Bizden sonrası tufan olmasın

National Geographic 5 bin yıl içinde dünyadaki bütün buzulların eriyeceğini ve gezegenimizin ortalama sıcaklığının 27 derece olacağını hesapladı. Dünya’da bugün ortalama sıcaklık 15 derece ama atmosfere sera gazları salarak küresel ısınmayı hızlandırıyoruz hep birlikte.

Eriyen buzullar, deniz seviyesini yükseltecek, sellere ve aşırı sıcak dalgalarına neden olacak.

Bilim dergisi National Geographic‘in raporuna göre, tüm buzulların erimesi durumunda Tekirdağ, İstanbul, Bursa, İzmit ve İzmir sular altında kalacak. Türkiye’nin en büyük buzullarının bulunduğu Hakkâri Cilo Dağları’nda bulunan 2 milyon yıllık buzullarda küresel ısınmadan nasibini almış durumda. Hakkari’deki buzulların erimeye başlaması, doğal yaşamı da tehdit etmeye başladı. Cilo Dağları buzullarında bulunan endemik birçok bitki ve hayvanın da yaşamı tehlikeye girecek. Temiz suyun azalması ile ülkeler arası su krizlerinin olacağını her mecrada sıklıkla işitir olduk. Kullanılabilir su oranının düşmesi ekonomiyi de olumsuz etkileyecektir.

Ben duruma bakınca veryansın etmeden önce hemen, “Tamam şimdi ne yapıyoruz sorusunu soran sınıftan bir canlıyım. Örneğin; bir mimarın inşaatla ilgili olarak vereceği kararlarda maliyet azaltmaya mı, enerji verimliliğine mi, yoksa estetik konulara mı odaklanacağını soruyor muyuz? Bu bilinci az gelişmiş olan toplumlarda genellikle enerji tasarrufu açısından verimli olmayan evler ve ofisler yaratılması gayet muhtemel. Özellikle enerji fiyatlarının ve enerjide dış bağımlılığının çok yüksek olduğu bir ülkede kaynaklarımızı yeterince etkin kullanmamış oluyoruz maalesef.

Ulaşım konusunu ele aldığımızda, otomotiv tasarımcılarının önceliklerinin konfor artırmak ve estetik cazibe yaratmak olduğunu görürüz. Oysa, çevremizdeki otomobilleri izleyecek olursak bu otomobillerin en az beş kişilik kapasiteye sahip olmasına karşın genellikle bir ya da iki kişiyi aşmayan bir kullanıma sahip olduklarını görürüz. Otomobiller en az yarısı boş olarak son derece sınırlı olan yol altyapısını işgal etmektedir, bu esnada elbette petrol kullanımı da lüzumsuz bir şekilde artıyor! Ayrıca, otomobillerin kullanılmayan yarısının üretimi için harcanan çelik, enerji, emek gibi maliyetler de göz önüne alındığında, kıt kaynaklar dünyasında otomobillerin mevcut tasarımları ile ne kadar önemli bir verimsizlik kaynağı olduğu ortaya çıkmaktadır.

Küçülen otomobiller ile paralel olarak vergileri de küçülecektir. Türkiye’de otomobil vergileri çok yüksek. Genişliği bugün için normal(!) olarak nitelendirilen otomobillerin yarısı kadar olacak otomobiller için vergileri çok önemli ölçüde azaltırsak, bu çok daha verimli olabilecek bir tasarımın gelişmesine ve Türkiye’de hızla bir pazar bulup büyüyerek dünya için yeni bir otomotiv devrimi gerçekleştirilmesine katkıda bulanamaz mı? Üstelik bu devrim, Türkiye’nin küresel ısınmaya karşı ürettiği etkin bir çözüm olmaz mı?

Yollarda geçirdiğimiz zamanın bir kısmını çalışarak geçirebilirsek, iş hayatımızda çok önemli verimlilik artışları sağlayabiliriz. Veya bu zamanı, sanata, spora, ailemize, kendimize ayırabiliriz. Aynı zamanda hayatımızdaki stres oranı, trafikte kaza yapma olasılığı ve enerji tüketiminin azalması ile genel sağlık düzeyimiz de olumlu etkilenecektir.

Kendi hayatlarımızda neler yapabiliriz? Ağaç dikmek çok önemli, enerjiden tasarruf etmenin yollarını aramalıyız, elektrikli aletlerimizi düğmelerinden her defasında kapatmak alışkanlığını edinmeliyiz, alışverişimizi olduğumuz yer neresiyse orada yapmalıyız, daha az ve kısa mesafelere seyahat etmeliyiz, güneş enerjisini daha çok kullanmalıyız, az tüketmeliyiz, yeniden kullanmalıyız, geri dönüşüm konusuna önem vermeliyiz.

Bizden sonrası tufan değil, torunlarımızın dünyası ona göre.