Bugün pazar (2)

YAZININ başlığına bakmayın; aslında bugün Perşembe, ama bizim mahallede semt pazarı var. Kısacası bu pazar geçen sayıda yazdığım ve Nazım’ın şiirine konu ettiği pazarlardan değil.
Evet, bugün pazar; Erenköy pazarı.
Bizim ev tam pazarın kurulduğu sokakta. Her Perşembe bir hengâmedir gidiyor. Semt sakinleri için derdi büyük ama ben semt pazarlarını çok seviyorum. Hele bahar pazarları çok güzel. Her şey taptaze, renk renk. Ne çare salgın nedeniyle bizler için hala sokağa çıkma yasağı var.
Haksızlık etmeyelim, geçen Pazar günü bizim yaş grubunu birkaç saatlik havalandırmaya çıkardılar ama tabii ki kesmiyor. Ben de alışveriş bahanesiyle kaçamak yapmak için Perşembe günlerini iple çekiyorum. Allahtan evimiz tam dörtyol ağzında. Yarı açık tutukevimin bahçesinden dışarı çıkmadan bütün alışveriş ihtiyacımı karşılıyorum.
Bu Perşembe de pazara çıktım, göreceli olarak normale dönüşten midir nedir, bu sefer pazar, geçen haftalarda kurulan pazarlara göre pek bir kalabalıktı. “Fiziksel mesafe” yerine “sosyal mesafe” kavramını kullanarak “asosyal” hale getirilen halkımızın pazar sayesinde tekrar sosyalleştiğini, hatta neredeyse “enseye tokat” seviyesine geldiğini görmek, normalleşme yolunda doğru adım attığımızın güzel bir örneğiydi.
Yine aklıma Nazım’ın “Bugün Pazar” adlı şiiri geldi. Haddim olmadan şiiri bizim pazara adapte ettim.

“Bugün pazar.
Bugün beni pazara çıkardılar.
Ve ben fiyatların
bu kadar halktan uzak
bu kadar pahalı olduğuna şaşarak
ve kimin elinin kimin cebine olduğunu anlamadan
kımıldamadan durdum.
salgın nedeniyle işsiz kalıp
pazara çıkamayan binlerce kişiyi anarak
yere oturdum.”

Evet yere oturdum ve oturdum kaldım. Biliyorsunuz, Nazım şiirini “Bahtiyarım” diye bitiriyor. Biz böyle bir ortamda nasıl bahtiyar olabiliriz ki? İnsan kaçıp kurtulmak istiyor, ama kaçamıyoruz.

En iyisi denizlere açılmak, ama o da yasaklandı. Yine Nazım’la kapatalım yazımızı.

Denize dönmek istiyorum!
Mavi aynasında suların:
boy verip görünmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!

Gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider!
Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.
Elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter.
Ve madem ki bir gün ölüm mukadder;
Ben sularda batan bir ışık gibi
sularda sönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!

Alınan tedbirler çerçevesine maalesef denize açılmak da yasaklandı. Ne yapalım…

Biraz daha sabır,
biraz daha inat,
Kapının arkasında bekleyen ölüm değil,
Hayat.

Sağlıcakla kalın.