Çakas: Küçük birikimlerle tasarruf söylemi geride bırakılmalı

Çakas: Küçük birikimlerle tasarruf söylemi geride bırakılmalı

Özellikle %25 devlet katkısı gibi bir avantajın olduğu Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) birikim yapmak isteyenlerin sisteme mümkün olan en yüksek seviyede katılım payı ile girmesinin teşvik edilmesi gerektiğini ifade eden Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Başkanı Reşit Çakas, yüksek birikimlerin gelecekte hayal kırıklığı yaşanmasının önüne geçeceğini ve bunu sağlayacak birincil aktörlerin acenteler olduğunu söyledi.

Sigortacılıkta hataların en aza indirilmesi, ürünlerin ve emeklilik sistemlerinden en doğru şekilde faydalanılması ve ülkemizdeki sigorta potansiyelinin değerlendirilmesi için en önemli etkenlerden biri sigortacıların eğitim ve tecrübelerini artırmak. Sektördeki eğitim kökenli isimlerden biri de SAB Başkanı Reşit Çakas. Üniversite ve diğer eğitim kurumlarıyla yakın bir işbirliğinde bulunmayı ana konularından biri olarak seçtiklerini ifade eden ve Marmara Üniversitesi ile bu konuda bir işbirliği protokolü imzaladıklarını hatırlatarak sözlerine başlayan Çakas, SAB’ın eğitim ile ilgili attığı adımları şöyle derledi: “SAB olarak eğitime büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda, sigortacılık bölümünde okuyan öğrencileri bir aylık dönem tatilinde stajyerlik adı altında acentelerimize yönlendirdik. Acentelerle birlikte uygulamayı gören bölüm öğrencileri acenteler tarafından takdir edildi. Genç kuşaktan zeki, birikimli ve en iyi puanı alan öğrenciler acentelerde hiç unutulmayacak izlenimler bıraktı.” Bir yıl boyunca SAB olarak öğrencilerle yüz yüze eğitim gerçekleştiğini ifade eden Çakas, “Bu eğitimlerde baktık ki, öğrencilerin sigortaya olan ilgisi çok yüksek. Pandemi nedeniyle uzaktan eğitimin olması sebebiyle yine öğrencilerimize uzaktan eğitim şekilde ders vermeye devam ettik. İkinci dönemde gördük ki, sağlık sigortası adı altında verdiğimiz seçmeli sigortacılık dersine 30’un üzerinde sigortacılık dersi seçenler oldu. Bu derse büyük bir ilginin olması hepimizi memnun etti” diye konuştu. Bugün sigortacılığın gelişmiş olduğu ülkelerde sigortacılığın mutlak surette eğitimle paralel ve doğru orantılı olduğunu da sözlerine ekleyen Çakas, “SAB, önümüzdeki süreçte de sigortacılık ve eğitim kavramları üzerindeki çalışmaları bir arada yürüterek sektöre hizmet vermeye devam edecektir” diye konuştu.

‘ACENTEYLE TEMAS OLMAZSA OLMAZIMIZ’

Acentelik mesleğinde ve güçlü bir acente dayanışmasının kurulmasında sıcak temasın önemine de değinen Çakas, “Genel Kurulumuzdan önce, yine önümüzdeki dönem için belirlediğimiz hedeflerimiz var. Sigortacılıkta bazı durumlar var ki sıcak temasta bulunmanız gerekiyor. SAB olarak sadece sigortacılık mesleği yapan 100’ün üzerinde acenteyi ziyaret ettik. Fırsat buldukça, meslektaşlarımızın çayını içme fırsatını da her zaman görev haline getireceğimizi belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

‘CENTİLMENLİK PROTOKOLÜ’

SAB’ın hedeflerini de değerlendiren Çakas, sektörde devam eden sorular özelinde SAB’ın bakışını açıkladı. Sektörün en büyük sorununun haksız rekabet olduğunu dile getiren Çakas, “Ürün bazında konuşursak, örneğin bir işyeri sigortası için birkaç sigorta şirketi fiyat veriyor. Deprem fiyatı dediğimiz; bütün kârların minimize edildiği fiyatlarla, sadece müşteriyi kazanmak için zararına olsa da pek çok sigortacının çalıştığını görüyoruz. Bu da sektörde çok büyük bir sorun olduğunun göstergesi. Serbest rekabet, serbest fiyat politikası ayrı. Sigorta şirketleri arasında en azından centilmenlik protokolü şeklinde yeni iş almak konusunda bir çözüm bulunması zor olmasa gerek” açıklamalarında bulundu. Çakas, durumu başka bir örnekle de anlattı: “Dahası, piyasaya çıkan lüks araç segmentindeki bir aracın sigortalanması için zararına bir kasko yapıldığını biliyoruz ve görüyoruz. Hatta bazı yerlerde müşteri almak için aracın bedeli altında eksik sigorta dediğimiz tekliflerin yapıldığını görüyoruz. Bunların olmaması için temennimiz, fiyatlandırma konusunda son derece dikkatli olunması. Bazen de zorunlu dediğimiz sigortalarda, trafik sigortalarında bile şirketler arasındaki fiyat farklarını görüyoruz. Burada gerek otorite, gerek sigorta şirketleri ve acenteleri çok sıkıntı içinde bırakan bir duruma dur demeli. Böylece yapılan işlerin, müşteri kazanmak uğruna uygulanan haksız rekabet hareketlerinin önüne geçilmiş, sektörün gelişiminin önü açılmış olacak.”

Geçtiğimiz yıl sektörün toplam 83 milyar liraya yakın bir üretim gerçekleştirdiğini, bir önceki yıldaki 65 milyar liralık üretim göz önüne alındığında ancak enflasyon bazında bir artış yakalabildiğini ifade eden Çakas, “Oysa 150-200 milyar liraları konuşuyor olmalıydık. Türkiye’nin potansiyelini değerlendirmekte zorundayız. Bu potansiyelin yabancı sigortacıların iştahını kabarttığını biliyoruz. Yabancı sermayenin gelmesi her zaman sektör için önemli. Biz bu potansiyeli değerlendirmeliyiz” dedi.

‘SİGORTA BİR İHTİYAÇ’

Ülkemizin sigorta tarafındaki potansiyelini de yorumlayan Çakas, “BES’te 172 milyar liralık bir fon birikimi söz konusu. 172 milyar lira yaklaşık 22 milyar dolara denk geliyor. Tüm potansiyele bakıldığında bu çok ciddi bir rakam değil. GSYİH’ye oranına bakılırsa ise birikim henüz oldukça düşük. Bunun yanında hayat sigortalarında da çok yüksek bir potansiyel var. Ancak bu tarafta poliçeler neredeyse tamamen bankalar ve finans kuruluşları tarafından yazılıyor. Oysaki, birikimli ya da birikimsiz çeşitli hayat sigortaları var. Toplum olarak bu sigorta branşının gelişmesine ihtiyacımız var. Ailede anne babanın başına bir şey geldiği zaman bir hayat sigortasının çocukların hayatını güvenceye aldığını görmek lazım. Bu bir tasarruf değil, ekmek gibi su gibi bir ihtiyaçtır” diye konuştu.

‘KÜÇÜK BİRİKİMLERLE TASARRUF YAPILMAZ’

“Bazı sigortacı arkadaşlarımızın ‘çok küçük tasarruflarla’ vurgusunu görüyoruz” diyen ve bu vurgunun kullanımının yanlış olduğunu vurgulayan Çakas, “Sosyal güvenlik sistemi eğitim gibi maliyetlidir, yiyecek gibi maliyetlidir. Biz insanlara 50- 100 lira ile başlayın ve küçük küçük biriktirin dersek, katılımcıların hayal kırıklığına uğrama riskiyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu bakımdan, bunu 30 yıllık bir sigortacı olan ve sigortacılık kariyerine BES ve hayat sigortalarında başlayan biri olarak tekrar vurgulamayı bir borcum olarak görüyorum. BES’te sistem şöyle çalışır: Siz ilk yıllarda sisteme ne kadar yatırım yaparsanız, alacağınız getiri de aynı oranda olumlu olur. Eğer küçük birikimlerle başlarsanız, hedeflediğiniz yıllarda ne kadar yüksek yatırmaya başlasanız da aradaki farkı telafi edemeyebilirsiniz. Bu nedenle başlangıçlarda mümkün olduğu kadar kayda değer bir rakamla sisteme girilmesi gerekiyor” dedi.