Küresel enerji dönüşümü ivme kazandı ancak net-sıfır hedefi için yatırım açığı sürüyor
Allianz’ın 2025 Yeşil Dönüşüm İzleme Raporu, küresel ölçekte düşük karbonlu ekonomiye geçişte önemli ilerlemeler kaydedildiğini gösteriyor. Yenilenebilir enerji kapasitesi ve maliyetlerdeki hızlı düşüşe rağmen başta Çin, ABD, Hindistan ve Avrupa gibi kilit ekonomilerdeki yapısal bağımlılıklar ve yıllık 2,6 trilyon dolarlık azaltım açığı, net-sıfır hedeflerini tehlikeye atıyor.
Allianz’ın yayımladığı 2025 Yeşil Dönüşüm İzleme Raporu, küresel ölçekte düşük karbonlu ekonomiye geçişte önemli ilerlemeler kaydedildiğini ancak mevcut hızın 2050 net-sıfır hedeflerini karşılamaya yetmediğini ortaya koyuyor. 69 ülkenin enerji dönüşüm performansının değerlendirildiği rapor, geçiş sürecinin özellikle son yıllarda ivmelenmesine rağmen ‘yatırım açığının kritik seviyede’ olduğunu vurguluyor.
Rapora göre, 2015 Paris Anlaşması’ndan bu yana temiz enerji kapasitesi küresel ölçekte %53 arttı, güneş ve rüzgâr enerjisi maliyetlerinde ise %50–80 arasında gerileme yaşandı. Yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payı bu yıl ilk kez kömürü geride bıraktı. Bununla birlikte, mevcut politika ve yatırım trendleri devam ettiği takdirde dünyanın 2030’a kadar yıllık 2,6 trilyon dolarlık ek azaltım yatırımı yapması gerektiği belirtiliyor.
SEKTÖR AÇISINDAN HEM FIRSATLAR HEM RİSKLER VAR
Allianz ayrıca, ülkeler arasında ‘belirgin bir ayrışma’ bulunduğuna işaret ediyor. İskandinav ülkeleri ve bazı Avrupa ekonomileri enerji yoğunluğunu azaltma, elektrik üretimini karbonsuzlaştırma ve emisyonları düşürme açısından öne çıkarken; fosil yakıta yüksek bağımlılığa sahip ekonomiler geçişte geride kalıyor. Ancak rapor, ‘en iyi performans gösteren ülkelerin bile net-sıfır yolunun sadece bir bölümünü kat ettiğini’ belirtiyor.
Allianz uzmanları, enerji dönüşümündeki mevcut ilerlemenin finansal sistem, yatırımcılar ve sigorta sektörü açısından hem fırsatlar hem de riskler barındırdığına dikkat çekiyor. Yenilenebilir yatırımların hızlanması düşük karbonlu varlıkları cazip hâle getirirken; politika belirsizlikleri, karbon yoğun sektörlerdeki varlıkların değer kaybı ve iklim kaynaklı fiziksel riskler, finans ve sigorta sektöründe yeni bir risk yönetimi dönemini zorunlu kılıyor.
“GEÇİŞ İVME KAZANDI ANCAK PARİS HEDEFLERİ İÇİN ÇOK DAHA GÜÇLÜ BİR KÜRESEL POLİTİKA ÇERÇEVESİ VE UZUN VADELİ YATIRIM SEFERBERLİĞİ GEREKİYOR.”
Raporda öne çıkan başlıklar şu şekilde:
Küresel dönüşüm kritik dönüm noktasında bulunuyor. Paris Anlaşması’nın üzerinden geçen 10 yılın ardından iklim etkileri hızlanmış durumda: 2024 kayıtlara geçen en sıcak yıl olurken, iklim kaynaklı doğrudan hasarlar 300 milyar dolar, daha geniş ekonomik kayıplar ise trilyonlarca dolar seviyesine ulaştı. Mevcut eğilimler, küresel emisyonların ekonomik büyümeden tamamen ayrışamaması ve son 10 yılda artmaya devam etmesi nedeniyle, 2100 yılına kadar 3°C’nin üzerinde bir ısınmaya işaret ediyor.
Isınmayı 2°C’nin altında tutmak için hızlı bir elektrifikasyon süreci, fosil yakıt kullanımında keskin bir azalma ve temiz teknolojilerin çok daha hızlı yaygınlaştırılması gerekiyor. Belém’de gerçekleşen COP30 kapsamında alınan kararlar ise, önümüzdeki 10 yıl boyunca küresel iklim seyrini belirliyor.
İlerleme hızlandı, ancak hâlâ önemli yatırım açıkları bulunuyor. Yenilenebilir enerji, 2025’in ilk yarısında küresel elektrik üretiminde kömürü geride bıraktı ve düşük karbonlu elektrik kapasitesi 2015’ten bu yana %53 arttı. Temiz enerji maliyetlerinde ise sert düşüşler gözlendi. Güneş enerjisi maliyeti %87, rüzgâr %48–55 ve batarya maliyetleri %80’in üzerinde geriledi; böylece bu teknolojiler fosil yakıt temelli alternatiflerle rekabet edebilir hâle geldi.
Düşük karbonlu yatırımlar son 10 yılda %78 artarak 2,1 trilyon dolara ulaştı. Buna rağmen, 2030 yılına kadar her yıl 2,6 trilyon dolarlık bir azaltım açığı söz konusu.
Allianz 2025 Yeşil Dönüşüm İzleme Raporu hem artan ivmeyi hem de ülkeler arasındaki büyüyen ayrışmayı ortaya koyuyor. Rapor, 69 ülkeyi 5 gösterge üzerinden değerlendiriyor: karbon ve enerji yoğunluğu, kişi başına düşen tüketim ve bölgesel emisyonlar, ve düşük karbonlu elektrik üretimindeki pay.
Sonuçlar, birçok ülkenin beklenenden daha hızlı ilerlediğini gösterirken, lider ülkeler ile geride kalanlar arasındaki farkın giderek arttığını ortaya koyuyor. Bu göstergeler şu 2 boyutta analiz ediliyor:
Karşılaştırmalı Performans Puanı: Ülkelerin mevcut performanslarını birbirleriyle karşılaştırıyor.
Karbon Azaltım İlerleme Puanı: Her ülkenin 2015 temel yılına ve 2050 net-sıfır hedefine göre karbon azaltım hızını ölçüyor.
Bugünkü performans, alışılmış yapısal farklılıkları yansıtıyor. Karşılaştırmalı performans puanı, Sri Lanka ve Kolombiya gibi düşük gelirli ülkelerin, kişi başına düşen emisyonlarının düşük olması nedeniyle güçlü bir performans sergilediğini ortaya koyuyor. Öte yandan İsveç, Danimarka ve İsviçre öncülüğündeki gelişmiş Avrupa ekonomileri, sürdürülebilir karbon azaltımı ve temiz enerji üretimindeki genişleme sayesinde yüksek puan alıyor.
Buna karşın, Suudi Arabistan, Katar, Çin ve ABD gibi fosil yakıta bağımlı ve yüksek emisyonlu ülkeler hâlâ geride kalıyor. Bu durum, hidrokarbonlara olan yapısal bağımlılığın devam ettiğini gösteriyor.
Karbon azaltım hızı cesaret verici, ancak hâlâ yeterli değil. Karbon Azaltım İlerleme PuanıLüksemburg ve İsviçre öncülüğünde 15 ülkenin, net-sıfıra ulaşma yolunda en az 3’te 1 mesafeyi kat ettiğini gösteriyor. Bu başarı, yüksek enerji verimliliği ve %90’dan fazla düşük karbonlu enerji sistemleri ile destekleniyor.
Dikkatle izlenecek ülkeler: Küresel sonuçları belirleyecek olan birkaç büyük ekonomi bulunuyor. Bazı ülkeler ve bölgeler, küresel enerji dönüşümünde belirleyici rol oynuyor. Her biri önemli dersler sunarken hâlâ süregelen zorlukları da gözler önüne seriyor.
- Çin, küresel temiz enerji genişlemesini yönlendiriyor; uluslararası yenilenebilir enerji yatırımlarının %42’sini ve rüzgâr, güneş ile batarya üretiminin %60’tan fazlasını karşılıyor. Ancak hâlâ dünyanın en büyük emisyon kaynağı ve birincil enerjinin yaklaşık %90’ı fosil yakıtlardan sağlanıyor.
- ABD, kısmi bir ayrışma gösteriyor; yenilenebilir enerji artışı elektrik sektöründeki emisyonları azaltıyor, ancak enerji miksinde fosil yakıtlar hâlâ baskın.
- Hindistan, yenilenebilirleri hızla artırıyor ve fosil olmayan enerji hedeflerini erken karşılamış durumda; ancak enerji talebinin artmasıyla birlikte fosil yakıtlar hâlâ %93’ten fazla enerji sağlıyor.
- Avrupa, emisyon azaltımı ve yapısal ayrışmada lider konumda; ancak tüketim kaynaklı emisyonlar ve fosil bağımlılığı devam ediyor.
- Brezilya, temiz elektrik arzını büyük karbon yutaklarıyla birleştiriyor; fakat ormansızlaşma ve tarım kaynaklı emisyonlar ilerlemeyi gölgeliyor.
Rapora göre bu kilit ekonomilerin karbon azaltımı, küresel emisyonların %56’dan fazlasından sorumlu oldukları için iklim değişikliğiyle mücadele ve düşük karbonlu bir geleceğe geçiş açısından kritik önemde olacak.
