Sigorta sektörünün yeni yol haritası İstanbul Finans Merkezi’nde konuşuldu
Türkiye Sigorta Birliği tarafından İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen 5. Uluslararası Sigorta Zirvesi’nde, sigorta sektörünün hasar sonrasında ödeme yapan yapıdan riskleri önceden yöneten bir sisteme dönüşmesi gerektiği vurgulandı. TSB Başkanı Ahmet Yaşar koruma açığının azaltılması ve hasar süreçlerinde güvenin korunmasına dikkat çekerken, SEDDK Başkanı Davut Menteş yıl sonu sektör beklentilerini ve denetim çalışmalarını paylaştı. Zirvede sektör temsilcileri ise iklim riskleri, reasürans kapasitesi ve sigortaya erişimin artırılmasını değerlendirdi.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından 15. Sigorta Haftası kapsamında düzenlenen 5. Uluslararası Sigorta Zirvesi, 8 Ekim’de İstanbul Finans Merkezi Ziraat Bankası Oditoryumu’nda gerçekleştirildi. “Riskten Dayanıklılığa: COP31 Yolunda Sigorta” temasıyla düzenlenen zirvede iklim değişikliğinin sigorta sektörüne etkileri, koruma açığı, hasar süreçleri ve risk yönetiminde yeni yaklaşımlar ele alındı.
TSB’nin tanıtım filmiyle başlayan zirvenin açılışında İstanbul Finans Merkezi Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, TSB Başkanı Ahmet Yaşar ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş konuştu. Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen panelde sektör temsilcileri, değişen risk ortamında sigortanın üstlenmesi gereken rolü değerlendirdi.
“SİGORTACILIK FİNANSAL SİSTEMİN AYRILMAZ PARÇASIDIR”
İstanbul Finans Merkezi Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, sigortacılığın ekonomik kalkınmayı destekleyen rolüne dikkat çekerek güçlü bir finansal sistemin riskleri doğru ölçen ve yöneten bir sigorta piyasasına ihtiyaç duyduğunu söyledi.
İklim değişikliğinin etkilerinin çevresel sorunlarla sınırlı kalmadığını belirten Erdem, ekonomik faaliyetlerin, yatırımların, altyapının ve finansal kararların da bu süreçten etkilendiğini ifade etti. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı dönemde sigorta sektörünün iklim dayanıklılığı ve finansmanı konusundaki deneyimlerinin paylaşılmasının önem taşıdığını vurguladı.
İstanbul Finans Merkezi’nin sigorta sektörü için sunduğu olanaklara değinen Erdem, finans, teknoloji ve sigorta sektörlerinin daha yakın iş birliği içinde çalışacağına inandığını belirtti.
“HASARI ÖDEMEKTEN RİSKİ YÖNETMEYE GEÇMELİYİZ”
TSB Başkanı Ahmet Yaşar, Sigorta Haftası’nın bu yıl “Dört Element. Tek Güvence.” mesajıyla kutlandığını belirterek toprak, su, hava ve ateşin hayatın temel unsurları olmasının yanında deprem, sel, fırtına, kuraklık ve yangın gibi riskleri de hatırlattığını söyledi.
Risklerin giderek daha karmaşık ve bağlantılı hale geldiğini belirten Yaşar, sigortacılığın yalnızca hasar gerçekleştikten sonra ödeme yapan bir sektör olarak tanımlanamayacağını ifade etti. Yaşar, “Riski önceden gören, ölçen, azaltan, paylaşan ve toplumun dayanıklılığını artıran bir sektör olmak zorundayız” dedi.
2026 yılının ilk sekiz ayında prim üretiminin 972 milyar TL’ye, sigorta ve emeklilik sektörünün ekonomiye sağladığı fonun ise 3,6 trilyon TL’ye ulaştığını aktaran Yaşar, asıl hedeflerinin prim üretimini artırmaktan çok Türkiye’nin koruma açığını azaltmak olduğunu belirtti. Yaşar, 2030 yılı için belirlenen 50 milyar dolarlık prim üretimi hedefinin daha fazla insanın, işletmenin ve ekonomik değerin güvence altına alınması anlamına geldiğini söyledi.
Orta Vadeli Program’da yer alan ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın güçlendirilmesi hedefinin sigorta sektörüyle doğrudan ilişkili olduğunu belirten Yaşar, risk mühendisliğinin önemine dikkat çekti. Dayanıklılığın yalnızca afetlerle sınırlı olmadığını, vatandaşların finansal gücünün korunmasını da kapsadığını ifade etti.
TAHKİM BAŞVURULARINDA %17,36 AZALMA
Hasar süreçlerinde güvenin korunmasına da değinen Yaşar, vatandaşların yaşadığı hasarları haksız kazanç alanına dönüştüren yapılarla mücadele ettiklerini söyledi. Eylül 2026’da Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuruların geçen yılın aynı ayına göre %17,36 azaldığını açıklayan Yaşar, bu verinin önemli bir öncü gösterge olduğunu ancak tek aylık gelişmeden kesin sonuç çıkarılamayacağını vurguladı.
Son günlerde bazı sigorta şirketleriyle ilgili yaşanan gelişmelere ilişkin de konuşan Yaşar, bu gelişmelerin şirketlerin yönetimine, mali yapısına veya sigortacılık faaliyetlerine ilişkin olmadığının doğru anlaşılması gerektiğini belirtti. Sektörün geneline yönelik değerlendirmelerde yetkili kurumların resmî açıklamalarının esas alınması çağrısında bulundu.
“SİGORTACILIĞIN GÜVEN MEKANİZMASININ TEST EDİLDİĞİ ALAN HASARDIR”
SEDDK Başkanı Davut Menteş, konuşmasında sektörün finansal görünümünü, yıl sonu beklentilerini ve hasar süreçlerine yönelik denetimleri değerlendirdi.
Sigorta sektörünün finans kesiminin ikinci büyük oyuncusu olduğunu belirten Menteş, son üç yılda yürütülen programla sağlanan iyileşmenin korunması için çalışmaların aynı kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.
2026 yıl sonunda sektörün aktif büyüklüğünün 5,5 trilyon TL’ye, prim üretiminin 1,7 trilyon TL’ye, özkaynaklarının ise yaklaşık 660 milyar TL’ye ulaşmasını beklediklerini aktaran Menteş, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin büyüklüğünün 3 trilyon TL’yi aşabileceğini ifade etti. Menteş, özkaynak kârlılığının %45, hasar/prim oranının ise %67 seviyesinde gerçekleşmesini öngördüklerini belirtti.
Geride kalan yılın denetim açısından yoğun geçtiğini söyleyen Menteş, özellikle hasar süreçlerine müdahil olan yasa dışı yapılanmalarla mücadeleye dikkat çekti. Sigorta sektörüne duyulan güvenin hasar sürecinde sınandığını belirten Menteş, hasarların adil ve hızlı biçimde karşılanmasının önemini vurguladı.
HASAR SÜREÇLERİNDE YENİ DÜZENLEME BAŞLIKLARI
Menteş, hasar süreçlerindeki usulsüzlüklerle mücadele kapsamında ortak hasar ihbar merkezi oluşturulması, değer kaybı tazminatlarının ayrıca talepte bulunulmasına gerek kalmadan sigorta şirketlerince ödenmesi ve değer kaybı hesaplamalarında standart sağlanması üzerinde durdu. Avukatlar dışındaki kişilerin sigorta hasar süreçlerine müdahalesinin önlenmesi de gündeme getirilen başlıklar arasında yer aldı.
Zorunlu ve bağlantılı sigortalarda vatandaşların lehine olan fiyat ve seçeneklerin göz ardı edilmesine karşı denetim yürüttüklerini belirten Menteş, trafik sigortasındaki yan teminatlar ve ayrı poliçelerle sunulan teminatlar kapsamında yaklaşık 10 şirkette denetim gerçekleştirildiğini açıkladı. Menteş, ihlallerin tekrarı halinde daha ağır yaptırımlar uygulanabileceğini ifade etti.
“HASAR ÖDEYEN DEĞİL, RİSKİ ENGELLEYEN OLMALIYIZ”
Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen panelde sigortacılığın değişen risk ortamına nasıl uyum sağlayacağı ele alındı.
Panelde konuşan AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, risklerin niteliğinin değiştiğini belirterek sigortacıların riskleri önceden öngörebilen bir sisteme dönüşmesi gerektiğini söyledi. Ölken, “Sigortacılığın tanımının değişmesi gereken bir dönemdeyiz. Hasar ödeyen değil, riski engelleyen olmalıyız” dedi.
Sigorta sektörünün veri kullanımında önemli bir birikime sahip olduğunu belirten Ölken, risklere uygun fiyatlamanın ve kapasite sorunlarına ortak çözüm geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İklim risklerinin yönetimi için bir iklim adaptasyonu inisiyatifi başlatılması önerisinde bulundu.
SİGORTALANAMAYAN RİSKLER VE KAPASİTE İHTİYACI
Marsh Türkiye Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Cem Çolak, küresel ölçekte sigortalanamayan risklerin yönetimine yönelik çalışmaların önem kazandığını belirterek kurumsal müşterilerin risklerinin nasıl paylaşılacağının planlanması gerektiğini söyledi. Küresel riskler arasında iklimle bağlantılı başlıkların ağırlığına dikkat çeken Çolak, sigortacıların müşterilerin yanında risk yönetiminin başlangıcından itibaren yer alması gerektiğini vurguladı.
Milli Reasürans Genel Müdürü Fikret Utku Özdemir ise sigorta ve reasürans piyasalarının döngüsel yapısına değinerek sermaye piyasalarındaki belirsizliklerin alternatif kapasite üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Verilerin doğru izlenmesinin önemine dikkat çeken Özdemir, sağlıklı planlama için veri kalitesinin belirleyici olduğunu ifade etti.
“VATANDAŞ İÇİN DAHA BASİT ÜRÜNLERE İHTİYACIMIZ VAR”
Sompo Sigorta Genel Müdürü Fahri Uğur, sigorta penetrasyonunun artırılması için vatandaşların ve KOBİ’lerin ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirilmesi gerektiğini belirtti. “Vatandaş için daha basit ürünlere ihtiyacımız var” diyen Uğur, sigortanın daha ekonomik ve ulaşılabilir hale getirilmesinin önemine dikkat çekti.
Risk yönetiminde teknolojiden daha fazla yararlanılması gerektiğini söyleyen Uğur, hasar sonrasında yalnızca maddi kaybın karşılanmasının yeterli olmadığını, sigortalıların bir sonraki riske karşı dayanıklılığının da artırılması gerektiğini ifade etti.
