Güle güle Eylül

EYLÜLÜ bitirmek üzereyiz. Her ay gibi Eylül de bitiyor.

Bitmeyen bir şey var mı? Ömür bitiyor, sevinçler bitiyor, arzular bitiyor, hedefler bitiyor; üzüntüler bitmese bile külleniyor.
Sanırım tek bitmeyen, egolarımız ve hırslarımız; keşke onları da bitirebilsek.
Evet diğer aylar gibi Eylül de bitiyor, hem de çok büyük bir hızla. Belli bir yaşa ulaştıktan sonra dünya güneşin etrafında daha da hızla dönmeye başladı gibi geliyor bana…
Çocukluğumuzda sıkıntıdan patlayıp bir türlü geçiremediğimiz vakit, şimdi gemi azıya almış bir atın dört nala koşması gibi akıp gidiyor.
Ne diyordu şair,
“Geçsin günler, haftalar,
Aylar, mevsimler, yıllar…
Zaman sanki bir rüzgâr
ve bir su gibi aksın…

Sen gözlerimde bir renk
Kulaklarımda bir ses
ve içimde bir nefes
Olarak kalacaksın…”

Sevgiliye yazılmış çok güzel bir şiir ama şairimiz çok genç yaşlarında yazmış olmalı bu şiirini. Zaman konusunda çok cömert davranmış. Benim yaşlarımda olsaydı, zamanın bir rüzgar ve bir su gibi akmasını ister miydi?

Şiir bana biraz da çocukluğumuzda top oynadıktan sonra, musluktan avuç dolusu içtiğimiz suyu ve sonrasında göğsümüzü rüzgara verip nasıl mutluluk duyduğumuzu anımsatıyor. Hele bir de oyunu galip bitirdiysek.

Tabii hiç birimiz hızla geçen zamanın bizi nasıl oyunun sonuna getirdiğinin farkında bile değildik. Tek istediğimiz zamanın çabuk geçmesiydi. Çocukluk işte… Durumun, televizyon dizisine konu olduğu gibi; “öyle bir geçer ki zaman” olduğunu hiç anlayamadık. Meğer öyle bir geçiyormuş ki…

Saatler günleri, günler haftaları, haftalar ayları, aylar mevsimleri, mevsimler yılları, yıllar bir ömrü kovalayıp duruyor. Hayat hiç durmayan bir dönme dolap gibi. Sırası gelen biniyor, sırası gelen iniyor. Artık kaç tur attıysanız arada geçen zamana da hayat deniyor. Hayat çıkışlarla, inişlerle dolu. Çıkışları da yokuşlarla dolu, zor tırmanıyor insan. İnişleri ise bazen birdenbire, bazen de daha yumuşak.

Mesele yokuşları çıkabilmek. Çünkü inişler kaçınılmaz.
Yokuşlar;
Çıkışları zor,
İnişleri kolay yokuşlar,
İnişleri olduğunu bilseydim,
Çıkar mıydım bu yokuşları?
Madem ki inişler başladı,
İşimiz kolaylaştı.

Bu şiir denemesi de benden. Hep alıntı yapacak değiliz ya…
Deniz de Eylül’den sonra bir başka olur. Sert hava denizciyi denizci yapar. Rüzgarı değiştiremezsiniz ama yelkenlerinizi rüzgara göre ayarlayabilirseniz yol alırsınız. Tıpkı hayat yolculuğunda olduğu gibi.
Evet, inişin Eylül’ündeyiz.
Şair, diğer ayları mevsim, Eylül’ü ise “sanat” olarak nitelemiş.
Şurada Aralık’a ne kaldı?
Güle güle Eylül, yine gel emi…

24.09.2024

Yorum yazın