Cigna’nın yeni ‘COVID-19 Küresel Etki Araştırması’ yayınlandı

 Cigna’nın yeni ‘COVID-19 Küresel Etki Araştırması’ yayınlandı

Türkiye’de sağlık sigortacılığına Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ürünü ile giriş yapmaya hazırlanan Cigna Sağlık Hayat ve Emeklilik’in ortaklarından biri olan Cigna Global’in, COVID-19 pandemisinin sağlık ve iyi yaşam algıları üzerindeki etkisine ışık tutmak üzere global ölçekte yaptığı üçüncü ‘COVID-19 Küresel Etki Araştırması’nın sonuçları yayınlandı. 

Türkiye’de Cigna Sağlık Hayat ve Emeklilik’in ortaklarından biri olan Cigna Global, tüm dünyadaki sağlık ve iyi yaşam algılarını ortaya çıkarmak üzere gerçekleştirdiği ‘360 İyi Yaşam Anketi’nin bir parçası olan üçüncü “Cigna COVID-19 Küresel Etki Araştırmasının” sonuçlarını yayınladı. Araştırma kapsamında, COVID-19 salgınının tüm dünyadaki insanların üzerindeki iyi yaşam etkisini daha iyi anlamak için, Çin, Singapur, İspanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nin de dahil olduğu 11 ülkeden 20.000’den fazla kişinin görüşü alındı.

SALGIN VE KISITLAMALAR FİNANSAL KAYGIYI VE STRESİ ARTIRIYOR

Cigna Global’in geniş bir zamana ve çeşitli coğrafyalara yayılan etki araştırmasını değerlendiren Cigna Sağlık Hayat ve Emeklilik A.Ş. Genel Müdürü Pınar Kuriş, “Araştırma bize tüm dünyada COVID-19 salgınının, insanların sağlık, iyi yaşam ve mesleklerine yönelik değişen tutumlarını nasıl etkilediğini yakından gözlemleme şansı verdi. Salgın, yıl dönümünde bile hala insanların finansal geleceklerine dair algıları üzerinde çok etkili. Global olarak katılımcıların yaklaşık yarısı (%49), ekonomik ortamın finansal durumları ve planlamaları üzerinde olumsuz etkisi olacağını söylüyor. Bu, tüm dünyanın refahını riske sokan, geleceğe dair motivasyon ve umutları olumsuz yönde etkileyen bir sonuç. Global bir sigorta şirketi perspektifiyle bu krizden daha güçlü ve dirençli çıkmak istiyorsak, sadece iş sonuçlarına odaklanmak yerine, insanların günlük hayatlarında kendilerini desteklenmiş hissetmelerini ve sevdikleriyle kaliteli zaman geçirmelerini sağlamamızın kritik önem taşıdığını biliyoruz. Cigna Global’den aldığımız köklü sigortacılık tecrübemizle Cigna Türkiye olarak Türkiye’de faaliyette bulunduğumuz sigorta branşlarında, tüm bu göstergeleri dikkate alarak, hayat boyu birlikte olma sözümüzle müşterilerimize hassasiyetle yaklaşıyoruz. Yakın zamanda müşterilerimizin hizmetine sunacağımız Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ürünümüzü bu bakış açısıyla geliştirdiğimizi ve bu ürünle birlikte sunacağımız hizmetlerimizi de pandemiyle birlikte değişen müşteri ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde düzenlediğimizi söyleyebilirim” açıklamalarında bulundu.

İNSANLARIN SADECE %27’Sİ RUTİN ÖDEMELERİNE DEVAM EDEBİLECEĞİNDEN EMİN

Araştırma özellikle, salgının finansal konularda uzun vadeli etkileri olacağına dair tüm dünyada bir kabul duygusu geliştiğini gösteriyor. Kuzey yarımküre kışa girerken, kısıtlamaların tekrarlanması ve enfeksiyonların artmasıyla birlikte, güven ve iyimserlik ortamının yeniden yavaşladığı, bunun da iş ve sosyal hayatta önemli etkileri olduğu gözlemleniyor.

Araştırmaya göre, pek çok hükümet ekonomilerini virüs ve kısıtlamalarla birlikte dengede tutmaya çalışırken, insanlar ise ev harcamalarını karşılama konusunda giderek daha fazla endişe duyuyorlar. Dünya genelinde insanların sadece %27’si rutin ödemelerine devam edebileceklerinden emin olduklarını söylüyor. Pandemiden en çok etkilenen ülke olan ABD’de, insanların ev masraflarını ödeyebileceklerine duydukları güven son çeyrekte %36’ya düşerken, Hong Kong’da, mali durumlarının daha da kötüye gideceğini düşünen insanların oranı %63’e, Singapur’da %52’ye, Birleşik Krallık’ta ise %43’e ulaştığı ve artışta olduğu görülüyor.

Pınar Kuriş değerlendirmelerine şöyle devam ediyor: “Kendimizin ve sevdiklerimizin sağlığının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anladığımız bu dönemde geliştirdiğimiz Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ürünümüzle, SGK ile anlaşması olan özel hastanelerde ve diğer sağlık kurumlarında ek ücret ödemeden tedavi imkanı sağlarken aynı zamanda sigorta kapsamında ücretsiz olarak sunduğumuz birçok sağlık hizmeti ile sigortalılarımızın sağlık masraflarını yönetmelerine de yardımcı olmayı hedefliyoruz.”

İŞ VE KİŞİSEL YAŞAM DENGESİ BOZULUNCA STRES ARTTI

İnsanların yıl boyunca COVID-19’a verdiği tepkilerle ilgili veriler, sıklıkla stresin varlığına işaret edebilecek bir dizi faktörü ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, küresel stres seviyeleri yüksek oranlarda seyrediyor ve katılımcıların %83’ü stresli olduklarını belirtiyor. “Sürekli online olma” hali arttığı için insanların %79’u, mesai saatlerinden sonra veya hafta sonları da iş için müsait olduklarını ve e-postalarını kontrol etmeye devam ettiklerini ifade ediyor. Araştırma, özellikle kişisel stresin en büyük itici güçlerinden birinin ise kişinin yakınlarında gözlenen stres olduğunu gösteriyor. Kişinin eşi ya da partnerinde yaşadığı konsantrasyon problemi, negatif bakış açısı veya üretkenlikten yoksun olması stres kaynaklarından biri olarak ortaya çıkıyor.

Çalışmada, online çalışma şekli yüksek oranlarda olduğu için insanların kişisel yaşamlarında birden fazla baskı ile karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. Ayrıca, şirketlerin değişen davranışlar ve ihtiyaçlara göre yeni geliştirmeler yapması ve pandeminin uzun dönemli etkilerine hazırlıklı olması gerektiği ön plana çıkan bir diğer gösterge. Araştırmada aşırı stres yüklerini belirleyebilmek, bu yükleri hafifletmek ve yönetebilmenin, ekip üyelerinin kendilerini desteklenmiş hissetmelerine ve bunun karşılığında işletmelerin daha iyi sonuçlar elde etmelerine yardımcı olacağı ifade ediliyor. Bu noktadan yola çıkarak iş istikrarı, iyi kariyer gelişimi ve iyi iş-yaşam dengesi gibi stresin etkisini hafifletmeye yardımcı olan değişkenlerin, işverenlerin ekiplerini desteklemek için değerlendirebileceği açık fırsatlar olarak görüldüğü belirtiliyor.

ARKADAŞLARLA VE AİLEYLE GEÇİRİLEN ZAMAN, DAYANIKLILIĞI ARTIRIYOR

Araştırma, salgının iyi yaşam algısına ciddi etkileri olduğunu gösterse de insanlar koşullara aile ve arkadaşları sayesinde daha iyi uyum sağlıyorlar. Katılımcıların %53’ü aile ve arkadaşları dayanıklılığın ana kaynağı olarak gösteriyor. Bunu, %43 ile hükümetler, %36 ile sağlık hizmetleri ve %26 ile işverenler izliyor. Aileler birlikte geçirdikleri zamanın uzunluğu, kalitesi arttıkça, sevdiklerinin ve çocuklarının iyi yaşamı konusunda daha olumlu hissediyor.

Yerleşik hale gelen evden çalışma tercihlerinde, katılımcıların %56’sı gelecekte de zamanın en az yarısında evden çalışmaya devam etmek istediğini söylüyor. En büyük artış ise yaz aylarında görülüyor.

Avatar

Esra Nur Mocu

esra@sigortacigazetesi.com.tr

İlginizi Çekebilir