Emeklilik reformuna yönelik ihtiyaç öne çıkıyor
Allianz Araştırma’nın 8 ülkede 8 binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği Emeklilik Reformu Araştırması 2026, sosyal güvenlik sistemlerinin sürdürülebilirliği için reform ihtiyacının geniş ölçüde kabul edildiğini ancak hükümetlerin gerekli düzenlemeleri hayata geçireceğine yönelik güvenin daha düşük seviyede kaldığını ortaya koydu. Araştırma, emeklilik gelirinde bireysel tasarrufların öneminin artarken finansal ve emeklilik okuryazarlığındaki açıkların sürdüğüne de işaret etti.
Allianz Araştırma tarafından yayımlanan ‘2026 Emeklilik Reformu Araştırması’ raporu, sosyal güvenlik ve emeklilik sistemlerinin sürdürülebilirliğine ilişkin kamuoyu beklentilerini ortaya koydu. Avusturya, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya, Birleşik Krallık ve ABD’de 8 bin 48 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, katılımcıların büyük bölümü mevcut sosyal güvenlik, emeklilik ve sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliklerinin korunması için reforma ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor. 8 ülkenin tamamında katılımcıların %80’inden fazlası reform gerekliliğine katılıyor. Buna karşılık, gerekli reformların hayata geçirileceğine yönelik güven daha düşük seviyede bulunuyor. Araştırmaya göre 8 ülke genelinde katılımcıların yalnızca yaklaşık yarısı, ülkelerinin uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirliği sağlamak için gerekli reformları uygulayabileceğine inanıyor. Bu oran ABD’de yaklaşık %66, Polonya’da %63 seviyesinde bulunurken Almanya’da %42’ye, İtalya’da ise %36’ya geriliyor. Araştırmada yaş grupları arasında da dikkat çekici bir farklılık ortaya çıkıyor. Reform ihtiyacının daha ileri yaş gruplarında daha güçlü şekilde kabul edildiği görülürken, reformların uygulanacağına yönelik güven yaşla birlikte azalıyor. Gerekli reformların hayata geçirileceğine inananların oranı 18-34 yaş grubunda %61 iken, 35-49 yaş grubunda %54’e, 50-64 yaş grubunda %44’e ve 65-79 yaş grubunda %43’e düşüyor. Allianz Araştırma, bu tabloyu yaşlı kuşakların reform ihtiyacına daha güçlü şekilde inanmasına karşın reformların uygulanabilirliği konusunda daha temkinli olması şeklinde değerlendiriyor.
REFORM GÜNDEMİN İLK SIRALARINDA YER ALMIYOR
Araştırmaya göre emeklilik reformunun gerekli olduğu konusunda geniş bir kabul bulunmasına rağmen konu, kamuoyunun en acil reform öncelikleri arasında üst sıralarda yer almıyor. Katılımcılar sağlık sistemi, göç ve konut alanlarını emeklilik sistemlerinin önünde konumlandırıyor. Allianz Araştırma, bunun emeklilik reformlarının ertelenmesinde rol oynayabileceğine dikkat çekiyor. Öte yandan emeklilik reformuna yönelik talebin yaşla birlikte güçlendiği görülüyor. Özellikle 50-64 yaş grubundaki katılımcılar, kamu emeklilik sistemini reform önceliği olarak değerlendirme konusunda öne çıkıyor. Raporda, reform seçeneklerinin ülkeler arasında büyük ölçüde benzerlik gösterdiği, ancak uygulanacak politika bileşiminin ülkelerin demografik yapısı, iş gücü piyasası koşulları ve emeklilik sistemlerinin kamu, mesleki ve özel kaynaklara dayalı yapısına göre farklılaşması gerektiği belirtiliyor. Öne çıkan seçenekler arasında emeklilik yaşının yükseltilmesi, çalışma hayatının uzatılması, mesleki ve özel emeklilik sistemlerinin güçlendirilmesi, finansal okuryazarlığın geliştirilmesi ile prim ve aylık seviyelerinde düzenlemeler yer alıyor.
EK TASARRUF EN FAZLA KABUL GÖREN SEÇENEK
Katılımcıların reformların finansman yükünün nasıl paylaşılması gerektiğine ilişkin görüşleri ise daha fazla farklılaşıyor. Uzun vadede kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla katılımcıların en fazla kabul ettiği seçenek, daha fazla kişisel sorumluluk üstlenerek özel tasarrufların artırılması oldu. Bu seçeneği destekleyenlerin oranı %29 olarak ölçüldü. Bunu daha uzun süre çalışma ve emekliliğin ertelenmesi izlerken, daha düşük kamu emeklilik ödemelerini kabul edebileceğini belirtenlerin oranı da yaklaşık dörtte bir seviyesinde kaldı. Daha yüksek vergi veya sosyal güvenlik primi ödenmesine yönelik destek ise sınırlı oldu. Katılımcıların %22’si ise sunulan seçeneklerin hiçbirini kabul etmeyeceğini belirtti. Allianz Araştırma ayrıca, reform seçenekleri konusunda görüş ayrılıklarının reform karşıtlığıyla karıştırılmaması gerektiğini belirtiyor. Araştırmada önerilen tüm seçenekleri tamamen reddedenlerin azınlıkta kalması, katılımcıların önemli bölümünün emeklilik sistemlerinin uzun vadeli sürdürülebilirliği için bir tür düzenlemenin gerekli olduğunu kabul ettiğine işaret ediyor.
BİREYSEL SORUMLULUK ARTIYOR
Araştırmanın bir diğer bulgusu, emeklilik döneminde bireysel tasarrufların öneminin artmasına karşın katılımcıların önemli bölümünün emeklilik planlaması için gerekli bilgilere yeterince sahip olmaması. Katılımcıların yalnızca yüzde 18’i yüksek finansal okuryazarlık seviyesine sahipken, %57’si orta, %26’sı ise düşük finansal okuryazarlık seviyesinde bulunuyor. Emeklilik planlamasına ilişkin bilgi açığı, beklenen emeklilik süresinde de görülüyor. Araştırmaya göre ülkelerin çoğunda katılımcıların yalnızca yaklaşık üçte biri, emeklilik döneminde geçirmeleri muhtemel süreyi doğru tahmin edebiliyor. Kadınların ise emeklilikte geçirecekleri süreyi özellikle düşük tahmin etme eğiliminde olduğu belirtiliyor. Benzer şekilde, katılımcıların yalnızca %11’i gelecekteki kamu emeklilik gelirine ilişkin ayrıntılı bir tahmine sahip olduğunu belirtiyor. Katılımcıların ortalama %45’i ise gelecekte ne kadar kamu emeklilik geliri elde edeceğini bilmediğini ifade ediyor. Araştırma, kamu emeklilik sistemlerinin emeklilik gelirindeki ağırlığı konusunda da ülkeler arasında farklılık bulunduğunu gösteriyor. Avusturya’da katılımcıların %53’ü, İspanya’da ise %64’ü emeklilik gelirlerinin yarısından fazlasının kamu emeklilik sisteminden geleceğini öngörüyor. Diğer ülkelerde bu oran %40’ın altında seyreden Birleşik Krallık ve ABD’den İtalya’daki %45 seviyesine kadar değişiyor.
EKONOMİYE UZUN VADELİ SERMAYE SAĞLAYABİLİR
Raporda, mesleki ve özel emeklilik sistemlerinin güçlendirilmesinin yalnızca emeklilik gelirlerinin güvence altına alınmasına değil, aynı zamanda ekonomiye uzun vadeli sermaye sağlanmasına katkıda bulunabileceği belirtiliyor. Fonlu emeklilik sistemlerinin güçlü olduğu ülkelerde hanehalkı finansal varlıklarının da daha yüksek olduğu ifade ediliyor. 2024 verilerine göre emeklilik varlıklarının GSYH’ye oranı Danimarka’da %204, ABD’de %147 ve Birleşik Krallık’ta %78 seviyesinde bulunurken Almanya’da %6 olarak gerçekleşiyor. Raporda, emeklilik reformunun emeklilik döneminde gelir güvenliğini artırmanın yanı sıra uzun vadeli sermayenin ekonomiye kazandırılması, sermaye piyasalarının derinleştirilmesi ve gelecekteki ekonomik büyümenin desteklenmesi açısından da önem taşıdığı vurgulanıyor.
