SAB Başkanı Reşit Çakas: Acenteye verilen her destek sektörü büyütür

 SAB Başkanı Reşit Çakas: Acenteye verilen her destek sektörü büyütür

Günümüz koşullarında acentelerin sadece tek bir personel istihdam edebilmesi için bile kayda değer bir üretim gerçekleştirmesi gerektiğini belirten Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Başkanı Reşit Çakas, acentelere yapılacak desteklerin istihdamı, üretimi ve sigorta penetrasyonunu artıracağını vurguladı. 

Sigorta sektörü 80 milyar liranın üzerinde bir üretim gerçekleştirdiği 2020 yılını geride bırakarak yeni bir yıla başlıyor. Bir önceki yılda olduğu gibi yeni yılda da acentelerin istihdam, rekabet ve kamu desteği tarafındaki bazı sorunları ve zorluklar sektördeki mevcudiyetini koruyor. COVID-19 döneminin pek çok acente için üzücü olduğu belirten ancak acentelerin yeni çalışma modellerine hızla uyum sağladığını söyleyen Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Başkanı Reşit Çakas, “Vefat eden ya da yakınları hastalığa yakalanan pek çok acente oldu. Bu durum başta çekincelere neden olsa da uzaktan çalışma imkanının acentelerimiz tarafından iyi bir şekilde kullanıldığını, acentelerin teknolojik yeterliliklerinin yüksek olduğunu gördük” dedi. Çakas, pandemi döneminde uzaktan çalışma sistemlerinden faydalanan acente sayısının ortalama %52 seviyesinde olduğunu belirtti.

‘İSTİHDAM İÇİN EN AZ 600-700 BİN LİRA ÜRETİM’

Sektörün pandemiyle mücadelede gösterdiği başarıya bakılırken, üretimin %70’ine yakın bir kısmının acente tarafından yapılmasının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Çakas, istihdamın bu derece önemli olduğu bir dönemde, acentelerin büyük bir kısmının personel çalıştırmak noktasında büyük bir sıkıntı yaşadığını aktardı: “Acentelerin günümüzde tek bir personel bile istihdam edebilmesi için kirası, vergisi, SSK’sı, elektriği, suyu, maaşlar derken en az 1 milyon liralık bir portföye sahip olması gerekiyor.” Faaliyette olan acentelerin neredeyse %50’lik bir bölümünün 500 bin liranın altında üretim gerçekleştirdiği ifade eden Çakas, bu rakamların da ağırlıklı olarak zorunlu olan trafik sigortası gibi ürünlerden geldiğini söyledi. Trafik sigortası ya da zorunlu deprem sigortası gibi ürünlerde komisyon oranının ancak %8-10’lar arasında olduğunu belirten Çakas, “Kamu kurumu ya da büyük işletmelere trafik sigortasında teklif verdiğiniz zaman ise bu komisyon %4-5’lere düşüyor. Demek ki, acentelerin ciro olarak 500-600 bin lira üretimi olsa bile, bu derece düşük komisyon oranlarıyla masraflarını karşılamaları çok da mümkün gözükmüyor” diye konuştu.

Acenteliğin kolay bir meslek olmadığını ve bu anlamda gereken statünün sağlanması gerektiğini de sözlerine ekleyen Çakas, “Acente olmak için pek çok şartı yerine getirmeniz gerekiyor. Bu şartlar acentelerle çalışan teknik personel için de geçerli. Üniversite mezunu olması, sektörde belirli bir deneyime sahip olması ya da belirli sınavları başarıyla vermesi gerekiyor” dedi. Sektörde 16 bin acentenin olduğunu ancak kayda bir üretime imza atan acente sayısının her geçen gün düştüğünü dile getiren Çakas, üretim paylarına bakıldığında acentelerin büyük bir kısmının giderlerini karşılayamadığını, bu sorunun ise sadece 2020’de değil öncesinde de acentelerin sorunu olduğunu söyledi. 

‘SİGORTACI OLMAYANIN SATIŞI FAYDA GETİRMEZ’

Reşit Çakas, 9 Mayıs 2020’de Resmi Gazete’de yayınlanan değişiklikle ilgili de değerlendirmede bulundu. “Bu düzenlemede asıl işi sigortacılık olmayan kişilerin poliçe kesmesiyle ilgili deniyor. Seyahat acenteleri, tapu daireleri gibi kurumlardan bahsediliyor” diyen Çakas, böyle bir düzenlemenin sektöre ya da hizmet kalitesine bir katkısı olmayacağınn dile getirdi: “Ülkemizde seyahat edecek kişilerin sayısı, kesilecek ürünün özellikleri belli. Bunu acentelerin yapması için bir kolaylık sağlanabilirdi. Çünkü acentenin işi sigortacılık. Acente sigorta satışını geleceğe dönük, sistematik bir şekilde yapıyor. Çapraz satış diye bir yöntemiyle, sigortalıyla olan diyaloğunu kullanarak konut sigortasını ve kaskoyu da anlatabiliyor. Asıl işi sigortacılık olmayanların sigorta satışı yapmasının ise sektöre ve pastanın büyütülmesine bir faydası olmayacaktır.”

Zorunlu deprem sigortasının kesilmesiyle ilgili maddeleri de değerlendiren Çakas, en fazla 5 yıla kadar tapu dairelerindeki kiosklarla poliçelerin yenilenebileceğini ancak ileride bir düzenlemeyle bu limitin kaldırılabileceğini ya da değiştirilebileceğini söyledi. Tapu dairelerindeki sigortalarda, genel giderler düşüldükten sonra üretimin acenteler arasında paylaştırılmasının da düşünüldüğünü belirten Çakas; birden fazla şubesi olan bir acentenin bile iş takibini yapmanın başlı başına bir iş olduğunu, acentelerin sürekli açılıp kapanmaya devam ettikleri bir durumda bu bölüşümün takibinin yapılmasının son derece zor olduğunu sözlerine ekledi.

‘BİR TAŞ ATILSA DALGALAR BÜYÜR’

Zorunlu deprem sigortası tarafındaki potansiyeli de masaya yatıran Çakas, ülkemizde 17 milyon 500 bin civarında konut olduğunu ve bunlardaki zorunlu deprem sigortası oranının sadece %55 seviyesinde kaldığını söyledi. DASK tarafından sunulan sistemin risklerin yurtdışına aktarılması anlamına geldiğini ve bu şekilde ülkemiz ekonomisine de güç kazandırdığını vurgulayan Çakas, ülkemizdeki sigorta potansiyelinin kullanılması için bu tarz fırsatların iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Ülkemizde kişi başına gelirin 9 bin dolar seviyesinde olduğunu ancak sigortaya ayrılan kısmının ancak 140-150 dolar seviyelerinde kaldığını belirten Çakas, gelişmiş ülkelerde bu rakamın çok daha yüksek olduğunu ancak acentenin kendi çabasıyla bunu başarmasının mümkün olmadığına dikkat çekti.

“Sektörün gelişmesi için acentenin bağlı olduğu kurum ve kuruluşların da desteği gerekiyor” diyen Çakas, “Söz gelimi 16 bin acentede ortalama 4 kişi çalışıyorsa, bunu nasıl 10’a 20’ye çıkarırımın hesabı yapılmalı. Bu şekilde hem istihdam hem de üretim artacaktır. Zorunlu deprem sigortası gibi ülke ekonomisinde katkıda bulunan ürünleri anlatabilmemiz için acentenin belli bir güce ve teşviklere sahip olması gerekiyor. Bir taş atılsa, dalgalar da büyüyecektir. Bizim kamudan beklentimiz, sigorta üretiminin teşvik edilmesidir. Üretim büyüdüğü zaman, kişi başı üretim 150 dolarlardan 300 dolarlara ulaşırsa, 80 milyar lira yerine 150-200 milyar lira üretim olacaktır. Refah ve istihdam anlamında da büyük bir başarı sağlanmış olacaktır” şeklinde konuştu.

‘BANKALARLA HAKSIZ REKABETE DİKKAT EDİLMELİ’

SAB Başkanı Reşit Çakas, konuşmasında bankalar tarafından uygulanan sigortacılık pratiklerinden de bahsetti. Bankaların sigortacılık yapmasının doğal bir durum olduğunu belirten Çakas, karşı oldukları durumun belirli kurumlar tarafından yürütülen haksız rekabet uygulamaları olduğuna dikkat çekti. “Benim bir şekilde tanıştığım sigorta müşterisinin işletme kredisi, araç kredisi, konut kredisi gibi bir krediye ihtiyacı olduğunda bankası satın alacağınız evin sigortasını benden yapacaksınız diyor” diyen Çakas, “Hatta bazı durumlarda kredi alan kişinin kendi sigortası mevcutta hazır bulunuyor. Buna karşın yine de bankadan yapılması isteniyor. Böyle bir uygulamanın engellenmemesi ise acente portföyünü bankalara aktarmış oluyor. Dolayısıyla acentelere büyük zarar veriyor. Bu konuda acentelerin çektiği sıkıntıları burada bir kez daha vurgulamak istiyorum” şeklinde konuştu.

Emre Kaya

Emre Kaya

emre@sigortacigazetesi.com.tr

İlginizi Çekebilir