Haberler…

TANINMIŞ bir kişi hakkında bir haber yapılıyor bir yerlerde. Hemen sonrasında o haber alıntılanarak bir sürü başka ortamda yeni haberler türetiliyor, yorumlar yapılıyor ve sonuçta o tanınmış kişi bir şekilde mahkum ediliyor toplum nezdinde; yasalara karşı izinsiz, usulsüz bir şey yapmıştır hükmü veriliyor.

Sonra o tanınmış kişi çıkıyor ve diyor ki “haber doğru değil, ben bir şey yapmadım, yaptığım iddia edilen şeyi ben yapmadım, komşum yaptı..”

Yorum yapanlar tıss, en güvenilir ve en yaygın izlenenlerinden biri diyor ki “haber çok inandırıcı idi, ben de o tanınmış kişiyi arama gereği hissetmedim yorum yapmadan önce”

Buyurun buradan yakın!

Özellikle sosyal medyanın ve bağımsız haber kanallarının güçlenmesi tam da bu nedenden değil miydi sahiden? Özgür ve güvenilir habere ulaşmak.

Başka bir sosyal medya habercisi öz eleştiri yapıyor ve diyor ki “Biz eskiden sahada idik, haber konusu kişiler ile gidip yüz yüze konuşur, gözlerinin içine bakar duygularını anlamaya çalışırdık, etraftaki insanlarla da benzer görüşmeler yapıp, elimizdekileri süzüp öyle haber üretirdik; ama şimdilerde rahat bir ortamda seçtiğimiz haberleri alıp ahkam kesiyoruz sadece.”

Sosyal medya haberciliği biraz evden çalışma modeli sanki. Eski işi yeni yöntemlerle ve steril, konforlu ortamlarda yapmak. Ama olmuyor tam anlamıyla, olamıyor.

Esas dikkat çekmeye çalıştığım konu ise bizim ne yapacağımız. TV kanallarını izleme, gazeteleri okuma ama öte yandan da güvenilir ve tarafsız kaynaklardan haber almaya devam et.

Haber almak bir zorunluluk. Çalışıyorsan, üretiyorsan, borcun varsa, yatırım yapmayı düşünüyorsan, okuyan çocuğun ya da bakıma muhtaç ebeveynin varsa, bir takımın taraftarı ya da bir akımın takipçisi isen veya müzik ve sanat etkinliklerini takip ediyorsan sürekli haber girdisine gereksinim duyuyorsun alacağın kararlar veya atacağın adımlar için.

Bu yüzden de tarafsız, nesnel, hesapsız, doğru ve güncel haberler vaz geçilmez. Önsezilerine, mantık gücüne, analiz becerine, deneyimine güvenebilirsin ama doğru girdi olmadan bunların hiçbirinin anlamı yok gerçekten.

Öte yandan dünyanın her yerinden doğru haber yağsa da bunları gerçeğe ve orjinaline uygun şekilde derleyip aktarabilecek beceriler de çok azaldı. Meydana gelen bir olayın nedenleri, olası sonraki aşamaları, olayın buraya yansımalarının ne olacağı gibi temel konularda çeviri siteleri bir şey yapamıyor tabii. Hele olayın gerçek mi sahte mi olduğunu süzecek bir yapay zeka kolaylığı henüz ortada yokken.

Çocukluğumdan beri hep gazete alınan evlerde oldum. Çoğu zaman da birden fazla gazete alınan. Bugün dahi hafta içinde en az 1-2, hafta sonunda 3-4 gazete alıyorum. Evet gazeteler eskiye göre daha ince, bu iletişim çağında haberleri görece “bayat” filan ama en azından elinde bir belge olduğu zaman kişi daha etraflıca anlamaya çalışıp değerlendiriyor haberleri ve yorumları sanki, bence…

Gazeteler ve televizyon kanallarındaki tüm bozulmalara rağmen hala ufak da olsa bir toplumsal sorumluluk duygusu ve hesap verebilirlik düşüncesi var. Ama sosyal medya tam bir kuralsızlık ortamı. Yanlış haber yap, sonra özür dile; eksik haber yap, sonra görünme ortalarda bir süre, ya da hiç değinme o konuya ve görmedim diyebil olayca.

Bu yüzden de sosyal medyada okuduğum haberlerinin büyük çoğunluğu için çapraz sorgular yapıyorum, birkaç farklı yerde gördükten sonra haberin doğruluğuna inanıyorum, ancak o aşamada dostlarım ile paylaşıyorum o haberleri.

Sonuçta hepsini yapan insanlar. Haberlerdeki ve genel olarak iletişimdeki bozulma büyük ölçüde beşeri yetilerdeki bozulmanın doğrudan bir sonucu. Bu yalnızca bizim değil tüm dünyanın da sorunu ayrıca.

Görüşmek üzere,

Yorum yazın