“İklim risklerine karşı sigortanın rolü büyüyor”

“İklim risklerine karşı sigortanın rolü büyüyor”

Koru Sigorta Genel Müdürü Kasım Yılmaz, COP31 öncesinde iklim kaynaklı afetlerin ekonomik etkilerine dikkat çekerek sigortanın yalnızca hasarların telafisinde değil, risklerin yönetilmesi ve ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesinde de kritik bir rol üstlendiğini vurguladı.

 

İklim değişikliğinin etkisiyle daha fazla önem kazanan doğal afet riskleri, bireylerin, işletmelerin ve ekonomilerin finansal dayanıklılığını gündemin öncelikli konularından biri haline getiriyor. 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 kapsamında iklim risklerinin finansmanı ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması da öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Bu çerçevede sigorta sektörü, gerçekleşen hasarların karşılanmasının yanı sıra risklerin önceden değerlendirilmesi, kayıpların azaltılması ve ekonomik toparlanmanın desteklenmesi açısından önemli bir işlev üstleniyor.

Koru Sigorta Genel Müdürü Kasım Yılmaz, iklim kaynaklı risklerin ekonomik etkilerinin yönetilmesinde sigortanın rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir mesele olarak ele alınamayacağını, aynı zamanda bireylerin yaşamlarını, işletmelerin faaliyetlerini ve ekonomik sürdürülebilirliği doğrudan ilgilendiren bir risk alanı olduğunu belirten Yılmaz, sigortacılığın bu risklere karşı finansal güvence oluşturduğunu ifade etti.

‘RİSKLER ÖNCEDEN ANALİZ EDİLMELİ’

İklim kaynaklı afetlerin yol açtığı kayıpların yalnızca hasara uğrayan varlıklarla sınırlı kalmadığını belirten Kasım Yılmaz, “Doğal afetler sonrasında ortaya çıkan ekonomik kayıplar, bireylerin birikimlerini, işletmelerin faaliyetlerini ve üretim süreçlerini etkileyebiliyor. Bu kayıpların telafisi kimi zaman uzun bir zamana yayılabiliyor. Sigorta, bu noktada risklerin finansal etkilerinin paylaşılmasını ve hasar sonrasında toparlanma sürecinin desteklenmesini sağlayan önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Ancak sigortanın rolünü yalnızca hasar meydana geldikten sonra devreye giren bir güvence olarak değerlendirmemeliyiz. Risklerin önceden belirlenmesi, uygun önlemlerin alınması ve doğru teminatlarla hazırlıklı olunması da bu yaklaşımın ayrılmaz bir parçası” dedi.

Afetlere karşı dayanıklılığın yalnızca afet sonrasında sağlanan finansmanla değil, önceden yapılan hazırlıklarla da güçlendirilebileceğine dikkat çeken Yılmaz, risk yönetimi ve sigortanın birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Yılmaz, “Ekonomik dayanıklılığı güçlendirmek için riskleri yalnızca gerçekleştiğinde değerlendirmek yeterli değil. Konutların, iş yerlerinin ve ticari faaliyetlerin karşı karşıya olduğu risklerin önceden analiz edilmesi, koruyucu tedbirlerin alınması ve olası kayıpların finansal açıdan güvence altına alınması gerekiyor. Sigorta, bu sürecin önemli bir parçası. Risk azaltıcı uygulamaların yaygınlaşması ve sigorta çözümlerine erişimin kolaylaşması, afetlerin ekonomik sonuçlarının yönetilmesine katkı sağlayabilir. Burada kamu, özel sektör ve sigorta sektörü arasında kurulacak iş birliklerinin de önemli bir rolü bulunuyor” ifadelerini kullandı.

‘POLİÇENİN KAPSAMINI BİLMEK ÖNEMLİ’

Sigortanın ekonomik kayıpların yönetilmesindeki rolünün toplumun tüm kesimleri tarafından daha iyi anlaşılması gerektiğini belirten Kasım Yılmaz, sigorta bilincinin yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti. Yılmaz, “Sigorta yaptırmak kadar, yaptırılan poliçenin hangi riskleri kapsadığını ve hangi durumlarda güvence sağladığını bilmek de önemli. Bireylerin ve işletmelerin ihtiyaçlarına uygun teminatları değerlendirmesi, olası riskleri göz önünde bulundurması ve poliçelerini düzenli olarak gözden geçirmesi gerekiyor. Özellikle konut ve iş yeri sigortalarında teminat kapsamının doğru anlaşılması, beklenmedik kayıplar karşısında finansal açıdan daha hazırlıklı olunmasına yardımcı olabilir. Sigorta bilincinin yaygınlaşmasını yalnızca sektörel bir hedef olarak değil, toplumsal dayanıklılığın güçlendirilmesine katkı sağlayan bir sorumluluk olarak görüyoruz” dedi.

‘FARKLI PAYDAŞLARIN ORTAKLIĞI GEREKİYOR’

Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in iklim değişikliğiyle mücadele ve iklim etkilerine uyum konularının yanı sıra, ekonomik dayanıklılık ve iklim risklerinin finansmanı açısından da önemli bir uluslararası buluşma olacağını belirten Yılmaz, sigorta sektörünün bu süreçteki katkısının önemine işaret etti. Yılmaz, “İklim riskleriyle mücadele, tek bir kurumun ya da sektörün tek başına üstlenebileceği bir sorumluluk değil. Risklerin daha iyi anlaşılması, önleyici yatırımların desteklenmesi ve afetlerin ekonomik etkilerinin yönetilebilmesi için farklı paydaşların ortak bir yaklaşım geliştirmesi gerekiyor. Sigorta sektörü; risk değerlendirme, finansal güvence ve risk yönetimi alanlarındaki birikimiyle bu iş birliğinin önemli bileşenlerinden biri. COP31 gibi uluslararası platformların, dayanıklılığın güçlendirilmesi konusunda ortak çözümlerin geliştirilmesine katkı sağlamasını önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.

Yorum yazın