Trendeki Kız
Psikolojik gerilim sevenler için temposunu sessizlikten alan, paranoya hissini adım adım büyüten filmlerden biri Trendeki Kız. Tate Taylor imzalı yapımın başrolünde ise performansıyla filmin karanlık atmosferini ayakta tutan Emily Blunt yer alıyor.
Film, her gün aynı tren yolculuğunu yapan Rachel’ın, camdan izlediği “kusursuz” bir çiftin hayatına takıntılı hâle gelmesiyle başlıyor. Ancak bir gün gördüğü gizemli bir olayın ardından Rachel kendisini kayıp bir kadın soruşturmasının tam ortasında buluyor. Hafıza problemleri, alkol bağımlılığı ve parçalanmış anlatım dili nedeniyle gerçek ile yanılsama arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor.
Paula Hawkins’in çok satan romanından uyarlanan film, klasik polisiye yapısından çok karakter psikolojisine yaslanıyor. Özellikle güvenilmez anlatıcı hissi, filmin en güçlü taraflarından biri. Gerilim dozunu yüksek aksiyonla değil; huzursuzluk, şüphe ve kırılmış karakterler üzerinden kuruyor. Karanlık atmosferli gizem filmlerini sevenler için sürükleyici bir seçenek.
