Münih Re: 2026’da büyüme sabit riskler yüksek

Münih Re: 2026’da büyüme sabit riskler yüksek

Münih Re’nin 2026 yılına ilişkin ekonomik görünümüne göre, küresel ekonomi jeopolitik risklere rağmen istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Kurum, 2026 yılında küresel reel GSYİH büyümesinin %2,7 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyor. Bu oran, bir önceki yıl ile benzer seyrederek son on yıl ortalamasıyla uyumlu bir görünüm sunuyor.

Bununla birlikte değerlendirmede, aşağı yönlü risklerin yukarı yönlü senaryolara kıyasla daha baskın olduğu vurgulanıyor. Özellikle jeopolitik gelişmeler ve ABD’nin ekonomik ve ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler, küresel büyüme üzerinde belirleyici risk unsurları arasında yer alıyor.

PARA VE MALİYE POLİTİKALARI BÜYÜMEYİ DESTEKLİYOR

2026 yılında birçok büyük ekonomide büyümenin mali politika teşvikleriyle desteklenmesi bekleniyor. Aynı zamanda merkez bankalarının daha genişleyici para politikalarının özellikle yatırım talebi üzerinde olumlu etki yaratacağı öngörülüyor.

Büyüme performansında bölgesel ayrışmaların devam edeceği belirtilirken; ABD’de görece güçlü bir büyüme, Avrupa’da ise daha ılımlı bir seyir öne çıkıyor. Çin’de büyümenin yavaşlaması beklenmesine rağmen, Asya’nın gelişmekte olan ekonomileri küresel ölçekte en hızlı büyüyen bölge olmaya devam ediyor.

ENFLASYONDA DÜŞÜŞ EĞİLİMİ SÜRÜYOR

Küresel enflasyon oranlarında gerilemenin 2026 yılında da devam etmesi bekleniyor. Sanayileşmiş ülkelerde enerji fiyatlarındaki düşüş, hizmet sektöründeki yüksek fiyat artışlarıyla dengeleniyor.

Ticaret çatışmaları ve ABD’nin uyguladığı yüksek ithalat tarifelerinin küresel enflasyon üzerinde sınırlı etkisi olduğu, ancak ABD içinde daha belirgin sonuçlar yarattığı ifade ediliyor.

ABD’DE BÜYÜME GÜÇLÜ, ENFLASYON YÜKSEK SEYREDİYOR

ABD ekonomisinin 2026 yılında %2,4 büyümesi bekleniyor. Bu oran, önceki yıllara kıyasla bir miktar daha düşük olmakla birlikte, uzun dönem ortalamasıyla uyumlu bir seviyeye işaret ediyor.

Özel tüketimde sınırlı bir yavaşlama öngörülürken, gelir grupları arasında harcama davranışlarının ayrıştığı dikkat çekiyor. Daha yüksek gelir grubundaki haneler harcamalarını artırırken, düşük gelirli kesimlerin yüksek fiyatlar ve ithalat tarifeleri nedeniyle daha fazla baskı altında kaldığı belirtiliyor.

Teknoloji ve özellikle yapay zekâ yatırımlarının büyümeyi desteklemeye devam ettiği ABD’de, enflasyonun %2,5’in üzerinde kalması ve hedef seviyelere kısa vadede gerilememesi bekleniyor.

EURO BÖLGESİ’NDE BÜYÜME SINIRLI KALIYOR

Euro Bölgesi’nde büyümenin 2026 yılında %1,1 seviyesinde gerçekleşmesi ve son on yıl ortalamasının altında kalması öngörülüyor. Bu düşük büyümenin temelinde yapısal sorunlar ve küresel ekonomik koşulların etkisi bulunuyor.

Almanya’nın üç yıllık durgunluk ve resesyonun ardından sınırlı bir toparlanma göstermesi beklenirken, Fransa ve İtalya’da büyümenin ılımlı seyretmesi öngörülüyor. İspanya’nın ise diğer büyük ekonomilere kıyasla daha güçlü bir performans sergilemeye devam edeceği belirtiliyor.

Euro Bölgesi’nde enflasyonun Avrupa Merkez Bankası’nın %2 hedefinin biraz altına gerilemesi beklenirken, enerji fiyatlarındaki düşüş ve daha ılımlı ücret artışlarının bu süreçte etkili olacağı ifade ediliyor. Finans piyasaları ise 2026 yılı için faiz oranlarında değişiklik öngörmüyor.

ÇİN’DE BÜYÜME YAVAŞLIYOR

Çin ekonomisinin 2026 yılında yaklaşık %4,5 büyümesi bekleniyor. Bu oran, hem bir önceki yılın hem de son on yıl ortalamasının altında kalıyor.

İmalat sektöründeki yatırımlarda toparlanma beklense de, özel tüketimdeki büyümenin sınırlı kalacağı değerlendiriliyor. Enflasyonun düşük seviyelerde seyretmesi beklenirken, zayıf talep ve sanayideki aşırı üretim bu görünümde etkili oluyor.

BELİRSİZLİKLER VE RİSKLER GÜNDEMDE

Munich Re değerlendirmesinde, küresel ekonomiye yönelik risklerin ağırlık kazandığına dikkat çekiliyor. Jeopolitik gelişmeler ve ABD’nin ani politika değişiklikleri, ticaret ve yatırım ortamı üzerinde belirleyici olabilir.

Ayrıca yapay zekâ yatırımlarıyla desteklenen teknoloji hisselerinde oluşabilecek değerleme risklerinin finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açabileceği ifade ediliyor.

Bununla birlikte, yapay zekâ yatırımlarının hız kazanması, mali teşviklerin beklenenden güçlü etkiler yaratması veya jeopolitik gerilimlerin azalması gibi senaryoların, küresel büyümeyi yukarı yönlü destekleyebileceği belirtiliyor.

Yorum yazın