14. Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı’nda ana gündem küresel değişiklikler
Bu yıl 14.’sü gerçekleştirilen “Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı”nın konusu “Küresel Değişiklikler ve Sigorta Piyasası ile Tedarik Zinciri Üzerine Etkileri” oldu. Konferansa katılım sağlayan ulusal ve uluslararası alanda tecrübeli birbirinden değerli isimler küresel değişiklikler ve bunun sigortacılık sektörüne yansımaları hakkında konuştu.
IUC Group tarafından organize edilen 14. Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı, 8 ve 9 Kasım tarihlerinde Sigorta Tatbikatçıları Derneği (STD) ev sahipliğinde gerçekleşti. Bu seneki ana teması “Küresel Değişiklikler ve Sigorta Piyasası ile Tedarik Zinciri Üzerine Etkileri” olarak belirlenen konferans, ücretsiz ve online olarak düzenlendi. Konferansın ilk günkü oturumu STD Başkanı Fahri Altıngöz, Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı, Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Atilla Benli ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Mehmet Akif Eroğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı.
Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü Gallagher Re’den Maurice Williams’ın üstlendiği, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Arş. Gör. Melikşah Kaçar, Achmea Aktüerya Kıdemli Müdürü Gijs Kloek, Gallagher Re İklim ve ESG Stratejisi ve Yürütme Müdürü Yingzhen Chuang ve Swiss Re’den Pavel Huerta Uribe’nin konuşmacı olarak yer aldığı “İklim Değişikliği: Sigortacıların ve Reasürörlerin Karşılaştığı Zorluklar” isimli birinci oturum başladı. Konferansın ilk konuşmacısı İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Arş. Gör. Melikşah Kaçar, yenilenebilir enerjinin tarihini, avantajlarını ve önündeki engelleri anlattı. Achmea Aktüerya Kıdemli Müdürü Gijs Kloek ise, iklim değişikliği ve iklim değişikliğinin katastrofik risklere olan etkisini ele aldığı sunumunda Türkiye’de ekstrem hava olaylarının görülme sıklığının arttığına dikkat çekti. Kloek’in ardından söz alan Gallagher Re İklim ve ESG Stratejisi ve Yürütme Müdürü Yingzhen Chuang, iklim değişikliğini reasürans perspektifinden ele alan sunumunu gerçekleştirdi. İklim değişikliğinin sigortacılar ve reasürörler için zorluklarını anlatan Swiss Re’den Pavel Huerta Uribe ise, ekonomik kayıpların %70’inin doğal afetlerden kaynaklı olduğunu ve bu kayıpların çoğunun sigortasız olduğunu belirtti. Birinci oturum, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Birinci oturumun ardından konferansın ana konuşmacısı olan Türk Reasürans Baş Modellemecisi Prof. Dr. Sinan Akkar, katastrofik modellemenin ana hatlarını ve CATMOD katastrofik modelleme platformunu anlattı.
Moderatörü IUC Group CEO’su Menekşe Uçaroğlu’nun olduğu, “Reasürans ve Sigorta Piyasasında Sosyal ve Ekonomik Eğilimlerin ve Enflasyon Riskinin Etkisi” isimli günün son oturumu Lloyd’s Ortadoğu ve Türkiye Bölge Müdürü Andrew Woodward, Münich Re Ekonomik Araştırmalar Müdürü Dr. Oliver Büsse ve Axa Sigorta Bireysel Sağlık ve Teknik Başkanı ve İcra Kurulu Üyesi Sanem Çıngay’ın katılımlarıyla gerçekleşti.
Konferansın ikinci günü ise TSEV Müdürü Mehmet Kalkavan ve SEDDK Başkan Yardımcısı Mehmet Verim’in konuşmalarıyla başladı. TSEV Müdürü Mehmet Kalkavan trafik sigortalarının genel durumu hakkında görüşlerini paylaştı. Kalkavan, pandemi dönemindeki düşük prim oranları ve geçtiğimiz 2 yıl süresince ortaya çıkan enflasyonla ciddi bir prim artışının söz konusu olduğunu belirtti. Zorunlu trafik sigortasının genelde tüketicinin üzerine getirilen bir yük olarak düşünüldüğünü kaydeden Kalkavan, “Trafik sigortasının zorunlu hale getirilmesi tüketicinin üzerinde bir yük olarak düşünülse de zorunlu trafik sigortası kaza durumunda insanları mağdur etmemek için bütün dünyanın vazgeçilmezi bir enstrüman olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizde zorunlu sigortaların sadece tazminat ödediği algılansa da, aslında trafik sigortası ciddi bir kontrol aracı” ifadelerini kullandı.
‘ÖDENEN TAZMİNAT TUTARI %96 ARTTI’
Kalkavan’ın ardından söz alan SEDDK Başkan Yardımcısı Mehmet Verim, oto sigortalar hakkında sunumunu gerçekleştirdi. 2020 yılından sonra hem maddi hem de bedeni ödenen tazminatlarda ciddi bir artış olduğuna dikkat çeken SEDDK Başkan Yardımcısı Verim, trafik sigortasında toplam ödenen tazminat tutarının 1 yıllık değişiminin %96 oranında olduğunu vurguladı. Trafik sigortasında gerçekleşen hasarın 2022 Haziran ayı itibarıyla 12,4 milyar lira olduğunun altını çizen Verim, “Kaza frekansı son yıllarda ortalama %5 seviyelerinde olmasına rağmen hasar prim oranları ortalama hasar tutarının ortalama prim tutarına nazaran daha yüksek artması, prim yazım tarihi ve hasar ödeme tarihindeki araç piyasa rayicinin çok farklı olması sebebiyle takriben %100 artış göstermiştir” dedi.
Poliçe adetlerine bakıldığında trafikte ve kaskoda ciddi bir penetrasyon azalmasının gözükmediğini belirten Verim, sigortalılık oranının kasko branşında %30, trafik branşında ise %80 olduğunu bildirdi. Verim, 2020 yılından sonra hem kasko hem de trafik sigortasında ortalama ödenen tazminatlarda ise %100’e yakın artış yaşandığını kaydetti.
Konferansın ikinci günü moderatörlüğünü TSB Genel Sekreter Yardımcısı Balkır Demirkan’ın üstlendiği, oto sigortalarında fiyatlama, modelleme, rezerv uygulamaları, sermaye yeterliliğine etkisi, hasar ve rücu uygulamaları, yedek parça ve hasar hizmetleri, asistans hizmetleri konularının masaya yatırıldığı oturumla devam etti. Oturumda, SEDDK Daire Başkanı Ercan Güleç ‘Sermaye Yeterliliği’, Quick Sigorta Genel Müdürü Eyüp Özsoy ‘Hasar ve Rücu Uygulamaları’, Milliman Aktüeryal ve Stratejik Danışmanlık Ülke Müdürü Halil Kolbaşı ‘Rezervler’, IUC Group CEO’su Menekşe Uçaroğlu ‘Asistans Uygulamaları’, Sompo Sigorta Bireysel Elementer Sigortalar Direktörü Şirzat Çetinkaya ‘Modelleme ve Fiyatlama’, TOSAŞ Genel Müdürü Timur Selçuk Turan ise ‘Yedek Parça Tedarik Yönetimi’ hakkında konuştu.
‘GELİR GİDERİ ARKADAN TAKİP ETTİ’
Oturum, TSB Genel Sekreter Yardımcısı Balkır Demirkan’ın sunumuyla başladı. Bilançoların gelir artırıcı, gider artırıcı, varlık ve yükümlülük olmak üzere toplamda 4 kalemden oluştuğunu belirten Demirkan, “Sigorta sektörü para kaynağını toplayıp öncelikle hasar ödüyor ve kalan kısmını da varlıklara yatırarak bir finansal devamlılık sağlıyor. Sigorta şirketleri verdikleri hasar-onarım sözü karşılığında prim alıyor. Sektörün maliyeti aslında verilen sözleri tutmak olarak karşımıza çıkıyor. Verilen sözleri tutabilmek için de eldeki parayı bilinen bir yerde değerlendirmek, mali gücü de kuvvetli hale getirmek gerekiyor. Geçtiğimiz yıllar itibarıyla dünyanın bulunduğu ekonomik konjonktürde elimizdeki varlıkları pandemiye kadar gayet iyi değerlendirirken son yıllarda artık yeteri kadar mali gelir elde edemez olduk. Hatta elimizdeki varlıklar dünya çapında eriyor. Dolayısıyla teknik açıdan gelirimizi artırmamız, giderimizi azaltmamız lazım. Buradaki 4 kalemden varlıklarımızın güçlenmesi konusu ne yazık ki ekonomik konjonktür açısından eskisi kadar hızlı büyümüyor. Gelirimiz giderimize göre özellikle son yıllarda biraz geriden geldi. Çünkü gider maliyet artışları ekonomik koşullarda çok hızlı artarken gelir onu arkadan takip etti. İnsanların satın alma gücündeki azalmalardan dolayı giderlerdeki enflasyon artışına mukabil primler o hızla artırılamadı. Gelir-gider arasındaki fark da hem yükümlülük hem varlık kısmına farklı şekillerde sirayet etti” şeklinde konuştu.
‘EN BÜYÜK SORUN VUCA’
Demirkan’ın ardından Sompo Sigorta Bireysel Elementer Sigortalar Direktörü Şirzat Çetinkaya, ‘Sigorta Sektöründe Yeni Teknoloji Çağı Fiyatlandırma ve Modelleme’ başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Dünya olarak karşılaşılan en büyük sorunun VUCA denilen değişkenliğin, belirsizliğin, karışıklığın, karmaşıklığın ve muğlaklığın daha da fazla arttığı bir piyasa koşullarına evrilmesi olduğunu açıklayan Çetinkaya, “Sigorta şirketleri olarak elimizdeki portföyleri sahip olduğumuz bilgiler ışığında en iyi şekilde yönetmeye, tarifesini en doğru şekilde yapmaya özen gösteriyoruz” dedi. Sunumunu 6 temel başlıkta özetleyen Çetinkaya, bu başlıkları şöyle sıraladı: “Belirsizlik, tarife yönetimi, glm modeli, diğer yaklaşımlar, davranışsal modelleme alanları, yeni yaklaşımlara şirketlerin yaklaşımı.”
Çetinkaya’nın sunumunun ardından sözü Quick Sigorta Genel Müdürü Eyüp Özsoy alarak oto sigortalarında hasar ve rücu uygulamalarını anlattı. Hasar kısmının kaza sonucu ortaya çıkan hasarlar, bunun üzerine oluşturulan hasar dosyaları ve sonuçlarından oluştuğunu belirten Özsoy; servis, mini onarımcılar, yedek parça tedarikçileri, eksperler, araştırmacılar, bedeni tarafta aktüerler, yasal tarafta da Sigorta Tahkim Komisyonu’nun bu süreçte rol alan aktörler olduğunu sözlerine ekledi.
‘YEDEK PARÇA ÖNEMLİ BİR MALİYET KALEMİ’
Özsoy’un ardından TOSAŞ Genel Müdürü Timur Selçuk Turan konuşmasını gerçekleştirdi. Maliyet artışlarında en önemli payı yedek parçanın aldığını dile getiren Turan, maliyet artışlarına neden olan sorunları şöyle sıraladı: “Parça referanslarının belirlenmesinde uygulanan yöntemden kaynaklanan sorunlar, yedek parçaların araç uygunluğunun şasi bazlı kontrolünde karşılaşılan sorunlar, grup halinde satılan parçaların tespitinde yaşanan sorunlar, araç marka ve model tespitinde yaşanan aksaklıklar ve neden olduğu sorunlar, değişim görecek olan parçaların işçilik sürelerinin bilinmemesinden kaynaklanan sorunlar ve maliyet artışları, değişim/onarım maliyet kontrollerinin anlık yapılamaması.” Turan, maliyet artışlarına yönelik çözüm önerilerini de paylaşarak konuşmasını tamamladı.
‘HEM HİZMET HEM DE RİZİKO TAŞIYICISI’
Turan’ın konuşmasından sonra söz alan IUC Group CEO’su Menekşe Uçaroğlu oto sigortaları başlığı altında asistans uygulamaları hakkında konuştu. Dünyada ve Türkiye’de asistans şirketlerinin hem hizmet hem de riziko taşıyıcısı olarak hibrid ürünlerle piyasada faaliyet gösterdiğini vurgulayan Uçaroğlu, asistans hizmetlerinin Avrupa’da ve Türkiye’de düzenleme ve denetleme konularını ele aldı.
‘YÜKÜMLÜLÜĞÜN %81’İ TEKNİK KARŞILIK’
Uçaroğlu’ndan sonra sözü, Milliman Aktüeryal ve Stratejik Danışmanlık Ülke Müdürü Halil Kolbaşı aldı. Oto sigortalarında rezervler sunumunu gerçekleştiren Kolbaşı, rezervin ihtiyaten saklamak, biriktirmek ve yedeklemek anlamına geldiğini söyledi. Sunumunun devamında teknik karşılıklardan bahseden Kolbaşı, sigorta şirketlerinin toplam yükümlülüklerinin %81’inin teknik karşılıklardan oluştuğunu açıkladı.
‘GÜÇLÜ MALİ YAPI İÇİN SERMAYE YETERLİLİĞİ GEREKLİ’
Günün son konuşmasında ise SEDDK Daire Başkanı Ercan Güleç, sermaye yeterliliği konusunu ele aldı. Kuvvetli bir mali yapı sağlamak için şirketlerde sermaye yeterliliğinin bulunması gerektiğinin altını çizen Güleç, “Bazı sektörlerde öz kaynakla yatırım yapmak daha anlamlıyken bazı sektörlerde ise yatırımların dış kaynaklarla finanse edilmesi tercih edilebilir. Sigortacılık sektöründe ise dış kaynak dediğimiz kalem ağırlıklı olarak teknik karşılıklardan oluşuyor. Sektörde öz sermayenin güçlü olmasını beklesek de hiçbir zaman bir şirket fazla sermaye bulundurmamalıdır. Bu durum işletmenin verimsiz olduğu anlamına gelir. Sigorta şirketlerinin belirli güven seviyesinde bir sermaye yapısıyla hareket etmesi gerekiyor. Bunun için de kamu kurumları sermaye yeterliliği düzenlemeleri yapıyorlar. Asgari sermaye gereksinimlerini veya hedef sermaye gereksinimlerini belirleyerek şirketlerin bu seviyelerin biraz üzerinde kalmasını sağlamaya çalışıyorlar” açıklamasında bulundu.

