Yapay zeka sigortacılığın ekonomisini yeniden şekillendiriyor

Yapay zeka sigortacılığın ekonomisini yeniden şekillendiriyor

McKinsey’nin ‘Yapay zekâ sigorta ekonomisini nasıl dönüştürecek?’ başlıklı raporuna göre yapay zekâ, son 20 yılda büyüme ve kârlılık açısından sınırlı değişim gösteren sigorta sektörünün ekonomik yapısını dönüştürme potansiyeli taşıyor. Yapay zekâ teknolojisinin sektör ekonomisini nasıl dönüştürebileceğini ele alan çalışmaya göre teknolojinin risk değerlendirme ve fiyatlamadan hasar yönetimi, dağıtım ve müşteri hizmetlerine kadar geniş bir alanda kullanılması, sektörün maliyet yapısını iyileştirirken yeni risk alanları ve büyüme fırsatları da yaratabilir.

McKinsey’nin ‘Yapay zekâ sigorta ekonomisini nasıl şekillendirecek?’ başlıklı raporu, yapay zekâ teknolojisinin sektörün yerleşik yapılarını ve dinamiklerini kökten değiştirebileceğini ifade ederken duruma bugünden hazırlık yapan sigorta şirketi ve acentelerin rekabette bir adım önde olacağını söylüyor. Son 20 yılda küresel sigorta sektörünün yerinde saydığını belirten McKinsey araştırması, sigortacıların primlerde istikrarlı bir büyüme sağlamasına rağmen hayat dışı, hayat ve sağlık sigortası branşlarında, prim büyümesinin kârlılığa yansıma gücünün azaldığını kaydediyor. Rapor, bu konuyla ilgili şu verileri paylaşıyor: “Brüt primler 2005’ten bu yana yıllık yaklaşık %4,9 oranında artarak 2025 yılında yaklaşık olarak 8,3 trilyon dolara ulaştı. Buna karşın, maliyetler düşüldükten sonra elde edilen kâr aynı dönemde yalnızca yaklaşık %4,3 büyüyerek yaklaşık 580 milyar dolara yükseldi. Artan sermaye maliyetleri de bu görece düşük performansta etkili olan faktörlerden biri oldu.

SEKTÖR DEĞİŞİMLERE KARŞI GÜÇLÜ BİR DURUMDA

Bunun yanı sıra sektörün, değişimlere karşı güçlü bir duruş sergilediğini belirten rapor, şu önemli tespitlerde bulunuyor: “Diğer sektörleri köklü biçimde yeniden şekillendiren küreselleşme ve dijitalleşmenin yükselişi gibi önemli ekonomik faktörler, sigorta sektörünün sınırlarını zorlasa da ekonomik yapısını dönüştüremedi. Rekabetin dengesi kademeli olarak değişti. Sermaye, ülkeler ve branşlar arasında yavaş hareket etti. Yatırımcılar açısından sigorta sektörü, yapısal değişimlerden sınırlı ölçüde etkilenen, istikrarlı bir kazanç kaynağı olarak görülmeye devam etti. Özel fonlar, bilanço ve yatırım yönetimi alanında yenilikler getirse de işin diğer birçok alanına henüz sirayet etmedi.” Sektörün günümüzde yeni baskılarla karşı karşıya kaldığını belirten McKinsey raporu, yapay zekânın sektörün son 20 yıldaki görece durağanlığının temelinde yer alan 4 ana dinamiği yeniden şekillendirme potansiyeline sahip olduğunun altını çiziyor. Raporda bu dinamikler şöyle sıralanıyor:

Büyümedeki yavaşlama: Sigorta sektörünün ekonomik fırsatlardan aldığı pay, temel risklerdeki artışa ayak uyduramadı. Son 10 yılda sektör gelirleri, çoğu büyük sektörün ve hatta dünya ekonomisindeki büyümenin gerisinde kaldı.

Yüksek dağıtım maliyetleri: Komisyonlar hayat dışı sigortada her 1 dolarlık primin 10-25 sentini, hayat sigortasında ise ilk yıl ödenen primlerde 1 doların 80 sentini tüketiyor.

Yüksek gider oranları: Gider oranları son 20 yılda büyük ölçüde değişmeden kaldı. Hayat dışı sigortada ortalama gider oranı, 2005’ten bu yana %27 ile %32 arasında seyretti.

Düşük değişim temposu: Sektör değişim hızını artırmaya başlamış olsa da teknoloji ve inovasyonu benimseme konusunda tarihsel olarak diğer sektörlerin gerisinde kaldı.

YAPAY ZEKÂ POTANSİYEL PAZARI BÜYÜTÜYOR

Sigorta sektörünün büyüme ve gelir artışı konusunda çoğu büyük sektörün gerisinde kaldığına dikkat çeken araştırmada ayrıca bireysel sigortaların da giderek daha az ilgi gördüğünü belirtiliyor. Bu bağlamda yapay zekânın yeni risk kategorileri yaratarak sigorta sektörünün toplam potansiyel pazarını genişlettiğini belirten raporda şu tespiti yapılıyor: “Yapay zekâ sorumluluğu, dijital kaynaklı iş kesintileri ve iş gücündeki dönüşüm, sektörün mevcut ürün yelpazesinin karşılayabileceğinden daha hızlı büyüyen risk alanları arasında yer alıyor.” Bunun yanı sıra yapay zekânın salt risk transferinden risk ortaklığına geçişi kolaylaştırabileceğini de ifade eden rapor, yapay zekâ teknolojisinin müşterilerin risklerini hasara dönüşmeden önce anlamasına, ölçmesine ve azaltmasına yardımcı olan, sürekli ve veriye dayalı risk izleme modeline dönüşebileceğini belirtiyor. Rapora göre pazarı genişletmenin bir diğer yolu ise risk değerlendirme ve hasar süreçlerinin kalitesinden geçiyor. Pek çok riskte daha geniş kapsamlı sigortanın önündeki engel talep eksikliği değil, riskin doğru bir şekilde fiyatlandırılamaması. McKinsey raporu, bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor: “İklim risklerine maruz kalan varlıklar, siber riskler ve yapay zekâ kaynaklı risklerin ortak bir sorunu var: Risk uzmanlarını bu riskleri hassas biçimde fiyatlandırabilecek yeterli ve güvenilir veriye sahip olmaması. Ayrıca bu alanlarda hasarların ne sıklıkta ve ne ölçekte gerçekleşeceğini öngörmek de zor.” Rapor, yapay zekânın bu konuda da sigortacılar için önemli avantajlar sunabileceğini ifade ediyor. Rapor ayrıca kötümser senaryoların da en az iyimser senaryolar kadar gerçekçi olduğunu söyleyerek ortak bulut altyapılarının kullanılması, aynı yapay zekâ modellerine olan bağımlılık ve birbirine bağlı tedarik zincirleri nedeniyle tek bir arızanın, aynı anda yüz binlerce şirketi etkileyerek büyük kayıplara yol açabileceği konusunda uyarıyor.

ACENTELERİN ROLÜ DÖNÜŞÜME UĞRUYOR

McKinsey’nin ‘Yapay zekâ sigorta ekonomisini nasıl şekillendirecek’ raporu, hasarlardan sonra dağıtım kanallarının, hayat dışında en büyük maliyet kalemini oluşturduğunu vurguluyor. Araştırma, çok kanallı faaliyet gösteren hayat dışı sigorta şirketlerinin maliyet oranlarının, yalnızca doğrudan satış kanalları üzerinden faaliyet gösteren şirketlere kıyasla en az %30 daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu farkın neredeyse tamamı satış ve dağıtım maliyetlerinden kaynaklanıyor. Yapay zekânın bu alanda köklü bir değişim yaratma potansiyeline sahip olduğunu belirten çalışma, Kuzey Amerika’daki müşterilerin neredeyse yarısının, kişisel sigorta satın alma süreçlerinde şimdiden yapay zekâ kullanmaya başladığını; aynı müşterilerin araştırma yapma, danışmanlık alma ve diğer karmaşık hizmetleri satın alma süreçlerinde de yapay zekâyı kullanmaya başladığını söylüyor. Rapora göre bu noktada şu soru önem kazanıyor: Bugünkü satın alma deneyiminin hangi unsurları, müşterileri mevcut dağıtım kanallarında tutacak kadar kalıcı bir role sahip? Çalışma ayrıca özellikle daha basit risklerde müşteriler adına hareket eden yapay zekâ robotlarının yenileme tarihlerini takip edebildiğini, sigorta şirketlerinin sistemlerine gerçek zamanlı olarak erişerek bilgi sorgulayabildiğini, farklı ürünler arasında teminat ve fiyat karşılaştırması yaparak müşteri henüz süreci başlatmadan poliçe değişikliği önerisinde bulunabildiğini de ifade ediyor.

Yorum yazın