COVID-19 ve karga

ZAMAN sonsuz bir nehir gibi akıp giden bir kavram. Bu sonsuz nehir içinde yaşayan insanoğlu ne büyük serüvenler yaşamış nelere nelere şahit olmuş. Bizim kuşağın en büyük şansızlığı ise COVID-19 gibi büyük bir yıkıma şahit olmak.
Malum tüm TV kanalları virüsün yarattığı tahribatı değerlendiren uzmanlar ile dolup taşıyor. Bu uzmanlardan biri dedi ki, şu anda dünya nüfusu yaklaşık 8.1 milyar. Bu nüfusun yaklaşık 5 milyarı evlere kapalı ve izole edilmiş durumda. Diğer insanlar ise sınırlı olarak çalışmak üzere evlerinden çıkıyor. Peki kim var dışarılarda? Başta kuşlar olmak üzere kedi ve köpekler. Tabii ki ekvator çevresindeki ülkelerde de başta maymunlar olmak üzere diğer hayvanlar sokaklarda cirit atıyor.
Sosyal medyada hayvanların serbest olup insanların evlerde izole edilme işi çok sayıda fıkraya ve karikatüre konu oldu. Hatta hepimizin bildiği hayvanat bahçesinde kafes içindeki maymunlara fıstık atılması ters çevrildi. Çok sayıda karikatürde; evlerde, balkonlarda ve camekanlarda kalan insanlara hayvanlar dışarıdan fındık fıstık atıyor.
Bu kadar insanın evde kalması nedeni ile tek yaptığımız şey canımız sıkıldıkça balkon ve camlardan dışarıları seyretmek ve bu hayvanları izlemek. Ben de bazen pencereden bazen apartmanın 13’üncü katındaki terastan etrafı seyredip olana bitene ve kuşlara bakıyorum. İşte tam bu noktada şahit olduğum bir şeyi sizler ile paylaşmak istedim.
Aslında COVID-19’un dünya ekonomisini ve sigortacılığı nasıl etkilediğini gelecekte sigorta poliçelerinde salgın hastalıkların hangi fiyatlar ve şartlar ile yer alacağını yazmak isterdim de şimdi hiç sizi sıkmayayım. Çünkü bu konuları ilerleyen günlerde çok konuşacağız.
Gelelim konumuza; apartman sorumlusunun getirdiği madeni ve kağıt paralara hiç dokunmadan bir kabın içinde cam önüne koyuyoruz ki COVID-19 virüsü var ise 7/8 saat sonra yok olsun.
Bir ara cama doğru baktım bir karga kabın etrafında dolaşıyor. Bir süre etrafa bakıp oyalandıktan sonra madeni ve kağıt paraları karıştırmaya başladı. Bir anda 5 lirada karar kıldı ve onu alıp uçtu.
Aradan 15/20 dakika geçti geçmedi muhterem kargamız yine geldi ve paraları karıştırmaya başladı. Bu sefer de 10 liraya karar verip onu alıp hızla uçup gitti… Nedense madeni paralara itibar etmiyordu.
Ben hemen gazeteden para kadar bir kağıt kesip kaba koydum ve beklemeye başladım. Evet evet tahmin ettiğiniz gibi sayın kağıt para uzmanı kargamız geldi ve yine kabı karıştırmaya başladı.
Veeeee bir müddet gazete kağıdı ile oyalanıp gagaladıktan sonra madeni paralardan birini alıp gitti. Hani ben mi yanıldım bilemiyorum sanki uçmadan önce bana da muzipce bir göz attı gibi.
Benimle dalga geçer gibi uçup giden karganın arkasından Orhan Veli’nin ünlü “karga” şiiri ile uğurladım kendisini…
Bir dala konmuştu karga cenapları;
Ağzında bir parça peynir vardı.
Sayın tilki kokuyu almış olmalı,
Ona nağme yapmaya başladı:
“-Ooo! Karga cenapları, merhaba!
Ne kadar güzelsiniz, ne kadar şirinsiniz!
Gözüm kör olsun yalanım varsa.
Tüyleriniz gibiyse sesiniz,
Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın.”
Keyfinden aklı başından gitti bay karganın.
Göstermek için güzel sesin
Açınca ağzını, düşürdü nevalesini.
Tilki kapıp onu dedi ki: “Efendiciğim,
Size güzel bir ders vereceğim:
Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir,
Bu derse de fazla olmasa gerek bir peynir.”
Karga şaşkın, mahcup, biraz da geç ama,
Yemin etti gayrı faka basmayacağına