Annelerimizin sırları ile doğan bizler!
Son 20 yıldır bu konularda çok fazla kitap okuyorum ve araştırmaları takip ediyorum. Tıbbın derin katmanları! Örneğin, artık modern tıbbın da kabul ettiği gibi hastalığın sadece fiziken ve bedenle ilgili olmadığı ve enerji bedenimizi de çok ilgilendirdiği gibi.
Hepimiz birer enerji topuyuz ve buna göre de etkilendiğimiz dış ve iç faktörler var ve hastalıkların çoğu bu enerji bedenimizdeki herhangi bir defodan kaynaklanmaktadır. Çoğu araştırma ve kitaba göre yaşadığımız travmatik olaylar bizlerin bu enerji bedenini etkiler ve çoğu zaman da zarara uğratır ve zaman içerisinde fiziken bedenimizde oluşan bu arızalara bizler hastalık adını veririz. Yukarıda yaşadığımız sürece başımıza gelen travmatik olayların bizi etkilediğini söyledim ama esasında anne karnındayken annemizin travmalarından dahi etkilendiğimiz yine bu araştırmaların kanıtlanmış bir sonucudur. Hatta anne olarak sadece hamilelik döneminde yaşamış olduğumuz travmalar ile çocuklarımızı kodlamıyormuşuz, doğumdan sonraki zamanlarda da bu kodlama devam ediyormuş. Tabi burada bahsettiğim hepimizin enerji bedeni, bu sebeple aslında her hastalığın altında yatan bir travmanın olduğunun da hemen altını çizerek belirtmeliyim. Binlerce örnek araştırma sonucunda annelerin çocuklarını mucizevi bir şekilde iyileştirebildiklerine tanık olunarak, annelerin çok iyi terapistler olduğunun da ispatı yapılmıştır. Bu araştırma sonuçlarının sadece anneleri onurlandırmak amaçlı değil bunun ötesinde bir anlam taşıdığını da önemle vurgulamak isterim.
Çocuklarımızın hayatta karşılaştığı hastalıkların birçoğunun anneden aktarılan mesajlar olduğunu anlıyoruz ve fiziken bedenlerimizde görülen bu hastalıkların enerji bedenlerimizin bir yansıması olduğunu da görüyoruz tüm bu araştırmalar neticesinde.
Çocuklarımızın enerji bedenlerine girip bunları temizleme yetkisi bizlere doğa tarafından hediye edilmiştir.
Hamile kalmadan önceki bir yıllık süreç, dokuz aylık hamilelik dönemi ve doğumdan sonraki bir yıllık süreçte anne ve babanın yaşamış olduğu travmaların birçoğu çocuğa kodlanırmış, yani çocuğun gen haritası bu bahsetmiş olduğumuz 33 aylık süreçte şekillenirmiş, bunlar siz istemeseniz de sperme ve yumurtaya yüklenmekte imiş. Bizler bu travmaları çocuklarımızdan temizleyebilecek güce sahipmişiz, binlerce dosya üzerinde yapılan çalışmalarda bu sistemin mükemmel bir şekilde çalıştığı da kanıtlanmış durumda imiş.
Bu konuda yazılmış olan kitap hepimizin anne ve babalarının travmalarını, bizi yöneten öfke, korku, gerginlik, sıkışmışlık duygularının kime ait olduğunu aramamızı ve hayat denen bu yolculuğumuzda bizleri nelerin şekillendirmiş olduğunu muhakkak kök sebeplere girerek araştırmamızı istiyor.
Yaşadığımız her hastalığın muhakkak birçok sebebi vardır ve hiçbiri öylesine veya şans ile oluşmuş şeyler değildir. Tıp ve ilaç endüstrisinin bu kadar gelişmiş olduğu günümüzde alternatif / bütünsel tedavi biçimlerine burun kıvırarak bakan yetkili / yetkisiz herkes bence bu gerçekliğin gayet farkında, ancak kiminin işine gelmiyor, kimi modernlik adı altında bunu önemsemiyor, kimi ticari olarak reddediyor, kimi de bu konuları hiç bilmiyor. Ama benden size tavsiye Bülent Demircioğlu’nun yazmış olduğu “Ben Annemin Sırlarıyım “kitabında çocuğunuz ve çocukluğunuz iyileşmeyi bekliyor, oturun bu hafta sonunda okuyun ve bence uygulayın sonuçlarına sizlerde inanmayacaksınız.
Kitabın arka kapak yazısı zaten özet niteliğinde: “Dedesi koruk yer, torunun dışı kamaşır” diye bir atasözü vardır. Anne babaların hatırlamadığı sırlar bile çocukları hasta eder. Hepimiz bir zaman tünelinde seyahat ediyoruz, üstelik dededen toruna hiçbir şey kaybolmuyor bu tünelde, zaman su gibi akıp geçiyor, yıllar yılları kovalıyor sanıyoruz ama çoğu hiç geçmiyor ve içindeki anılarda yerinde öylece duruyor. Hatırlamadıkların bile hem seni hem çocuğunu hasta etmeye devam ediyor. Oysa hepsini iyileştirmek mümkün, geçmişin karanlık günlerine girmeye cesaret edersen hem çocuğunun fiziksel hastalıklarını hem de kendi çocukluğunu ve hastalıklarını iyileştirebilirsin. Sen çocukluğuna bir adım attığında, çocukluğunda sana on adım atacaktır, çünkü sırlar her zaman ortaya çıkmak ister. Senin hastalık sandığın deneyim aslında çocukluğunun anlaşılmamış bir mesajıdır. Bu kitap geçmişte yüzleşmek için değil anlamak ve iyileştirmek için yazıldı.”
