İklim değişikliği ve dolu riski hakkında bilinmesi gereken 3 şey
Willis Towers Watson’ın araştırmasına göre, Avrupa’da en maliyetli doğal afetler arasında yer alan dolu fırtınaları, sigorta sektörü ve toplum açısından artan bir endişe kaynağı haline geliyor. Özellikle Temmuz 2023’te Kuzey İtalya’da meydana gelen ve 3 milyar dolardan fazla zarara yol açan dolu fırtınaları, bu tehdidin büyüklüğünü gözler önüne seriyor.
Raporda, küresel ölçekte doluya bağlı sigortalı kayıplardaki artış, büyük ölçüde ekonomik büyüme ve artan varlık yoğunluğundan kaynaklandığı belirtiliyor. Ancak son yıllarda yaşanan şiddetli olaylar, iklim değişikliğinin dolu riskini nasıl etkilediği sorusunu da gündeme taşıyor. Bazı bilimsel çalışmalar, ısınan iklimle birlikte daha büyük dolu tanelerinin daha sık oluşabileceğine işaret etse de, bu konuda bilimsel belirsizlikler hâlâ sürüyor.
Dolu riskine dair mevcut bilgi birikimi, Avrupa’daki eğilimler ve belirsizlikler ışığında üç temel noktaya odaklanıyor:
1. Gözlem verileri sınırlı olsa da doluya dair eğilimler bazı vekil göstergelerle izlenebiliyor
Doluya ilişkin veri toplamak zor. Sigorta kayıtları ve olay raporları doğrudan etkileri gösterse de kırsal alanlardaki eksik raporlama ve değişen sigortalılık oranları analizleri zorlaştırıyor. Bu nedenle araştırmacılar, dolu olaylarını dolaylı yollardan izlemek için vekil göstergelere başvuruyor.
Örneğin, son 20 yıldaki yıldırım verileri Orta Avrupa’da ya sabit ya da azalan bir eğilim gösteriyor. Ancak yıldırım sayısındaki azalma, dolu riskinin de azaldığı anlamına gelmiyor. Daha az sayıda ama daha güçlü fırtınalar, daha büyük dolu taneleri oluşturabiliyor. Nitekim Kuzey İtalya ve Batı Fransa’daki yoğun “hailpad” (dolu ölçüm pedleri) ağları, dolu tanelerinin sayısında azalma ama boyutlarında artış olduğunu gösteriyor.
2. Yüksek çözünürlüklü iklim modelleri, daha güçlü dolu fırtınalarına işaret ediyor
İleri düzey “konveksiyon çözünürlüklü” iklim modelleri, tek tek fırtınaları çözümleyerek gelecekteki dolu riskini daha net analiz etme imkânı sunuyor. Bu modeller, gelecekteki fırtınaların daha güçlü yukarı yönlü hava akımlarına ve daha fazla su buharına sahip olacağını, dolayısıyla ortalama olarak daha büyük dolu oluşturacağını ortaya koyuyor.
Avrupa genelini kapsayan uzun vadeli simülasyonlarda ise bölgesel farklılıklar dikkat çekiyor. Bazı bölgelerde dolu riskinde artış gözlemlenirken, bazı alanlarda düşüş eğilimi var. Benzer şekilde ABD’de de kuzeydoğu-güneybatı yönünde bir ayrışma eğilimi görülüyor.
3. Zaten risk altında olan bölgelerde tehdit giderek artıyor
Genel eğilimler karışık olsa da Avrupa’daki yüksek riskli bölgelerde tablo daha net. Kuzey İtalya, Avusturya ve İsviçre gibi doluya en açık bölgelerde, yıldırım faaliyetinde artış, doluya elverişli atmosfer koşullarında yükselme ve daha fazla dolu fırtınası simülasyonu dikkat çekiyor. Bu da, fırtına sayısındaki olası azalmaya veya dolunun erime oranındaki artışa rağmen riskin büyümeye devam ettiğini gösteriyor.
DOLU RİSKİNE İLİŞKİN 3 TEMEL ÇIKARIM
- Bireysel fırtınalarda büyük dolu tanelerinin oluşma olasılığı artıyor. Bu durum, atmosferik nem ve enerji miktarıyla ilişkilendirilen termodinamik ilkelerle uyumlu.
- Yüksek çözünürlüklü iklim modelleri, dolu fırtınalarının şiddetinin genel olarak artacağını gösteriyor. Ancak bölgesel farklılıklar mevcut.
- Kuzey İtalya, İsviçre ve Avusturya gibi dolu açısından hassas bölgelerde riskin kalıcı ve artan bir tehdit haline geldiğine dair güçlü kanıtlar bulunuyor.
Akademi ile sigorta sektörü arasındaki iş birlikleri, bu bilgi boşluklarını kapatmak açısından büyük önem taşıyor. 2025’te başlayacak olan ICECHIP projesi — son 40 yılın ilk büyük çaplı dolu gözlem kampanyası — ve konveksiyon çözünürlüklü modellemelerdeki gelişmeler, gelecekteki dolu tehdidini daha net ve yönetilebilir hale getirmek adına kritik adımlar olarak görülüyor.
