Yeter ki
COVID-19’LA tanışıklığımız 2020 yılından bu güne kadar geliyor. Neredeyse aradan iki buçuk yıl geçti, meret hala yakamızı bırakmadı.
Önce maskeyle tanıştık. Tanıştık ama öyle kolay kolay ulaşamadık. Bakmayın şimdi ibadullah. Piyasada 50’lik maskenin kutusunu 20 liraya almayanı dövüyorlar ama başlangıçta öyle değildi. Eczaneden kutusunu 250 liraya aldığımı hatırlıyorum. Neticede serbest piyasa ekonomisi…
Bir de eldiven meselesi var. Hepimiz suratımızda maske, ellerimizde steril ameliyat eldivenleriyle operatör doktorlar gibi korunmaya çalıştık. Ama meret durmadı, biz korundukça o şekil değiştirip saldırıya devam etti. Allah’tan tıp insanları yılmadı, kaynağı Çin olan salgına yine Çin aşısı Sinovac’la karşı koyduk. Çin malı deyip geçmeyin, ilk salgını püskürttük. Asıl korunma Biontech’le geldi.
Ben şahsen iki Sinovic ve üç Bionctech mücadeleye katıldım. Yetmedi üzerine bir de grip aşısı oldum. Ufacık tefecik içi dolu aşıcık olarak başlattığımız bu muzaffer savaşta eşim ve oğlum da tam teşekküllü hazır kıta olarak bana destek verdiler. Heyhat, bu çetin mücadelemizde galip taraf COVID-19 oldu. Oğlum, geçen sene bu aylarda “baba covid oldum” haberini verdikten sonra ailece on gün karantinaya girdik. Suratımızda maske, elimizde eldiven birbirimize görünmeden 125 metrekarelik ev tipi hapishanemizde izole bir hayat yaşayarak yüzümüzün akıyla karantina süremizi tamamladık.
Sonra hayat biraz normalleşmeye başladı. Sağlık Bakanımız artık kaç kişinin hastalığa yakalandığı, kaç kişinin iyileştiği, kaç kişinin öldüğü haberlerini paylaşmaktan vazgeçti.
Biz de ‘bir rüzgârdır, gelir geçer sanmıştım’ aymazlığıyla normale döndüğümüzü zannederken, meret mutasyona uğrayarak bir başka ad altında kendisini gösterdi. Omicron…
Ne ad altında olursa olsun sağlığımızı sosyal, yaşantımızı ve ekonomimizi alt üst eden bu salgından bıktık usandık.
Çevremdeki kime sorsam, direkt veya dolaylı yoldan etkilendiklerini söylüyorlar. Yeni versiyon ölümcül değilmiş ama sıkıntı veriyor. Birkaç haftadır öksürüyorum. Gittim test yaptırdım, Allah’tan sonuç negatif. Bizim yaş grubu için hatırlatma aşısı önerdiler ama yetti artık.
Aldırmıyorum. Sıkıldım. Bundan sonraki felsefem Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1936’da yazdığı şiirle örtüşüyor. Şair bu şiiri yazarken sanki benim bugünkü ruh halimi tasvir etmeyi düşünmüş.
“Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah, aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
Pervam yok verdiğin elemden
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden.”
Evet. Yeter ki gün eksilmesin…
İstanbul, 19.07.2022
