Havacılık sigortasında risk dengeleri yeniden şekilleniyor
Uluslararası Havacılık Sigortacıları Birliği, Uluslararası Sigortacılık Birliği ve Swiss Re’nin ortak araştırmasına göre jeopolitik istikrarsızlık, havacılık sigorta sektörünün en büyük tehdidi olarak ilk kez listenin zirvesine yerleşti. Raporda, savaş, hasar enflasyonu, siber tehditler ve tedarik zinciri aksamalarının sektör üzerinde eş zamanlı baskı yaratabileceğine dikkat çekildi.
Uluslararası Havacılık Sigortacıları Birliği (IUAI), Uluslararası Sigortacılık Birliği (IUA) ve Swiss Re’nin ortaklaşa yayımladığı yıllık araştırmaya göre, jeopolitik istikrarsızlık havacılık sigorta sektörünün en büyük tehdidi olarak öne çıktı. Dünya genelinde 106 havacılık sigorta ve reasürans uzmanının yanıtlarına dayanan IUAI Siber ve Gelişen Riskler Çalışma Grubu 2026 Anketi, jeopolitik istikrarsızlık ve savaş başlığının 79 birincilik oyu aldığını ortaya koydu.
Rapora göre bu sonuç, anketin 2024 yılında başlatılmasından bu yana kaydedilen en güçlü sonuç oldu. Jeopolitik istikrarsızlık, ABD’deki hasar enflasyonu, piyasa koşulları ve oran yeterliliğinin önünde havacılık reasürörlerinin karşı karşıya kaldığı en büyük operasyonel zorluk olarak sıralandı.
TEDARİK ZİNCİRİ İLK ÜÇ TEHDİT ARASINA GİRDİ
Swiss Re’nin raporuna göre, tedarik zinciri ve üretim sorunları ilk kez havacılık sigorta sektörünün en büyük üç tehdidi arasına girdi. Bu tablo, havacılık sigortasında risk algısının yalnızca sektör içi gelişmelerle sınırlı kalmadığını, küresel ekonomik ve siyasi gelişmelerin de sigorta piyasası üzerinde doğrudan etkili olduğunu gösterdi.
Swiss Re’nin havacılık sigorta uzmanı Florian Zierer, bulguların havacılık sektörünün kendisinin dışında ortaya çıkan, sistemik ve birbirine bağlı risklere doğru devam eden kaymayı ortaya koyduğunu belirtti. Zierer, jeopolitik istikrarsızlık, hasar enflasyonu, siber tehditler ve tedarik zinciri aksamalarının havayolları, üreticiler, havaalanları ve sigortacılar üzerinde eş zamanlı zincirleme etkiler yaratma potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI PİYASANIN RİSK ALGISINI DEĞİŞTİRDİ
Raporda, jeopolitik şokların havacılık sigortası üzerindeki etkisine ilişkin en önemli örneklerden biri olarak Rusya-Ukrayna savaşı gösterildi. Çatışma, Rus havayollarına kiralanan Batılı şirketlere ait yaklaşık 400 uçağın fiilen ele geçirilmesine yol açtı. Kiralayan şirketler, Rus mevzuatı ve uluslararası yaptırımlar nedeniyle söz konusu varlıkları geri alamadı.
Haziran 2025’te Ticaret Mahkemesi tarafından verilen kararda, sigortacıların savaş riski sigortası kapsamında mahsur kalan uçaklar için tazminat ödemesi gerektiğine hükmedildi. Dava, sigorta değeri 4,5 milyar doları aşan birden fazla uçak ve motoru kapsadı. AerCap, 1,035 milyar dolarlık tazminatı güvence altına alan kararı doğrularken, kararın temyiz sürecinde olduğu belirtildi.
Rapora göre söz konusu kararın, toplam kayıp konusunda anlaşmazlıkların ortaya çıkabileceği savaş riski sigortasına sahip poliçe sahipleri açısından geniş kapsamlı sonuçlar doğurması bekleniyor.
ORTA DOĞU GERİLİMİ PRİMLERİ ARTIRDI
Swiss Re’nin raporuna göre Orta Doğu’daki çatışmaların etkisi bugüne kadar esas olarak bölge içindeki risklerle sınırlı kaldı. Ancak havacılık, denizcilik kargo ve siyasi şiddet alanlarında prim oranları keskin şekilde arttı.
Raporda, kapasitenin mevcut olmasına rağmen sigortacıların temkinli hareket ettiği belirtildi. 2025 ortalarında Orta Doğu’da gerilimlerin artmasının ardından gemi savaş sigortacılarının kapasitelerini azalttığı ve üç haneli oran artışları uyguladığı ifade edildi. Bu gelişmenin, önceki jeopolitik krizlerde görülen kapasite geri çekme ve portföy inceleme eğilimini yansıttığı kaydedildi.
SİBER RİSKLER YÜZEYİN ALTINDA BÜYÜYOR
Anket sonuçlarına göre siber riskler, jeopolitik istikrarsızlığın gerisinde kalsa da havacılık sigortacıları için hızla gelişen bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Raporda, 2023 ile 2025 yılları arasında havacılık sektöründe siber saldırıların yüzde 131 arttığı belirtildi.
Delta Air Lines, Qantas, WestJet ve Hawaiian Airlines gibi büyük havayollarının önemli operasyonel ve finansal aksaklıklar yaşadığı aktarıldı. Raporda ayrıca 2024 yılında yaşanan CrowdStrike olayının Delta’nın operasyonlarını felç ettiği, 7 bin uçuşun iptal edilmesine ve tahmini 550 milyon dolarlık kayba yol açtığı ifade edildi.
WTW’nin değerlendirmesine göre, havayolları ve kiralama şirketlerinin operasyonlarını dijitalleştirmesiyle siber risk kritik bir risk haline geldi. 2025 sonlarında yapılacak anlaşma yenilemelerinin ise reasürörlerin birincil sigortacılara kadar uzanan sorumluluk katmanlarına yönelik temkinli tutumunu gösterdiği belirtildi.
RİSKLER ARTARKEN FIRSAT ALGISI DA GÜÇLÜ KALDI
Sistemik baskıların artmasına rağmen, anket havacılık sigorta piyasasında iyimserliğin sürdüğünü ortaya koydu. Ankete katılanlar, üst üste üçüncü yıl yapay zekâ, yeni uçak teknolojileri ve havacılık hizmetlerine yönelik artan talebi sektörün en büyük fırsatları arasında gösterdi.
Rapora göre küresel havacılık sigorta pazarı 2025 yılında yaklaşık 5,27 milyar dolar büyüklüğe ulaştı. Artan hava yolculuğu talebi ve genişleyen küresel filonun etkisiyle pazarın, yıllık yüzde 6,1 bileşik büyüme oranıyla 2034 yılına kadar 8,88 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
IUA’nın sigorta değerlendirme direktörü Tom Hughes, anketin havacılık sigorta piyasasının hem ortaya çıkan risklere hem de gelecekteki fırsatlara bakışında anlamlı eğilimleri ortaya koyduğunu belirtti. Hughes, jeopolitik istikrarsızlık, enflasyon ve tedarik zinciri aksamalarına ilişkin endişelerin daha belirgin hale geldiğini, buna karşın piyasada net ve tutarlı bir iyimserlik mesajının da bulunduğunu ifade etti.
HAVACILIK SİGORTASINDA YENİ RİSK DÖNEMİ
Swiss Re’nin raporuna göre havacılık sigorta sektörü, jeopolitik istikrarsızlık, savaş, hasar enflasyonu, siber tehditler ve tedarik zinciri aksamalarının aynı anda etkili olabildiği yeni bir risk döneminden geçiyor. Bu tablo, havayollarından üreticilere, havaalanlarından sigorta ve reasürans şirketlerine kadar geniş bir ekosistemi ilgilendiriyor.
Raporda ortaya konulan bulgular, havacılık sigortasında risklerin giderek daha bağlantılı, sistemik ve sektör dışı gelişmelere duyarlı hale geldiğini gösterirken; yapay zekâ, yeni uçak teknolojileri ve artan havacılık talebi ise sektörün önündeki güçlü fırsat alanları olarak öne çıkıyor.
