Demirkan: Hedefimiz mümkün olduğunca çok sigortalıya ulaşmak

Demirkan: Hedefimiz mümkün olduğunca çok sigortalıya ulaşmak

DASK kurgusunun, özünde basit ama son derece iyi tasarlanmış bir yapıya sahip olduğunu belirten DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, “Kurum pırıl pırıl bir kurum. Sistem çalışıyor. Geriye kalan, mümkün olduğunca çok sigortalıya ulaşmak ve bu
sisteme dâhil olmalarını sağlamak” dedi.

Türkiye’de son yıllarda art arda yaşanan deprem, sel, yangın ve aşırı hava olayları, sigorta sisteminin afet sonrası süreçlerde üstlendiği rolü yeniden gündeme taşıdı. Afetlerin yalnızca sıklığı değil, kapsadığı risk alanları da genişlerken; mevcut sigorta mekanizmalarının kapsamı, ödeme hızı ve işleyiş modeli daha görünür hâle geldi. Bu çerçevede, uzun yıllardır yalnızca deprem riskine odaklanan Zorunlu Deprem Sigortası’nın, çoklu afet risklerini kapsayacak biçimde yeniden ele alınması önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Sigortacı Gazetesi’nin bu sayısında, Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) Genel Sekreteri Balkır Demirkan ile Zorunlu Afet Sigortası (ZAS) modelinin mevcut DASK yapısıyla nasıl kurgulanacağını, bu kapsamda hayata geçirilmesi planlanan acil ihtiyaç teminatının neden kritik bir unsur hâline geleceğini ve 6 Şubat depremlerinin ardından hasar tespit ve ödeme süreçlerinde edinilen deneyimleri konuştuk.

‘RİSKLER İÇİN DEVLET HAVUZLARI ŞART’

Zorunlu Afet Sigortası (ZAS), DASK’ın mevcut yapısıyla nasıl bir ilişki içerisinde kurgulanacak? Bu modelin kapsamı, hedefleri ve uygulama takvimi hakkında bilgi verebilir misiniz?

Zorunlu Afet Sigortası, küresel ısınmanın etkisiyle doğal afetlerin hem sayısının hem de şiddetinin arttığı bir dönemde daha da önemli hâle geldi. Sel felaketleri yaşanıyor, kar yağışı artıyor, yağmur daha yoğun yağıyor. Günlük hayatta daha önce alışık olmadığımız durumlarla giderek daha fazla karşılaşıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda ciddi sel felaketleri yaşandı, büyük orman yangınları meydana geldi. Bu tablo yalnızca Türkiye’ye özgü değil; Yunanistan ve diğer ülkelerde de benzer afetler görüldü. Bu nedenle bu ölçekteki risklerin büyük devlet havuzlarında güvence altına alınması önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Türkiye’de ve dünyada bu kapsamda akla gelen temel yapı DASK oluyor. 1999’da gerçekleşen deprem sonrası yürürlüğe giren kanun kapsamında kurulan DASK, yalnızca deprem riskine odaklanıyor. Ancak doğal afetlerin kapsamının genişlemesiyle birlikte sel, fırtına, dolu ve kapsama alınacak diğer afetlerin de dâhil edileceği bir yapı oluşturuldu. Bu kapsamda özellikle sel ve yoğun yağış risklerine ağırlık veriliyor. Devletin farklı kurumlarından temin edilen harita altlıkları üzerine, teknik ekiplerimiz ve akademisyenlerimiz tarafından sel ve heyelan risk haritaları oluşturuldu. Diğer afet türleri için benzer haritalar henüz bulunmamakla birlikte; mevcut sel, heyelan ve deprem haritaları birlikte değerlendirilerek bir modelleme çalışması yapıldı. Her bir mahalle için risk hesaplamaları gerçekleştirildi ve buna bağlı olarak bir fiyatlama modeli oluşturuldu. Mevcut deprem teminatının sisteme entegrasyonu değerlendirilirken; harita altlığı bulunan riskler için ayrı, diğer afetler için ise farklı bir fiyatlama kurgulandı. Kahramanmaraş depremi dâhil olmak üzere yaşanan büyük afetlerden sonra, devlet tarafından da acil nakit ihtiyacının önemi net biçimde anlaşıldı. İnsanların öncelikli ihtiyacının ev onarımı değil, yaşamlarını sürdürebilmeleri için nakit ihtiyacı olduğu görüldü. Bu nedenle poliçe kapsamına ‘acil ihtiyaç teminatı’ eklendi. Mevcut deprem teminatı korunurken, yeni eklenecek afet teminatlarının her birine bu teminat dâhil edildi. Zorunlu Afet Sigortası’nın Meclis’e gelmesini bekliyoruz. Önümüzdeki dönemde yürürlüğe girmesini öngörüyoruz. Acentelerden, satış kanallarından ve sigortalılardan gelen geri bildirimler de ağırlıklı olarak “Ne zaman başlayacak?” sorusu etrafında toplanıyor. Acil ihtiyaç teminatı, asıl ihtiyaca doğrudan çözüm sunan bir yapı olarak özellikle ilgi çekiyor.

‘DÜNYAYA ÖRNEK OLABİLECEK BİR UYGULAMA’

Acil ihtiyaç teminatı yeni bir uygulama mı?

Evet, bu yeni bir uygulama. Dünyada da neredeyse hiç örneği yok. Özel sigorta havuzlarında parametrik ödeme olarak var ancak devlet koruma havuzlarında bu tür bir mekanik yaygın değil. Özel sigortalar nakit ödeme yapabiliyor ama devlet korumalarında bu çok sınırlı. Dünyanın evrildiği yapı da bu yönde; acil ihtiyaç teminatları ve parametrik sigortalar buna örnek. Klasik sigortacılıkta 3 tazmin yöntemi bulunur. Birincisi sigorta şirketinin hasarı onartması, ikincisi onarımın sigortalı tarafından yaptırılıp fatura edilmesi, üçüncüsü ise eksper tarafından belirlenen bir tutarın ödenmesidir. Bu 3 yöntemde de eksper sürece dâhildir. Acil ihtiyaç teminatında da eksper, hasarın varlığını tespit ettiği anda süreci tetikler. Kahramanmaraş gibi çok büyük ölçekli afetlerde eksper kapasitesinin yetersiz kaldığı durumlarda parametrik hasar ödeme yapısına geçildi. Bu zorunlu bir geçişti. Buradan edinilen tecrübenin sistematik hâle getirilmesi ve yazılı bir teminat yapısına dönüştürülmesiyle bu yeni kurgu oluşturuldu.

‘DASK KURGUSU SON DERECE İYİ TASARLANMIŞ BİR YAPI’

Zorunlu Deprem Sigortası’nın mevcut işleyiş yapısını nasıl özetlersiniz?

DASK kurgusu, özünde basit ama son derece iyi tasarlanmış bir yapıya sahip. 1999 Marmara Depremi’nin ardından, ihtiyaca yönelik olarak çıkarılan bir yasa ile hayata geçirildi. Amaç, kısa sürede fon toplamak ve hasar ödemelerini hızlı şekilde yapabilmekti. Bu yaklaşım sonraki depremlerde de başarıyla tecrübe edildi. Kurgu bir yandan zorunlu tutulurken, diğer yandan insanların ödeme gücünü zorlamayan bir yapı olarak oluşturuldu. Poliçelerin erişilebilir ve uygun fiyatlı olması esas alındı. Hasar anında ise erişilebilirlik ön planda tutuldu; sigortalıların tüm kanallar üzerinden DASK’a ulaşabilmesi sağlandı. Bugün itibarıyla sınırsız hasar ihbarı alabiliyor ve 24 saat içinde eş zamanlı olarak 96 bin dosya açabiliyoruz. Kahramanmaraş depremlerinin ardından yaklaşık 500 bin dosyaya bir yıldan kısa sürede ödeme yapıldı. 2025 yılı iletişim analizlerinde ise 13,6 milyon kişiyle temas kurulduğu görüldü. Poliçe sorgusu 5 saniye, hasar ihbarı 40 saniye içinde yapılabiliyor. Kahramanmaraş depremleri kapsamında bugüne kadar yaklaşık 40 milyar lira tazminat ödendi. Benzer büyüklükte depremler yaşayan Yeni Zelanda’da dosyaların ortalama kapanma süresi 4 yıl oldu ve buna rağmen bu örnek dünyada iyi uygulama olarak gösteriliyor. Bu karşılaştırma, DASK’ın geldiği noktayı açık biçimde ortaya koyuyor.

‘HASAR SÜRECİ UÇTAN UCA DİJİTAL OLARAK İZLENİYOR’

Deprem sonrası hasar tespit ve ödeme süreci nasıl ilerliyor?

Öncelikle geçerli ve kesintisiz bir poliçeye sahip olmak gerekiyor. Poliçe sürekliliği çok önemli. Afet kaynaklı hasar olması halinde ihbar yapılıyor. Bölgeye göre eksper ataması gerçekleştiriliyor. Depremin büyüklüğüne göre eksper ve ÇŞB ekipleri sahaya giderek inceleme yapıyor ve bina az, orta veya ağır hasarlı olarak sınıflandırılıyor. Akademisyenler tarafından hazırlanan soru setleri sayesinde, tablet üzerinden yaklaşık 15 dakika içinde hasar tespit ekspertizi raporu oluşturuluyor. Tapu bilgileri tamamlandığında ödeme süreci başlatılıyor ve hak sahibine SMS ile bilgilendirme yapılıyor.

‘BU HIZ, ÖZEL SİGORTALARDA BİLE ÇOK NADİR’

Ödemeler hangi sürede tamamlandı?

6 Şubat depremlerini takip eden ilk 6 ayda ödemelerin büyük kısmı yapıldı. Eksik evrak ve yeniden hasar tespiti gibi durumlar da dâhil edildiğinde, bir yıl içinde tüm ödemeler tamamlandı. Bu bizim için bir milli gurur. Dünyada özel sigortalarda bile bu hız çok nadirdir. Kurumumuz bu süreçte çok ciddi bir sınav verdi ve uluslararası reasürans piyasasında da takdirle karşılandı.

‘DASK’TA GÜÇLÜ BİR DİJİTAL ALTYAPI BULUNUYOR’

Dijitalleşme ve yapay zekâ DASK’ın operasyonel süreçlerinde nasıl bir rol oynuyor?

DASK’ta bugün son derece güçlü bir dijital altyapı bulunuyor. Kahramanmaraş depremlerinde hasar ödemelerinin kısa sürede yapılabilmesi, büyük ölçüde bu altyapının sağladığı hız ve koordinasyon sayesinde mümkün oldu. Tüm süreçler uçtan uca dijital ekranlar üzerinden yönetildi. Sigortacılıkta yapay zekâ en çok hasar süreçlerinde kullanılıyor. DASK’ta ise yapay zekâ kullanılmadan dahi dijital hasar yönetimi ileri bir olgunluk seviyesinde. Önümüzdeki dönemde hasar fotoğraflarının AI ile değerlendirilmesini ve çağrı merkezlerinde SBM ile birlikte bu altyapıyı bir üst seviyeye taşımayı hedefliyoruz.

Yorum yazın