRETİMİN BÜYÜK KISMINI ACENTE GERÇEKLEŞTİRİYOR

Katılım sigortacılığı müşteriler kadar acenteler tarafından da ilgiyle takip edilen bir alan. Neredeyse tamamında geleneksel satış yöntemlerinin kullanıldığı katılım sigortacılığı ürünlerinde acenteler üzerinden kesilen satışların payı konvansiyonel ürünlerdeki satış payının üzerine. Buradan katılım esaslı sigorta ürünlerinin acente tarafından müşteriye tanıtılmasının ve ilgililere böyle bir şans sunulmasının katılım sigortacılığının büyümesinde etkili olduğu çıkarımı yapılabilir. 

‘FAİZSİZ FİNANSIN MERKEZİ’ OLMASI HEDEFLENİYOR

Faizli araçlara alternatif olan katılım sigortacılığı ürünlerinin büyümesi ve tanıtımı konusunda kamu aktif bir rol üstleniyor. Geçtiğimiz aylarda İslam Ekonomisi ve Finansı Konferansı’nda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, faizsiz finansın sigortacılık alanındaki potansiyeline dikkat çekmiş ve “Katılım sigortacılığını teşvik edici mahiyette mevzuat ve kurumsal yapı geliştirilerek her türlü risk grubuna hitap edecek düzenlemeleri devreye almaya başladık” demişti. Başta kitle fonlaması olmak üzere alternatif finans alanında da katılım finansmanının yaygınlaşması ile ilgili destekleyici adımları attıklarını da dile getiren Albayrak, hedeflerinin, “Türkiye’yi, gelişmiş finansal altyapısı, genç, dinamik nüfusu ve nitelikli iş gücünün yanında jeostratejik konumuyla İstanbul Finans Merkezi’nin sağlayacağı avantajlarla dünyada faizsiz finansın merkezi haline getirmek” olduğunu ifade etmişti.
Bunun yanında ülkemizde ve dünyada limitli reasürans opsiyonları olan katılım sigortacılığı alanında önemli bir girişim Türkiye’den geliyor. Türk Reasürans, katılım sigortacılığı ürün ve uygulamaları için verdiği reasürans kapasitesiyle bölgede önemli bir alternatif olabilir. 

Yeni Ekonomi Programı’nda katılım sigortacılığı vurgusu

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, geçtiğimiz ay düzenlenen basın toplantısında Yeni Ekonomi Programı (YEP) hakkında açıklamalarda bulundu. YEP’in üç temasını ‘yeni dengelenme, yeni normal, yeni ekonomi’ olarak açıklayan, insan odaklı ve kapsayıcı bir program uygulayacaklarını söyleyen Bakan Albayrak, konuşmasında katılım sigortacılığı ve katılım reasürans uygulamalarına önem verileceğini söyledi. Piyasaların değerlendirilmesi için tasarrufta artış yapacak uygulamaların kamu tarafından destekleneceğini ifade eden Bakan Albayrak, “Katılım finans alanında uluslararası standartlara uyum sağlanacak ve katılım sigortacılığı yaygınlaştırılacak” diye konuştu. Katılım tarafında reasürans çalışmalarının tamamlandığını belirten Bakan Albayrak, “Katılım finans/bankacılık alanında önümüzdeki bu 3 yıllık süreçte çok büyük bir değişim sürecine şahitlik edeceğiz. Sadece Türkiye değil, küresel anlamda da İstanbul Finans Merkezi’nin önemli bir merkezi olması için adımları atacağız.”

KATILIM SİGORTACILIĞININ OLMAZSA OLMAZLARI

Katılım sigortacılığı -bir diğer adıyla tekafül- denetlenen belirli kurallar ve ilkelere bağlı. Ürünlerin belirli standartları karşılaması, alınan paranın belli fonlarda ve şekillerde yönetilmesi gerekiyor. Yani kafadan bir katılım sigortası ürününün oluşturulması mümkün değil. Katılım sigortacılığının esaslarını belirleyen genel ilkeler aşağıdaki şekilde:
• Yardımlaşma amacı olması,
• Primlerin toplandığı fonun sigortalılara ait olması, işleten şirketin mülkiyeti bulunmaması,
• Uzman bir Danışma Komitesi’nden hizmet alınması,
• Sermayedara ait varlıkların ve katkı primlerinin Şirket Danışma Komitesi tarafından onay verilen yatırım araçlarında (Katılım Bankaları, Sukuk (Kira Sertifikası), BIST Katılım Endeksi, Kıymetli Metaller, Döviz ve benzeri onay alınan kıymetler) değerlendirilmesi,
• Katılım sigortacılığı prensiplerine uygun olmayan iktisadi kıymetlere ve menfaatlere katılım sigortası teminatı verilmemesi.


Türkiye Sigorta Birliği (TSB): Katılım sigortacılığına kamudan tam destek

“Orta vadede katılım sigortacılığının daha da ön plana çıkması ve hatta bu alanda sigortacılık faaliyeti gösteren ülkelere örnek model teşkil etmesi beklenmelidir. Katılım sigortacılığında sigorta şirketlerimizin bölgesel bir aktör olabilmesi için TSB adına her türlü teknik desteğin sağlanacağını ayrıca bu hususta kamu tarafının da desteğinin tam olduğunu ayrıca vurgulamak isteriz”

Katılım sigortacılığı tarafında farkındalığın artmasının büyümeyi de artıracağı öngörüsünün bulunduğu Türkiye Sigorta Birliği (TSB) açıklamasında branştaki üretim rakamları paylaşıldı. Ülkemizde ilk olarak 2009 yılında faaliyetlerine başlayan katılım sigortacılığı faaliyetlerinin yaklaşık 11 yıllık dönem içerisinde üretim hacmini dolayısıyla pazar payını artırarak gelişimine devam ettiği, özellikle 2019 yılsonunda bir önceki yıla göre pazar payında %54’lük bir artış gösterdiğinin hatırlatıldığı açıklamada, “2019 yılı sonu itibarıyla katılım sigortacılığı şirketlerinin toplam prim üretim hacmi 3 milyar 436 milyon lira ve 2020 yılı Haziran ayı sonu itibarıyla 2 milyar 54 milyon lira olarak gerçekleşmiş olup bu üretim tüm sigorta sektörü prim üretiminin %5’ini oluşturmaktadır. Bu bağlamda katılım bankacılığının gelişiminin de katılım sigortacılığının büyümesinde önemli bir katkı sağlayacağı anlaşılmaktadır” ifadelerine yer verildi. Açıklamada, 2018 yılında toplamda 8 şirketin faaliyette bulunduğu katılım sigortacılığı sektöründe 2020 yılında toplam 14 şirkete ulaşarak sektörün gelişim göstermeye devam ettiği ve kamu şirketlerinin bu yıl birleşerek tek bir çatı altında toplanması ile bu sayının bugün itibarıyla 12 şirkete ulaştığı belirtildi. Katılım sigortacılığındaki büyüme trendiyle ilgili olarak da “Konvansiyonel sigortacılık ile karşılaştırıldığında henüz ülkemizde çok yeni olan bu sektörün gelişimi gerek sektördeki gerekse sigortalılardaki farkındalıkların artması ile yıldan yıla genişleyerek sağlıklı bir büyüme trendi ile devam edecektir. Prim üretimindeki bu hızlı artış hiç şüphesiz katılım sigortacılığına olan ilginin de bir göstergesidir” görüşüne yer verildi. 

ALTERNATİF BİR MODEL

TSB, sigorta bilinci ve katılım sigortalarına ilginin artması konusunda ise şu açıklamalarda bulundu: “Katılım sigortacılığının gelişimi ülkemizde sigorta bilincinin artması ile de bağlantılı bir husustur. Ancak daha önce sigorta sistemine hiç dahil olmamış kişilerden katılım sigortacılığı hassasiyetleri nedeniyle sigorta yaptırmamış olan kişilerin varlığı da yadsınamayacak bir gerçektir. Katılım sigortası hassasiyetleri nedeniyle sigorta yaptırmaktan imtina eden vatandaşlarımız yanında katılım sigortacılığı tüm vatandaşlarımız için bir alternatif sigorta modelidir.”

Sistemin esaslarının “Ülkemizde uygulanan katılım sigortacılığı modelinde sigortalılar/katılımcılar belirli bir risk havuzuna katkı payları nispetinde ortak olmakta, sigorta şirketi ise toplanan fonları, risk havuzu yöneticisi olarak yöneterek dönem sonu bakiyelerini tekrar katılımcılara yansıtmaktadır. Risk havuzunun negatif bakiye vermesi durumunda ise mevcut mevzuatımız gereği sigorta şirketi risk fonu açığını kapatmakla yükümlüdür. Şirket tarafından risk fonuna aktarılan tutarı sigorta şirketi daha sonraki dönemlerde, fonun fazla verdiği dönemde fondan geri alabilmektedir. Biriken fon tutarı ise katılım sigortacılığı prensipleri çerçevesinde yatırıma yönlendirilmektedir” şeklinde toparlandığı açıklamada, “Sigorta tekniği açısından bakıldığında yine konvansiyonel sigortacılık ürünlerinde olduğu gibi katılımcı belirli bir katkı payı karşılığında sigortalanabilir menfaatini sigorta şirketine sigortalatmaktadır. Hasar gerçekleşmesi durumunda ödenecek tazminat tutarı yine konvansiyonel sigortacılığın tabi olduğu genel şart hükümlerine ve sair düzenlemelere tabi olduğundan, ödenecek tazminat tutarı değişmemektedir. Bu açıdan bakıldığında katılım sigortacılığı sadece hassasiyetleri olan kişilerin değil tüm vatandaşların katılabileceği bir modeldir” ifadelerine de yer verildi.
Mevzuat konusunda ise, yeniden düzenlenecek bir mevzuatın sistemi daha cazip hale getireceği görüşü paylaşıldı: “Katılım sigortacılığı mevzuatının yeniden düzenlemesi ile sistemin daha şeffaflaşması, şirketlerin belirli bir ekonomik ölçeğe ulaşmasıyla birlikte kârlılık yapılarının bundan pozitif etkilenmesi ile katılım sigortacılığının katılımcılar için daha cazip bir hale gelmesi beklenmektedir. 

Son yıllarda katılım sigortacılığı piyasasına giriş yapan şirket sayısının artması ile dağıtım kanalı ağı da hızla artmış ve daha çok katılımcıya ulaşma imkânı elde edilebilmiştir.”

‘BÖLGESEL AKTÖR’ HEDEFİ

TSB açıklamasında, son olarak kamu tarafından sigortacılığa ve katılım sigortacılığa verilen önem değerlendirdi. “Kamu tarafında katılım sigortacılığına verilen önem, katılım sigortacılığında faaliyet gösteren şirket sayısının artması ve katılım sigortacılığı mevzuatına ilişkin gelişmeler piyasaya yeni bir dinamik getirmiştir” vurgusunun yapıldığı açıklamada “Tüm bu gelişmelerle birlikte Türk Reasürans gibi katılım sigortacılığı sektörüne reasürans desteği verecek önemli bir kurum kurulmuştur. Bilindiği üzere uluslararası piyasalarda katılım reasürans (retekâfül) şirketi sayısı çok kısıtlıdır. Türk Reasürans’ın bu alanda sektörümüze çok önemli bir katkı sağlaması beklenmektedir. Stratejik olarak ele alındığında Türk Reasürans’ın kuruluşu piyasa koşulları nedeniyle çoğu zaman reasürans ayağı eksik kalan katılım sigortacılığının önemli bir unsurunun daha tamamlanması yanında bu gerekçe ile sisteme katılmak istemeyen katılımcıların taleplerini de karşılamış olacaktır. Tüm bu gelişmelerle orta vadede katılım sigortacılığının daha da ön plana çıkması ve diğer ülkelere örnek model teşkil etmesi beklenmelidir. Türk Reasürans’ın retekâfül desteği de yine bu alanda kapasite arayışında olan ülkeler için önemli bir alternatif olacaktır.

Katılım sigortacılığında sigorta şirketlerimizin bölgesel bir aktör olabilmesi için TSB adına her türlü teknik desteğin sağlanacağını ayrıca bu hususta kamu tarafının da desteğinin tam olduğunu ayrıca vurgulamak isteriz” denildi. 


Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek: Dünyayla rekabet edecek büyüklüğe ulaşıyoruz

“Özellikle komşu coğrafyalarımıza ve Güneydoğu Asya ülkelerinin finansal hizmet ve ürünlerine bakıldığında tekafülün finansal alanda gücünü ve hacmini son yıllarda sürekli artırdığını görmekteyiz. Türkiye sigorta sektörü teknolojik alt yapısıyla, yetişmiş insan gücüyle bölgeye bu alanda liderlik yapabilir. 

Katılım sigortacılığının, geniş kitlelerin teveccühü ile yükselişini sürdürdüğünü vurgulayan Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, “Katılım Emeklilik olarak sunduğumuz ürünlerle faiz hassasiyeti olan insanların başta BES olmak üzere, sigorta ürünlerinden de daha fazla yararlanmasında önemli katkımız olduğunu düşünüyoruz” dedi. 2017 yılından itibaren sigorta sektöründe faizsiz esaslara dayalı kategorinin tanımlanması ile Türkiye’deki büyük potansiyelin gözler önüne serildiğini ifade eden Sincek, “Katılım Emeklilik olarak geliştirdiğimiz inovatif ürünlerle bunda önemli katkımız ve öncülüğümüz var. Türkiye’de katılım sigortacılığında büyük bir potansiyel olduğu hayatın her alanına hitap eden farklı ürünlerin sunulmasıyla daha iyi anlaşıldı” ifadelerini kullandı.

Ülkemizin demografik yapısı, finans sektörünün gücü ve güvenilir yapısı göz önüne alındığında katılım sigortacılığında yüksek bir potansiyelin mevcut olduğu belirten Sincek, “Katılım sigortacılığına sadece bir ürün konsepti olarak bakılmaması, şirketlerin tüm iş süreçleri ve işlemleri ile bu yapıya inanması ve desteklemesi gerekiyor” dedi. 

Sincek, hayat katılım sigortacılığı tarafına bakıldığında katılım bankaları tarafından kullandırılan finansmanların önemli olduğunun görüldüğünü ve finansmanların artışının direkt katılım sigortacılığındaki üretimi de etkilediğini söyledi. 

ATIL KAYNAKLARI EKONOMİYE KAZANDIRIYOR

“Türkiye’de ve dünyada halkın bir kesimi, faiz gelirinden uzak duruyor. Bu nedenle konvansiyonel finans kurumlarına gitmeyen fonlar, kaynaklar da atıl kalıyor” diyen Sincek, sözlerine şöyle devam etti: “Sigortacılığın büyütülmesi hedefinde katılım sigortacılığı ürünlerinin rolü büyük. Katılım sigortacılığı yerli kaynağı artırıp ekonomiyi güçlendirirken, sektörün gelişiminde kritik rol almaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda da büyüyerek ekonomimizi güçlendirmeyi sürdürecek. Katılım sigortacılığı alanında çalışan şirketler özellikle toplamış oldukları katkı primlerini faizsiz alanlara yönlendirmektedir. Bu alanda özellikle katılma hesapları, kamu ve özel sektör kira sertifikaları (sukuk), katılım endeksi dahilinde işlem gören hisse senetleri gibi başta yatırım enstrümanları bulunmaktadır. Yani toplanan katkı primleri aynı zamanda reel sektöre bir şekilde kaynak olarak geri dönmektedir.”

DÜNYAYLA REKABET EDEBİLİR

Türkiye’de ve dünyada faiz gelirinden uzak duran önemli bir kesim bulunuyor. OKS ile büyük oranda faizsiz fonların tercih edilmesinin bu kesimin tahminlerin ötesinde olduğunu gösterdiğini sözlerine ekleyen Sincek, konu hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Son dönemdeki büyüme rakamları da bize gösteriyor ki faizsiz fonlar sektörün dinamosu oldu. Enflasyonun üzerinde kazandırdı. Genel ekonomi açısından bakıldığında da daha fazla yerli kaynak ekonomiye katılmış oluyor.” 

Global alanda bakıldığında tekafül ürünlerinin prim üretim artışının, ABD dolarına göre senelik ortalama %9 dolayında olduğunu dile getiren Sincek, Türkiye sigorta sektörünün teknolojik alt yapısı ve insan gücüyle bölgeye bu alanda liderlik yapabileceğini söyledi. Sincek, “Daha güçlü hale gelen Türk sigorta sektörü dünyayla rekabet edecek büyüklüğe ulaşıyor” şeklinde konuştu.


Bereket Emeklilik Genel Müdürü Mahmut Güngör: Katılım sigortacılığı %10 pazar payına çıkabilir

“Ülkemizin sürekli gelişen ve büyüyen ekonomisi, gelişen tekafül modelleri, inanca dayalı sebeplerle sigorta sisteminden yararlanmayan kesimlerin sisteme dâhil olması, yeni yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi ile katılım sigortacılığının önümüzdeki beş yıl içerisinde sektörde yaklaşık %10 civarı bir pazar payına sahip olmasını öngörüyoruz.”

Katılım sigortacılığının özellikle dünyada Müslüman nüfusunun yoğun yaşadığı bölgelerde uzun zamandır uygulandığı gibi günümüzde de Batı ülkelerinde karşılıklı sigorta veya kooperatif sigortacılığı adı altında gelişimine devam ettiğini ifade eden Bereket Emeklilik Genel Müdürü Mahmut Güngör, küresel katılım sigortacılığı piyasasının 2015 yılında 15 milyar dolarlık bir hacme sahipken, 2017 yılında yaklaşık 46 milyar dolarlık bir hacme ulaşarak ciddi bir gelişim gösterdiğini vurguladı.   

“Ülkemizin katılım sigortacılığı ile tanışması 80’li yılların başlarında olsa da özel finans kurumlarının, katılım bankası olarak unvanlarının 2005 yılında değişmesi ve bankacılık sektöründe yaşanan değişim ve gerçekleştirilen mevzuat değişiklikleri, katılım sigortacılığının gelişimine ivme kazandırmıştır” diyen Güngör, Türkiye’de katılım sigortacılığının gelişim aşamasında olduğunu söyledi: “Katılım sigortacılığı son yıllarda ivme kazanmış ve 2018 yılı genelinde 2,2 milyar olarak kaydedilen toplam prim üretimi, 2019 sonu itibarıyla 3,4 milyar liraya yükselmiştir. Sadece mütedeyyin kesim değil herkese hitap eden katılım sigortacılığı, konvansiyonel bankacılığın alternatifi olarak oluşturulan katılım bankacılığının da gelişimi ile birlikte hızlı bir ivme ile büyüyeceğini düşünüyoruz.”

POTANSİYEL ARTIYOR

Sistemin potansiyelini değerlendiren Güngör, “Risklere karşı kendisini koruma içgüdüsüyle hareket eden bireyler, ekonomik ve sosyal yapı değiştikçe, inançlarına ve yaşam değerlerine uygun güvence arayışı içerisine girmişler ve katılım sigortacılığı bu bireylere yeni bir alternatif sunmuştur” dedi. Güngör, sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizde inanç ve tercihlerinden kaynaklı sigortayla tanışmamış veya zorunlu sigortalar dışında sigorta yaptırmamış kişilerin, tekafül modeli ile beraber sigortayla tanışmaya başladığını deneyimliyoruz. Türkiye’de katılım sigortacılığı gelişim aşamasında olmakla birlikte, faizsiz finans sektörünün özellikle son 5 yılda yaşadığı kayda değer büyümesine bağlı olarak potansiyelinin her geçen gün daha da artacağına inanıyoruz.”

Yapılacak yasal düzenlemelerle katılım sigortacılığı hizmeti veren şirketlerin ve prim üretiminin artacağı düşündüklerini söyleyen Güngör, “On Birinci Kalkınma planında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, katılım sigortacılığını teşvik edici mahiyette mevzuat ve kurumsal yapının geliştirileceği ve her tür risk grubuna hitap eder şekilde yaygınlaştırılacağını ve ülke kaynaklarının yurt dışına akışının önüne geçilmesi için katılım reasürans fonu kurulacağını belirtmiştir. 

Bu planla birlikte İslami finans sektörünün desteklenecek ve bu sayede tercihlerinden kaynaklı sisteme dahil olmayan vatandaşlarımız da sigorta pazarındaki yerini alacaktır” dedi. 

BÖLGESEL OLARAK GÜÇLÜ 

Türkiye’nin katılım sigortacılığında bölgesel bir güç haline gelebileceğini ile getiren Güngör, katılım sigortacılığının ülkemizde de gelişimini artıracağını dile getirdi. Güngör, “Türkiye, İslam ülkeleri içerisinde nüfusu en kalabalık 8. ülke. Ayrıca ülkemizin jeopolitik, stratejik ve demografik unsurları ile dışa açık bir ekonomi. Bu nedenle katılım sigortacılığının Türkiye’deki potansiyelinin daha yüksek olduğu kanaatindeyiz. Ülkemizin sürekli gelişen ve büyüyen ekonomisi, gelişen tekafül modelleri, inanca dayalı sebeplerle sigorta sisteminden yararlanmayan kesimlerin sisteme dâhil olması, yeni yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi ile katılım sigortacılığının önümüzdeki 5 yıl içerisinde sektörde yaklaşık %10 civarı bir pazar payına sahip olmasını öngörüyoruz” dedi. 

Avatar

Umut Deniz Elçi

İlginizi Çekebilir