Çakas: Acenteliğin ortalama ömrünü uzatacak adımlar atılmalı

Çakas: Acenteliğin ortalama ömrünü uzatacak adımlar atılmalı

Ülkemizde faaliyet gösteren bir acentenin ortalama ömrünün 11 yıl olduğu ifade eden ve bu rakamın yeni bir işin tutunma süreci düşünülünce çok kısa olduğunu belirten SAB Başkanı Reşit Çakas, “Acenteliğin ortalama yaşam süresinin nasıl 15-20 yıla çıkarılabileceği düşünülmeli. Zaten bu yönde adımlar atıldığı zaman diğer sorunlar da çözülecektir” dedi.

Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Başkanı Reşit Çakas uzaktan satışla ilgili yönetmelik, acentelerin ortalama ömrü ve BES’te acentenin önemiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Uzaktan satışla ilgili yönetmeliğin 1 yıldan uzun bir süre değişmemiş olmasının sigortacıları üzdüğünü ifade eden Çakas, “Ben konuya daha pratik ve samimi bir şekilde yaklaşmak istiyorum. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu var. Burada sigortacılık ile ilgili esaslar belirlenmiş. Belli bir eğitim düzeyine, sermayeye sahip olmanız gerekir, suçunuzun olmaması gerekir gibi pek çok madde var. Ben 30 yıllık meslek hayatında şunu öğrendim: Bu işi yapan kişiler başka işle uğraşamaz. Eskiden muhasebeci, emlakçı gibi mesleklerde olanlar sigortacılık yapabiliyordu. Ancak başkaları bizim işimizi yapabilirken, biz başkasının işini yapamıyoruz. Finans kuruluşları, bankacılar sigortacılık yapabiliyor. Sigortacılık yapan kişinin ise sınırları belli” dedi.

‘ACENTELİĞİN ÖMRÜ UZATILMALI’

Sigortacılığın potansiyeli çok yüksek bir meslek olduğunu hatırlatan Çakas, sözlerine şöyle devam etti: “Bir sigortacı seyahat acenteliği yapabilir mi, elektronik eşya satabilir mi, muamelecilik yapabilir mi? Ülkemizde 16 bin 400 acente var. Sahip olduğu portföy anlamında sadece ilk 100 acente 10 milyon lira üzerinde iş yapabiliyor. Acentelerin %60’ı ise bir kişiyi zor istihdam ediliyor. Kapasite kullanım oranı da burada önemli. 100 bin nüfuslu olan bir merkezde, bir bakıyorsunuz 25 tane acente var. Demek ki düzenlemelere ihtiyaç var.” Acentelerin ortalama ömrünün 11 yıl olduğunun hesaba katılması gerektiğini de belirten Çakas, şöyle devam etti: “Bir işyerini kurduğunuz zaman işinizin oturması, çalışanlarınızın adapte olması en az 3 yıl, yaşadığımıza benzer anormal durumlarda ise 5-6 yılı alıyor. Umutlarla çıkılan yolculukta, çoğu kişi pişman oluyor ve kapatıyor ya da devrediyor. Çözüm için acentenin ortalama mesleki yaşam süresinin nasıl 15-20 yıla çıkabileceği düşünülmeli. Zaten bu şekilde düşünüldüğü zaman diğer sorunlar da çözülecektir. Halihazırdaki acentelerin sistematik bir şekilde teşvik edilmesi ve desteklenmesi gerekiyor.”

Tüketicilerin korunabilmesi için acentelerin de korunması gerektiğini dile getiren Çakas, “Acenteler düşük faizli kredilerden yararlanamıyor çünkü acente ‘esnaf’ sayılmıyor. Acente ‘sigortacı’ olarak görülüyor. İstihdam, gelir yönünden diğer meslekle uğraşan biriyle acentenin ne farkı var? Acenteden diploma isteniyor, sınavlar verilmesi şart koşuluyor, BES satabilmek için 100 üzerinden en az 60 puanı toplamanız gerekiyor. Hatta müdür ya da yönetici olmak için sizden daha fazlası isteniyor. Bu aslında son derece güzel. Ancak, mesleğimizi yaparken belirli çizgilerin dışına çıkamıyoruz. Bu çizgilerin dışına çıkamadığımız için de mesleğin zor durumlarda korunması gerekiyor. Günümüz koşullarında Hazine nezdinde yetkililerin acentelik ve sigortacılık mesleğini yeniden ele alması gerekiyor” dedi.

‘PASTAYI ACENTE BÜYÜTECEK’

Acenteler olarak sigorta şirketleriyle iş ortağı olduklarına bir kez daha parmak basan Çakas, “Biz aracı tarafındayız; pazarlamasını yapıyoruz, bilgileri topluyoruz, sigorta şirketine iletiyoruz. Onlar da teknik tarafını sağlıyorlar. Acentenin toplam prim üretimi içerisindeki %60-70’lerdeki payı günümüzde %52 seviyelerinde. Özellikle hayat tarafında çok daha düşük” dedi. Acente dışındaki satışlarla, acente üzerinden yapılan satışların aynı olmadığına dikkat çeken Çakas, “Tutundurma denilen bir faktör var. Acente sattığı poliçe ya da BES’in takibini yapıyor, portföyünü koruyor, fonun büyümesini sağlıyor. Sistemi kurgularken acentenin de içine nasıl dahil edileceği düşünülmeli. Acenteler OKS içinde olsa sistemden ayrılma oranı değil, sisteme devam oranı %80’lerde olacaktı” ifadelerini kullandı.

Uzaktan satışta da benzer bir durum olduğu bilgisini veren Çakas, şunları söyledi: “Otorite önce acenteye sahip çıkmalı. 2020 yılında 83 milyar liralık bir üretim yapılmış. 10 milyar dolara denk geliyor. 2021 yılı rakamlarında ise %19-20 büyüme hedeflendiğine göre üretimin 100 milyar lira civarında olması öngörülüyor. Nereden bakarsanız bakın, pastayı büyütmekte zorlanıyoruz. Pandemi döneminde özellikle gördük ki, insanlar sağlığına büyük önem veriyor. Doğal afetleri de göz önüne kattığımız zaman, deprem konusunda risk bölgesinde olan ülkemizde sigortaya olan ihtiyacı görmüş oluyoruz. Kaskoda sigortalılık oranı düşük, zorunlu olan trafik sigortasında bile %30-35 civarında koruma açığı var. Diğer taraftan DASK konusu da değerlendirilmeli. Vatandaş DASK yaptırıp, verilen korumanın yeterli olduğunu düşünüyor. Burada acentenin vatandaşı bilgilendirmesi, teminat altına alınmayan varlıklarını bildirmesi gerekiyor.”

‘ACENTE VATANDAŞI TASARRUFA YÖNLENDİRİR’

“Acente çocuklarının eğitimi, acentelerin sağlık sigortalarının gündeme gelmesi, tasarruf alanında bir düzenleme yapılması mümkün” diyen Çakas, “100 yıllık bir sektörden acentelere yönelik çalışmalar da bekliyoruz. 16 bin 400 acentenin istihdama büyük katkısı var. Sektörde yıllık üretimimiz 10 milyar dolar seviyesinde. Gelişmiş ülkelerde bu oran çok daha yüksek. Sektör olarak dünyanın neresindeyiz bakmamız gerekiyor. BES tarafında 180 milyar lira büyüklüğe ulaştık. Bununla övünüyoruz. Eğer sistemin başından itibaren acenteler motive edilmiş ve görevlendirilmiş olsaydı bu rakam 2 katına çıkmıştı. Bunun yanında vatandaşımız da BES’e farklı gözle bakıyor olacaktı. Acente vatandaşı tasarrufa yönlendiriyor. Bu konuya çok dikkat edilmeli” önerilerinde bulundu.

SAB Başkanı Çakas sözlerini şöyle noktaladı: “Acentenin güçlenmesi anlamında ne yapılıyor? Ben acentelere destek verirsem, acentelerin daha kurumsal hale gelmesini sağlamak için destekleyici tedbirler alırsam kaç kişi istihdam ederim? Bunun topluma yansıması ne kadar olacaktır? Hesaplamalar bu sorular üzerinden yapılmalı. ‘Acentelerin güçlenmesi’ konusu özel olarak başlı başına ele alınmalı. Ticaret Odası’ndaki yetkili organların da görüşleri alınarak, tüm sıkıntılar konuşulur, konu kurgulanırsa; istihdam, fon büyüklüğü gibi alanlarda çok iyi sonuçlara ulaşılabilir.”

“DÜŞÜK KOMİSYON ‘BES KESME’ DEMEK”

18 yaş altında BES’e uygun 23 milyon insan olduğunu belirten ancak burada acenteye %4-%5 komisyon verildiğini söyleyen Çakas, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu komisyon oranları acenteye ‘Sen bu işi yapma’ demektir. Yakın zamanda bu konuda bir düzenlemenin gelmesini bekliyoruz. Baştan söylüyoruz ki, sistem yanlış bir şekilde başladığı zaman düzelmesi uzun zaman alıyor. Sigorta şirketleri bir paket halinde 18 yaş altına BES satmak isteyebilir. Hayat, eğitim ve sağlık sigortasıyla paket yapılabilir ve vatandaşa sunulabilir. Bu sistemi ise, işi yapan acenteleri teşvik edecek şekilde düzenlemek gerekir. Sadece aylık 150 lira ile sisteme göstermelik olarak sokulan kişinin birikimi süre uzasa da dikkat çeken bir boyuta gelemez. Tasarrufun, emekliliğin, birikimin de pahalı olduğunu anlamak gerekiyor. Diğer taraftan, vatandaşın ne kadar tasarrufu varsa devlet de o kadar güçlü demektir. Kamunun yükü de bu şekilde azalmış olacaktır. Aracı olan da acente olduğu için acente güçlü olmalıdır. Güçlü acentenin sayısı nasıl artar düşünülmelidir.”